KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (H Ükmükaldırarak Yenidenhükümkurulmas I) Esas-karar Numarası .
- Esas No
- 2021/1262
- Karar No
- 2024/1025
- Karar tarihi
- 9 Temmuz 2024
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 13. Asliye ... Mahkemesi
- Tarihi
- 01/04/2021
Karar Metni
2.665 kelime·13 dk okuma·7 bölüm
Taraf vekillerince yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin duruşmalı yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, taraflar arasında 15.12.2014 tarihli ...
Santralinin İşletme ve Bakım Hizmet Sözleşmesi bulunduğunu, sözleşme uyarınca davalıya ... temin edilmiş 25.02.2016 tarihli 160.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubu verildiğini, davacının sözleşme uyarınca yüklendiği edimleri ifa ettiğini ve birinci yılının sonunda sözleşmenin 9. maddesi uyarınca tarafların 01.01.2016 tarihli zeyilnameyi imzaladıklarını, zeyilnameyle sözleşme süresinin bir yıl uzatıldığını, 01.01.2016 tarihli zeyilname hariç 2017- 2018 ve 2019 yılları için taraflar arasında sözleşme süresinin uzatıldığına veya bedeline ilişkin başkaca bir zeyilname veya protokol imzalanmadığını,
sözleşmenin 2017 ve müteakip yıllarda 5.2 ve 9. maddeleri uyarınca kendiliğinden birer yıl daha uzadığını, davacının 5.4 maddesine uygun olarak her ayın sonunda faturalarını tanzim ederek davalıya ilettiğini, bununla birlikte sözleşmenin 9. maddesi uyarınca 2017-2018 ve 2019 yıllarında sözleşme birer yıl daha uzamasına rağmen 5.2. maddesinde hüküm altına alındığı üzere sözleşme bedelinde her yılın Ocak ayında TÜİK tarafından yayınlanan ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme artışı yapılmadığını, davalıya ...
1. Noterliğinin 15.02.2019 tarih .... yev nolu ihtarnamesini keşide ettiklerini, 01.03.2019'da karşılıklı mutabakatla fesih protokolü düzenlendiğini, davacının iş yerini davalıya iade ettiğini, protokolde üzerine düşen yükümlülüklerini davacının yerine getirerek iş yerini ve iş yerinde çalışan işçileri davalıya devrettiğini, protokolün 3.4 maddesinde hüküm altına alınan hakediş alacaklarının ödenmediğini, Ankara 21. Noterliği'nin 23.05.2019 tarihli ihtarnamesinin keşide edildiğini, teminat mektubunun iadesinin fesih protokolünün 3.8 maddesinde sözleşmeden farklı olarak yeni şartlara bağlandığını,
protokol hükümlerine göre teminat mektubunun nakde çevrilmesi için geçerli ve hiç bir haklı neden bulunmadığını, 31.12.2016'dan sonra birer yıl uzayan ana sözleşmede 2017-2018 ve 2019 yılı Ocak aylarında ana sözleşmenin 5.2 ve 9. maddeleri uyarınca bedel artışı yapılmasının zorunlu olduğunu ileri sürerek,
hakediş alacağı 690.219,94 TL'nin davalı tarafından geçmişte ödenmiş ve fakat vadesinde ödenmemiş tüm hakedişlerin, sözleşmenin (5.4.) maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini, sözleşmenin (5.2.) maddesine göre 2017, 2018 ve 2019 yılları Ocak ayında, ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme bedeline ilave edilmesi gereken hak ediş alacaklarının, yine sözleşmenin (5.4.) maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faizi ile birlikte şimdilik 10.000,00 TL'sinin tahsilini,
...ayılı 25.02.2016 tarihli 160.000,00 TL bedelli kesin teminat mektubunun iadesini talep ve dava etmiş;
08/03/2021 tarihli ıslah dilekçesi ile;10.000,00 TL olan talebini 664.782,27 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili, Kura Havzasında bulunan ... ... A.Ş tarafından işletilen ... Barajlarının su tutumunun tamamlanarak işletmeye alınmasının geciktiğini, ... ... A.Ş'nin düzeltici faaliyet yapmamasından ötürü davalıya ait ...
Barajının ... üretiminin ciddi şekilde olumsuz etkilendiğini, davacının bu durumu bilmekle ve davalıya bildirmekle yükümlü olmasına rağmen su tutumunun uzadığını ve bu nedenle ciddi bir üretim kaybı gerçekleştiğini davalıya bildirmediğini, üretim kaybı nedeniyle zararın meydana gelmesinde davacının kusuru olduğunu, davacının 2016 yılındaki artıştan sona bedelde artırım yapılmamasını kabul ettiğini, bu kabul üzerine aynı bedel üzerinden sözleşmenin devam ettiğini, bu durumun davacının 3 yıl boyunca kesmiş olduğu faturalardan da anlaşılmakta olduğunu, bu süre zarfında davacının aksi yönde de bir talebinin olmadığını savunarak,
davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "...Taraflar arasında 15.12.2014 tarihli ... Santralinin İşletme ve Bakım Hizmeti Sözleşmesi imzalandığı ardından 01.01.2016 tarihinde ... (... ...) Santrallerinin İşletme ve Bakım Sözleşmesi 2016 Yılı İçin Fiyat Artışı ve Süre Uzatımına İlişkin Zeyilname düzenlendiği, 01.03.2019 tarihinde ise 15.12.2014 tarihli sözleşme ve bu sözleşmeye bağlı zeyilnamenin tarafların mutabakatı ile 01.03.2019 tarihinde geçerli olmak üzere feshedildiğine dair fesih protokolünün imzalanmış olduğunu anlaşılmıştır.
Davacı yan, sözleşme ve zeyilname gereğince yükümlülüklerini yerine getirdikleri halde davalının fesih protokolü kapsamında yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sözleşme gereğince verilen teminat mektubunun iadesi koşullarının oluştuğunu, aylık hizmet bedeli hakediş faturalarına ilişkin alacakları yanında sözleşmenin 5.2 ve 9. maddeleri kapsamında 2017-2018 ve 2019 yılları sözleşme bedelinin güncellenmemesi nedeniyle oluşan hizmet bedeli fark alacaklarının bulunduğunu iddia etmiştir.
Toplanan deliller ve yapılan bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen kök ve ek rapor içeriği tüm dosya kapsamı ile birlikte değerlendirildiğinde taraflar arasında imzalanan sözleşme ve zeyilname kapsamında sözleşmenin imzalandığı 15.12.2014 tarihinden 01.03.2019 fesih tarihine kadar davacının davalıya ait ...
Hidroelektrik Santralinde işletme faaliyetini yürüttüğü bu süre içerisinde davacının edimini sözleşme ve şartname hükümlerine aykırı yada eksik yerine getirdiğine dair bir tespitin varlığı ileri sürülmediği gibi davalı tarafından sözleşmenin 15. maddesi kapsamında davacıya herhangi bir cezai işlem uygulanmasının da söz konusu olmadığı,
davalı tarafça ... santralinin membaasında yer alan başka bir ... tesisinin su tutulmasının gecikmesi ve bu durumun davacı tarafından haber verilmemesi nedeniyle uğradıkları üretim kaybı zararından davacının da sorumlu olduğu ileri sürülmüş ise de kök raporda belirtildiği üzere sözleşme ve teknik şartname hükümleri gereğince davacının aynı havzada yapılmakta olan başka bir ...'in seviyesini su tutumuna başlanıp başlanmadığını izlemek ve denetlemekle ilgili bir yükümlülüğünün bulunmadığı bu kapsamda davacı tarafından davalı adına düzenlenen ve her iki yanın ticari defterlerinde kayıtlı olan hizmet bedeli faturaları nedeniyle dava tarihi
itibariyle davacının davalıdan ödenmeyen bakiye 690.219,94 TL alacağının bulunduğu anlaşılmış, davacı tarafından keşide edilen ... 1. Noterliğinin 15.02.2019 tarih ... yevmiye nolu ihtarnamesinin davalıya 19.02.2019 tarihinde tebliğ edildiği verilen 7 günlük atıfet mehli ile 27.02.2019 tarihinde davalı temerrüdünün gerçekleştiği tespit edilmekle temerrüt tarihinden itibaren avans faizi işletilmiştir.
Davacı yan bir diğer talebinde 15.12.2014 tarihli sözleşmenin 5.2 ve 9. maddeleri uyarınca 2017-2018 ve 2019 yılları Ocak ayında ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme bedeline ilavesi ile ilave edilen hakediş alacaklarının tahsili talebinde bulunmuştur.
Her ne kadar 15.12.2014 tarihli sözleşmenin 5.2. maddesinde sözleşme süresinin 1 yıl olduğu ve karşılıklı mutabakat ile 1 yıl daha uzatılması halinde sözleşme bedelinin yenileneceği yılın Ocak ayında TÜİK tarafında yayınlanan ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar ana hizmet bedeline ilave yapılacağı ön görülmüş ise de 01.01.2016 tarihli zeyilnamenin 3.2. maddesinde 15.12.2014 tarihli sözleşmenin 5.1 maddesinde öngörülen 95.000,00 TL/ay+KDV sözleşme bedelinin değiştirilerek 160.000,00 TL/ay+KDV olarak yeniden belirlendiği ve aynı maddede belirlenen birim fiyatın işin sonuna kadar sabit kalacağı ve hiç bir sebep ve nedenle
sözleşme ve zeyilnamede belirlenen süreler içerisinde değişiklik yapılamayacağı, fiyat farkı ve eskalasyon uygulanamayacağının taraflarca kabul edildiği, öte yandan bu zeyilnameden sonra 01.03.2019 tarihli fesih protokolüne kadar 2017-2018 ve 2019 dönemlerine ilişkin her hangi bir zeyilname düzenlenmemiş ise de davacı tarafından 01.01.2016 tarihli zeyilnamede belirtilen hizmet bedeli üzerinden 2017-2018- ve 2019 yılı aylık faturalarını hiç bir artırımda bulunmaksızın KDV dahil 188.800,00 TL olarak düzenlediği ve davalıya gönderdiği,
bu suretle sözleşmenin eylemli olarak zeylinin gerçekleştiği anlaşılmakla davacının ilave hakediş alacağı talebinin yerinde olmadığı mahkememizce kabul edilmiştir.
15.12.2014 tarihli sözleşmenin 11.4.1 maddesinde sözleşme gereği verilen kesin teminatın iadesi koşullarının düzenlendiği, bu madde kapsamında davacı tarafından ilgili SGM'den alınan SGK prim borcu bulunmadığına dair belgenin sunulduğu, maddede ön görülen yüklenicinin bu işten dolayı iş verene herhangi bir borcunun olmadığının tespit edilmesi koşulu yönünden yapılan değerlendirmede;
davalı yanın ticari defter kayıtlarının davacı yanın ticari defterleri ile tam bir mutabakat halinde olduğu ve dava tarihi itibariyle davacının davalıdan 690.219,94 TL alacağının bulunduğu bilirkişi incelemesinde tespit edilmiş olup her ne kadar davalı yan 25.01.2020 tarihli ek rapora beyan ve itiraz dilekçesinde davacının ortak kusuru ile uğradıkları üretim kaybından kaynaklanan zararlarına ilişkin takas mahsup talebinde bulunmuş ise de takas mahsup def'inin cevap dilekçesinde ileri sürülmediği,
tahkikat aşamasında ek rapora beyan dilekçesi içeriğinde ileri sürülen takas mahsup def'inin HMK 141 maddesi kapsamında ıslah yolu ile talep edilmediği gibi davacı yanın açık muvafakatinin de bulunmadığı anlaşılmakla savunmanın genişletilmesi yasağı kapsamında olduğu değerlendirilmiş öte yandan davalı yanın üretim kaybından kaynaklanan zarara ilişkin davacıya yönelik açmış olduğu bir davanın bulunmadığı, Ankara 7 ATM 2020/107 esas sayılı davanın davalı ... ...
A.Ş tarafından ... ... A.Ş'ne yönelik olarak açılmış olduğu anlaşılmakla sözleşmenin 11.4.1 maddesinde öngörülen teminat mektubunun iadesi koşullarının gerçekleştiği sonuç ve kanaatine varılarak..." davanın kısmen kabulü ile 690.219,94 TL'nin 27.02.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, ... ... Bank ... ...
Şubesine ait 25.02.2016 tarihli 160.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davalıdan alınarak davacıya iadesine, fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemece, hakediş alacağına dava tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasının hatalı olduğunu, faiz başlangıç tarihinin dava konusu sözleşmenin (5.4.) maddesine göre belirlenmesi gerektiğini, maddede "ödemeler, sözleşme bedellerinin sözleşme süresi aya bölünmesi sonucu ortaya çıkacak rakamın aylık hak edişler şeklinde düzenlenmesi ile yapılacak olup, yüklenici tarafından her ayın sonunda sözleşmenin 12.4. maddesindeki belgeleri eklenerek düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 (onbeş) gün içerisinde yapılacaktır." dendiğini,
davacı tarafından kesilmiş faturaların tarihlerinin belli olduğunu ve faturaların davalı tarafından kabul edildiğini, taraflarca açıkça ödeme günün belirlendiğini ayrıca temerrüde düşürülmenin şart olmadığını, davacı tarafından ayrıca ihtar da çekildiğini, fatura tarihleri baz alınarak her bir fatura için ayrı ayrı faiz hesabı (her bir fatura tarihinden itibaren 15. günün sonu dikkate alınarak) yapılmadan veya ihtarname dikkate alınmaksızın faiz başlangıç tarihinin dava tarihi olarak belirlenmiş olmasının hatalı olduğunu, vadesinde ödenmemiş alacakların faizi talebinin karşılanmadığını,
zeyilname ile sözleşmenin artışa ilişkin hükümlerinin değiştirilmediğini, zeyilnamenin sadece sözleşme bitiş süresini ve sözleşme bedelindeki değişiklikleri konu ettiğini, ÜFE-TÜFE farklarından ötürü alacak talebi reddinin hatalı olduğunu, bilirkişi raporunun aksine karar verildiğini beyan ederek, kararın kaldırılması ile yeniden inceleme yapılarak taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: fesih protokolü doğrultusunda, her iki şirketin elemanlarından ortak şekilde oluşturulan komisyon tarafından tutulan tutanaklara göre davacı şirketin sunduğu hizmetin eksik olduğunun tespit edildiğini, davacı şirketin "enerjinin üretilmesi ve üretilen enerjinin iletim ve dağıtım şebekesine verilmesi için gerekli işletme, bakım ve revizyon işleri"ni üstlenmiş olduğunu, tutanaklarda yer alan eksikliklerin parasal karşılıkları tespit edildiğinde davalının alacaklı olduğunun anlaşılacağını, en üst düzeyde elektrik üretilmesi konusunda davacının yetkili ve sorumlu olduğunu,
aylık ve yıllık faaliyet raporları düzenleme yükümlülüğü bulunduğunu, Kura havzasında bulunan ve ......sınırlarında yer alan, ... ... Üretimi ve ...
A.Ş. tarafından işletilen ... ... su tutumunun tamamlanarak işletmeye alınmasının davacı yüzünden geciktiğini, zararın meydana gelmesinde ... ... firması ile birlikte davacının ortak kusuru olduğunu, davalı şirkete "kesin teminat mektubu" verilmesinin sebebinin de, şirketin zarara uğramasının engellenmesi olduğunu, uyuşmazlıkların çözümü için yapılan görüşmeler sonuçsuz kaldığından teminat mektubunun nakde çevrilmesi yoluna gidilmesi gerektiğini beyan ederek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmesi kapsamında ödenmeyen hakedişlerin, ÜFE ve TÜFE oranlarının aritmetik ortalaması kadar sözleşme bedeline ilavesinin birikmiş faizi ile birlikte tahsili ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
1-Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan diğer, davalı vekilinin tüm istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Taraflar arasında düzenlenen 15.12.2014 tarihli sözleşmenin 5.4 maddesinde açık olarak; "ödemeler, sözleşme bedellerinin sözleşme süresi aya bölünmesi sonucu ortaya çıkacak rakamın aylık hakedişler şeklinde düzenlenmesi ile yapılacak olup, yüklenici tarafından her ayın sonunda sözleşmenin 12.4 maddesindeki belgeler eklenerek düzenlenecek faturanın tarihini takip eden 15 (onbeş) gün içerisinde yapılacaktır." denilmiştir. Zira öte yandan da.
6102 sayılı TTK'nın 1530/2.maddesi gereği, ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlerde, alacaklı, kanundan veya sözleşmeden doğan tedarik borcunu yerine getirmiş olmasına rağmen, borçlu, gecikmeden sorumlu tutulamayacağı haller hariç, sözleşmede öngörülmüş bulunan tarihte veya belirtilen ödeme süresinde borcunu ödemezse, ihtara gerek olmaksızın temerrüde düşer.
Devamı 3.fıkrada da mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile faize hak kazanır denilmiştir.
Davacı tarafından davalıya gönderilen 23.05.2019 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin feshine kadar gerçekleşmiş olan alacak tutarı ile ÜFE ve TÜFE farkından doğan alacak tutarları ile birlikte her iki alacağa işlemiş bulunan yasal faiz alacaklarının da üç gün ödenmesi, "değişen miktar ve tarihlerden hesap edilecek faizler ile fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tuttuğumuzu" ihtarını da içerecek şekilde talepte bulunulmuştur.
Bu kapsamda davalı tarafından davacı faturaları ticari defter ve kayıtlara alınıp kabul edildiğinden davacının ödenmeyen faturalara dayalı hakediş alacakları için birikmiş faiz isteminde bulunabileceği kanaatiyle davacı yanın istinaf itirazları kapsamında Dairemizce alınan bilirkişi asıl ve ek raporu ile davacının işlemiş faiz alacağının avans faiz oranına göre 229.548,75 TL olduğu, yasal faiz oranına göre ise 148.284,61 TL olduğu hesaplanmıştır.
Davacı tarafından harçlandırılmayan birikmiş faiz alacağı için 229.548,75 TL üzerinden harç ikmali yapılmıştır.
Davacının göndermiş olduğu ihtarnamede faiz cinsini yasal faiz olarak açıkladığı görülmekle, davacının dava tarihine kadar yasal faiz talep edebileceği anlaşılmaktadır.
Bu açıklamalara göre davalı vekilinin bir kısım istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK'nın 356/2. maddesi uyarınca, İlk derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve davanın kısmen kabulü ile dava tarihine kadar işlemiş yasal faizin tahsili, dava dilekçesi ile avans faiz istendiğinden dava tarihinden sonra alacağa avans faizi işletilmesine dair yeniden hüküm kurulmasına karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/07/2024
e-imzalıdır muhalif e-imzalıdır e-imzalıdır
MUHALEFET ŞERHİ
Davacı tarafça davalıya gönderilen 23.05.2019 tarihli ihtarnamede, sözleşmenin feshine kadar gerçekleşmiş olan alacak tutarı ile ÜFE ve TÜFE farkından doğan alacak tutarları ile birlikte her iki alacağa işlemiş bulunan 215.539,53 TL yasal faiz alacaklarının da üç gün ödenmesi, "değişen miktar ve tarihlerden hesap edilecek faizler ile fazlaya ilişkin haklarımızı saklı tuttuğumuzu" ihtarını da içerecek şekilde talep edilmiş, dava dilekçesinde ise her iki alacağın sözleşmenin 5.4. maddesinde belirlenen kesin vadeye göre işlemiş/işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi istenmiştir.
Davacı tarafça davalıya gönderilen ihtarnamede fazlaya ilişkin hakları saklı tutularak yasal faiz oranından hesaplanan işlemiş faiz alacağı istendiğinden, işlemiş faiz oranı yönünden talebin sınırlandığından söz edilemez.
Buna göre, davacının ödenmemiş hak ediş alacakları ile ilgili işlemiş faiz alacağının, avans faizi oranı üzerinden hesaplama yapılan 21.03.2024 tarihli bilirkişi raporu doğrultusunda hüküm altına alınması gerektiği düşüncesiyle, kararın, işlemiş faiz alacağının yasal faiz oranı üzerinden hesaplama yapılan 29.04.2024 tarihli bilirkişi raporundaki belirlemenin esas alınması ile ilgili kısmına muhalifim.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/1262, K. 2024/1025, 9 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama