KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 23. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölgeadliyemahkemesi 23. Hukukdairesi (İ Stinafbaşvurusunun Esastanredd İ)
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2025
- Esas no
- 2025/113
- Karar no
- 2025/345
- Başkan
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Üye
- ... ...
- Katip
- ... ...
- İncelenen kararın
- —
- Mahkemesi
- KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 02/10/2024
- Esas-karar numarası
- 2018/101 E.-2024/834 K.
Karar Metni
2.365 kelime·12 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK m.) 352. maddesi uyarınca, yapılan ön inceleme sonucu, eksiklik bulunmadığı anlaşıldığından inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra, dosya incelendi.
GEREĞİ GÖRÜŞÜLDÜ
İDDİA VE SAVUNMALARIN ÖZETİ
Davacı vekili 19.03.2014 tarihli dava dilekçesinde; müvekkili ve oğlu ...'ın davalı kooperatif üyesi olduklarını, müvekkilinin oğlunun kur'ada kendi adına isabet eden 14 numaralı bağımsız bölümün üyelik hakkını Kayseri 3. Noterliğinin 01.10.2010 tarih ve 2630 yevmiye numaralı devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini, böylece müvekkilinin davalı kooperatifte iki üyeliğinin olduğunu, müvekkilinin kooperatif başkanının talebi üzerine kooperatife 14 numaralı daire için toplam 65.000,00 TL ödediğini,
kooperatif yetkilisi ...'ün müvekkiline bu dairenin arsa sahibine ait olduğunu belirterek 2010 yılının 9. ayında 15 numaralı dairenin anahtarını teslim ettiğini, müvekkilinin o tarihten beri 15 numaralı dairede oturduğunu ve kendisini malik olarak bildiğini, müvekkilinin bu dairenin tapusunun devrini istemesi üzerine kooperatif yetkililerinin 15 numaralı dairenin tapusunu teminat olarak kooperatif yönetiminde olan ...’a verdiklerini, onun kredi çekeceğini, kredi çekilip ödendikten sonra dairenin tapusunu müvekkili adına vereceklerini söylediklerini, buna ilişkin kooperatif karar defterinde karar alındığını, müvekkilinin 15 numaralı dairenin,
davalılardan ... adına kayıt edildiğini davalının Kayseri 2. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2014/160 esasında açmış olduğu "Fuzuli İşgal Nedeniyle Tahliye ve Ecrimisil" davasından sonra öğrendiğini, davalı ...'ün kooperatif yönetiminde olan ve kredi çekmek üzere daireyi üzerine alan ...'ın damadı olduğunu, ...'ün iyi niyetinden bahsedilmesi ve korunmasının kanunen mümkün olmadığını, diğer davalı ...'ün ise arsa sahiplerinden ...'ün gelini olduğunu, her iki tescil işleminin de yolsuz/muvazaalı olduğunu,
davalı kooperatifin ise tapu iptali tescil davası neticesiz kaldığı takdirde sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca sorumlu olduğunu ileri sürerek, öncelikle 15 numaralı bağımsız bölümün, mümkün olmadığı takdirde 14 numaralı bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tapuya tesciline, aksi halde davalı kooperatife ödenen 65.000,00 TL'nin ödeme tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş;
12.11.2015 tarihli dilekçesi ile; davalı ... hakkındaki davayı HMK'nın 125. maddesi uyarınca davayı tazminat davasına dönüştürdüklerini açıklamış; 18.08.2016 tarihli ıslah dilekçesiyle de; tazminat tutarını 15 numaralı bağımsız bölümün dava tarihindeki değeri olan 96.600,00 TL.'ye artırmıştır. Davalı ... vekili; dava konusu taşınmazı 09.08.2012 tarihinde ...'dan bedelini ödeyerek satın aldığını, davacının anılan taşınmazı kira sözleşmesi olmaksızın işgal ettiğini, davacı aleyhine müdahalenin men'i istemiyle dava açtıklarını, davanın halen derdest olduğunu, müvekkilinin ...'ın damadı olmadığını, iyiniyetli üçüncü kişi olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili; müvekkilinin davadan haberi olmadan önce dava konusu 14 numaralı bağımsız bölümü satarak devrettiğini, bu nedenle müvekkiline husumet yöneltilmesinin mümkün olmadığını, yüklenici kooperatif ile arsa sahipleri arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine göre 14 numaralı bağımsız bölümün arsa sahiplerine verilecek bağımsız bölümlerden olduğunu, arsa sahiplerinden ...'ün kendisine ait olan daireleri çocukları arasında taksim ettiğini, buna göre 14 numaralı daireyi gelini olan davalıya devrettiğini, davayı kabul etmemekle birlikte, aksi düşünülse bile,
yasaya göre yüklenicinin 3. kişiye harici devir işlemi, sözleşmeden doğan alacağın temliki hükmünde olduğundan.
3. kişi konumundaki davacının, aslında arsa sahibine dönük ve muvazaa iddiasıyla müvekkiline yönelik taleplerinin, sözleşmenin yükleniciye tanıdığı haklarla sınırlı olacağını, diğer taraftan yüklenici kooperatif ile davacı arasındaki harici devrin, sözleşmeden doğan alacağın temliki şartlarını taşımadığını, bununla birlikte şeklen geçerli bir harici devir olduğu varsayılsa bile, bu işlemin içerik yönünden hatalı ve arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerine aykırı olduğunu, davacının beyanları ile,
14 nolu bağımsız bölümün arsa sahibine ait olduğunun, bu dairenin davacıya verilmesinin imkânsız olduğunun, bu hususun karar defterinde de düzeltildiğinin anlaşıldığını, davacının yüklenici kooperatif ile yapmış olduğu hukuki işlemlerin kendileri açısından karşılıklı hüküm ifade edeceğini, müvekkili açısından bir hüküm ifade etmeyeceğini savunarak, davanın öncelikle usul yönünden, aksi halde esastan reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalı S.S. ... Konut Yapı Kooperatifi cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAH. KARARI ÖZETİ
Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 26.012017 tarih ve 2014/100 E., 2017/26 K. sayılı kararıyla; "4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1023. maddesinde; "Tapu kütüğündeki tescile iyiniyetle dayanarak mülkiyet veya bir başka ayni hak kazanan üçüncü kişinin bu kazanımının korunacağı" açıklanmıştır.
Toplanan tüm deliller birlikte incelenip değerlendirildiğinde; davacı ile oğlu ...'ın davaya konu bağımsız bölümleri yapan ve teslim eden davalı Kooperatifin üyesi iken davacının oğlunun kendi adına isabet eden davaya konu 14 nolu bağımsız bölümün üyelik hakkını Kayseri 3. Noterliğinin 01/03/2010 tarih ve 2680 yevmiye numaralı Kooperatif Hisse Devir Sözleşmesi ile davacıya devrettiği, davacının oğlu ve davacı tarafından toplamda 65.000,00 TL bedelin davalı kooperatife ödendiği,
davaya konu 14 nolu bağımsız bölümün arsa sahiplerinden olan dava dışı ...'e verilmesi gereken dairelerden olduğunun anlaşılması üzerine davalı kooperatif yönetimi tarafından davaya konu 15 nolu bağımsız bölümün davacıya verilmesi yönünde karar alındığı ve bu dairenin davacıya teslim edildiği, kat irtifakı kurulurken davaya konu 14 nolu bağımsız bölümün dava dışı ... adına tapuya tescil edildiği,
...'ün 10/09/2012 tarihinde bu bağımsız bölümü davalı ...'e satıp tapudan devrettiği, bu davalının da dava açıldıktan sonra 02/04/2014 tarihinde dava dışı ...'a tapuyu devrettiği, bunun üzerine davacı tarafın davaya davalı ... aleyhine tazminat davası olarak devam ettiği, davaya konu 15 nolu bağımsız bölümün ise dava dışı ... adına tapuya tescil edildiği, onun da 21/09/2012 tarihinde bu bağımsız bölümü davalı ...'e resmi senetle satıp tapusunu devrettiği anlaşılmaktadır.
Şu halde, davaya konu 14 numaralı bağımsız bölümün davalı kooperatif ve arsa sahibi arasında yapılan Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi uyarınca arsa sahibine verilmesi gereken dairelerden olduğu ve yolsuz tescilin söz konusu olmadığı,
davaya konu 15 numaralı bağımsız bölümün ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun 1023. maddesi uyarınca davalı ... tarafından iyi niyetle iktisap edildiği ve bu kazanımının korunması gerektiği, buna göre davacının davalı kooperatiften kendisine tahsis edilen davaya konu 14 numaralı bağımsız bölümün bilirkişi tarafından belirlenen bedelini talep edebileceği" gerekçesiyle, davalılar ... ve ... aleyhine açılan davanın reddine, davalı SS. ...
Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın kabulü ile, 96.600,00 TL'nin dava tarihi olan 19.03.2014 tarihinden itibaren davalı SS. ... Konut Yapı Kooperatifinden alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemizin 29.11.2017 tarih ve 2017/1012 E., 2017/1190 K. sayılı kararıyla; "...Dava, 01.07.2012 tarihinden sonra, 19.03.2014 tarihine açılmış olup, davacı tarafça, davalı kooperatif üyeliğine bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescili, mümkün olmazsa kooperatife ödenen bedelin tahsili istenmiştir. Bu nedenle dava, 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu'nun 99. maddesi uyarınca ticari dava niteliğindedir.
Buna göre mahkemece, uyuşmazlığa bakmakla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu gerekçesiyle HMK'nın 114/(1)-c ve 115/(2). maddeleri uyarınca göreve ilişkin dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, uyuşmazlığın esasının incelenmesi doğru olmamıştır." gerekçesiyle, HMK'nin 353/(1)-a.3. maddesi uyarınca esası incelenmeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine, kararın kaldırılması nedenine göre davacı vekilinin istinaf itirazlarının incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosyanın gönderildiği İlk derece Mahkemesince; "Yargılama devam ederken 14 nolu taşınmazın davalı ... tarafından 02/04/2014 tarihinde dava dışı ...’a geçtiği görülmekle davacıya bu nedenle HMK madde 125 kapsamında davasına nasıl devam edeceği konusunda beyanda bulunmak üzere süre verilmiş ve davacının 11.11.2015 tarihli dilekçesi ile davasına davalıya tazminat olarak devam edeceğini beyan ettiği görülmüştür.
Kayseri 5. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2017/441 E, 2017/465 K. sayılı görevsizlik kararı üzerine yapılan yargılama sonucunda deliller toplanmış, tanıklar dinlenmiş ve bilirkişilerden yukarda açıklandığı üzere kök ve ek raporlar alınmıştır.
Raporlardan ve davacının sunmuş olduğu ödeme belgeleri ile kooperatif kayıtlarından anlaşıldığı üzere davacının 4. Kat 14 nolu dairenin üyeliğini dava dışı oğlu ...’tan devraldığı, davacının kooperatife 2 üyeliğinin bulunduğu, davacının 14 nolu daire için toplam 65.000 TL ödeme yaptığı ve kooperatifin 20/11/2012 tarihli ve 10 nolu yönetim kurulu kararı ile 15 nolu dairenin teminat amaçlı ...’a verilmesine rağmen tapusunun iptali ile davacıya verilmesine karar verildiği,
25/12/2012 tarihli 11 nolu yönetim kurulu kararı ile de yine aynı şekilde karar verildiği ve sonrasında da dairenin ... adına kayıtlı olduğu anlaşılmış olmakla her ne kadar davacı tarafça davalı ...’ün ...’ın damadı olduğu ve davalıya muvazaalı devrin bulunduğu iddia edilmiş ise bu hususun davacı tarafça yeterli deliller ile ispat edilemediği anlaşılmış ve yine davalı ...’ün arsa sahibi ...’ün gelini olduğu ve 14 nolu dairenin de davalıya davacı zararına muvazaalı devredildiği iddia edilmiş ise de bu hususunda yine yeterli deliller ile ispat edilemediği, tanık beyanlarının ispat için tek başına yeterli olmadığı görülmüştür.
Davacı hakkında Kayseri 7. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2014/156 E sayılı dosyasında müdahalenin meni nedeni ile tahliye kararı verilmiş olup, toplanan tüm deliller birlikte dikkate alındığında davacı ile oğlunun davalı kooperatife yapmış olduğu ödeme miktarlarının toplamının 93.190 TL olduğu görülmüş olmakla Asliye Hukuk Mahkemesi tarafından gayrımenkul uzmanı bilirkişiden alınan rapor gereği dava konusu 15 nolu taşınmazın değerinin 96.600 TL olduğu görülmüş olması ile davacı vekilinin 18/08/2016 tarihli ıslah dilekçesi de birlikte dikkate alınarak davacının davalı kooperatife ödeme yapmasına ve kooperatifçe davacıya taşınmazın devredileceği
yönünden karar verilmesine rağmen taşınmaz devrinin yapılmadığı anlaşılmakla, davacının taşınmazın devri için ödenmesi gereken bütün bedeli ödemediği, bu nedenle davacının tapu iptal tescil davasının kabulü için şartlar olmamakla birlikte kendisinin ve üyeliği devraldığı oğlunun yapmış olduğu tespit edilen ödemelerin miktarı itibari ile tazminat talebinin bu hali ile yerinde olduğu, tazminat hesabı yapılması için yeterli belge ve delilinde davalı kooperatifçe dosyaya sunulmaması nedeni ile davacının davasını mevcut deliller itibari ile ispat ettiği" gerekçesiyle, davalılar ... ve ... hakkında açılan davanın reddine, davalı S.S. ...
Konut Yapı Kooperatifi aleyhine açılan davanın kabulü ile 96.600,00 TL alacak bedelinin dava tarihi olan 19.03.2014 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; gerek davalı ...'ün, gerekse diğer davalı kooperatifin kötü niyetle ve muvazaalı bir şekilde hareket ettiğinin dosyadaki bilgi ve belgelerden, tanık beyanlarından anlaşıldığını, dava konusu taşınmazlardan 14 numaralı daire Kayseri 6. Noterliği’nin 03.02.2008 tarih ve 2979 yevmiye numaralı tutanağı ile yapılan kura/çekiliş sonrası müvekkilin oğlu ...'a isabet ettiğini, daha sonra bu bağımsız bölümün üyelik hakkını Kayseri 3. Noterliğinin 01.10.2010 tarih ve 2680 yevmiye numaralı kooperatif hisse devir sözleşmesi ile müvekkiline devrettiğini ve kayıtlara geçtiğini,
davalı ...'e/arsa sahibine ise 13 numaralı dairenin isabet ettiğini, tanık beyanları yanında tüm resmi kayıtlarla da muvazaalı bir devir olduğunun sabit olduğunu, davalı ... ile davalı kooperatif arasında imzalanan ve 4. kat 14 numaralı dairenin arsa sahibine verileceğine dair düzenleme şeklinde kat karşılığı inşaat sözleşmesinin Kayseri 8. Noterliğinin 06.05.2011 tarih ve 19425 yevmiye numarasında tam 3 yıl sonra muvazaalı olarak yapıldığını,
Gerek davalı ...'ün, gerekse diğer davalı kooperatifin kötü niyetle ve muvazaalı bir şekilde hareket ettiğinin dosyadaki bilgi ve belgelerden, tanık beyanlarından anlaşıldığını, dava konusu 15 numaralı taşınmazın 2010 yılında müvekkiline teslim edildiğini, müvekkilinin tadilatlar yaptığını, taşınmazda malik sıfatıyla oturmaya başladığını, dört yıl sonra açılan 7. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/156 E. 2016/60 K. sayılı dosyasında görülen dava ile bu dairenin satıldığını öğrendiğini,
Davalı ...'ün dava konusu daireyi 21.09.2012 tarihinde kooperatif yönetiminde bulunan ve akrabası olan ...'dan satın aldığını, el atmanın önlenmesi ve ecri misil davasının ise 04.06.2014 yılında açıldığını, 2012 yılında alınan bir daire için 2014 yılında dava açılmasının hayatın olağan akışına aykırı ve kabul edilemez olduğunun gözden kaçırıldığını, keşif sırasında dinlenen bina sakinlerinin davalı ... ...'ü hiç görmediklerini, tanımadıklarını, bina yapıldı yapılalı (2009 yılından keşif tarihine kadar) dava konusu taşınmazın müvekkil ...’a ait olduğunu bildiklerini beyan etmiş olmalarının dikkate alınmadığını,
davalı ...'ün veya herhangi bir alıcının eve bakmamasının, oturan varsa tanışmasının imkânsız ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunun değerlendirilmediğini, davalı ... ile ... arasındaki ilişkinin ve konumunun incelenmediğini, ...'ın tanık olarak vermiş olduğu ifadelerinin çelişkili olduğunu,
Kayseri 8. İcra Müdürlüğünün 2019/772 E. ve Kayseri 7. İcra Müdürlüğünün 2018/14797 E. sayılı dosyalarda müvekkilince davalı/borçlu ... hakkında girişilen icra takibinde, ...'ün borçların kendisi ile ilgili olmayıp ... ile ilgili olduğunu belirttiğini, daha sonra dosya borçlarının ...'ın oğlu ...'dan tahsil edildiğini, İlk derece Mahkemesince bu hususun dikkate alınmadığını, dava konusu taşınmazda ...'ın ikamet ettiğini, 22.06.2022 tarihli duruşmada verdiği adresinin dava konusu taşınmaza ait adres olduğunu, ...'e yapılan satış ve tescil işleminin muvazaalı ve hileli olduğunun açık olduğunu, ceza dosyasında bir kısım yöneticilerin ceza almış olmalarının da kötü niyetin göstergesi olduğunu,
Davalı ...'ın kooperatif adına her türlü temsil yetkisi bulunduğunu, davalı kooperatifin karar defterinin 72. sayfasında 11 numaralı karar ile 25.12.2012 tarihli toplantıda "…kooperatifde üyeliği bulunan ...’a teminat karşılığı vermiş olduğumuz dairenin tapusunun iptal edilmesine…buna istinaden tapunun iptaline evin geri ...'a iadesine karar verilmiştir..." yine, karar defterindeki 20.11.2012 tarihli ve 10 numaralı kararda, "...'a vermiş olduğumuz teminat karşılığı 15 nolu daire tapusu iptal edilecektir,.
Daha önceki ...'a verilecektir. Her ne kadar başkasına satsa da geri verilecektir." şeklindeki kararların, müvekkilinin zarara uğratıldığını gösterdiğini, davalı ...'ün daireyi aldığı tarihle, bu karar tarihine ve tanık ifadelerine bakıldığında kooperatifin tüm yöneticilerinin de aynı muvazaadan, hileli iş ve işlemlerden haberleri olduğunun anlaşıldığını,
Dinlenen kooperatif yöneticilerinin ikrar ve kabulleri karşısında da müvekkilinin davasında haklı olduğunun görüldüğünü, 11.11.2019 tarihli rapordaki tespitlere göre davalı ...'ün tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde tazminattan / taşınmazın bedelinden sorumlu olacağını,
Dava konusu dairenin müvekkiline ait olduğunun kooperatif kararları, ödeme belgeleri, tanık beyanları ve ek bilirkişi raporu ile sabit olduğunu,
İlk derece Mahkemesinin taraflarca delil olarak bildirilen ve sunulan sözleşmelerin tamamının aslını toplamadığını, yeterince incelemediğini,
Gerekçeli kararda müvekkilinin iddia ve savunmalarına yer verilmediğini, tartışılmadığını, bu durumun "silahların eşitliği", "adil yargılanma" ilkelerine aykırı olduğunu,
Belirterek, İlk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ,
HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE
Dava, kooperatif ortaklığına bağlı olarak tahsis edilen taşınmazın tapu kaydının iptali ile tescili, mümkün olmaz ise kooperatife ödenen bedelin tahsili istemine ilişkindir.
Dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine aykırılığın da tespit edilmemesine, özellikle istinaf yoluna başvuranın sıfatına ve davalı ... ile taşınmazı devreden ...'ın akrabalık ilişkisinin nüfus kayıtlarından anlaşılamamasına göre, İlk derece Mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından, HMK.'nın 353/(1)-b.1 ve 359/(3) maddeleri uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ : 09/04/2025
Başkan ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Üye ... · e-imza · Katip ... · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi, E. 2025/113, K. 2025/345, 9 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama