KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi İhtiyati Tedbir Talep Eden İhtiyati Tedbire İtiraz Eden Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Haziran 2024
- Esas no
- 2024/585 ( KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2024/851 KARAR VERİLMESİ
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 22/03/2024 Ara karar
- Esas no
- 2024/101 E
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Müteveffa
- —
- Vekili
- —
- Talep konusu
- İhtiyati Tedbir
- Yazıldığı tarih
- 11/07/2024
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi itiraz eden davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davalı vekili, 13.02.2024 tarihli ara karar ile Ankara 6.İcra Müdürlüğü'nün 2023/71354 E. sayılı icra dosyasının takibe esas tutarının %20'si tutarında teminatın yatırılması karşılığında HMK'nın 208, 389 ve devamı maddeleri uyarınca takibin durdurulmasına karar verildiğini, verilen ihtiyati tedbir kararının hukuka ve yasaya aykırı olduğunu, ihtiyati tedbir kararı verilmesinin koşullarının oluşmadığını, Polatlı Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2022/2825 soruşturma sayılı dosyasının KYOK kararı ile sonuçlandığını belirterek ihtiyati tedbir kararına itiraz etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, davacının tedbir istemekle yaklaşık ölçüde haklı olduığu anlaşıldığından 13.02.2024 tarihli ara karar ile HMK'nın 209. ve HMK'nın 389.maddesi hükümleri de dikkate alınarak ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verildiği, HMK'nın 209/1. maddesi hükmü dikkate alınarak imza inkar edilen adi belge niteliğindeki bononun hiçbir işleme konu edilemeyeceği, somut olayda itiraz konusu takibin durdurulmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararında açıklandığı üzere davalı tarafın söz konusu bonoda ilgili kişilere ait imzalarının bu kişilerin eli ürünü olduğunun mutlak şekilde ispat etmesi gerektiği, verilen kararda usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, ihtiyati tedbir kararına itirazın yerinde olmadığı belirtilerek ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden ihtiyati tedbire itiraz eden davalı ... vekili tarafından; İhtiyati tedbir şartlarının oluşmadığını bildirerek karanın kaldırılmasına istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir şartlarının bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit davasında ihtiyati tedbire itiraz istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
İİK'nın 72/3.maddesinde;"İcra takibinden sonra açılan menfi tesbit davasında ihtiyati tedbir yolu ile takibin durdurulmasına karar verilemez. Ancak, borçlu gecikmeden doğan zararları karşılamak ve alacağın yüzde onbeşinden aşağı olmamak üzere göstereceği teminat karşılığında, mahkemeden ihtiyati tedbir yoluyle icra veznesindeki paranın alacaklıya verilmemesini istiyebilir" ,
HMK'nın 209.maddesinde ise; "(1)Adi bir senetteki yazı veya imza inkâr edildiğinde, bu konuda bir karar verilinceye kadar, o senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(2)Resmî senetlerdeki yazı veya imza inkâr edildiğinde, senetteki yazı veya imzanın sahteliği, ancak mahkeme kararıyla sabit olursa, bu senet herhangi bir işleme esas alınamaz.
(3)Senede dayanılarak verilmiş olan ihtiyati tedbir, o senet hakkındaki sahtelik iddiasından etkilenmez ve gerektiğinde senet sahibi haklarının korunması için yeni tedbirler talep edebilir." şeklinde yasal düzenleme mevcuttur.
Menfi tespit davası her nekadar İİK'da düzenlenmiş ise de icra hukukuna özgü bir dava türü olmayıp, maddi anlamda kesin hüküm teşkil eden ve HMK'daki genel usul ve yargılama kurallarına tabi olan ve genel mahkemelerde görülen bir dava türüdür. Dolayısıyla usul kuralları bakımından İİK hükümleri ile yetinilmesi doğru olmayıp, HMK'daki usul kurallarının ve yasal düzenlemenin dikkate alınması gerekmektedir.
Yine her ne kadar menfi tespit davası İİK da özel olarak düzenlenmiş ise de borçlu olmadığı gerekçesi ile menfi tespit davasında borcun bulunmadığına ilişkin borçlu savunmaları, ödeme, borcun sona ermesi, edimin ifa edilmemesi başta olmak üzere pek çok gerek borcun dayanağı olan belgeye ilişkin defilerden gerekse kişisel defilere dayanabilir.
Halbuki icra takibinden sonra açılan menfi tespit davalarında takibe dayanak senetteki imzaya itiraz hususu HMK'nın 209. maddesinde özel olarak düzenlendiğinden imza itirazına dayalı menfi tespit davalarında takip dayanağı belgedeki imzaya itiraz bulunduğu takdirde bu konuda özel hüküm olan HMK'nun 209. maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Nitekim Yargıtay 19.Hukuk Dairesi ise emsal nitelikteki kararlarında aşağıdaki görüşler paylaşılmıştır.
''Dava, davacının keşidecisi olduğu davalı emrine düzenlenen 31/08/2011 keşide tarihli 30/09/2011 vadeli 800,00.-TLlik bononun tahrif edilerek 80.000TL haline getirildiği, bu nedenle 79.200 TLlik kısım için borçlu olunmadığının tespiti ile dava kesinleşinceye kadar 6100 Sayılı HMK gereğince teminatsız tedbir kararı verilmesi istemine ilişkindir.
Mahkemece tensiple birlikte “HMKnun 209 ve devamı maddelerindeki koşullar oluşmadığından davacının ihtiyati tedbir talebinin reddine, İ.İ.K.nun 72/3.maddesi uyarınca %15 teminat karşılığında icra veznesine girecek paranın alacaklısına ödenmemesi” şeklinde tedbir kararı verilmiş, bu ara kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Bonoda tahrifat iddiası bulunduğundan, HMK' nın 209 maddesindeki hüküm uyarınca tedbir kararı verilmesi gerekirken, bu yön göz ardı edilerek İİK nun 72/3 maddesine dayanılarak tedbir kararı verilmesi doğru görülmemiştir diyerek yerel mahkeme kararını bozmuştur. (Yargıtay 19. HD 17/05/2012 T. E:3644 K:8311) (Aynı doğrultudaki kararlar: 19 HD 29/05/2012 T. E : 4155, K:9081; 05/04/2012 T. E:2197, K:5746; 16/10/2012 T. E:11268, K:15122)
Ancak alacaklı ve borçlu arasındaki hak ve menfaat dengesini gözetmek, kötüniyetli borçlulurın icra takibine dayanak senetteki imzaya itiraz suretiyle menfi tespit davası açarak takibin durdurulmasını sağlayarak,
alacaklıların zarara uğramasını önlemek bakımından İİK'nın 72. ve HMK'nın 209. maddelerinin birlikte değerlendirilmesi her ne kadar HMK'nın 209. maddesinde teminat öngörülmemiş ise de ihtiyati tedbire ilişkin HMK'nın 389 vd. maddelerinde ihtiyati tedbire karar verilmesi halinde lehine tedbir kararı verilenden aleyhine kararı verilen kişilerin veya 3.kişilerin zararını önlemek bakımından teminat alınması öngörüldüğünden yasal düzenleme bir bütün olarak değerlendirilmek suretiyle takibin imzaya itiraz suretiyle durdurulmasını sağlayan ve bu surette alacaklının alacağına kavuşmasını geciktiren borçludan alacaklının muhtemel zararlarını
karşılamak ve davada haksız çıktığı takdirde hükmedilecek inkar tazminatını karşılamak üzere teminat alınması gerekmektedir.
Diğer yandan salt sahtelik iddiasında bulunulmasının takibin durdurulması bakımından yeterli görülmemesi, HMK'nın ihtiyati tedbirin koşullarına ilişkin genel düzenlemelerinin dikkate alınarak HMK'nın 390.maddesindeki "yaklaşık ispat" kuralı uygulanmak suretiyle sahtelik iddiasının yaklaşık ispat ölçüsünde bir kısım delil ve emarelere haklılığı ihtimal dahilinde gösteren belgelere dayalı olması koşulu da aranmalıdır.
Bu genel açıklamalardan sonra somut olay değerlendirildiğinde.
Polatlı C.Başsavcılığı'nın 2022/2825 soruşturma sayılı dosyası kapsamında alınan 10/11/2023 tanzim tarihli Ankara Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü Uzmanlık Raporu içeriğinde; ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'in mukayese imzaları arasında yapılan karşılaştırma neticesinde; tetkike konu senet üzerindeki kırmızı renkli daire içerisine alınarak işaretlenen imzalar ile müşteki ...'nin mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü, söz konusu imzaların ...'nin elinde çıkmış olması mümkün ve muhtemel olarak değerlendirildiği,
tetkike konu senet üzerinde yeşil renkli daire içine alınarak işaretlenen imzalar ile müşteki ...'nin mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü, söz konusu imzaların ... elinden çıkmış olması mümkün ve muhtemel olarak değerlendirildiği, tetkike konu senet üzerindeki mor renkli daire içerisine alınarak işaretlenmiş olan imzalar ile ...'nin mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü, söz konusu imzaların ... elinden çıkmış olması mümkün ve muhtemel olarak değerlendirildiği, senet görüntüsündeki siyah renkli daire içine alınarak işaretlenmiş olan imza ile müşteki ...'nin mukayese imzaları arasında benzerlik görüldüğü,
söz konusu imzaların müşteki ...'nin elinden çıkmış olması muhtemel ve mümkün olarak değerlendirildiği, tetkike konu senet üzerindeki pembe renkli daire içine alınarak işaretlenen imza ile müşteki ... elinden çıkmış olması mümkün ve muhtemel olarak değerlendirildiği,
tetkik konusu senet üzerinde turuncu renkli daire içerisine alınarak işaretlenen imzalar ile müşteki ...'nin mukayese imzaları arasında imzaların genel görünümü yönünden kısmi benzerlik görülmüş ise de gerek inceleme konusu senet üzerindeki atılı bulunan (turuncu renkli daire içersindeki) imzaların gerekse müşteki ... mukayese imzalarının kişilere atfedilebilecek karakteristik hususiyetler yeterince ihtiva etmeyen çizgisel el hareketlerinden ibaret basit tersimli imzalar olması sebebiyle söz konusu imzaların aidiyeti hususunda herhangi bir kanaat beyanında bulunulması mümkün olmadığı ifade edildiği,
soruşturma dosyası kapsamında KYOK kararı verildiği ve kararın itirazen kesinleştiği anlaşılmıştır.
Kuşkusuz bu rapora itiraz edildiği takdirde yargılama aşamasında taraf delilleri toplanarak yeni rapor alınması mümkündür. Ancak davacıların davada dayandığı olgular dikkate alındığında haklılık hususu yargılama ile belirlenecek olup, dava konusunun bono olması ve talep konusu ihtiyati tedbir kararının verilmesini gerektirecek şekilde yaklaşık ispat koşulunun sağlanmadığı anlaşıldığından mahkemenin ihtiyati tedbir talebinin kabulü yönündeki ara kararı yerinde görülmemiş, itiraz eden davalı vekilinin ihtiyati tedbire itirazının kabulü ile HMK 353/1.b.2.maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/585, K. 2024/851, 14 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama