KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 30 Ekim 2024
- Esas no
- 2024/1642
- Karar no
- 2024/1470
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- Doç.Dr. ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 17/01/2024
- Esas-karar numarası
- 2023/317 E.-2024/25 K.
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
Karar Metni
1.340 kelime·7 dk okuma·6 bölüm
Davacılar vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacılar vekili; müvekkillerinin ortağı oldukları davalı kooperatifçe hiç bir sebep olmamasına rağmen müvekkilleri adına ferdileşme ve tapu tescil işlemi yapılmadığını, kooperatifçe talep edilmesi üzerine taşınmazlarının tapusunu alabilmek amacıyla, istirdat haklarını saklı tutarak "İskân proje bedeli ana parası" olarak talep edilen bedelleri ödemek zorunda kaldıklarını, müvekkilleri satın almadan önce zaten iskân işlemleri tamamlanmış olup bu bedelin tahsil edilmesinin hukuki gerekçesi bulunmadığını,
Yine müvekkillerine ayrı ayrı gönderilen Ortak Cari Hesap Ekstresine ve daha sonra gönderilen ihtarnamelere itiraz ettiklerini, ancak tapularına kavuşabilmek amacıyla hukuka ve yasaya aykırı olarak talep edilen iskân ve proje bedellerini ihtirazi kayıtla ödeyerek tapularına kavuşabildiklerini,
Öte yandan, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkillerince ana para tutarlarının ödendiğini, TBK'nın 131/1. maddesi uyarınca faiz istenemeyeceğini, müvekkillerinden hem mükerrer ödeme alındığını, hem de sürekli gecikme cezası adı altında yeni borçlar ihdas edildiğini,
Kooperatif yönetim kurulunca usul ve yasaya aykırı teşkil edilmiş genel kurullarda yasaya aykırı kararlar alındığını, bu yönetim ve denetim kurulu kararlarının da iptalini talep ettiklerini,
İleri sürerek, müvekkillerince ödenen toplam 219.759,91 TL.'nin ödeme tarihlerinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan istirdatına,
Tapu devri haksız olarak geç yapıldığından şimdilik 1.000,00 TL. belirsiz alacağın davalıdan tahsiline, %20'den az olmamak üzere kötüniyet tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacılar tarafından iskân iş ve işlemlerine ilişkin kararların alındığı 18.11.2012 tarihli genel kurul kararlarına karşı muhalefet şerhi düşülmediği gibi iptalleri için yasal süre içinde hukuki yollara başvurulmadığını, bu nedenle davanın öncelikle hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini,
Görev, yetki zaman aşımı ve hak düşürücü süre yönünden itirazlarını sunduklarını,
Piyasa fiyatlarına göre tahmini şekilde oluşturulan iskân bedelleri ile ilgili kooperatif üyelerinin bilgilendirildiğini, davacıların genel kurul kararı gereği ödemeleri gereken taksit ödemelerini geç ödediklerini,
Davacılara birinci ihtarnamelerin tebliğine rağmen herhangi bir ödeme yapılmadığını, ödemeleri geç yapıldığından aleyhlerine gecikme cezası tahakkuk ettirildiğini, kabul anlamına gelmemek üzere yaptıkları ödemelerin iadesi istemlerine ilişkin zaman aşımı süresinin geçtiğini,
Müvekkili kooperatif tarafından yapılan işlemlerde kooperatife atfedilebilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, davacıların ödemelerini geç yaptıkları da göz önünde bulundurulduğunda kira kaybı ve zararların tahsil isteminin hukuka ve yasaya aykırı olduğunu,
Davacıların hangi yönetim kurulu ve genel kurul kararlarının iptalini istediklerinin belirsiz olduğunu,
Savunarak, davanın öncelikle usulden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
İlk derece Mahkemesince; "İddiaların ileri sürülüş şekli itibarı ile davacı tarafın davalı kooperatifin tahsil ettiği tutarların miktarını ve haksız tahsil edildiğini ve taşınmazların geç teslim edildiği ile geç teslimden kaynaklı uğranılan zarar kalemlerini kanıtlaması gerekmektedir.
Davalı taraf ön inceleme duruşması ara kararı gereğince kooperatif defter ve belgelerinin bulunduğu yeri bildirmiş, bu kapsamda davacıların iddialarının ve zarar miktarının kanıtlaması gerekmektedir. Bunun için de davalı tarafın defterleri incelenmek sureti ile davalının yaptığı işlemlerin dayanaklarının yasaya, taraflar arasındaki sözleşme, genel kurul kararlarına uygunluğunun denetlenmesi ve davacının kira alacağı ve zarar talebi ile ilgili hususların belirlenmesi gerekli olup, inceleme yapılabilmesi amacı ile 11/10/2023 tarihli duruşmada kesin süre uyarısını içeren ara kararı oluşturulmasına rağmen davacı tarafça delil avansı ödenmediği için davalı kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yapılamamıştır.
Toplanan delilere göre; davacıların davalının kendilerinden usulsüz olarak fazla tahsilat yaptığı ve taşınmazların geç teslim edilmesi sebebiyle uğradıkları zararı kanıtlamaları gerekirken bilirkişi ücretini yatırmamış olmaları nedeni ile davalı defterleri üzerinde inceleme yapılamadığı için bu belirleme yapılamadığı gibi mahkememiz tarafından da davacının yaptığını iddia ettiği ödeme miktarı ve bu ödemelerin usulsüz yapıldığı ile taşınmazların davacılara geç teslim edildiği ve bundan kaynaklı davacıların zararının oluşup oluşmadığı ve miktarının belirlenmesinin de mümkün olmadığı" gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava dilekçesindeki açıklama ve iddialarını tekrar ederek, İlk derece Mahkemesince ispat hukuku kurallarına aykırı yargılama ile karar verildiğini, bilirkişi ücretinin ödenmesi mahkemenin taraflı tutumu sebebiyle kaçırılmış olup duruşmaya erişim imkânı tanınmadığı gibi telafi imkânı da tanınmayarak ispat külfeti davalı tarafta olduğu halde yanlı karar verildiğini, davalı tarafın toplanan bedelleri ve tapuya ne kadar harcadığını ispatlaması gerektiğini,
İlk derece Mahkemesinin hukuka aykırı tefrik kararıyla davanın amacını saptırdığı gibi davalı tarafın savunmasında geçen zaman aşımı def'ini ve ikrar niteliğindeki beyanlarını gerekçesine dahi yazmadığını, Mahkeme hakiminin davayı reddetmek amacıyla hukuka aykırı kesin süre verdiğini, duruşma zaptını duruşmada vermeyerek ve bu kesin süre kararını da ihtar etmeksizin oluşan hukuka aykırı avantajı davalı lehine kullanarak davayı esastan reddettiğini, davalı kooperatifteki eski emekli bürokratların nüfuzlarının Mahkeme hakimini adil yargılama yapması konusunda etkilediğini, ispat külfetinin davalı kooperatifte olduğunu bildiği halde,
tarafsızlığına gölge düşürecek nitelikte yargılamayı davacı aleyhine zorlaştırıp konuyu oldu bittiye getirerek hukuki dinlenilme hakkı ve adil yargılanma hakkını ihlâl ederek davayı gerekçesiz bir şekilde reddettiğini,
Eksik incelemenin tamamlanması hususunda duruşmadan önce yatırılan bilirkişi ücreti ile yeniden yargılama yapılması ve sonuca göre karar verilmesi gerektiğini, öte yandan ispat külfeti davalı tarafta olduğundan davalı delilleri içerisinde yer alan inceleme talebinin bilirkişi ücretinin davalı tarafça yatırılması gerektiğini,
TBK'nın 120/2. maddesine aykırı genel kurul kararlarının batıl olarak kabul edildiğini, davalı kooperatifin ölçüsü belirsiz, ana paranın mislinden fazla ceza uygulaması hiçbir hukuksal gerekçeye dayanmadığı gibi faiz olarak da adlandırılmasının mümkün olmadığını, kooperatif yönetiminin gecikme cezası adı altında Ceza Kararnamesi veya ceza düzenlemesi yetkisinin olmadığını,
17.01.2024 tarihli 3 nolu celsenin duruşmasına e-duruşma olarak katılmaya çalışmışsalar da teknik nedenlerle katılım sağlayamadıklarını, 10.20'de olması gereken duruşmanın 10.50'de yapıldığını, beklemelerine rağmen kendilerine duruşma bildirimi gelinmediğini, 10.20'den sonra bir kaç defa duruşmaya girmeye çalıştıklarını ancak duruşmada tek kişi oldukları görüntüsü ile karşılaştıklarını, duruşma zabtı 3-4 saat sonra yüklendiğinde duruşmanın yokluklarında 10.50'de alındığının anlaşıldığını, erişim haklarına engel olunduğunu,
Mahkemece tahkikatın bittiği düşünülüyor ise sözlü yargılama için süre verilmesi gerektiğini, bağlanılamadığında savunma ve hukuki dinlenilme hakkı kapsamında mazeretli sayılmaları ve duruşmanın ertelenmesi gerektiğini, duruşma zabtının gerçeklerle bağdaşmadığını, konunun çözümü bilirkişi incelemesi zaruriyeti taşımadığından mahkeme hakiminin çıplak gözle celbettirdiği defter ve belgeler ile ödeme banka kayıtlarını hakimlik bilgisiyle değerlendirerek karar verebileceğini, kendilerinin ödeme dekontlarını dava dilekçesi ekinde sunarak ödemeleri ispatlamış olduklarını,
bir önceki 11.10.2023 tarihli duruşmada bilirkişi ücretini yatırmaları için kendilerine süre verildiğini ancak duruşma çıkışında duruşma zabtı kendilerine verilmediği gibi ihtar da yapılmadığını, duruşma zabtının kendilerine verilmemesi nedeniyle bu hususun gözden kaçırıldığını,
Kaldı ki yerel mahkeme tarafından tefrik edilen dosyanın her türlü beklenmesinin gerektiğini, dava hak düşürücü süreye tabi olduğundan tekrar açılmasının mümkün olmadığını, Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, üyesi oldukları davalı kooperatif tarafından haksız yere tahsil edilen tutarların istirdatı ve tapularının geç verilmesi nedeniyle kira tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesindeki hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine, talep konularının niteliğine göre ispat yükünün davacılar üzerinde olmasına,
davacılar vekilinin yüzüne karşı yapılan 11.10.2024 tarihli duruşmada Mahkemece HMK'nın 94. maddesine uygun olarak kesin süreye uyulmamasının sonuçlarının açıklanmasına ve ihtar edilmiş olmasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 30/10/2024
Başkan ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Katip ... · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2024/1642, K. 2024/1470, 30 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama