KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 27 Kasım 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2020/1912 - 2025/1060
- Esas no
- 2020/1912
- Karar no
- 2025/1060
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/09/2020
- Esas-karar numarası
- 2018/495E., 2020/361K.
- Dava
- Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (Alacak
- Yazım tarihi
- 28/11/2025
Karar Metni
746 kelime·4 dk okuma·2 bölüm
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili, müvekkili sandık ile davalı ... A.Ş. arasında imzalanan 10.02.2011 tarihli hayat sigortası sözleşmesi ile müvekkil sandıktan ikraz kullanan üyelerin vefat risklerine karşı toplam borç üzerinden sabit teminat tutarı ile borcun geri ödeme süresince sigortalanmalarının sağlandığını, davalı sigorta şirketi tarafından vefat tazminatının ödenmemesinin sözleşmeye aykırı olduğunu ileri sürerek, 50.866.55 TL vefat teminatının 15.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek bankalar tarafından uygulanan en yüksek ticari faizi ile birlikte davalı taraftan tahsiline, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, sağlık beyanı verilmemesi, eksik ya da yanlış verilmesi halinde poliçenin hükümsüz olacağı ve sigorta tazminatının ödenmeyeceğini, Türk Ticaret Kanununun 1435/1. maddesi hükmüne göre sigortacının sözleşme yapılırken gerçek durumu bildiği takdirde sözleşmeyi yapmamasını veya daha ağır koşullarda yapmasını gerektirecek bütün hususları bildirme yükümlülüğünün sigorta ettiren ve sigortalıya verildiğini, sigortalı adayının sağlık beyanının sigortalının bizzat imzası bulunan Başvuru Formunda Sağlık Bilgileri altında alınmış olduğunu, sigortalının herhangi bir hastalığının bulunmadığını beyan ettiğini,
ilgili hastalığı beyan etmiş olsa idi müvekkili şirketin sözleşmeyi hiç yapmayacağını, rahatsızlıklarının tanısının sigortalıya sigorta sözleşmesi aktedilmeden önce konulduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
İlk derece mahkemesince "... TTK 1435. Maddesine göre; sigorta ettiren, sözleşmenin yapılması sırasında bildiği veya bilmesi gereken tüm önemli hususları sigortacıya bildirmekle yükümlüdür. Davacının dayandığı grup sigorta sözleşmesinin 3.2 maddesi uyarınca 50.000,00 TL üzerindeki başvurularda, üyenin ölüme sürükleyici bir hastalığı bulunmadığına yönelik sağlık beyanı alınmasına yönelik düzenleme bulunmaktadır.
Dava dışı ikraz kullananın bu yönde bir beyanının olmadığı dosya kapsamından sabit olup ölüm ile riziko gerçekleşmiştir. Burada dikkat edilmesi gereken husus beyan yükümlülüğünün ihlali ile riziko arasında bağlantı bulunup bulunmadığının tespitidir. Ancak bağlantı olması durumunda sigortacı ödeme yapma yükümlülüğünden kurtulacaktır.
Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesinde, dava dışı şahsın vefat öncesi tedavi evraklarının incelenmesinden daha evvel epilepsi tedavisi gördüğüne ilişkin bir bulguya rastlanmadığı yine vefat öncesi tedavi gördüğü hastalıklar ile vefatı arasında illiyet bağının bulunmadığı kanaati mahkememize bildirilmiştir. Mahkememizce de bilirkişi raporundaki tespit hüküm kurmaya elverişli görülmüş olup davanın kabulüne ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Davacı yan alacağına 15.06.2016 tarihinden itibaren ticari faiz işletilmesine karar verilmesini talep etmişse de davacının davalıya 13.02.2018 tarihli başvurusu bulunmakta olup 7 iş günü içerisinde ödeme yapılmasını talep etmiş olması karşısında temerrütün 23.02.2018 tarihinde gerçekleştiği kanaatine varılmıştır. Davacı yan ticari faiz talep etse de taraflar arasındaki uyuşmazlık ticari iş olmayıp yasal faize hükmedilmiştir. " şeklinde karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: davanın husumet ve zamanaşımı nedeniyle reddi gerektiğini, sigortanın hükümsüz olduğundan davanın kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, hükme esas alınan bilirkişi raporu ile sigortalının ölümüne ilişkin adli tıp kurumu raporunun çelişkili olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, hayat sigortası sözleşmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/1912, K. 2025/1060, 27 Kasım 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama