KÜNYE
T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Nisan 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/439 - 2025/394
- Esas no
- 2023/439
- Karar no
- 2025/394
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 28/12/2022
- Esas-karar numarası
- 2022/245 E.-2022/743 K.
Karar Metni
1.405 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Davalı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili; müvekkili şirketin önceki unvanıyla Rüzgâr Enerjisi Santrali Bağlantı Hakkı İhalesini kazandığını ve davalı ile 08.12.2011 tarihinde RES Katkı Payı Anlaşması imzalandığını, müvekkilinin unvan değişikliğinden sonra taraflar arasında 10.01.2019 tarihinde Revize RES Katkı Payı Anlaşması imzalandığını,
Bu kapsamda davalı tarafça 21.01.2022 tarihli 16.740.426,14 TL. bedelli fatura düzenlenerek müvekkiline gönderildiğini, müvekkilince 04.02.2022 tarihinde ihtirazi kayıtla ödendiğini,
Taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesine göre katkı payı hesaplandığında müvekkilinden (KDV dâhil) 10.709.902,15 TL fazla para tahsil edildiğini,
Rüzgar Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliğindeki katkı payı hesap formülünün Sözleşme ile aynı olduğunu, ancak davalı tarafça fatura hesaplamasının bu iki düzenlemeye aykırı olarak yapıldığını, davalı tarafça teklif mektubuna göre hesaplama yapıldığının belirtildiğini,
Davalının 233 sayılı KHK ve ana statüsü hükümlerine göre özel hukuk tüzel kişisi olduğunu, bir anonim şirket olması nedeniyle TTK hükümlerine tâbi olduğunu, uyuşmazlığa konu sözleşmenin özel hukuk sözleşmesi olduğunu, sözleşme bedeli ile ilgili uyuşmazlıkta adli yargının görevli olduğunu,
Tarafların sözleşme yapmadan önce bir ön sözleşme yapabileceklerini, niyet mektubunun bir sözleşme olarak kabul edilemeyeceğini, niyette bulunan tarafın bu niyet mektubu ile bağlı olmadığını, kaldı ki, davalı tarafından hesaplamaya esas alındığı söylenen teklif mektubunun sözleşmenin ayrılmaz bir parçası olduğuna dair ne sözleşmede, ne de teklif mektubunda hiçbir şekilde atıf bulunmadığını, davalının teklif mektubundaki hususların geçerliliğini devam ettirmek isteseydi, bu düzenlemeleri sözleşmeye derç edebileceğini, çünkü sözleşmenin davalının tek taraflı olarak hazırladığı, müvekkilinin dahli ve tartışmasına açık olmayan şekilde hazırlandığını, yani genel işlem şartlarını haiz olduğunu, sözleşmenin hazırlayanın lehine uygulanmasının Borçlar Kanununun emredici hükmüne ters düşeceğini,
Davalı işleminin iyiniyet ilkesine de aykırı olduğunu,
İleri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, fazla ödenen 10.709.902,15
TL'nin ödeme tarihi olan 04.02.2022 tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; dava konusu RES katkı payı anlaşması, EPDK onayına tabi olan ve EPDK'nin ikincil düzenlemelerinde yer alan anlaşmalardan olduğundan ticari anlaşma olmadığını, niteliği ve içerdiği düzenlemeler bakımından özel hukuku aşan bir rejime tabi olduğunu, idari sözleşme niteliğinde olduğunu, dava konusu uyuşmazlığın çözümünün idari yargı mercilerine ait olduğunu,
Davacı şirketin EPDK tarafından onaylanan, "Rüzgâr Enerjisine Dayalı Üretim Tesisi Kurmak Üzere Yapılan Lisans Başvurularına İlişkin Yarışma Yönetmeliği" hükümlerine uygun olarak sunduğu teklifler doğrultusunda Bergama RES (dava konusu) için bağlantı hakkı kazandığını, lisans alarak faaliyetlerine başladığını, müvekkili ile davacı arasında RES Katkı Payı Anlaşmaları akdedildiğini,
Müvekkilince RES Katkı Payı faturalarının RES Katkı Payı Anlaşması gereğince, Yönetmelik ve ekleri olan taahhütname, teklif mektubu formu ile anlaşma hükümlerinin birlikte değerlendirilmesi sonucunda hesaplandığını, davacı tarafından sunulan teklif mektubunda, RES katkı payı tutarının, teklif yılından ödemeye esas üretim yılına kadar, Türkiye İstatistik Kurumu tarafından Ocak ayında açıklanan yıllık tüketici fiyat endeksi (TÜFE) oranında güncelleştirilerek (kümülatif) müvekkili Teşekküle ödeneceğinin çekişmesiz şekilde kabul ve taahhüt edildiğini, gerek müvekkili ile davacı şirket arasında imzalanan RES katkı payı anlaşmasının,
gerekse davacı şirket tarafından sunulan teklif mektubu formunun, bu Yönetmeliğin aynı tarihte yayımlanan ekleri olduğunu, aralarında hiyerarşik bir ilişki kurmak suretiyle teklif mektubunun yok sayılmasının hukuka uygun olmadığını, Yönetmeliğin ekinde basılı olarak yer alan katkı payı anlaşmasının imzalanmasının Yönetmelik gereği zorunlu olup, müvekkili Teşekkül veya davacı şirketin söz konusu anlaşma üzerinde herhangi bir değişiklik yapma imkânı bulunmadığını,
Yönetmeliğin 6. maddesi uyarınca, yarışma sırasında sunmuş olduğu teklifin tüm şartları ile birlikte, davacı şirket için bağlayıcı olduğunu, daha sonra bu teklifte yer alan hesaplama şekli ile bağlı olmadığının öne sürülmesinin dürüstlük kuralına uygun olmadığını ve teklifin değiştirilmesi anlamına geldiğini, bunun da Yönetmelik hükümlerine aykırı olduğunu,
Davacının teklifinde yer alan hesap şekli ile bağlı olmadığının kabulünün, diğer istekli firmalar bakımından haksız rekabet teşkil edeceğini ve hakkaniyete aykırı sonuçlar doğuracağını, Yönetmeliğe uygun şekilde yapılan hesaplama ile düzenlenen dava konusu RES katkı payı faturasında hukuka aykırılık bulunmadığını,
RES katkı payının davacı şirketçe iddia olunduğu şekilde uygulanacağı düşünülürse, yıllara yayılan sürecin enflasyon ve fiyat değişimleriyle birlikte, müvekkil kurumun hak ve menfaatlerini zedeleyici mahiyette olmasının yanı sıra, teamül haline gelen enflasyon uygulamaları açısından da tutarsızlık oluşacağını ve bu durumun uygulamanın gerekçesine aykırılık teşkil edeceğini,
Davacının yarışmaya katılırken kabul ederek imzaladığı teklif mektubu, taahhütname ve anlaşmanın, bağlantı hakkı kazandıktan sonra kendisine dayatıldığını öne sürmesinin iyi niyetli olmadığını, Yarışma Yönetmeliği ve eki metinlerde yer alan düzenlemelerin tüm istekli firmalara uygulandığını,
Savunarak, davanın öncelikle usulden aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece Mahkemesince.
"Mahkemece yapılan inceleme ve tüm dosya kapsamına göre; davacı tarafından yapılan 06/09/2011 tarihli teklifin bir öneri olduğu, taraflar arasında 08/12/2011 tarihinde RES katkı payı anlaşmasının imzalandığı, davacı şirketin unvan değişikliği nedeniyle RES katkı payı anlaşmasının tüm hükümleri aynı kalmak üzere 10/01/2019 tarihinde revize RES katkı payı anlaşmasının imzalandığı, 25,2 Mw 25 Mw'e kurulu gücünde Bergama RES projesi için 08/12/2011 tarihli RES katkı payı sözleşmesinin imzalandığı,
Rüzgar Enerjisine dayalı üretim tesisi kurmak üzere yapılan lisans başvurularına ilişkin yarışma yönetmeliği kapsamında 2011 yılında yapılan yarışmalara katıldığı ve bu yarışmalar sonucunda iletim sistemine bağlantı hakkı kazandığı,
tesisin geçici kabulünün yapıldığı tarihten itibaren başlamak üzere 20 yıl süre boyunca ...'a ödemeyi taahhüt ettiği, RES katkı payı bedelinin ödenmesi ile ilgili 08/12/2011 tarihli sözleşmede ve bu sözleşmenin tüm hükümleri aynı kalmak üzere sadece taraf isim değişikliği yapılarak 10/01/2019 tarihinde revize edilen RES katkı payı sözleşmesinde, davacı tarafından yapılan öneriden farklı bir öneriyi dikkate alarak sözleşme yaptıkları, sözleşmenin karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanları ile kurulduğu, tarafların serbest iradeleri ile imzalamış oldukları sözleşmenin davalı yönünden de bağlayıcı olduğu,
sözleşmenin devlet ihale kanunu hükümlerine tabi olmadığı, RES katkı payı tutarının taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine uygun olarak hesaplanması gerektiği, sözleşme hükmünün, emredici hükümlere aykırı olmadığı, tarafların sözleşme hükümleri ile bağlı olduğu, teklif mektubunda güncelleştirilerek ödeneceği belirtilmiş ise de, sözleşmenin 3.maddesinde bu hususa yer verilmediği,
sözleşme uyarınca geçmiş yılların TÜFE oranları dikkate alınarak kümülatif bir TÜFE oranı hesap edilemeyeceği, sözleşme ve yönetmelik hükümleri nazara alınarak davacının ödemesi gereken RES katkı payı tutarının ve yine teklif mektubu da gözetilerek ödenmesi gereken RES katkı payı tutarının ikili olarak bilirkişi raporunda hesaplandığı, sözleşmenin yorumu hukuki mesele olup mahkememizce yapılan değerlendirmede; sözleşme ve yönetmelik hükümleri nazara alınarak davacının ödemesi gereken RES katkı payı tutarının belirlenmesi gerektiği, bunun da KDV dahil 6.030.523,99 TL olduğu,
fatura bedeli 16.740.426,19 TL'den sözleşme ve yönetmelik hükümlerine göre hesaplanan 6.030.523,99 TL'nin düşümü ile davacı tarafından 10.709.902,20 TL fazla ödeme yapıldığı" gerekçesiyle, talep de nazara alınarak davanın kabulüne, 10.709.902,15 TL'nin 04.02.2022 ödeme tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde; yargı yolu itirazı dışındaki cevap dilekçesindeki açıklama ve savunmalarını tekrar etmiş, İlk derece Mahkemesi kararında yer alan muhalefet şerhinde açıklamalarına paralel olarak görüş bildirildiğini belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, davalı tarafça düzenlenen ve ihtirazı kayıtla ödenen RES Katkı Payı faturasının taraflar arasındaki RES Katkı Payı Anlaşması hükümlerine uygun olarak düzenlenmemiş olduğu iddiasıyla fazla ödenen kısmın istirdatı istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 30/04/2025
Başkan · e-imza · Üye · e-imza · Üye · e-imza · Katip · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2023/439, K. 2025/394, 30 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama