KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi Vekili Davalı
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
- Esas no
- 2024/797 (ESASTAN RET
- Karar no
- 2024/994
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/02/2024
- Esas-karar no
- 2023/956 E - 2024/171 K
- Davacılar
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 18/10/2024
Karar Metni
1.465 kelime·7 dk okuma·10 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar ... ile ... ve davalı vekilleri tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili, müvekkilinin 2006 yılında ...
A.Ş.'den kredi çektiğini, bu krediye davalının kefil olduğunu, borcun davalı tarafından ödendiğini ve rücu hakkı kullanılarak müvekkili ...'a ait aracın icra yoluyla sattırıldığını, geriye kalan meblağ için de davalıya müvekkiline ait firma üzerinden güvenlik koruma hizmeti verildiğini, bu süreç içerisinde müvekkillerinden teminat senedi alındığını, ancak senetteki bilgilerin gerçek dışı olduğunu, anlaşmaya aykırı olarak davalı tarafından kötü niyetle doldurulduğunu, senette belirtilen tarihte keşideci borçlu ...'ın cezaevinde olduğunu, senedin sahte olduğunu, bu nedenle kambiyo senedi vasfının da bulunmadığını ileri sürüp,
Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/12897 esas sayılı dosyası ve dosyaya konu belge kapsamında borçlu olmadığının tespitine, kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı vekili, davacıların müvekkilinin yakın akrabası olduklarını, senetteki imzaların davacı borçlulara ait olduğunu, imzaya itiraz edilmediğini, senedin geçerli olduğunu, senette hiçbir tahrifat bulunmadığını, ayrıca senedin teminat senedi olmadığını, senette yazılı borcun ödenmediğini belirterek, davanın reddine ve tazminata karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece verilen ilk kararda, davacının bononun teminat bonosuna dair ispatını yazılı veya kesin delillerle yapmasının gerektiği, bononun gerçek dışı ve anlaşmaya aykırı olduğu iddiası yönünden ise davacının bu iddiasını da yazılı veya kesin delillerle ispat etmesinin gerektiği, ayrıca bonoda belirtilen tarihte keşidecinin cezaevinde olduğu iddiasında ise icra hukuk mahkemesinde de karar verildiği üzere bononun açık olarak düzenlenebileceği, davacı vekili tarafından bu iddialara yönelik yazılı delil sunulmaması üzerine yemin deliline dayanıldığı ve yemin metni hazırlanarak davalıya usulüne uygun olarak tebliğ edildiği,
belirtilen şekilde yemin ettiği, davacıların iddialarını yazılı veya kesin delillerle ispat edemediği, ancak davacıların dava açarken takip bedeli olan 41.345,08 TL üzerinden dava açılması gerekirken davanın açıldığı tarihteki güncel icra borcu yönünden dava açıldığı, ancak menfi tespit davalarında takibin yapıldığı tarihteki miktarın dikkate alınması gerektiği, bu nedenle fazla ödenen harcın davacılara iade edilmesinin gerektiği, davacıların davasının REDDİNE, İİK'nun 72. maddesine göre davalı aleyhine tedbir kararı olmadığından davalı vekilinin kötü niyet tazminatı talebinin REDDİNE verilmiştir.
İSTİNAF KARARI
İstinaf kanun yoluna başvuran davacılar vekili tarafından başvuru üzerine Dairece 31.10.2023 tarih, 2021/1169E, 2023/1455K sayılı kararla; " ...Mahkemece davanın reddine karar verilmişse de dosyaya sunulan belgelerden Eskişehir 1.Ağır Ceza Mahkemesinin davacı ... hakkında 12.10.2015 tarihinden geçerli olmak üzere koşullu, 02.11.2018 tarihinde de bihakkın tahliyesine karar verildiği anlaşılmaktadır. Böylece senedin düzenlenme tarihinde keşideci davacının cezaevinde olduğu anlaşılmaktadır. Bilindiği üzere 4721 sayılı TMK'nin vesayeti gerektiren hâller arasında 407.maddede özgürlüğü bağlayıcı ceza
bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı bir cezaya mahkûm olan her ergin kısıtlanır. Cezayı yerine getirmekle görevli makam, böyle bir hükümlünün cezasını çekmeye başladığını, kendisine vasi atanmak üzere hemen yetkili vesayet makamına bildirmekle yükümlüdür." denildiği ve fiil ehliyetinin düzenlendiği 9.maddede de " Fiil ehliyetine sahip olan kimse, kendi fiilleriyle hak edinebilir ve borç altına girebilir.
14.maddede ise " Ayırt etme gücü bulunmayanların, küçüklerin ve kısıtlıların fiil ehliyeti yoktur." hükmünün bulunduğu gözetildiğinde keşideci konumunda yazılı olan ...'ın hükümlülük nedeniyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı araştırılarak senet düzenlemeye ehil olup olmadığı gözetilerek ve diğer davacıların durumu da değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır..."denilerek yerel mahkeme kararının 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-6.maddesi uyarınca kaldırılmasına karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ İKİNCİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece Ankara BAM 22. HD'sinin 2021/1169 Esas 2023/1455 Karar sayılı ilamı gereği öncelikle davacı ... yönünden yapılan değerlendirmede, senedin düzenlenme tarihinde davacının cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu ve bu durumun Türk Medeni Kanunu'nun 407.maddesi gereği vesayeti gerektiren haller arasında sayıldığı, ayrıca Türk Medeni Kanunu'nun 9. ve 14.maddeleri gereğince davacı ...'ın kısıtlı olması nedeniyle fiil ehliyetinin bulunmadığı,
TTK'nun 670.maddesi gereği sözleşmeyle borçlanmaya ehil kimselerin ancak kambiyo senetleriyle borçlanmaya ehil oldukları, yukarıda belirtildiği üzere davacının fiil ehliyetinin bulunmaması nedeniyle kambiyo senetleri yönünden borçlanmaya ehil olmadığı,
tüm bu nedenlerle bu davacı yönünden davanın kabulüne karar verilmesinin gerektiği, ayrıca davalının takibinde haksız olması yanında, davalının senedin düzenlenme tarihinde fiil ehliyetinin bulunmadığını bilinmesi durumunun kötü niyeti de ortaya koyduğu bu nedenle davacının kötü niyet tazminatına hak kazandığı anlaşılmakla, diğer davacılar yönünden ise,
Yargıtay 19. HD'sinin 2010/7369 Esas 2011/2344 Karar sayılı ilamında da görüleceği üzere davaya konu bono üzerinde imzası bulunan keşidecinin kambiyo senediyle borçlanma ehliyeti bulunmadığından dolayı sorumlu tutulamamasının davacı avalistlerin sorumluluğuna etkili olmadığı bu nedenle bu davacıların takibe ve davaya konu borçtan sorumlu oldukları belirtilerek;
-Davacıların davasının KISMEN KABULÜ ile davacı ...'ın Eskişehir 5. İcra Müdürlüğü'nün 2019/12897 Esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, Davalı takibinde haksız ve kötü niyetli olduğundan takip bedeli olan 41.345,08-TL'nin %20'si oranındaki 8.269,01-TL kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacı ...'a ödenmesine, davanın ... ve ... yönünden ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
1-İstinaf kanun yoluna başvuran davacılardan ... ve ... vekili tarafından. Senedin teminat senedi olduğu, davalı tarafından müvekkilinden alınan senetteki bilgiler gerçek dışı ve anlaşmaya aykırı olarak davalı tarafından kötü niyetle doldurulduğu, gerek miktar gerekse de vade tarihi taraflar arasında belirlenenden farklı olduğu, söz konusu senet incelendiğinde, senette yazan bedelin yanında para birimi olarak "YTL" ibaresinin yer aldığı görülecektir.
"YTL" ise 2009 yılının Aralık ayında tedavülden kalkmış olup geçerli para birimi "TL" olarak değişmiştir.
Senet üzerindeki tarihe bakıldığında, para biriminin tediye tarihinde ve düzenleme tarihinde çoktan TL'ye geçilmiş olduğu gözetilmeden YTL olarak düzenlendiği, dolayısıyla senedin anlaşılandan farklı olarak, müvekkilinin tutuklu bulunduğu zamanda değiştirildiği ve doldurulduğunun açıkça görüldüğü, senedin belirtilen tarihte düzenleme imkânı bulunmadığı, senedin sahte olduğu ve bağlı bir borç bulunmadığı, senedin keşide tarihi gerçek dışı olduğundan kambiyo senedi vasfı da bulunmadığı bildirilmiştir.
2-İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili tarafından.
Eskişehir 3. İcra Hukuk Hukuk Mahkemesinin 2019/756 Esas 2020/167 Karar sayılı itirazın iptaline ilişkin kararının Ankara BAM 18. Hukuk Dairesinin 2020/1168 Esas 2020/1420 karar sayılı dosyasında da davacı ...'ın düzenleme tarihi itibariyle cezaevinde olmasının Türk Ticaret Kanunu' na göre senedin kambiyo vasfını ortadan kaldırmadığı ve borca itirazın İİK 169/a maddesinde sayılı belgelerle ispatlanamadığından davacı ...'ın itirazının iptaline ilişkin yerel mahkeme kararına yapılan istinaf başvurusunun esastan reddine karar verildiği,
...'ın hükümlülük nedeniyle fiil ehliyetinin bulunup bulunmadığı mahkemece araştırılmak istenmişse de eksik araştırma yapıldığı, Anasayasa Mahkemesinin iptal kararının ve TMK nın 407. Maddesine ilişkin düzenlemesinin göz ardı edildiği,
arabuluculuk ücretinin taraflarına yüklenmesinin hatalı olduğu, kötüniyet tazminatının da reddi gerektiği bildirilmiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Davaya konu senetten davacıların sorumluluğunun değerlendirilmesi, kötüniyet tazminatı, yargılama gideri uyuşmazlık konusudur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Eskişehir 5. İcra Müdürlüğünün 2019/12897 esas sayılı dosyasının incelemesinde; alacaklının ..., borçluların ..., ... ve ... olduğu, asıl alacağın 31.000,00TL işlemiş faizin 10.252,08TL ve komisyonun 93,00TL olmak üzere toplam 41.345,08TL üzerinden kambiyo senedine dayalı 05.11.2019 tarihinde icra takibine girişildiği; takibin dayanağı senedin incelenmesinde; 20.06.2015 keşide 15.10.2017 ödeme tarihli 31.000,0TL bedelli bono olduğu,keşidecisi ..., avalistler ... ve ... olup, lehdar ..., nakten ihdas nedenli olduğu görülmektedir.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına ve özellikle davaya konu bono üzerinde imzası bulunan davacı keşideci ...'ın kambiyo senedi ile borçlanma ehliyeti bulunmadığından dolayı sorumlu olmamasına, bu durumun ise diğer davacı avalistlerin, aval vermekle keşideciden bağımsız taahhüt altına girdiğinden senetten sorumluluğuna etkili olmamasına,
davalı lehdarın kısıtlılığı bilebilecek durumda bulunmakla aleyhine tazminata hükmedilmesinin doğru olmasına göre ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık olmadığından davacılar ... ile ... ve davalı vekillerinin istinaf başvurusunun HMK'nin 353/1.b.1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2024/797, K. 2024/994, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama