KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 16 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/1279 - 2024/2233
- Dosya no
- 2023/1279 Esas
- Karar no
- 2024/2233
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 30/11/2022
- Numarası
- 2014/369 Esas, 2022/971 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Alacak
Karar Metni
2.292 kelime·11 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki tespit ve tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın .... ve ....Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine dair verilen karara karşı .... ve ....Ltd. Şti. ile davacı vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şahısların ... Yapı A.Ş.'nin ortak ve yetkilileri olduğunu, ...'dan asfalt yapım işi ihalesini aldıklarını, işin başlaması için davalı ...
Balgat Şubesinden alınan teminat mektubu sunduklarını, bu teminat mektubunu alabilmek için bankaya ... parselde bulunan 2,6, 10,11 ve 14 nolu daireleri ipotek verdiklerini, müvekkilinin ipotekli olarak 2,10 ve 14 numaralı daireleri satın aldığını, ... yetkililerine 2 dairenin rüşvet olarak verildiğine dair ceza yargılaması olduğunu, 6 numaralı dairenin ... genel müdürüne verildiğini, bu daire üzerinde devam eden işin teminat mektubu sebebiyle ipotek bulunduğu halde teminat mektubunun nakde çevrildiğini, iş bitmeden nakde çevrilen teminat mektubunun davalı banka tarafından nakde çevrilirken müvekkiline haber verilmediğini,
teminat mektubu nakde çevrildikten sonra ... tarafından şirkete ödeme yapıldığını, nakde çevrilmenin ... tarafından müvekkiline haber verilmediğini, teminat mektubu paraya çevrildikten sonra ... tarafından ödeme yapılmasının şirketin ... borcu olmadığının göstergesi olduğunu, sonrasında teminat mektubunun nakde çevrilmesinden kaynaklı müvekkilinin üzerine kayıtlı 2, 10 ve 14 nolu dairelerin ...
A.Ş.'ye devredilerek icra dairesinden satıldığını, 6 numaralı dairenin satışı yapılmasına rağmen borçtan düşülmediğini, 3 adet taşınmaz borcu karşılamadığı halde kalan ipotekli 11 numaralı taşınmazın ipoteğinin paraya çevrilmediğini ileri sürerek öncelikle teminat mektubunun usulsüz şekilde nakde çevrildiğinin TESPİTİNE, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere müvekkilinin uğramış olduğu zararın tazmini amcıyla 1.000 TL'nin davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı .... vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın ... şirketinden olan alacağını ... şirketine temlik ettiğini, davanın bu şirkete yöneltilmesi gerektiğini, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini, alacağın zamanaşımına uğradığını, 6 numaralı dairenin icra yolu ile satılıp borçtan mahsup edildiğini, 11 numaralı daire yönünden ipoteğin paraya çevrilmesi için takip başlatıldığını, müvekkilince alacağının temlik edilmesinin eldeki davada uğranılan zarar ile illiyet bağının olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ....Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; teminat mektubunun 17/03/2004 tarihinde nakde çevrildiğini, davacının taşınmazlarındaki ipoteğin paraya çevrilmesinin 2009 yılında yapıldığını, bu sebebple talebin zamanaşımına uğradığını, davacının taşınmazları ipotekli olduğunu bilerek satın aldığını, ... şirketi ile müvekkilinin ticari ilişki içerisine girdiğini, teminat mektubu aldığını ... teminat mektubu verirken bu şirketten ipotek aldığını, müvekkilince teminat mektubunun paraya çevrildiğini, bundan sonraki aşamada müvekkilin bir dahili olmadığını, müvekkilinin aktif ya da pasif dava ehliyeti bulunmadığını,
ayrıca söz konusu ihale sürecine ilişkin ceza yargılamasının devam ettiğini, davalı banka tarafından müvekkili şirkete teminat mektubunun usulsüz paraya çevrilmesi ile ilgili tespit ve tazminat talepli davasının olduğunu, bu davaların sonuçlarının beklenmesi gerektiğini, müvekkilinin haklı nednelerle teminat mektubunu paraya çevirdiğini, ... şirketinin iflas sürecine girdiğini, müvekkiline zarar verdiğini, SGK borçları ile işçi alacaklarını ödemediğini, müvekkilinden haksız ödeme aldığını müvekkili yönünden iş bitmese bile riskin gerçekleştiğini, bu sebeple teminatın nakde çevrildiğini,
müvekkili şirketin ... şirketinden 10 milyona yakın alacağı olduğunu, yapılan işlemlerde müvekkiline atfedilebilecek kusur bulunmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... ... cevap dilekçesinde özetle; 2,10 ve 14 numaralı daireleri ipotekli olarak davacıya sattıklarını, satıştan 5 gün sonra teminat mektubunun nakde çevrildiğini, teminat mektubunun nakde çevrilmesinin susulsüz olduğunu, mektup nakde çevrildikten 3 gün sonra şirkete ... tarafından ödeme yappıldığını, mektup nakde çevrildikten sonraki süreçte şirkete yaklaşık 5.343.936.823.195 ETL ödeme yapıldığını, borcu olan şirkete ödemelerin neden yapıldığının açıklanması gerektiğini, bu şekilde davacının diğer davalılarca dolandırıldığını belirtmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonunda ..."dava, cevap, teminat mektupları, taşınmaz tapu kayıtları, ipotek resmi senetleri, kredi sözleşmesi, hesap katı ihtarı, taşeron sözleşmesi, teminatların nakde çevrilmesine ilişkin bilgi ve belgeler, icra takip dosyaları, Ağır ceza mahkemesi dosyaları, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2005/3 E. Sayılı dosyasındaki banka vekilinin dava dilekçe içeriği ile dosyada alınan bilirkişi raporları birlikte değerlendirildiğinde; davacının ipotekle yükümlü olarak satın aldığı üç adet taşınmazı , ipotekle yükümlü satın alınmasında kısa bir süre sonra,
ipotek teminatı kapsamında bulunan ve davalı ... ile ... arasındaki taşeron sözleşmesi kapsamında davalı bankaca verilen kesin teminat mektuplarının, sözleşme , kanun ve mektup hükümlerine aykırı olarak nakde çevrilmesi bankanın ipotekli taşınmazları paraya çevirerek bu teminat mektubu bedeli içinde tahsilat yapması nedeniyle;
Davalı ... AŞ nin taşeron sözleşmesi kapsamında, davalı ... dan alıp , ...'ya teslim ettiği kesin teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin.
Teminat mektuplarının 17.02.2004 tarihte davalı ... nun talebi üzerine bankaca hiçbir araştırma yapılmadan nakde çevrilerek 865.000 .000.000 ETL nin ... ya ödenmesinin , davalılar arasındaki sözleşme ilişkisinin devam ettiği vede teminat mektuplarının nakde çevrilmesinden sonraki tarihlerde hakediş ödemelerine devam edildiği, SSK tarafından 02.06.2004 ve 04.06.2004 tarihlerinde ...
A.Ş. nin hak edişleri ve teminatları üzerine konulan 447.695.209.054 ETL tutarında ki borcun, hak ediş ödeme tarihlerinde de mevcut olduğu halde, hak edişte kesilerek SSK ya ödenmesi gerekirken ödenmediğinden SSK ca takibe konu edildiği ve teminat mektuplarının nakde dönüşmesinden sonra bu haciz yazılarının ... ya geldiği görülmekle, her iki teminat mektubunun nakde çevrilmesinin, taşeron sözleşmesine , kamu ihale yasalarına ve SSK mevzuatına aykırı olduğu görülmekle öncelikle ...'nun kusurlu olduğu,
yine davalı bankanın, kesin teminat mektubu hükümleri gereğince tazmin talebinin usulüne uygun olarak düzenlenip düzenlenmediği ,şarta bağlı teminat mektubunda şartın ihlal edilip edilmediği, hususlarında bir sorgulama yapmadan ... nun tazmin talebini kabul etmesiyle kendisine düşen yükümlülük ve özen borcunu yerine getirmediğinden ... ile ortak ve eşit oranda kusurlu olduğu anlaşılmıştır. Ancak diğer davalılar olan ...
AŞ nin yetkili ve ortakların, bu zararın doğumuna etkili eylem ve davranışları bulunduğu iddiasını ispata yarar delil olarak bildirilen ve neticeleri beklenen Ağır Ceza Mahkemeleri dosyalarında davalılar aleyhindeki ceza davalarının zamanaşımı nedeniyle düştüğü , başkaca da delil sunulmadığı nazara alındığında, bu davalıların zararın doğumuna katkıda bulundukları ispat edilemediğinden aleyhlerindeki davanın reddine karar vermek gerekmiştir.
Ayrıca davalı ... vekilinin, davalı ... ile davacının muvazzalı işlem ile ipotekli taşımazları devri aldığı ve davacı zararının bulunmadığı yönünde ki iddiasını ispata elverişli ve yeterli delil sunmadığından iddiası nazara alınmamıştır.
Davacının zarar ve miktarının ise ; davacının dava konusu taşınmazlar üzerindeki ipotekleri bilerek , ipotekle sorumlu olarak satın aldığı , ipoteklerin davalı ... AŞ nin davalı banka ile arasındaki kredi sözleşmeleri kapsamında verilen nakdi ve gayri nakdi, doğmuş ve doğacak borçları için toplamda 540.000.000.000 ETL limitle sınırlı olarak teminat teşkil ettiği , davalı bankanın 26.03.2004 tarihli hesap kat ihtarına göre ... AŞ' nin, BCH Kredisinden dolayı 340.076.
194.663,00ETL,TT Krediden dolayı 413.511.605.380,00 ETL , KMH Kredisinden dolayı 10.449.043.
853, 00 ETL, Tazmin edilmiş olan 28.01.2003 ve 14.04.2003 tarihli teminat mektubu kredisinden dolayı 885.446.650.000,00 ETL ,Teminat mektubu komisyonlarından dolayı 24.785.899,00 ETL , Mer’i teminat mektupları bedellerinin depo edilmesi gereken tutarından dolayı 101.634.220.000,00 ETL , İpotekli taşınmazların sigorta borcundan dolayı 350.400.000,00 ETL olmak üzere 1.649.858.679.795,00 ETL nakit + 101.634.220.000,00 ETL gayrinakit toplam 1.751.492.899.795,00 ETL borçlu olduğu , teminat mektupları nakde dönüşmese dahi ( 1.649.858.679.795 ETL - 885.446.650.000 ETL) = 1.561.314.014.795 ETL borç miktarının ihtara rağmen,
bu kısım borç asıl borçlu yada ipotek borçlusu davacı tarafından bankaya ödenmediğinden ipotekli taşınmazların satışıyla tahsili yoluna gidilmesinde bir usulsüzlük bulunmadığı , ancak haksız olarak nakde dönüştürülen teminat mektupları için takipte tahsili istenen 885.446.650.000,00 ETL yönünde, davacıya ait üç adet taşınmazın takip dosyasında ihale ile 591.200.,00 YTL ye satıldığı ve bu haksız teminat mektubu bedellerinin , takip konusu nakdi banka borcuna oranın (1.649.858.679.795 /885.446.650.000 = )%53,668 olduğu nazara alınarak , üç taşınmaz satış bedelinin,
bu teminat mektupları için tahsil edilen miktarının (591.200/100x53,668 =) 317.285,22 YTL olduğu ve sadece bu miktarın davacı zararı olduğu tespit ve hesap edilmiştir.
SSK haciz müzekkeresi konusu borcun daha sonra yapılan hak edişlerden öncelikle kesilerek ödenmesi gerektiği bu ödeme miktarı nakde dönüşmeyen teminat mektubu bedelinden mahsubunun yerinde olmadığı anlaşılmakla, davacının 317.285,22 YTL zararının ortak kusurlu davalı ... ve ... dan mütesesilen tahsili müştereken ve müteselsilen alınmasına"... şeklinde karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; teminat mektuplarının nakde çevrilmesinin hukuka aykırı olması sebebiyle teminat mektuplarına karşılık alınan ipoteğin paraya çevrilmesi arasında uygun illiyet bağı bulunduğundan oluşan zarardan davalıların sorumlu olduğunu, taşınmazların 04/05/2010 tarihinde ihale ile satıldığını, bu tarih itibariyle müvekkilinin taşınmazlar üzerindeki tasarruf hakkının ortadan kalktığını, davanın 6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihinden sonra açıldığını, davanın HMK'nın 107. maddesi gereği belirsiz alacak davası olduğunu, gerçek zararın mahkemece hesaplanmadığını, hesaplanan zarardan SSK borçlarının mahsup edilemeyeceğini, vekalet ücretinin hatalı tespit edildiğini ileri sürmüştür.
Davalı .... vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın 1.000 TL tazmin talepli açıldığını, teminat mektuplarının usulsüz olarak nakde çevrildiğinin tespiti için teminat mektuplarının miktarı olan 865.000 TL üzerinden harç tamamlandığını, mahkemece tazmin talebi yönünden talep aşılarak hüküm verildiğini, zamanaşımı def'inin değerlendirilmediğini, husumetin müvekkiline yöneltilemeyeceğini, davacı ile aralarında hiç bir hukuki ilişki olmadığını, mahkemece zarar miktarı yönünden mevcut raporların dışında hesap yapıldığını, hesabın hatalı olduğunu, ayrıca SSK ödemelerinin mahsup edilmemesinin hatalı olduğunu,
teminat mektuplarının nakde çevrilmesinde müvekkili bankaya yüklenebilecek bir kusur olmadığını, kabule göre de müvekkilinin % 50 kusurlu olmasına rağmen tüm borçtan sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürmüştür.
Davalı ....Ltd.Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının ıslah talebi olmadığı gözetilmeksizin talebi aşar şekilde karar verildiğini, zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, davacının davayı açmada hukuki yararı bulunmadığını, zira dava tarihi itibariyle taşınmazların davacı üzerine kayıtlı olduğunu, müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğimn, ... firmasının acze düştüğümün sabit olduğunu, raporlar arasında çelişki giderilmediği gibi mahkemece tamamen farklı bir hesaplama yapıldığını, mahkemece davacı ve davalı şirket arasında ki muvazaa iddiasının yeterince araştırılmadığını ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, teminat mektuplarının hukuka aykırı olarak nakde çevrildiğinin tespiti ve oluşan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, davanın .... ve ....Ltd. Şti. yönünden kısmen kabulüne, diğer davalılar yönünden reddine karar verilmiş, hükme karşı .... ve ....Ltd. Şti. ile davacı vekilleri tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, istinaf kanun yoluna başvuran tarafın sıfatı ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Adil yargılanma hakkı Anayasamızın 36/1. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'nin 6. maddesinde düzenlenmiştir. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi'nin bazı kararları ile Anayasa Mahkemesi'nin bireysel başvuruya ilişkin bazı kararlarında gerekçeli karar hakkının adil yargılanma hakkının somut görünümlerinden olduğu belirtilmiştir. Anayasa'nın 141/3. maddesine göre bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır.
Adil yargılanma hakkının sağlanması kapsamında kararların gerekçeli olmasıyla ilgili kamu düzenine ilişkin hükümlere 6100 sayılı HMK'da da yer verilmiştir.
HMK 297. maddeye göre hükümde tarafların iddia ve savunmalarının özetini, anlaştıkları ve anlaşamadıkları hususları, çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesini, sabit görülen vakıalarla bunlardan çıkarılan sonuç ve hukuki sebepleri yer almalı ve sonuç kısmında da taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi ayrıca her bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.
6100 sayılı HMK'nın 294-297 maddelerinde yer alan düzenlemeler yargıda açıklık ve netlik prensibinin gereği kamu düzeni ile ilgilidir. (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 15/10/2020 tarihli, 2020/117 esas, 2020/5781 karar sayılı ilamı)
6100 sayılı HMK'nın "Hükmün kapsamı" başlıklı 297. maddesinin ikinci fıkrasında; "(2) Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir." hükmü düzenlenmiştir. Bu düzenlemeye görede mahkemece, her bir talep hakkında olumlu ya da olumsuz bir karar verilmesi gerekmektedir.
HMK'nın 303/2. maddesinde ise; "(2) Bir hüküm, davada veya karşılık davada ileri sürülen taleplerden, sadece hükme bağlanmış olanlar hakkında kesin hüküm teşkil eder." hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda, talep ya da davacı taleplerinden biri hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi ya da dava konusu talepten başka bir konuda karar verilmesi halinde, böyle bir karar aleyhine davacı tarafça kanun yoluna başvurulmamış olsa dahi aleyhine kesin hüküm oluşturmayacak ve davalı yararına da usuli kazanılmış hak doğmayacaktır. (Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin 11/12/2015 tarihli, 2014/8548 esas, 2015/8074 karar sayılı, 08/11/2013 tarihli, 2013/4975 esas, 2013/6940 karar sayılı ilamları)
Tüm bu açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacı tarafça dava dilekçesinde teminat mektuplarının usulsüz şekilde nakde çevrildiğinin tespiti ve oluşan zarar nedeniyle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 1.000,00 TL maddi tazminat talep edilmiştir. Mahkemece davada iki farklı talep olduğu doğru bir şekilde tespit edildikten sonra 19/09/2019 tarihli celsede tespit talebi yönünden harcın yatırılmadığı belirtilerek bu talep yönünden eksik harcın tamamlanması için davacıya mehil verilmiş, davacı vekilince tamamlama harcı adı altında harç yatırılmıştır. Ancak, mahkemece dava konusu edilen tespit talebi yönünden gerekçeli kararın hüküm kısmında olumlu olumsuz bir karar verilmemiştir.
Şu halde mahkemece yapılacak iş; davacının tüm talepleri hakkında açık, anlaşılır, taraf ve kanun yolu denetimine uygun, tüm iddia ve talepler yönünden olumlu olumsuz değerlendirme içeren bir gerekçe oluşturulmak ve hüküm kurulmak suretiyle karar verilmesinden ibarettir.
Diğer taraftan, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Taleple bağlılık ilkesi" başlıklı 26. maddesinde;
“(1) Hâkim, tarafların talep sonuçlarıyla bağlıdır; ondan fazlasına veya başka bir şeye karar veremez. Duruma göre, talep sonucundan daha azına karar verebilir." şeklinde düzenleme mevcuttur.
Davacı vekilince maddi tazminat talebi fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 1.000,00 TL olarak belirlenmiş, dava ıslah da edilmemiş olmasına rağmen mahkemece verilen kararda talep aşılarak 317.285,22 TL üzerinden maddi tazminat alacağının hüküm altına alınması hatalıdır.
Dava 6100 sayılı HMK'nın yürürlük tarihi olan 01/10/2011 tarihinden önce ve 11/07/2011 tarihinde açıldığından davanın belirsiz alacak davası olarak nitelendirilip tamamlama harcı miktarı üzerinden dava değerinin belirlenmesi de doğru değildir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6 ve 355. maddeleri gereğince mahkeme kararının kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde yeniden değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre tarafların istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 16/10/2024
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/1279, K. 2024/2233, 16 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama