KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi Davacı İstinafa Talebinde Kararın Yazıldığı
- Karar tarihi
- 3 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/1804 - 2024/1348
- Dosya no
- 2022/1804
- Karar no
- 2024/1348
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/06/2022
- Numarası
- 2021/236 E. 2022/429 K.
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- TAZMİNAT
- Bulunan
- DAVALI VEKİLİ
- Tarih
- 08/10/2024
Karar Metni
1.130 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Mahkemece verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP
Davacı vekili dava dilekçesinde, davalı ile müşterek kullanılan ...
Hizmet Santral binasının davalı tarafın 22/02/2013 tarihli yazısı ile binada yapılan deprem ön incelemesi sonucunda ağır ve yüksek maliyetli deprem ve güçlendirme çıktığı, 2. ve 3. katların yıkılmasına ve binada mevcut teknik sistemlerin, binanın kalan zemin ve 1. katına yerleştirilmesine karar verildiğini, bu nedenle binada planlanan yerleşimlerin yapılabilmesi için zemin katta kendilerine tahsis edilen alanların tahliyesini talep ettiklerini, binayı boşalttıklarını ancak davalı şirket tarafından binanın kullanılmaya devam edildiğini,
davacı şirkete tahsis edilen binadaki kısmın iade edilmemesi nedeniyle başka bir binada kira karşılığı hizmet vermeye devam ettiklerini, 820.352.00 TL kira bedeli, 286.084,48 TL bakım-onarım gideri ödendiğini, gayrimenkullerin tahsis süresinin 49 yıl olduğunu ve tahsis süresi dolmadan çıkarılamayacağını belirterek, kira ve bakım onarım gideri olmak üzere toplam 1.106.436,48 TL'nin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde, görevli mahkemenin Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğunu, davaya konu ... ... ... Santral Binasının bulunduğu taşınmazın mülkiyetinin şirketlerine ait olduğunu, ...
A.Ş. nin kurulması ve Telekomünikasyon ile ... hizmetlerinin ayrıştırılmasının neticesinde devir işlemlerinin gerçekleştirildiğini, taraflar arasında müşterek hizmet verilecek gayrimenkullere ilişkin 24.04.1995 tarihli "Müşterek Hizmet Verilecek Gayrimenkullere ilişkin Protokol" imzalandığını, protokolün amacı ana başlıklı 3. maddesinde;
bölünme nedeniyle gayrimenkullerin paylaştırılmasından sonra ... mülkiyetinde kalan ve ... tarafından verilecek hizmetler ile ... mülkiyetinde kalan ve ... tarafından verilen hizmetlerin aksamamasını teminen, müşterek kullanılacak gayrimenkullerin tahsisi ve kullanım şartlarına ilişkin düzenlemeler olduğunun belirtildiğini, söz konusu “Protokol” ile davaya konu taşınmazın;
davacının kullanımına 49 yıl süre ile tahsis edildiğini, davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığını, tahliye talebinin protokole uygun olduğunu, davalının temerrüde düşürülmediğini, yıkım kararından vazgeçilerek tadilat kararı verildiğini, tahliye sonrası 3.kişiye kiralamanın söz konusu olmadığını, kullanılmaya devam edildiğini, TBK.'nun 355.maddesi gereğince herhangi bir sorumluluklarının bulunmadığını,
davacıya tahliye edilen alanların müşteri hizmetleri için kullandıkları mevcut alanların korunması koşulu ile zemin ve bodrum katta bulunan boş kısımlardan eski kullanım oranı miktarındaki alanın kuruma tahsis edileceğinin bildirildiğini, davacı kurumun söz konusu bildirime rağmen taşınmaza tekrara taşınmadığını belirterek, davanın reddini talep etmiştir.
MAHKEME KARARI
Mahkemece, davanın kabulü ile 820.352,00-TL kira ödemesinden kaynaklı ve 286.084,48-TL bakım ve onarım giderinden kaynaklı olmak üzere toplam 1.106.436,48-TL'nin dava tarihinden itibaren 3905 sayılı yasanın 2/2 maddesinde ön görülen şekilde avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf dilekçesinde, davada Sulh Hukuk Mahkemelerinin görevli olduğunu, talebin kira bedeline ilişkin olduğunu, "Müşterek Hizmet Verilecek Gayrimenkullere ilişkin Protokol"ün kira sözleşmesi niteliğinde olduğunu, taleplerin zamanaşımına uğradığını, esas yönünden incelenmesi gerektiğinde taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin ödünç sözleşmesi olarak değerlendirilmesi gerektiğini, ödünç verenin gereksinim halinde verdiği şeyi ivedilikle isteyebileceğini, davacının tazminat talep etmeye hakkının olmadığını, bu konu ile alakalı yerleşik yargı kararlarının da emsal nitelikte olduğunu,
taraflar arasında imzalanan protokole göre tarafların tahliye nedeniyle hak talep edemeyeceklerinin belirtildiğini, bilirkişi raporunun teknik ve bilimsel verilere dayalı olmadığını, hükme esas alınamayacağını, davacıya taşınmaza tekrar dönebileceğinin bildirildiğini, ancak dönmediğini, kabul anlamına gelmemekle, zararın dönülmesinin bildirildiği tarihe kadar hesaplanması gerektiğini, şirketin emlak direktörlüğü tarafından bodrum ve zemin kat kira rayiç değerinin hesaplandığını, raporda bu hususun doğru hesaplanmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, taraflar arasında imzalanan" müşterek hizmet verilecek gayrimenkullere ilişkin protokol" kapsamında, davacı kuruma kullanımı 49 yıllık süre için bırakılan gayrimenkulün, süresi dolmadan önce tahliyesinin istenmesi nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 25.11.2021 tarihli raporda; mahkemece 24.04.1995 tarihli ve 03.01.2013 tarihli protokoller gereğince kira ödemesi niteliğinde olduğu ve zararın tazmininde TBK'nın kira sözleşmesine dair hükümlerin uygulanmasının gerektiğinin kabulü halinde zarar bedelinin hesaplandığı, diğer bir hesaplamanın da kira bedelini içermediği ve kira sözleşmesi niteliğinde olmadığı kabul edilmesi halinde zarar tazmininin hesaplandığı görülmüştür.
Talimat yolu ile alınan ve yerinde inceleme yapılarak düzenlenen raporda.
"Davacının tahliye etmek zorunda kaldığı yerin, tahliye sonrası taşındığı yere göre daha kıymetli ve yüksek kira getirisine sahip olduğunu, davacının yaptığı kira sözleşmesi ve kira bedellerinin rayiçlere uygun olduğu, bu nedenle ödediği kira bedelleri toplamının brüt olarak 871.295,04-TL olduğunu, yine tahliye ettiği yerin kira bedellerinin ise bu dönem için (ilk 5 yıldan sonrası için %40 hakkaniyet indirimi yapılarak yapılan hesaplamaya göre, brüt kira kaybı zararının 1.309.317,97-TL olduğunun hesap edildiği, yine davacının taşındığı yeri kullanım amacına uygun hale getirmek için yaptığı tadilat bedelini 286.084,48-TL olduğu,
tadilatın 8 yıl öncesine ait olduğundan rayice uygun olup olmadığının tespitinin mümkün olmadığı, ancak kiralanmadan önce dükkan niteliğinde olan yerin resmi kurum olan davacı ... tarafından kendi kurum mevzuatı, ihtiyacı ve şartnameleri çerçevesinde hazırlandığı, bu çerçevenin dışında gereksiz bir imalata rastlanmadığı, tadilatın piyasa rayiçlerine göre yapıldığı, piyasa rayiçlerinde malzeme ve işçilik giderlerinin değişken ve kısmen pazarlığa dayalı olması nedeniyle bu harcamaların dönemin piyasa rayicine uygun olup olmadığı konusunda kesin kanaate varılmadığı" görülmüştür.
Bu durumda, mahkemece; davacının taraflar arasındaki protokol gereğince 49 yıllığına ''...'' adresindeki davalıya ait gayrimenkulü ...
Hizmet ve Santral Binasının zemin katının kurumlarına tahsis edildiği ve protokol gereğince bilahare 03.01.2013 tarihli protokol kapsamında söz konusu yerin güçlendirme çalışmaları yapılacağından tahliyesinin istenmesi üzerine, 05.12.2013 tarihinde yeni bir işyeri kiralanarak bu yerde yapılan tadilattan sonra 08.09.2014 tarihinden itibaren bu yerde hizmet verilmeye başlandığını, davalının bu tarihten sonra güçlendirme çalışması yapmadığının tespit edildiği,
31.05.2015 tarihinden başlamak üzere değişik tarihlerde söz konusu yerin kendilerine iadesi aksi halde bu nedenle ödemek zorunda kalınan giderlerin karşılanmasının istendiği ancak davalının bu talepleri nazara almadığı ve bu yeri kendisinin kullandığı ve bir kısmını 3. Şahsa kiralandığı anlaşılmakla protokolün 5.maddesi gereğince kullanımda bırakılan gayrimenkulün tahsis süresinin 49 yıl olduğu halde protokolün 13. maddesine aykırı olarak tahsis süresi dolmadan gayrimenkulün tahliyesi talep edildiğinden davacının davalı tarafından protokol hükmünün haksız olarak ihlali nedeniyle davacının uğradığı zararlar (ödediği kira bedelleri ve kullanım
amacına uygun hale getirmek için kiralanan yere yapılan tadilat ve onarım giderleri) davalıdan talep edebileceği nedenleriyle davanın kabulüne ilişkin hüküm kurulmasında isabetsizlik görülmemiştir.
Belirtilen nedenlerle, dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, mahkemece; kurulan hükümde isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf talebinin HMK.'nun 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE karar vermek gerekmiştir. İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nun 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, E. 2022/1804, K. 2024/1348, 3 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama