KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Kasım 2025
- Esas no
- 2023/785 (KABUL KALDIRMA
- Karar no
- 2025/1441
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 19/01/2023
- Esas-karar no
- 2018/45 E 2023/32 K
- Davanın konusu
- Alacak
- Yazıldığı tarih
- 23/12/2025
Karar Metni
1.781 kelime·9 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı ve karşı davalı vekili, taraflar arasında 09/06/2016 tarihli "Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi’" ve protokol düzenlenerek davalıya 24/01/2007 tarihli 30.000,00 TL ve 20.000,00 TL tutarlı banka teminat mektupları teslim edildiğini, davalının yasal yükümlülük nedeniyle akaryakıt istasyonuna kurumsal kimlik, malzeme, ekipmanlar ve otomosyon sistemi kurduğunu, müvekkilinin istasyonu sattığını, borcunu davalıya tamamen ödediğini, ekipman ve malzemeleri davalının reklam şirketine teslim ettiğini, jenaratörünün ise idari bina tamamen yıkılması gerektiğinden teslim edilemediğini,
ancak davalının kurumsal kimlik ve otomosyonun iradi yatırım gibi kabul ederek bedelini istediğini, ihtarname gönderdiğini, teminat mektuplarını iade etmediğini belirterek tahsil edilen 50.000,00 TL teminat mektubu bedelinin 08/01/2018 tarihinden itibaren, 1.000,00 TL tazminatın ise dava tarihinden itibaren ticari faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı-karşı davacı vekili, taraflar arasında bayilik sözleşmesi imzalandığını, her yıl 120 m3 beyaz ürün almayı üstlendiğini, yükümlülüğün ihlal edilmesinin sonuçlara bağlandığını, ayrıca teslim ettiği malzemeler için 7.300,00 USD+KDV, kanopi ve kurumsal kimlik uygulamaları için 18.511,00 USD+KDV ve otomosyon kurulumu için de 3.155,00 USD+KDV masraf yaptığını, dava dilekçesinde açıklanan teminat mektuplarını teslim ettiğini, ancak sözleşme ile üstlendiği edimlerini yerine getirmediğini,
haklı ve mücbir sebep olmaksızın 6 aydan fazla bayilik yapmadığı için bayilik lisansının Petrol Piyasası Lisans Yönetmeliği’nin 17. maddesi uyarınca 27/03/2017 tarihinde EPDK tarafından iptal edildiğini, müvekkili tarafından 12/06/2017 tarihli ihtarname ile eksik satın alınan 504 m3 beyaz ürün karşılığı beher ton başına 150,00 USD karşılığı 259.047,36 TL ile teslim edilen tüm ariyet malzemelerinin ayıpsız teslimi, olmadığı takdirde 28.966,00 USD+KDV’nin ödenmesinin talep edildiğini, teminat mektubunun nakde tahvil edildiğini bildirerek asıl davanın reddine, ıslah isteminde de bulunarak 54.001,45 TL kar mahrumiyeti alacağı,
100.000,00 TL ceza-i şart alacağı ve 16.573,10 TL iade edilmeyen ariyet malzemeleri bedelinin temerrüt tarihlerinden itibaren avans oranında temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taraflar arasında önceye dayalı bayilik sözleşmesi bulunduğu, bu sözleşme ilişkisinin 09/06/2016 tarihinde yeniden tesis edilerek süresinin 5 yıl olarak belirlendiği, davacı-karşı davalı, gerek mal alım taahhüdü gerekse faaliyet gösterdiği taşınmazı devrederek ve sözleşmenin 6 aylık süresi dolmadan fiilen işyerini terk ederek sözleşmeyi haklı neden olmadan feshettiği, sözleşmenin davalı-karşı davacı tarafından haksız feshedildiği temelinde asıl ve birleşen davanın değerlendirilmesi gerektiği, davacı-karşı davalı, haksız yere tazmin edildiğini ileri sürdüğü teminat mektuplarının bedeli ile tazminat talebinde bulunduğu,
Davacı-karşı davalı, sözleşmeden kaynaklı edimlerinin garantisi olarak da karşı tarafa teminat mektupları vermiş, sözleşme ile sözleşmenin ihlali halinde teminat mektuplarının tazmin edebileceğine yönelik davalı-karşı davacıya yetki tanındığı, davacı-karşı davalı, sözleşmenin sona ermesine kendisi neden olduğu, satış şartlarına uyulmadığı iddiasına dayalı tazminat istemi ve teminat mektubu bedelinin iadesine yönelik alacak talebinin, tamamen reddi gerektiği, karşı dava yönünden ise ; davacı-karşı davalının kusuru ile bayilik sözleşmesi sona erdiği,
davalı-karşı davacı, gerek mal alım taahhüdünün ihlali gerekse gerekse sözleşmenin devam ettirilmemesi nedeniyle mahrum kaldığı kar kaybını, ariyet olarak verdiği ve iade edilmeyen değerleri ile ceza-i şart alacağını da talep etmesi yerinde görülmüş, kar kaybı toplam olarak 15.129,00 USD, ariyet malzemeleri toplamı KDV dahil 16.573,10 TL olarak tespit edilmiş, sözleşmeyle belirlenen ceza-i şartın da 50.000,00 USD kararlaştırıldığı davalı-karşı davacı, 01/12/2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini TL olarak belirlemiş, kar kaybını toplam 54.001,45 TL, malzeme bedelinin 16.573,10 TL ve ceza-i şart alacağını da 100.000,00 TL olarak açıkladığı,
davalı-karşı davacının teminat mektuplarını tazmin ettiği, bunun davacı-karşı davalı borcundan mahsup edilmesi gerektiği, teminat mektupları bedeli olan 50.000,00 TL'nin mahsubu ile bakiye 4.001,45 TL kar kaybı ile 16.573,10 TL ariyet verilen malzeme değerinin temerrüdün gerçekleştiği 29/06/2017 tarihinden itibaren davacı-karşı davalıdan tahsiline karar verildiği, davacı-karşı davalı vekilinin cezai şartı 1/3 oranında tenkisle 100.000,00 TL talep ettiği, bu miktarın yerinde görüldüğü,
bu kalan alacağın da dava tarihinden itibaren temerrüt faiziyle tahsiline karar verilmesi gerektiği, temerrüt tarihlerinde ihtarnameler ve verilen öneller dikkate alınmış, her ne kadar kısa kararda karşı davada alacak kalemlerine temerrüt tarihleri belirtilmesine rağmen temerrüt faizi oranı belirtilmemiş ise de bunun tapaj hatası olduğu,
talep ve tarafların tacir olması dikkate alındığında avans oranında temerrüt faizinin hükmedilmesi gerektiği, bu eksikliğin giderilmesinin kısa karar-gerekçeli karar farkı oluşturmayacağı, maddi hatadan kaynaklandığı gerekçesiyle asıl davanın reddine karşı davanın kısmen kabulüne , 4.001,45 TL kar mahrumiyeti ile 16.573,10TL iade edilmeyen ariyet bedelinin temerrüdün gerçekleştiği 29/06/2017,
100.000,00 TL ceza-i şartın ise karşı dava tarihi olan 05/10/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine,karar verilmiş hükme karşı atraf vekillerince ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF SEBEPLERİ
I-)Davacı vekili; teminat mektubunun nakde çevrilmesinin dayanaksız olduğunu, davalı/karşı davacı şirketin ariyet bedellerine yönelik talebi kabul edilse dahi, amortisman bedeli düştükten sonra iadesi lazım gelen tutar 16.573,10 TL olduğu ve davalı/karşı davacı şirketin haksız şekilde tahsil ettiği 50.000 TL.’ den mahsup edilmesi halinde müvekkilinin davalı/karşı davacı şirketten 33.426,90 TL alacak bakiyesi bulunduğu, bu bedelin 08.01.2018 tarihinden itibaren ticari faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesi gerekirken asıl davanın reddine ve karşı davanın kabulüne karar verilmesinin hatalı oludğunu belirterek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın kabulüne karşı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
II-)Davalı vekili; karşı dava bakımından esas olan, müvekkil şirketin alacaklarının tamamının hüküm altına alınarak sonrasında ise mahsup talebi nazara alınarak, müvekkilinin hüküm altına alınmış alacakları üzerinden mahsup yapılması gerekirken ıslah talebi doğrultusunda tam kabul edilmiş ve fakat mahsup nedeniyle kabul edilen tutardan indirime gidildiğini, karşı davası aslında tamamen kabul edilmiş olmasına rağmen, ilk derece mahkemesi hatalı değerlendirme sonucu mahsup nedeni ile karşı davanın kısmen kabulüne karar vererek, davacı/karşı davalı lehine vekalet ücretine hükmet olmasının hatalı olduğunu bildirerek ilk derece mahkeme kararının kaldırılarak asıl davanın reddine karşı davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık; bayilik sözleşmesinin feshi nedeniyle teminat mektubunun nakde tahvil edilen bedelinin iadesinin gerekip gerekmediği ve bayinin cezai şart, kar mahrumiyeti ve ariyet bedeline ilişkin alacağının bulunup bulunmadığı hususuna ilişkindir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Asıl dava, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinden kaynaklı nakde çevrilen banka teminat mektupları bedeli ile akde aykırılıktan kaynaklı tazminatın tahsili, karşı dava ise, aynı sözleşmenin haksız feshi iddiasına dayalı, kar mahrumiyeti, ariyet olarak teslim edilen ve iade edilmeyen değerlerin bedeli ile ceza-i şartın tahsili istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın 297/1-c maddesinde hükmün gerekçe bölümünün, 2.fıkrada ise hükmün sonuç bölümünün kapsayacağı hususlar düzenlenmiştir. Anılan 297/1-c maddesinde, hükmün, iki tarafın iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri de kapsaması gerektiği öngörülmüştür.
HMK'nın 297/2. maddesinde, hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden herbiri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesinin zorunlu olduğu öngörülmüştür. Kararın hüküm fıkrası ile gerekçesi birbirine sıkı sıkıya bağlı olup, arasında çelişki bulunmaması gerekmektedir.
Mahkemece, HMK'nın 294/3. maddesine uygun olarak tarafların hak ve yükümlülüklerini açıkça gösteren tefhim ile aleniyet ve hukuki varlık kazanan kısa karara uygun olarak gerekçeli kararın yazılması zorunludur. Esasen, kısa kararı yazıp, tefhim etmekle davadan el çekmiş olan hakimin artık bu kararını değiştirmesine yasal olanak bulunmamaktadır. HMK'nın 298/2. maddesi uyarınca, gerekçeli karar tefhim edilen hüküm sonucuna aykırı olamaz.
Öte yandan, kısa kararla gerekçeli kararın çelişkili ya da farklı olması, yargılamanın aleniyetine, kararların alenen tefhim edilmesine ilişkin Anayasa'nın 141. maddesi ile HMK'nın yukarıda değinilen buyurucu nitelikteki maddelerine de aykırı bir durum yaratır. Ayrıca, anılan husus kamu düzeni ile ilgili olup, gözetilmesi yasa ile hakime yükletilmiş bir ödevdir.
Aksi düşünce ve uygulama yargının, yargıcın ve kararlarının her türlü düşünceden uzak, saygın ve güvenilir olması ilkesi ile bağdaşmaz.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.12.2011 tarih 15-708 E, 737 K sayılı ilamında açıklandığı üzere; gerekçe, hakimin (mahkemenin) tespit etmiş olduğu maddi vakıalar ile hüküm fıkrası arasında bir köprü görevi yapar. Gerekçe bölümünde hükmün dayandığı hukuki esaslar açıklanır.
Hakim, tarafların kendisine sundukları maddi vakıaların hukuki niteliğini (hukuk sebepleri) kendiliğinden (re'sen) araştırıp bularak hükmünü dayandırdığı hukuk kurallarını ve bunun nedenlerini gerekçede açıklar (Kuru, Baki/Arslan, Ramazan/ Yılmaz, Ejder. Medeni Usûl Hukuku Ders Kitabı 6100 sayılı HMK'na Göre Yeniden Yazılmış, 22 Baskı, Ankara 2011, s.472). Hakim, gerekçe sayesinde verdiği hükmün doğru olup olmadığını, yani kendini denetler.
Üst mahkeme de bir hükmün hukuka uygun olup olmadığını ancak gerekçe sayesinde denetleyebilir. Taraflar da ancak gerekçe sayesinde haklı olup olmadıklarını daha iyi anlayabilirler.
Bu genel açıklamaların ışığında somut olaya bakıldığında:
Mahkemece kısa kararda 1-Davacı-karşı davalının davasının reddine,2-Davalı-karşı davacının davasının kısmen kabulüne, 4.001,45 TL kar mahrumiyeti ile 16.573,10 TL iade edilmeyen ariyet bedelinin temerrüdün gerçekleştiği 29/06/2017, 100.000,00 TL ceza-i şartın ise karşı dava tarihi olan 05/10/2018 tarihinden itibaren davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine,.
Gerekçeli kararda ise ; 1- Davacı-karşı davalının davasının reddine, 2-Davalı-karşı davacının davasının kısmen kabulüne, 4.001,45 TL kar mahrumiyeti ile 16.573,10 TL iade edilmeyen ariyet bedelinin temerrüdün gerçekleştiği 29/06/2017, 100.000,00 TL ceza-i şartın ise karşı dava tarihi olan 05/10/2018 tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davacı-karşı davalıdan tahsili ile davalı-karşı davacıya verilmesine, şeklinde hüküm oluşturulmuş ise de kısa kararda uygulanacak faiz ve oranı belirtilmediğinden hüküm ile gerekçe arasında arasında çelişki yaratılmıştır.
Bu durumda, mahkemenin gerekçesine uygun, yukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda bir hüküm verildiği söylenemeyecektir. Mahkemece gerekçe ile hüküm arasındaki bu çelişki giderilerek yeniden hüküm kurulması gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle Dairemizce, 10.04.1992 tarih ve 1991/7 esas, 1992/4 karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararında da belirtildiği üzere önceki verilen kararla bağlı olmaksızın gerekçe ve hüküm arasındaki çelişkiyi giderecek şekilde yeniden karar verilebilmesi için HMK'nın 355/1.m.2.cümle hükmü resen gözetilerek esası incelenmeksizin kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiş, kaldırma nedenine göre istinafa gelen tarafların diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesi gerekmemiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2023/785, K. 2025/1441, 24 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama