KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi İstinaf Talebinde
- Karar tarihi
- 3 Temmuz 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 24. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1863 - 2025/1331
- Dosya no
- 2023/1863
- Karar no
- 2025/1331
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2019
- Numarası
- 2017/30 E.- 2019/774 K.
- Davanın konusu
- İTİRAZIN İPTALİ
- Bulunan
- DAVACI VEKİLİ
- Karar yazma tarihi
- 07/07/2025
Karar Metni
921 kelime·5 dk okuma·5 bölüm
Mahkemece verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İstinaf talebinin süresi içinde olduğu anlaşıldıktan sonra dosya okunup gereği düşünüldü:
TALEP
Davacı vekili; davalının kaçak elektrik kullandığının tespit edildiğini, kaçak elektrik tahakkuku bedelinin ödenmemesi üzerine icra takibi başlatıldığını, takibe haksız bir şekilde itiraz edildiğini ileri sürerek; icra takibine itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP
Davalı vekili; taraflar arasında abonelik sözleşmesi bulunmadığını, müvekkilinin kiracı olarak adreste bulunduğunu, davacı şirketin abonelik vermediğini, talep edilen bedellerin hangi döneme ait olduğunun bilinmediğini, davacı işlemlerinin hukuka aykırı olduğunu, borcun sebebinin ispatlanmadığını savunarak, davanın reddine ve tazminata hükmedilmesini istemiştir.
MAHKEME KARARI
Mahkemece; davanın kısmen kabulü ile davalı borçlunun itirazının kısmen iptaline, icra takibinin 504.078,78 TL asıl alacak, 29.920,20 TL gecikme faizi olmak üzere toplam 534.078,78 TL alacak üzerinden devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, takip ve dava konusu alacak likit olmadığından yargılamayı gerektirdiğinden davacı yararına icra inkâr tazminatı, davalı yararına kötüniyet tazminatı verilmesine yer olmadığına karar verilmiş, hükme karşı süresinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili; bilirkişiler tarafından düzenlenen kök ve 2. ek raporda 11/02/2016 tarihli tutanak bakımından kullanım süresine dair yapılan değerlendirmenin doğru olmadığını, kaçak elektrik miktarının eksik ve hatalı hesaplandığını, önceki abonenin sözleşme feshi sırasındaki endeks değerinin esas alındığını, 25/03/20- 11/02/2016 tarihleri arası işlem gerçekleştirildiğini, bilirkişi tarafından 90 gün üzerinden hesaplandığını, davalı şirketin ticaret sicil gazetesine göre 02/07/2014 tarihinde toplantı yaptığını, elektriğin kesildiği tarih ile kaçak tespit tarihi arasındaki endeksin dikkate alınmadığını, işlemiş faizin hatalı belirlendiğini,
yasal faiz üzerinden hesaplama yapılamayacağını, gecikme zammı alınması gerektiğini, işlemiş faize KDV uygulanmadığını, alacağın likit olduğunu, icra inkar tazminatı talebinin reddedilemeyeceğini ileri sürerek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava; kaçak elektrik tahakkukundan kaynaklanan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı elektrik şirketi tarafından davalı hakkında abonelik bulunmadan elektrik tüketimi yapıldığı gerekçesi ile kaçak elektrik tespit tutanakları düzenlendiği, tutanaklara istinaden 530.461,94 TL asıl alacak, 50.515,90 TL gecikme zammı ve 9.092,86 TL KDV üzerinden icra takibi başlatıldığı, davalının borca itiraz ettiği görülmektedir.
İstinaf olunan Mahkeme kararında; hukuki ilişkinin ve bu ilişki nedeniyle ortaya çıkan uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarının kısmen doğru şekilde belirlendiği, kaçak tahakkuk miktarları ve faiz hesaplamasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla, davacı tarafın sair istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davacı elektrik şirketi sözleşme yapmak ve böylece karşı edim borçlanmak şartıyla kamuya hizmet sunmaktadır. Davalı taraf ise, sözü edilen hizmetten sözleşme vasıtasıyla yararlanacağı yerde böyle bir sözleşme yapmaksızın (ve belki de bunu istemeksizin) karşılıksız ve kaçak olarak elektrik enerjisinden yararlanmış bulunmaktadır.
O halde, taraflar arasında dürüstlük ilkesine uygun olarak “sözleşme benzeri” bir borç ilişkisinin kurulduğu kabul edilmeli ve davacı idarenin bu gibi durumlara ilişkin olarak belirlediği kurallara uygun bedelin davalı tarafından ödenmesi gerekir. Bu sonuç için sunulan edimden davalının sadece yararlanmış olması gerekli ve yeterli görülmelidir.
Öte yandan davacı idarenin sunduğu elektrik hizmetinden yararlanan kişi (davalı); nedensiz zenginleşme, haksız eylem veya vekaletsiz iş görme koşullarının gerçekleştiğinin ispatı gerekmeksizin idarenin “yönetmelik veya tarife” hükümlerine uygun olarak istediği bedeli ödemek zorundadır. O kadar ki; borçlunun (davalının), zenginleşmesinin istenilen bedelden daha az olması veya alacaklının (davacının) savunulduğu kadar fakirleşmemiş bulunması istenilen bedelin miktarını etkilemeyecektir (YHGK.nun 20.12.2000 gün ve 2000/3-1803-1813 E., K.; 13.02.2002 gün ve 2002/3-100-68 E., K. sayılı ilamları).
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde: yukarıda da izah edildiği üzere, konuya ilişkin yasal mevzuat uyarınca kaçak kullanım bedeline ve işlemiş faize KDV eklenmesi yasal bir zorunluluk olduğuna ve taraflar arasında sözleşme benzeri bir ilişki kurulduğuna göre, davalının kaçak kullanımından da bu çerçevede sorumlu olduğu açıktır.
Aksine bir yaklaşımla, kaçak elektrik kullanımında kaçak kullanım tahakkuna göre hesaplanan işlemiş faizinden KDV alınmayacağının kabulü halinde, sözleşme yaparak dürüst davranan ve normal tüketime ilişkin tarifeye göre ödeme yapan kişilerin aleyhine, kaçak elektrik kullanan kişiler lehine bir sonuca yol açılarak, kaçak kullananlar korunmuş ve kaçak kullanım teşvik edilmiş olur ki; bunun kabulü mümkün değildir.
Sonuç itibariyle; işlemiş faize KDV uygulanacak şekilde hüküm tesisi gerekirken 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanunu 20. maddesi hükmü ve kaçak tüketim tahakkukunda KDV hesaplaması yapılması gerektiğini vurgulayan Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 12.10.2011 tarih, 2011/7-690 Esas-2011/617 Karar sayılı ilamına aykırı hüküm kurulduğu anlaşılmaktadır. (Yargıtay 3. HD 05/06/2017 tarihli ve 2016/14376 Esas ve 2017/9066 Karar sayılı ilamı)
O halde, mahkemece kaçak tüketim tahakkukuna göre hesaplanan işlemiş faiz yönünden KDV hesaplaması yapılması için bilirkişi kurulundan ek rapor aldırılması ve sonucuna göre hüküm tesis edilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırı görülmüş, davacının bu yöne ilişkin istinaf itirazı kabul edilmiştir.
Belirtilen nedenlerle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a,6 maddesi gereğince, mahkeme kararının kaldırılarak davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı HMK.'nın 355. md. hükmüne göre istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Başkan · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 24. Hukuk Dairesi, E. 2023/1863, K. 2025/1331, 3 Temmuz 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama