KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Haziran 2025
- Esas no
- 2025/387 (KABUL DÜZELTEREK YENİDEN
- Karar no
- 2025/792 ESAS HAKKINDA KARAR VERİLMESİ
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR. ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/01/2024
- Esas no
- 2023/551 E 2024/21 K
- Davanın konusu
- Menfi Tespit
- Yazıldığı tarih
- 18/06/2025
Karar Metni
1.477 kelime·7 dk okuma·8 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davalı ... vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Ankara 12. İcra Müdürlüğünün 2009/15035 sayılı icra takip dosyası dayanağı senetler nedeniyle borçlu olmadığını, bonoların herhangi bir borç ilişkisine dayanmadığını, bonoların borçlu kooperatif adına, tanzim tarihi itibariyle kooperatifi temsile yetkili davalı ... tarafından keşide edildiğini, ...'ın aynı zamanda bonoların lehdarı olan diğer davalı ... Giyim Ltd.
Şti.'nin de yetkilisi olduğunu, bonoların ciro yoluyla sırayla ..., ... ve son olarak takip alacaklısı ...'e devredildiğini belirterek, bu şekilde düzenlenen bonoların öncelikle TTK.'nın 334. maddesi ve kooperatif ana sözleşmesinin 48. maddesi gereğince batıl olduğunu, bonolara ilişkin olarak kooperatif kayıtlarında herhangi bir bilgi ve belge bulunmadığını, bonolar üzerindeki kaşenin de kooperatife ait olmadığını, ciranta ...'un bonolarda kendisi adına atılan imzalardan haberdar olmadığı belirttiğini ve bu konularda Cumhuriyet Savcılığına başvuruda bulunulduğunu,
bonolardaki "nakden" kaydı dikkate alındığında yönetim kuruluna kooperatif adına borçlanma yetkisinin verilmediğini, takip alacaklısı ...'in da kooperatif ortağı olduğunu ve hatta kooperatife borcu bulunduğunu, ...'ın kooperatif yönetiminde bulunması nedeniyle 2002 yılı itibariyle Genel Kurulda ibra edilmediğini, kooperatifte yönetim değişmesi nedeniyle husumet bulunduğunu, bu işlemlerin kooperatifi zarara uğratmak ve haksız kazanç elde etmek amacıyla yapıldığını,
takip alacaklısı ...'in tüm bu olaylardan haberdar olması nedeniyle üçüncü kişi sıfatıyla iyi niyetli sayılamayacağını belirtilerek müvekkilinin dava konusu senetler dolayısıyla borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMANIN ÖZETİ
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; 1996 yılından 2003 yılına kadar üye ve başkan sıfatıyla davacı kooperatifin yönetim kurulunda görev yaptığını, bu sırada toplanan üye aidatlarından daha fazla harcama yapıldığı için fazla harcamaları kendi şirketlerinden sağladığı kaynakla tamamladığını ve hisselerini satıp kooperatiften ayrılırken bu alacaklarına karşılık bu senetlerin tanzim edildiğini, bu durumu kooperatifin yönetimine gelen tüm yöneticilerin bildiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; bonoların ... tarafından keşide edildiğini, ...'ın kooperatif başkanı olduğu dönemde inşaat işlerinin ...'ın yetkilisi olduğu ... Giyim Ltd. Şti.'nin ekonomik kaynakları ve şirket çekleri kullanılmak suretiyle yürütüldüğünü, yapılan işlemler neticesinde oluşan borçlanmaların kapatılması için müvekkilinin yaptığı ödemeler nedeniyle senetlerin kendisine ciro edildiğini, kötüniyetli olmadığını, kendisine karşı kooperatife olan borcu nedeniyle herhangi bir icra takip işlemi yapılmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, Kooperatifler Kanunu'nun 59/6.fıkrasında; yönetim kurulu üyeleri ve kooperatif personelinin ortaklık işlemleri dışında kendisi veya başkası namına bizzat veya dolaylı olarak kooperatifle kooperatif konusuna giren bir ticari muamelede bulunamayacağı yönünde düzenleme bulunduğu, bu hükmün davacı kooperatifin ana sözleşmesinin 48.maddesinde de tekrarlandığı,
ana sözleşmenin 6/2-5 bendinde, kooperatifin kredi ihtiyacının karşılanması amacıyla ilgili finansman kuruluşlarına başvuruda bulunabileceği, borçlanabileceği, açılan kredinin zamanında ve amacına uygun kullanılmasını sağlayıcı tedbirleri alacağı hususlarının düzenlendiği, yapılan bilirkişi incelemeleri sonucunda davaya konu bonoların kooperatifin yasal defter kayıtlarında yer almadığı, kooperatif genel kurulu tarafından kooperatifin yönetim kurulu başkanı ... ve/veya sahibi bulunduğu ...
Giyim Ltd.
Şti.'nden kooperatif tüzel kişiliği adına borç para alınmasına dair yetki veya borç alınması işlemleri sonrasında, borç tutarına ilişkin verilmiş icazetin olmadığı, genel kurullarda açıkça genel kurul tutanağında yer verilmek suretiyle ortakların bilgilendirilmesinin yapılmamış olduğu ve senetlerin kooperatif kayıtlarında borç olarak yer almadığı, genel kurul tutanaklarında borçlandırma yetkisinin yönetim kuruluna verilmemiş olduğu, toplam 46.500,00 TL olan bonoların tanzim tarihinin 2000 yılı, ödeme tarihinin ise 2006 yılı olduğu, ...'ın 30/06/1996-23/03/2023 tarihleri arasında kooperatif yönetim kurulunda görevli olduğu,
dolayısıyla bonoların düzenlendiği tarihte kooperatif yetkilisi ... olduğu ve kooperatifi borç altına sokan işlemleri ...'ın imzası ile düzenlenmiş olduğu, bonoda lehtar konumunda bulunan ... Giyim Ltd.
Şti.yetkilisi/ortağı da bonoyu düzenleyen ... olduğu, daha sonra bonoyu kendi adına ciro ettiği, devamında ise ...'a ciro ettiği bononun son olarak davalı ... elinde gözükmekte olduğu dikkate alınarak kooperatifler kanunu ve kooperatif ana sözleşmesi'nin 48.maddesindesindeki hükmü, borç verilme işleminin banka veya tahsilat makbuzu ile belgelenmemesi birlikte değerlendirildiğinde gerçek bir borç verme işlemiş olarak değerlendirilemeyeceği, bu kapsamda davacı kooperatifin lehdar olarak gösterilen ...
Giyim Ltd. Şti.'ye ve senedi ciro yoluyla devir alan ve senedi tanzim eden kişilerden olması karşısında iyiniyetli olması mümkün bulunmayan ...'a herhangi bir borcunun olmadığı, diğer davalı ...' karşı açılan davaya yönünden, adı geçen davalının savcılıkta verdiği 03/02/2010 tarihli ifadesinde açıkça "ben ... Yapı Kooperatifinde üye idim. Daha sonra hissemi ......devrettim........... ...'ı tanırım. Kendisini daha önce ...
Yapı Kooperatifi başkanı olduğunu biliyordum." şeklinde beyanda bulunduğu, davalının bu beyanına göre davaya konu bonoların evveliyatını bildiği ve bonoları iyi niyetli olarak devir almadığı gerekçesiyle tüm davalılar yönünden davanın kabulüne, şartları oluşmadığından kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; BAM kararında açıkça yeni bilirkişi raporu alınması yönünde kaldırma yapılmasına rağmen mahkemece yeni rapor alınmadan ek rapor alınmak suretiyle kaldırma kararına aykırı hareket edildiğini, raporun çelişkili ve hüküm kurmaya elverişli olmadığını, müvekkilinin iyiniyetli yetkili hamil olduğunu, tanık beyanlarının doğru olmadığını ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, davacının davaya konu senet nedeniyle borçlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, menfi tespit istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına,
ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılığın olmamasına ve özellikle mahkemenin 05/10/2022 Tarih, 2020/431 Esas, 2022/611 Karar sayılı ilamı ile davanın kabulüne yönelik kararının davalı lehtar tarafından istinaf edilmemek suretiyle kesinleşmesi nedeniyle davacı kooperatifin senetler nedeniyle lehtara borçlu olmadığının kesinleşmiş olmasına, Dairemiz kaldırma kararına uygun olarak yeni bilirkişi raporu alınarak karar verilmesine göre davalı ... vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir.
Davalı ... dava konusu senetlerde cirantadır. Davalının aynı zamanda kooperatif üyesi olup senedi kooperatif adına keşide eden yönetim kurulu başkanı ve aynı zamanda davalı lehtar şirketin de yetkilisi olan davalı ...'ı tanıması tek başına senedin bedelsiz olduğunu bilerek senedi iktisap ettiğini ve kötüniyetli olduğunu ispata yeterli değildir. Bu nedenle davalı ... ... aleyhine açılan davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin istinaf itirazlarının kabulüne, yeniden yargılama yapılmasını gerektiren bir durum olmadığından HMK 353/1-b-2 maddesi uyarınca bu davalı yönünden davanın reddi yönünde aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/387, K. 2025/792, 27 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama