KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 22. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 22. Hukukdairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 7 Mart 2025
- Esas no
- 2025/78 (USULDEN RET
- Karar no
- 2025/248
- Başkan
- ... (...
- Üye
- DR.... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 16/12/2024
- Esas-karar no
- 2022/834 E
- Talep konusu
- İhtiyati Tedbir
- Yazıldığı tarih
- 07/04/2025
Karar Metni
992 kelime·5 dk okuma·7 bölüm
Taraflar arasında yukarıda bilgileri belirtilen kararın Dairemizce incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği ve eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçilmiştir. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİANIN ÖZETİ
İhtiyati tedbir talep eden davacılar vekili, davalı tarafça icraya konulan 16.11.2018 düzenleme 22.08.2021 ödeme günü olan 10 milyon TL'lik düzenlenen bononun gerçeğe aykırı düzenlendiğini, bononun sahteciliğe konu unsurlar içerdiğini, taraflar arasında hiçbir alacak borç ilişkisinin olmadığını belirterek borcun olmadığının tespiti ile bononun iptaline, dilekçe ekinde sunulan iddianame ve yüksek yargı kararları ve doktrin görüşleri dikkate alınarak davacı zararının büyümemesi için Ankara 28. İcra Müdürlüğü'nün 2022/17638 Esas sayılı dosyasına konu bono ile ilgili olarak Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2023/88 esas sayılı davasında verilen karar gereğince HMK 209 maddesi nazara alınarak icra takibinin durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; davacılar vekilinin ihtiyati tedbir talebinin aşamalarda değerlendirilerek İİK 72/3 maddesi uyarınca takipten sonra açılan menfi tespit davasında takibin durdurulmasına karar verilmeyeceğinden ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş olduğu belirtilerek koşullar değişmediğinden bu hususta yeniden bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
İstinaf eden- davacılar vekili, Ankara 37. Ağır Ceza Mahkemesi 2023/88 Esas sayılı davamıza konu senetlerin keşidecisi ve lehtarlarının ilgili senetlerin gerçek bir alacak borç ilişkisinden kaynaklı olmadığı, senetlerin dolandırıcılığa konu olduğuna dair dosyada karar verildiği, somut olayda 209. maddenin şartlarının oluştuğu, mahkemece hatalı bir değerlendirme yapıldığı bildirilerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
UYUŞMAZLIK KONUSU OLAN HUSUSLAR
Uyuşmazlık, ihtiyati tedbir koşulların oluşup oluşmadığı noktasında toplanmaktadır.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Talep, ihtiyati tedbir istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK’nin 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebeplerle sınırlı, ancak kamu düzenine ilişkin nedenler resen göz önünde tutularak yapılmıştır.
Dosya kapsamı incelendiğinde; davacının 12/12/2022 tarihli dava dilekçesi ile ihtiyati tedbir verilmesini talep ettiği, talebe ilişkin mahkemesince verilen 14/12/2022 tarihli red kararına dair istinaf talebinin Dairemizin 27/12/2023 tarihli 2023/1730 E. 2023/1874 K. sayılı dosyasında karara bağlandığı görülmüştür. Eldeki dosyanın davacı vekilinin 12.12.2024 tarihli duruşmada yinelenen ihtiyati tedbir kararı verilmesi talebinin reddine dair verilen 16/12/2024 tarihli karar olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı HMK'nın durum ve koşulların değişmesi sebebiyle tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen 396.maddesinde; "Durum ve koşulların değiştiği sabit olursa, talep üzerine ihtiyati tedbirin değiştirilmesine veya kaldırılmasına teminat aranmaksızın karar verilebilir.
İtiraza ilişkin 394 üncü maddenin üçüncü ve dördüncü fıkrası, kıyas yoluyla uygulanır" düzenlemesi bulunmakta, maddede kanun yoluna başvuru imkanını düzenleyen 394. maddenin beşinci fıkrasına atıf yapılmadığı görülmektedir.
HMK 396 maddenin gerekçesinde ise. "İhtiyatî tedbirin değiştirilmesi veya kaldırılmasını düzenleyen bu maddede de, yukarıda belirtilen iki maddedeki ortak yönler dikkate alınarak itiraza ilişkin benzer hükümlere ayrıca atıf yapılmıştır. Ancak, itiraz üzerine verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması hakkındaki fıkraya atıf yapılmamıştır.
Zira, hâl ve şartların değişmesi, hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı bir husustur. Ayrıca, aynı yargılama süreci içinde, bir çok kez hâl ve şartlarda değişiklik olması sebebiyle, tedbirde değişiklik yapılması veya kaldırılması, bu yönde talepte bulunulması ya da talebin reddi söz konusu olabilir.
Her talepten sonra verilecek karar hakkında kanun yoluna başvurulması, ihtiyatî tedbirler için kanun yoluna başvurulmasında istenen amacı da sağlamayacaktır. Kanun yolunun açılmış olmasının amacı, ihtiyatî tedbirlerle ilgili temel hukukî ve prensip hatalarının önüne geçmektir.
Bu sebeple, ihtiyatî tedbirin reddi ve ihtiyatî tedbire itiraz üzerine verilen kararlar için kanun yolu imkânı getirilmiştir." şeklinde açıklanan gerekçede belirtildiği gibi; hal ve şartların değişmesi nedeni ile verilen kararlar hukukî bir değerlendirmeden daha çok, maddî şartlarla yakından ilgili, nispeten sübjektif ve doğrudan mahkemenin takdirine bağlı kararlar olduğundan ve her değişiklikten sonra verilen kararlara karşı kanun yoluna başvurulması halinde, kanun yolundan beklenilen amaçtan uzaklaşılması sonucunu doğuracağından, bu kararlara karşı kanun yolunun kapalı olması öngörülmüştür.
Durum ve koşulların değişmesi sebebi ile verilen karara karşı, kanun yoluna başvurulamaması daha sonra işin esasıyla ilgili kanun yoluna başvurulması durumunda, bu hususun da değerlendirilerek bir karar verebilme imkânının kapalı olduğu anlamına gelmez, esas hükümle birlikte bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilmesi mümkündür. (Bkz Prof. Dr. Hakan Pekcanıtez, Galatasaray Üniversitesi Hukuk Fakültesi, 01.06.2012 tarihli Hukuki Mütalaa). Yargıtay 19.Hukuk Dairesi 07/05/2013 tarihli 2013/2845 E -8286 K sayılı , Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2012/7850 E-12177 Karar sayılı Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 04/06/2012 tarihli 2012/6529 Esas, 2012/9660 Karar sayılı,Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 05.03.2013 tarihli 2013/1088 Esas, 2013/4111Karar nolu, içtihadları da aynı doğrultudadır.
Dolayısıyla yasanın gerekçesinde açıklandığı ve Yargıtay uygulamalarında da benimsendiği üzere, HMK'nun 396.maddesinde ve HMK'nun 394.maddesinin 3 ve 4.fıkrasına atıf yapılırken kanun yoluna başvuruya ilişkin 5.maddeye atıf yapılmamıştır.
Gerek Yargıtay gerekse doktrin tarafından benimsendiği üzere kanun koyucunun bu tercihinin bilinçli bir tercih olduğu, yinelenen tedbir taleplerine karşı durum ve koşulların değişip değişmediği, yargılama aşamasındaki delil durumunu en iyi davaya bakan hakimin değerlendireceği gözetilerek tedbir talebinin reddinin kanun yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi veya kanun yoluna başvuru üzerine bu talebin reddi halinde yenilenen tedbir taleplerine karşı kanun yoluna başvurmanın mümkün olmadığı, madde gerekçesinde bu hususun açıklandığı gözetilerek,
dava konusu uyuşmazlık bakımından da HMK'nun 396. ve 346.maddesi gereğince istinaf kanun yoluna başvurulması mümkün olmadığından istinaf isteminin usulden reddine karar vermek gerekmiştir.
NOT
BU BELGE ELEKTRONİK İMZA İLE İMZALANMIŞ OLUP, AYRICA FİZİKİ OLARAK İMZALANMAYACAKTIR. "5070 sayılı Kanun m. 5 ve 6098 sayılı TBK m. 15. uyarınca elektronik imza ile oluşturulan belgeler elle atılan fiziki imza ile aynı sonucu doğurur."
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi, E. 2025/78, K. 2025/248, 7 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama