KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/2215 - 2024/1227
- Esas no
- 2021/2215
- Karar no
- 2024/1227
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Tarihi
- 14.09.2021
- Esas-karar numarası
- 2017/484E., 2021/604K.
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
903 kelime·5 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili, 10.04.2016 tarihinde davacının sahibi ve işletmecisi olduğu işyerinde çıkan yangında işyerindeki tüm eşyaların yandığını ve kullanılmaz hale geldiğini, Yangın Raporu’na göre işyerinin tamamının kullanılmaz hale geldiğini, yangının elektrik kontağından çıktığının bildirildiğini, davacının başvurusu üzerine hasar dosyası açıldığını, sigorta şirketinin yaptığı incelemeler sonucunda müvekkilinin zararının 119.025,00 TL kısmının ödendiğini, poliçe teminatları ve enkaz durumu değerlendirildiğinde ödenen tutarın düşük olduğunu ileri sürerek, şimdilik 3.000,00 TL belirsiz alacağın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 04.12.2019 tarihli dilekçesi ile talebi 172.625,77 TL olarak belirlemiştir.
Davalı vekili, hasar ihbarı üzerine hasar dosyası açılarak eksper marifetiyle belirlenen 119.025,00 TL hasar bedelinin ödendiğini, davacı şirketin sorumluluğunu yerine getirdiğini ve davacı tarafından ibra edilmiş bulunduğunu, eksper tarafından mahallinde yapılan inceleme neticesinde gerçek zararın belirlendiğini ve ödenmiş bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ
İlk derece mahkemesince "... 10.04.2016 tarihinde ... adresindeki davacının işletmecisi olduğu... isimli iş yerinde çıkan yangında işyerindeki eşyaların zarar gördüğü, itfaiye tarafından tanzim olunan raporda belirtildiği üzere, yangının elektrik kontağından çıktığının anlaşıldığı, yangının çıktığı iş yerinin sigorta şirketi tarafından sigortalı bulunduğu, davacı tarafından davalı şirkete yapılan başvuru neticesinde davalı tarafça davacıya 119.025,00 TL ödeme yapıldığı anlaşılmış ise de; mahkememizce aldırılan 22.01.2021 tarihli rapor içeriğinde belirtildiği üzere, davacının bakiye zararının 5.183,01 TL olduğu, davadan evvel yapılan ödemenin davacının zararını karşılamadığı anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne karar vermek gerekmiştir.
Hemen belirtmek gerekir ki, geçerli bir sigorta ilişkisi kurulduktan sonra oluşan rizikolardan sigortacı sorumlu olduğu gibi rizikonun teminat dışında kaldığına ilişkin iddianın da sigortacı tarafından ispat edilmesi gerekmektedir. Ancak, sigortalının da rizikonun meydana geldiğini ve riziko sonucu oluşan zarar miktarını ispatlamalı gerektiği belirgindir. Buna göre İş yerinde meydana gelen yangın sonucu zararın ne olduğunun belirlenmesi için riziko öncesi iş yerindeki mal mevcudunun ve riziko sonrası iş yerinde kalan mal mevcudunun ne olduğunun tespit edilmesi gerekir.
Gerçek zarar miktarı kesin olarak saptanamaz ise, 6098 sayılı TBK''nın 51 maddesi uyarınca mahkemece uygun bir tazminata hükmedilmelidir.
Davacı vekilince , dosya içerisine sunulan fatura içerikleri uyarınca zararın daha fazla olduğu ileri sürülmüş ise de, bilirkişi rapor içeriğinde belirtildiği üzere, iş yerinde bulunduğu ileri sürülen malların iş yerinde bulunduğuna dair bir belirlemenin yangın sonrası hasar raporunda ve ekspertiz raporunda yer almadığı gibi kaydına da rastlanmadığı anlaşılmakla, ekspertiz raporunda yer alan belirlemeler ışığında davacının zararının belirlenmesi yoluna gidilmiş, yine 3.şahıs Mali Mesuliyet Sigortası kapsamında,
3.kişilerin zararının giderildiği ve/veya bunlara ödeme yapıldığında dair bir belgenin de davacı vekilince sunulmamış olması dikkate alınarak, dosya kapsamı dikkate alınmak suretiyle davacının gerçek zararının tespiti yoluna gidilmiş, davalı sigorta şirketinin TTK.' nun 1427/2 maddesi uyarınca ekspertiz raporunun tanzim tarihi olan 26.05.2021 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşılmakla, bu tarihten itibaren temerrüt faizine hükmedilmiş, davacı vekilince dava dilekçesinde ve talep artırım dilekçesinde faizin türünün belirtilmemiş olması nedeni ile yasal faize hükmedilmek suretiyle aşağıdaki şekilde davanın kısmen kabulüne..." karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Dava konusu olay neticesinde müvekkilinin uğramış olduğu maddi zararın tespiti yapılırken eksik araştırma ve inceleme yapıldığını, dosya kapsamında bulunan hesap raporları arasındaki çelişkiler giderilmeksizin gerçek zararının tespit edilmediğini, yerel mahkeme tarafından tesis edilen hükümde ekspertiz raporlarının tanzim tarihi olan 26.05.2021 tarihinde davalı sigorta şirketinin temerrüde düştüğüne dair karar verilmiş ise de işbu kararın yasaya açık aykırılık teşkil ettiğini,
zararının tazmini talebi ile başvuru üzerine sigortacı şirket tarafından sigortalıya sekiz gün içinde ödeme yapılmamışsa temerrüt gerçekleşeceğinden, faiz başlangıcının temerrüt tarihi olacağını, avans faizine hükmedilmesi gerekirken yasal faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan, ederek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, işyeri sigorta poliçesi kapsamında alacak istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b,1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 25.09.2024
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2021/2215, K. 2024/1227, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama