İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 23. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi E.2022/28 K.2022/95

...

Esas2022/28Karar2022/95Tarih26 Ocak 2022Okuma10 dk · 2.014 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi .. T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)

Esas No
2022/28
Karar No
2022/95
Karar tarihi
26 Ocak 2022
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.014 kelime·10 dk okuma·15 bölüm

...

TÜRK MİLLETİ ADINA

BÖLGEADLİYEMAHKEMESİ KARARI

....

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ

Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi

TARİHİ : 01/09/2020

ESAS-KARAR NUMARASI :.......

Davalı .........vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.

GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ

Dava satım sözleşmesinden doğan alacağın tahsil edilememesi rizikosu için yapılan alacak sigortası sözleşmesi çerçevesinde girişilen icra takibine yönelik itirazın iptali istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince dava tefrik edilerek davacı bakımından zorunlu arabuluculuk dava şartı yokluğu nedeniyle (HMK m.114-115) davanın usulden reddine karar verilmiş; karar davalı vekili tarafından sadece vekalet ücretine yönelik olarak istinaf edilmiştir.

HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE

HMK'nın 341/(4). maddesi hükmüne göre alacağın tamamının dava edilmiş olması halinde, asıl istemin kabul edilmeyen bölümü, anılan kesinlik sınırını geçmeyen davacı tarafın istinaf hakkı bulunmadığı gibi davanın tamamen reddi halinde de davalının istinaf hakkı bulunmamaktadır.

Somut olayda dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiş, davalı bakımından asıl talep bakımından herhangi bir yükümlülüğe karar verilmemiştir.

Alacak (ve bu bağlamda itirazın iptali) davalarında istinaf (kesinlik) sınırı belirlenirken, yalnız alacağın aslı (asıl talep) nazara alınır: faiz, icra tazminatı (İİK m. 67, m. 69, m. 72) ve (ihtarname, delil tespiti ve yargılama giderleri gibi) giderler hesaba katılmaz. (Prof. Dr. Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medenî Usul Hukuku, Ağustos 2016, s.672)

Kesin olan kararlara yönelik istinaf istemleri yönünden HMK'nın 346/(1) maddesi uyarınca mahkemece bir karar verilebileceği gibi, aynı Kanun'un 352. maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi'nce de karar verilebileceğinden, HMK'nın 346/(1) ve 352/(1)-b. maddeleri uyarınca davalılar vekilinin istinaf dilekçesinin reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

KARAR

Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:

1-6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 346/(1) maddesi ile 352. maddesinin (1) numaralı fıkrasının (b) bendi gereğince, davalılar vekilinin İSTİNAF DİLEKÇESİNİN REDDİNE.

2-492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf harçlarının ve gider avansından harcanmayan kısmın davalılara iadesine.

3-Davalılar tarafından yapılan istinaf posta giderlerinin üzerinde bırakılmasına, avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine.

4-Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 302. maddesinin (5) numaralı fıkrası gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; 359. maddesinin (3) numaralı fıkrası gereğince de karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına.

26.01.2022 tarihinde, dosya üzerinde yapılan ön inceleme sonucu HMK'nın 362/(1)-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere OYÇOKLUĞUYLA karar verildi.

GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 28/01/2022

......

KARŞI OY YAZISI

I

Dairemiz çoğunluğu ile aramızdaki görüş ayrılığı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341'inci maddesinin 1 sayılı fıkrasının 4’üncü bendinde yer alan “asıl talep” ibaresinin ne şekilde yorumlanacağı ve miktar itibariyle kesinliğin ne şekilde belirleneceği noktalarında toplanmaktadır.

II

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İstinaf yoluna başvurulabilen kararlar” başlıklı 341’inci maddesi şu şekildedir:

“MADDE 341- (1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.

(2) Miktar veya değeri binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir.

(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda binbeşyüz Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.

(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü binbeşyüz Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.

(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.”

Görüldüğü üzere madde ilk derece mahkemesinde görülen asıl talebin miktarını bir kesinlik (ya da istinaf) ölçütü olarak kabul etmiş, belirtilen tutarın altında kalan kararların istinaf edilemeyeceği noktasında bir tercih yapmıştır. Düzenleme alacağın kısmen ya da tamamen mahkeme önüne getirilmesine göre hesaplamanın ne şekilde yapılacağını da göstermiştir. Madde ilk bakışta, taraflar arasındaki ihtilafın sadece ihlal edilen subjektif hak üzerinde çıkabileceği fikrinden yola çıkmıştır. Ancak aşağıda açıklamaya çalışacağım nedenlerle mahkemeden korunma istenen ve fakat dava konusu dışında kalan taleplerin de bu kapsamda kaldığında tereddüt olmamalıdır.

III

Bir davada kural olarak bir ya da birden çok asli talep ve bunlara bağlı fer’i talepler bulunur (ayrıntı için bkz. Karakaş, C.F.: Temyiz ya da Bozma Kapsamı Dışında Kalan Hüküm Sonucu Parçalarının Bozma Üzerine Yapılan Yargılama Sonunda Tekrar Oluşturulması Gerekliliği, Yargıtay Dergisi, C.XLIV, Ekim 2018, S.4, s.1566 vd.). Örneğin davacı belirli bir alacağının tahsili yanında temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizin ya da ceza koşulunun da tahsiline karar verilmesini isteyebilir. İtirazın iptali davasında itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesi yanında icra inkar tazminatının (İİK m.67/II) ya da borçsuzluğun tespiti (menfi tespit) ile birlikte kötü niyetli alacaklının tazminatla sorumlu tutulmasının (İİK m.72) hükme bağlanması istenebilir.

Böyle bir durumda mahkemeden korunması istenen hak asli talebin dayandığı subjektif haktır fakat çekişme (niza) bu hakla birlikte fer’i talepler bakımından da cereyan etmektedir. Bir diğer ifade ile yargılama faaliyeti sadece asli talebe ilişkin hak bakımından değil, bu talebe eklenen fer’i talepler (haklar) ve nihayet yargılama giderleri bakımından da icra edilir.

Bazen davanın konusu sadece fer’i talepler de olabilir; ezcümle taraflar arasında asıl alacağın varlığı ihtilaf konusu değilken, temerrüt tarihi veya faiz oranı ve dolayısıyla işlemiş faizin miktarı tek başına dava konusu edilebilir.

Yukarıdaki örneklerden yola çıkılarak denilebilir ki, yargılama asıl alacağın varlığının saptanması ile sona ermeyip faize hükmedilebilmesi için temerrüdün ve icra inkar tazminatına karar verilebilmesi için alacağın likit olduğunun da tespiti bakımından sürdürülür.

Buna paralel olarak davalı da aleyhinde açılmış bir davanın sonucunda karşı yan vekalet ücretine, kötüniyetli dava açılması nedeniyle vekili ile arasındaki vekalet ücretinin karşı taraftan alınmasına (HMK m.329/1), kötüniyet tazminatına (İİK m.67/II) hak kazanabilme olanağı bulmaktadır.

Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “hükmün kapsamı” başlıklı 297’nci maddesinin 2 numaralı fıkrasında da bu durum teyit edilmektedir. Düzenlemeye göre hükmün sonuç kısmında “taleplerden her biri” hakkında verilen hükümle taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların “sıra numarası altında” açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir. Bir diğer ifade ile yasa koyucu bir davada birden çok talebin olabileceği ve buna ek olarak dava sonunda (icra inkar tazminatı, yargılama gideri, vb.) bir kısım yeni hak ve sorumluluklar doğacağını kabul etmektedir.

Gelinen noktada Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1 maddesinin (4) numaralı bendindeki “asıl talep” ibaresinin nasıl yorumlanması gerektiği üzerinde durulmalıdır.

Kanaatimce yasa koyucu burada “asıl talep” ibaresi ile medeni usul hukuku anlamında “asli talep”ten değil “talep sonucu”ndan söz etmektedir. Modern usul hukuku teorisinde “dava konusu”nun talep sonucuna göre belirleneceği kabul edilmektedir ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu da bu yönde tercihte bulunmuştur (Tanrıver, S.: Medenî Usûl Hukuku, C.I, 3.b., Ankara 2021, s.492; Postacıoğlu, İ. E./Altay, S.: Medeni Usul Hukuku Dersleri, 8.b., İstanbul 2020, s.404, n.796 ve s.411, n.811). Ancak talep sonucu dava konusunu teşkil eden asli talep dışında başka talepleri de içermektedir.

Gerçekten de davacı açtığı dava ile mahkemeden neyi talep ettiğini dava dilekçesinin talep sonucu kısmında gösterir (HMK m.119/1-ğ). Dava da artık bu talep sonucu çerçevesinde şekillenir. Davanın türü, iddianın (ve savunmanın) değiştirilmesi ya da genişletilmesi yasağı, taleple bağlılık, dava konusunun devri, derdestlik ve kesin hüküm hep talep sonucu ile belirlenmiş dava konusuna göre değerlendirilir. Davacı dava dilekçesinde asli talepleri ile buna ilişkin fer’ileri ister.

Söz gelimi faiz ve inkar tazminatı gibi fer’iler ile harçlar, yargılama giderleri çoğu zaman müstakil bir davanın konusu olmazlar; giderler ve vekalet ücretleri talep olmasa dahi hakim tarafından hükme bağlanır. İşte yasa koyucu, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1-4’te asli talep yerine asıl talep diyerek bunu (yani talep sonucunu) kastetmiştir.

Hakim de kararında talep sonucunda kendisinden istenen dava konusuna göre gerek asli talepler gerek fer’iler ve gerek giderler konusunda hüküm sonucu kısmında ayrı ayrı hüküm oluşturmalıdır (HMK m.297/2; Karakaş, s.1567 vd.).

Yasa yolları sadece asli talebe ilişkin kararı değil, diğer hüküm sonucu parçalarını da kapsar. Asli talebi tamamen kabul edilmiş kimse, diğer talepleri hakkında hiç karar verilmemiş ya da hatalı karar verilmişse istinaf ve temyiz yollarına başvurabilir. Aksi takdirde mahkemeler asli talebi tam olarak kabul ettiklerinde, diğer kalemler hakkında karar vermeyebilir ve bu anlayışla haklılığı mahkemece belirlenmiş olan davacı üzerinde bırakılan yargılama giderleri, hata ile kendisine yüklenen karşı yan vekalet ücreti, faiz başlangıcı, faiz oranı, inkar tazminatı vb. gibi kalemlerin yasa yollarına başvuru konusu yapılması imkanı ortadan kaldırılmış olur.

Davanın devamı sırasında davalının asıl alacağı, işlemiş faizi, dava öncesi masrafları (ihtarname vs.) tam olarak ödemesi halinde hakim yargılamaya devam ederek, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumunu belirlemek ve yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti hakkında hüküm kurmak zorundadır. Davadan feragat halinde de benzer değerlendirmeler davalı yararına yapılacaktır. Çoğunluğun görüşünün kabulü halinde ise asli talep hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilerek yargılamaya derhal son verilmelidir. Zira bu görüşe göre, ortadan kalkmış ya da dava konusu olmaktan çıkmış bir asıl talep karşısında yargılama harç ve giderleri ile vekalet ücreti hakkında da niza sona ermiş sayılmaktadır.

Somut olaya dönüldüğünde davanın özel dava şartı yokluğundan usulden reddi, davalı yararına vekalet ücreti tayinini gerektirmekte olup, bu da yasal olarak verilmesi gereken bir karar niteliğindedir ve mahkemece bu yönde verilen (veya verilmeyen) karar istinaf denetimi dışında bırakılmamalıdır.

IV

Bu noktada yasa yoluna başvurmada hukuki yarar konusuna da değinilmelidir. Hukuki yarar dava şartı olduğu gibi yasa yoluna başvurmada da aranan bir şarttır. Hukuki yarara iki açıdan bakılmalıdır. Yasa yoluna başvurmak için hukuki yararın varlığı şart olduğu gibi bir kimsenin hukuki yararının bulunduğu sabit olan hususlarda ona (yasayla öngörülmüş istisnalar dışında) yasa yolunu kapatmak da hukuki yarar kavramına atfedilen önemle çelişir.

Somut olayda dava usulden reddedilmiş, davalı yararına vekalet ücreti verilmemiştir. Yasal gerekliliğin yerine getirilmemesi, vekalet ücreti tutarının yasada gösterilen tutarı aşması kaydıyla kaldırma sebebi sayılmalıdır. Bu bakımdan davalının yasa yoluna başvurmakta hukuki yararı da bulunmaktadır.

V

Kesinliğe ilişkin parasal sınırın ne şekilde belirleneceği, bir diğer ifade ile asli talep dışındaki fer’i taleplerle taraflara yüklenen yargılama giderlerinin de buna dahil edilip edilmeyeceği konusunda yasada açık bir düzenleme bulunmamaktadır.

Çoğunlukla aramızdaki diğer görüş farkı bu noktada ortaya çıkmaktadır.

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'ndan önce yürürlükte bulunan 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun göreve ilişkin 1’inci maddesinin ikinci fıkrasının son cümlesinde faizin, icra tazminatı ile giderlerin görevin tespitinde dikkate alınmayacağı açıkça gösterilmişti. Bu düzenleme taraflar arasındaki temel çekişme konusunun belirlenmesi ve o dönemde davanın değerine bakılarak sulh ve asliye mahkemeleri arasında görevin tespiti bakımından isabetli idi.

Peki, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda açıkça yer almamakla birlikte bu ilkenin bugün dahi geçerli olduğunu söylemek mümkün müdür?

Öğretide bir kısım yazarların ve Yargıtay’ın bazı dairelerinin görüşünün bu yönde olduğu, saygıdeğer çoğunluğun gerekçesinde vurgulanmıştır.

BUDAK/KARAASLAN’ın –benim de katıldığım– görüşü şu şekildedir: Yasa yoluna başvurma hakkı hak arama hürriyetinin bir unsurudur ve ancak açık bir yasa hükmü ile sınırlanabilir (TC Anayasası m.36). Yasada açıklık bulunmayan hallerde hak arama özgürlüğünden yararlanacak olan taraf lehine yasa yolunu kapatmayacak yorum tarzı tercih edilmeli (Budak, A.C./Karaaslan, V.: Medenî Usul Hukuku, 5.b., İstanbul 2021, s.404, n.24), yani şartları varsa istinaf sınırının hesaplanmasında faiz, icra tazminatı ve masraflar hesaba katılmalı ve vekalet ücreti de dahil olmak üzree sırf bunlar istinafa getirilebilmelidir.

Görevin belirlenmesi sırasında faiz ve tazminat gibi kalemlerin dava değerine dahil edilip edilmeyeceğine ilişkin düzenleme Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nda yer almamaktadır. Bunun temel sebebi sulh hukuk ve asliye hukuk mahkemeleri arasındaki miktara dayalı görev sınırının ortadan kaldırılmış olmasıdır.

Ancak istinaf ve temyiz sınırları belirlenirken mesele bu kadar kolaylıkla halledilebilecek gibi değildir.

Yasa yolu incelemesi ilk derece incelemesinden farklıdır. Asli talep tam olarak kabul edilmiş olsa bile fer’i talepler veya giderlere ilişkin konularda verilen kararlar da istinaf ya da temyiz yoluna getirilebilir. Bu halde istinaf ya da temyiz incelemesinde (yasa yoluna gelinmeyerek) taraflar arasında niza konusu olmaktan çıkmış (usuli müktesep hak oluşturmuş) asli talebin tutarına bakmanın hiçbir anlamı yoktur. İstinaf ve temyiz incelemesi sadece bu işi yapan mahkemelerin önüne getirilen tutarlarla sınırlı olarak yapılacaktır. Bu nedenle istinaf incelemesinde asıl alacağın tutarına ve ne kadarlık kısmının kabul veya reddedildiğine değil, istinafa konu edilen tutara bakılmalıdır.

Daha açık belirtmek gerekirse istinaf sınırını aşması kaydıyla asli talebin dışında kalan talep sonucu parçaları ve mahkemece hükmedilen yargılamaya ilişkin (harç, gider ve vekalet ücreti) alacak kalemleri pek tabiidir ki asli talepten bağımsız olarak istinaf edilebilir ve istinaf incelemesine tâbi tutulabilir.

VI

Sonuç olarak Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/1-4 maddesindeki “asıl talep” kavramı asli talebi değil talep sonucunu ifade etmektedir ve talep sonucuna dahil bütün unsurlar (ifade ettikleri parasal değerin yasal sınırı aşması kaydıyla), asli talepten bağımsız olarak istinaf ve temyiz edilebilirler. Nitekim somut olayda reddedilen dava üzerine davalı yan hakkında hiçbir sorumluluğa hükmedilmemiş olması, onun vekalet ücreti verilmemesi hususunun istinafen incelenmesi gerektiği kanısında olduğumdan sayın çoğunluğun aksi yöndeki kararına katılamıyorum. ....

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2022/28, K. 2022/95, 26 Ocak 2022 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. Bölgeadliyemahkemesi Kararı
  5. İncelenen Kararın
  6. Mahkemesi
  7. Tarihi : 01/09/2020
  8. Gereği Görüşüldü
  9. Hukuki Sebep Ve Gerekçe
  10. Gerekçeli Karar Yazım Tarihi : 28/01/2022
  11. Karşı Oy Yazısı
  12. I
  13. II
  14. III
  15. IV
  16. V
  17. VI
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/28
Karar No
2022/95
Tarih
26 Ocak 2022

İlgili Kararlar

  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2022/28 K.2022/34
  • İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/28 K.2022/29
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/67
  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/33
  • Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/26
  • Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2022/29 K.2022/26

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.