KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 25. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 14 Şubat 2024
- Dosya no
- 2022/2014 Esas
- Karar no
- 2024/374
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/02/2022
- Numarası
- 2018/271 Esas, 2022/99 Karar
- Davacı
- ... ...
- Vekili
- Av. ...
- Davalı
- ... ...
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
Karar Metni
1.173 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından, davalı aleyhine açılan davanın yapılan yargılaması sonunda davanın reddine dair hükme karşı, süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü:
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin dava dışı şirket ile yaptığı sözleşmenin ifası için güvenliği davalı şirket tarafından sağlanan ... konteyner koyduğunu, içerisine işin devamlılığını sağlamak için gerekli malzemelerin yerleştirildiğini, kapısının kilitlendiğini, davalı tarafından güvenliği sağlanan alana giriş çıkışlarda sürekli plaka ve kimlik kontrolü yapılmasına,
müvekkili şirket çalışanlarının dahi görevlendirme kağıdı ile girebilmesine rağmen olay günü kontrol yapılmadığını, kimliği belirsiz kişilerce konteynerin kapısı kırılarak içindeki yaklaşık 70.000 TL değerinde malzemenin çalındığını, kamera kayıtlarına göre hiç bir kontrol yapılmadan içeri giren kişilerin eylemlerinin kamera kayıtlarından görülmesine rağmen müdahale edilmediğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL tazminatın davalıdan tahsilini talep etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap verme süresinin uzatılmasına ilişkin dilekçe vermiş, mahkemece cevap verme süresinin uzatılmasına rağmen davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; davalı ile dava dışı ... Belediye Başkanlığı arasında Güvenlik Hizmeti Alım Sözleşmesinin varlığına ve hırsızlık olayının meydana geldiğine ilişkin uyuşmazlık olmadığı gibi, hırısızlık olayının meydana geldiği alanda davalının güvenlik hizmeti verdiğine dair de uyuşmazlık olmamakla beraber hırsızlık olayı ile meydana gelen zarar miktarı ihtilaflıdır.
İncelenen soruşturma dosyasında da, sadece malzemelerin sahibinin ve davacı şirkette usta başı olarak çalışanın malzemelerin çalındığına ilişkin beyanı olup, dinlenen diğer güvenlik görevlillerinin malzemelerin söz konusu alanda bulunduğuna ve miktarına ilişkin bir bilgileri ve kabulleri de bulunmamaktadır.
Yine söz konusu alana ne miktarda malzeme getirildiği, hırsızlık olayı meydana gelene kadar ne kadarının kullanıldığı, hırsızlık anında konteynerda ne kadar malzemenin bulunduğu ve ne miktarının çalındığına ilişkin bir tespitte bulunmadığı, malzeme sahibinin savcılık müşteki beyanının tek başına davayı ispatlamaya yetmediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkilinin üst işveren ile akdettiği sözleşmenin ifası için davalı şirketin güvenliğini sağladığı ... isimli yere konteyner koyduğunu, gerekli güvenlik önlemlerini alarak kapısını kilitlediğini, güvenlik kamerası kayıtları ile tespit edildiği gibi hırsızlık olayına karışan araçlarla ilgili kontrollerin yapılmadığını, hırsızlık sırasında güvenlik görevlisinin olay mahallinden geçmesine rağmen müdahale etmediğini, gerek şirket yetkilisi gerekse de ilgili personelin ilk kolluk ifadesinde çalınan malları bildirdiğini, isim ve niteliklerini sayarak tutanak altına aldırıldığını, çalınan malzemelerin hem ticari kayıtları hemde faturaları ile ispat edildiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, görevin yerine getirilmemesi sebebiyle oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Haksız fiil sorumluluğu, Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre tazminat borcunun doğabilmesi için failin kusurlu ve hukuka aykırı bir fiili neticesinde zarar doğmalı ve zarar ile fiil arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. Türk Borçlar Kanunu'nun 50/1. Maddesi gereği de zarar gören zararını ve zarar verenin kusurunu ispat yükü altındadır.
Somut uyuşmazlıkta, davalı dava dışı ... Belediyesi ile yaptığı güvenlik hizmeti alım sözleşmesi gereği hırsızlık olayının meydana geldiği alanın güvenliğini sağlamakla yükümlüdür. Davacı şirket bu alanda yürütülen yapım hizmetlerini yerine getirmekte olup, bu hizmetlerin yürütülebilmesi için gerekli malzemeleri güvenlik önlemleri davalı şirket tarafından sağlanan ve giriş çıkışların, kontrollü yapıldığı alana konteyner içerisine koyarak kilitlemiştir.
Dosya kasamında bulunan savcılık soruşturması ve kolluk tarafından tutulan tutanak, olay yeri inceleme tutanakları, alınan ifadeler ve kamera kayıtlarının çözümünün yapıldığı bilirkişi raporu birlikte değerlendirildiğinde, davalı şirketin görevi kapsamındaki güvenlik önlemlerini tam olarak uygulamaması sebebiyle davacının konteynerinin kapısının kırılması suretiyle bir kısım malzemelerin çalındığı, zarara davalının ihmali davranışlarının sebep olduğu bu nedenle oluşan zarardan sorumlu olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlık güvenlik görevinin tam olarak yerine getirilmemesi, diğer bir deyişle haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylemden kaynaklanan tazminat davalarında kural olarak gerçek zarar ilkesi geçerli olup, Borçlar Kanunu uyarınca zararın kanıtlanması davacı tarafa, hükmedilecek tazminatın miktarının belirlenmesi ise hâkime aittir. Ancak uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa, hakim olayların olağan akışı ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak belirler.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece davacının gerçek zararını ispat edemediği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, bu kabul dosya kapsamı ve TBK hükümlerine uygun değildir. Zira, davacı şirketin dava konusu alanda bir kısım teknik hizmetler servis işini yerine getirdiği, bu işin yürütümü için gerekli malzemelerin alana getirildiği ve konteyner içinde muhafaza edildiği, malzemelerin işçiler tarafından yapılan işlerde kullanıldığı da açıktır.
Davacı tarafça sunulan faturalar, hırsızlık olayının hemen ardından kollukta verilen ifadeler, kamera görüntülerinde bir kısım malzemenin yüklendiğinin belli olması hususları ve bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde bir miktar zararın varlığı da ispatlanmıştır.
Ancak alana getirilen malzemelerin ne kadarının kullanılmadığı, bir başka anlatımla çalınan malzemelerin değeri tam olarak belirlenememekle birlikte, alınan bilirkişi raporları ile dosya kapsamında ki diğer belgeler birlikte değerlendirildiğinde TBK 50/2. maddesi gereği 40.000,00 TL zararın oluştuğunun kabulünün hakkaniyete uygun olacağı sonucuna varılmıştır.
Davacı tarafça avans faizi talep edilmiş ise de, alacak haksız fiilden kaynaklandığından haksız fiil tarihinden itibaren yasal faiz işletilmiştir. Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılıp düzeltilerek yeniden esas hakkında "davanın kısmen kabulüne" dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 14/02/2024
... · Başkan · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Üye · ... · e-imza · ... · Katip · ... · e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2022/2014, K. 2024/374, 14 Şubat 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama