KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (D Üzelterekyeniden Esashakkındakara R)
- Karar tarihi
- 13 Mart 2024
- Esas no
- 2020/84
- Karar no
- 2024/430
- Başkan
- ... ...
- Üye
- Doç. Dr. ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14/10/2019
- Esas-karar numarası
- 2015/622E., 2019/813K.
- Davacı
- ...
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
1.538 kelime·8 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, dava dışı ... A.Ş. ve ... İnş.Proje Yönetimi A.Ş. yararına “inşaat all sigorta” poliçesi düzenlediğini, sigortalanan şirketlerin yapımını üstlendiği inşaat alanında bulunan elektrik kablolarının 22.04.2014 tarihinde hırsızlandığını, ... İnş.
Proje Yönetimi A.Ş. ile davalı arasındaki 15.08.2012 günlü sözleşme uyarınca davalının sigortalı inşaat sahasının güvenliğinden sorumlu olduğunu, davalının yeterli dikkat ve özeni göstermediğinden hırsızlık nedeniyle sigortalananların zararına neden olduğunu, bu zararın davacı tarafından 10.04.2015 tarihinde 71.653TL ödenerek karşılandığını, davalının yeterli dikkatli ve özenli olmaması nedeniyle sorumlu olduğunu, davacılara halefi olduğunu ileri sürerek, 71.653,00TL bedelin 10.04.2015 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınmasını istemiştir.
Davalı, hırsızlık olayından ve zarardan bilgisinin olmadığını, dava dışı şirkete alınması gerekli önlemler ile yapılması gerekenler bildirildiği halde gerekli önlemleri alınmadığını, kusurunun bulunmadığından sorumlu olmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "...Davacının zararının doğmasına neden olan hırsızlık eyleminin gerçekleşmesinde kusurun kimde bulunduğunun saptanması için güvenlik uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.
17.11.2017 günlü bilirkişi kurulu raporunda; sigorta poliçesinin 16.sayfasında belirtildiği biçimde davacının sigortaladığı dava dışı şirketin malzemeleri kapalı, emniyetli ve kilitli bir depoda koruma altına almadığından davalıya yüklenebilecek bir kusur bulunmadığı belirtilmiştir. Bu rapora itiraz edilmesiyle, sigorta uzmanı bilirkişinin de bulunduğu bilirkişi kurulundan rapor alınmıştır.
28.09.2018 günlü bilirkişi kurulu raporunda; davacının güvence altına aldığı sigortalanın davalının belirttiği önlemleri almaması davalının da önlemlerin alınmamasına rağmen sözleşmeyi feshetmemesi nedeniyle ½ şer oranında kusurlu oldukları belirlenmiştir.
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın 2014/77903 sayılı soruşturma dosyası içerisinde bulunan olay yeri krokisinden hırsızlık olayının gerçekleştiği inşaat alanını 1,5m yüksekliğinde duvarlar ile çevrili olduğu hırsızlanan malzemenin inşaat alanındaki tavana yerleştirilen elektrik kablolarını kesilerek götürülmesi suretiyle oluştuğu anlaşılmaktadır.
Gerek 17.11.2017 günlü bilirkişi kurulu raporuna ekli fotoğraflardan gerekse davacının 17.11.2017 günlü bilirkişi kurulu raporuna itiraz ettiği 11.12.2017 günlü dilekçesine eklediği fotoğraflardan hırsızlık alanı görülmektedir. Davalı güvenlik hizmeti konusunda uzman olarak davacının sigortaladığı şirketler ile sözleşme imzalamıştır.
Hırsızlanan malzemenin işlemin devam ediyor olması nedeniyle depoya kaldırılması veya kilit altına alınması olanaklı olmadığı sunulan fotoğraflardan anlaşılmakla 17.11.2017 günlü bilirkişi kurulu raporuna itibar edilmemiştir. Hırsızlanan malzemenin miktarı ve hırsızlanan alan dikkate alındığında davalı güvenlik şirketinin uzmanlığının gerektirdiği edimleri yerine getirmediği anlaşılmaktadır.
Davacının sigortaladığı şirketin gerekli önlemleri almaması halinde haklı nedene dayalı olarak derhal sözleşmeyi feshetme hakkını kullanmaması sözleşme edimini yerine getirmeyi her hal ve koşulda yerine getirmeyi üstlendiğini göstermektedir. Bunun yanında, hırsızlanan kablolar 17.11.2017 günlü bilirkişi kurulu raporunun eki fotoğraflardan kapalı alanda ve tavanda bulunduğu anlaşılmaktadır.
Bu alanın ve malzemelerin bulunduğu alanda güvenlik hizmetlerinin daha özenli yerine getirilmesi gerekir. Kaldı ki, davalının hırsızlık olayına ilişkin bilgisinin bulunmadığını belirtmesi de sözleşme ediminin yerine getirilmesi için gerekli özenin gösterilmediğini kanıtlamaktadır. Tüm bu nedenlerle, davalının yükümlülüğünü yerine getirmediğinden tam kusurlu olduğu kanıtlanmıştır.
Davalının tam kusurlu olması nedeniyle 01.02.2009 günlü “İnşaat Sigortası Genel Şartları” hükümleri gereği rücu koşullarının oluştuğu da dikkate alınarak davacının zararlarının tamamını karşılamakla yükümlüdür. Davacı, hırsızlanan kablolar bedeli olarak dava dışı şirkete 71.653,00TL ödemediği sunulan makbuzdan anlaşılmaktadır. 28.09.2018 günlü bilirkişi kurulu raporunda; davacının gerçek zararının davacının ödediği miktar olduğu..." gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: rücu şartlarının oluşmadığını, davaya konu olan ve çalındığı öne sürülen elektrik kablolarının garajın dışında, garaj girişinde, yerlerde makaralarda, gelişi güzel bir şekilde bırakıldığını, yani sigortalı şirketin bu malzemeleri kapalı, emniyetli, kilitli bir depoda muhafaza etmeyerek poliçe şartını ihlal ettiğini, mahkemece bilirkişi heyetinden rapor alındığını, 17/11/2017 tarihli asıl raporda, sigorta poliçesi özel şartlar gözönünde bulundurulduğunda hasarın teminat dışı olduğunun tespit edildiğini, bu yüzden rücu şartlarının oluşmadığını,
mahkeme tarafından başka bir bilirkişi heyeti oluşturulduğunu ancak bu bilirkişi heyetinde özel güvenlik konusunda uzman bilirkişinin görev almadığını, raporda davalı güvenlik şirketine de kusur yüklediğini, mahkemece hatalı kurulan bu heyetin hatalı raporunun rücu şartlarının var olduğuna dair olan kısmı kabul edilerek hüküm kurulduğunu ancak raporun tarafların kusurlarına dair kısmının görmezden gelindiğini, müvekkilinin olayda bir kusurunun bulunmadığını,
davalı şirketin etkili bir güvenlik sisteminin kurulup işletilmesi için alınması gerekli olan tedbirlerin neler olduğunu her ay düzenli olarak inşaat şirketine raporlar halinde bildirdiğini ancak inşaat şirketinin kendi maliyetlerini kısarak azaltmak için emniyet ve güvenlik konusunda alınması gerekli olan tedbirleri almada üzerine düşen hususları yapmadığını beyan ederek, kararın kaldırılması ile davanın reddine veya tarafların kusurları oranında davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, inşaat tüm risk sigorta poliçesi kapsamında dava dışı sigortalıya ödenen hasar bedelinin TTK m 1472 uyarınca rücuan tahsili istemine ilişkindir.
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına göre davalı vekilinin sair istinaf itirazları yerinde görülmediğinden aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer hususlara yönelik istinaf sebeplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava dışı sigortalı ile davalı arasında güvenlik hizmet alım sözleşmesi olduğu ve davalının sigortalıya ait inşaatta güvenlik işinin yapılmasını taahhüt ettiği, asli ediminin inşaatın güvenliğini sağlamak olduğu açıktır.
Mahkemece bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup; alınan ilk raporda, sigorta hukuku bakımından değerlendirme yapılarak kabloların poliçe şartları gereği muhafaza edilmemesi nedeniyle sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin rücu kabil olmadığı belirtilmiş, sigortalı ile davalının kusuru tartışılmamıştır.
İtiraz üzerine yeni bilirkişilerden alınan raporda ise; poliçe özel şartlarına göre montajı yapılmamış malzemelerin teminat kapsamında olması için kapalı ve güvenli depoda muhafaza edilmesi gerekmekte ise de, somut olayda çalınan kabloların montajı tamamlanmış olduğu ve kabloların inşaatın ayrılmaz parçası olduğu, montajı tamamlanmayan kabloların ayrılarak farkı bir ortamda/depoda muhafazaya alınmasının olanaksız olduğu, resmi tutanaklara göre montajı tamamlanan kablolardan kesilerek çalınan kabloların kapalı otoparktan çalınmış olduğu dikkate alındığında hırsızlık olayının poliçe özel şartlarına uygun olduğu,
dava dışı sigortalı ... firmasına davalının sunduğu aylık raporlarda personel sayısının yetersizliğinden ve teknik alt yapının eksikliğinden bilgi verildiği, raporlara karşı dava dışı sigortalı firmanın verdiği yanıt ve aldığı önlemlere ilişkin dava dosyasında belge ve bilgi bulunmadığı, sigortalı firmanın uyarılara rağmen önlem almamış olması ve davalı güvenlik firmasının da müteahhit firma tarafından önlem alınmamış olmasına rağmen ve güvenlik zafiyetlerini bilmesine rağmen sözleşmeyi feshetmek yerine hizmete devam etmesi nedeniyle eşit oranda kusurlu oldukları kanaati bildirilmiştir.
Mahkemece, bilirkişi raporundaki olayın poliçe teminatı içinde olduğu yönündeki değerlendirmeye itibar edilerek, kusur tespitleri dikkate alınmaksızın davalının tamamen sorumlu olduğundan bahisle davanın tam kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir zira, bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere davalı tarafından dava dışı sigortalıya güvenlik ek önlemleriyle ilgili bilgi verildiği sigortalının hareketsiz kaldığı açıktır. Her ne kadar sözleşme gereği davalının asli edimini ifada kusuru varsa da, sözleşme gereği ihtiyaçların rapor edilmesi ve sigortalının bu hususları dikkate almaması nedeniyle sorumluluğu bulunmaktadır.
Bu durumda Dairemizce, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile davalının yarı oranda sorumlu olduğuna dair HMK'nın 353/(1)-b.2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi kararını düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 13/03/2024
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2020/84, K. 2024/430, 13 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama