KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi Davacı Davalı
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/37 - 2024/757
- Dosya no
- 2023/37 Esas
- Karar no
- 2024/757
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/10/2022
- Numarası
- 2022/55 Esas, 2022/732 Karar
- Vekili
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar Metni
1.869 kelime·9 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Dava, ihlalli geçiş ücreti için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
Yavuz Sultan Selim Köprüsü ve Kuzey Çevre Otoyolu'nun işletmesinin davacı müvekkili şirket tarafından yürütüldüğünü, davalı borçlu şirkete ait ... plakalı araçlar ile ücret ödenmeksizin ihlalli geçişler yapıldığını, bu araçlardan borca yetecek kadar olan kısmının ihtiyaten haczine karar verilmesini talep ettiğini, geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerine, 6001 Sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Hizmetleri Hakkında Kanun’un 30. maddesinin 7. Fıkrası gereğince, ihlalli geçiş tarihinden itibaren on beş günlük süre içerisinde geçiş bedellerini cezasız olarak ödeyebilme imkânı verilmekte ise de,
davaya konu ihlalli geçiş ücretlerinin anılan süre içerisinde ödenmediğinin tespit edildiğini, geçiş ücretlerinin süresi içerisinde ödenmemesi üzerine müvekkili şirketçe.
Davalı-Borçlu Şirket aleyhine Ankara 32. İcra Müdürlüğü 2021/11654 sayılı dosyası ile ödenmeyen geçiş ücretleri ve geçiş ücretlerine tahakkuk ettirilen gecikme cezası alacağının tahsili amacıyla icra takibi başlatıldığını, davalı-borçlu şirkete ödeme emri tebliğ edildiğini, davalı, “borca, faize ve tüm ferilerine” itiraz ettiğini, ilgili İcra Müdürlüğünce de söz konusu itirazın süresinde olması halinde takibin durdurulmasına karar verildiğini, davalı-borçlu'nun itirazı neticesinde huzurdaki dava açılmadan önce arabuluculuk başvurusu yapıldığını ancak arabuluculuk görüşmeleri anlaşamama ile sonuçlandığını,
davalı-borçlu şirketin itirazları zaman kazanma amacı ile haksız ve kötüniyetle yapılmış olduğundan, tarafımızca süresi içerisinde itirazın iptali davası açıldığını, tüm bu nedenlerle davalı-borçlunun Ankara 32. İcra Müdürlüğü 2021/11654 sayılı dosyasına yapmış olduğu itirazların iptali ile takibin devamına ve %20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın müvekkili şirket aleyhine başlatılan icra takibi haksız ve hukuka aykırı olduğu gibi iş bu huzurda ki davanın da reddedilmesini talep ettiklerini, müvekkilireninin alacaklı olduğunu iddia eden şirkete böyle bir borcunun bulunmadığını, alacaklının takibe konu ettiği faturalar, gerek sigortacılık kanununa ve verilerine gerekse hukuka açıkça aykırı düzenlendiğini, alacaklı şirket muaccel olamayan söz konusu geçiş ihlallerini ve alacakları/faturaları kanuna ve hakkaniyete açıkça aykırı şekilde icra ettiğini ve yine kanuna uygun tebliğ etmediğini,
Pandemi Koşullarında Türki Cumhuriyetleri İle Yapılan Tüm Anlaşmalar Askıya alındığını, Pandeminin hüküm sürdüğü bu zamanda, müvekkilinin iş yaptığı ülkelerin kısıtlayıcı kararlarına rağmen icra takibi başlatılması hakkın kötüye kullanıldığının göstergesi olduğunu, tüm bu nedenlerle davanın reddine karar verilmesini, masraf ve ücreti vekaletin davacıdan alınarak taraflarına verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonunda.
7144 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunun 18. maddesiyle 25/06/2010 tarihli ve 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğünün Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun 30 uncu maddesinin; birinci ve beşinci fıkralarında yer alan “on” ibareleri “dört” şeklinde değiştirilmiş, söz konusu değişiklik ile karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında cezanın tahsil edileceği hüküm altına alınmıştır.
Belirtilen nedenlerle davalı aracının davacı tarafından işletilen otoyoldan geçtiği, geçiş ücretini süresinde ödemediği, icra takip tarihi itibariyle geçiş ücreti ve ceza borcunun doğduğu kanaatine varılmış, belirtilen nedenle icra takibinde asıl alacak açısından davalı tarafından yapılan itirazın iptaline karar verilmiş ancak geçerli bir temerrüt ihtarı olmadığından işlemiş faiz ve KDV talebi açısından davanın reddine karar verilerek alacağın varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirdiğinden icra inkar tazminatının reddine karar verildiği anlaşılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme hükmünün çekişmeli vakıalar hakkında toplanan delilleri, delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi hususlarını kapsamayacak şekilde kurulduğunu, kesin olarak kaldırılması gerektiğini, yerel mahkeme kararında bilirkişi raporunda hesaplanan 15.112,49TL faiz ve 2.720,25TL KDV'nin neden kabul edilmediğine dair hukuki bir gerekçe ortaya konulmadığını, müvekkil şirketin temerrüt ihtarında bulunması zorunluluğunun olmadığını, ücret ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen araç sahiplerine ilişkin tesis edilen işlemler 6001 sayılı Kanuna uygun şekilde yürütüldüğünü,
bu kapsamda müvekkilinin ihlalli geçişlere ilişkin tebligat yapma zorunluluğunun bulunmadığını, yargılama neticesinde koşulları oluştuğu için icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken talebin reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul açısından eksik, esas açısından ise hukuka ve kanuna aykırı olduğunu, dava ile ileri sürülen tüm hak ve alacakların zaman aşımına uğradığını, alacaklı şirket tarafından muaccel olmayan söz konusu geçiş ihlallerinin ve alacakları/faturaları kanuna ve hakkaniyete aykırı şekilde icra ettiğini ve kanuna uygun tebliğ etmediğini, geçiş ihlalleri sonucu zaten gecikme zammı ve faizi yürütülmüşken tekrar tüm alacağa ticari faiz yürütülmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, sistemin başlı başına hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkeme kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, ihlalli geçiş ücreti için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali ve icra inkar tazminatı istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Öncelikle; icra takibine konu alacaklar yönünden icra dosyasına ve eldeki dosyada verilen cevap dilekçesinde zamanaşımı definde bulunulmadığı anlaşıldığından, istinaf dilekçesi ile bu definin ileri sürülmesi mümkün olmadığı nazara alınarak bu yöndeki bu istinaf itirazının reddine karar vermek gerekmiştir.
Yerel mahkemece aldırılan 06/07/2022 tarihli raporunda; davaya konu plakalı araçların geçiş kayıtlarına ilişkin kamera kayıtlarının incelendiği, 309 adet geçiş kaydı görüldüğü, geçiş tarih aralıklarının 29/12/2018 - 31/12/2020 tarihleri olduğu, plaka bazında geçiş sayısının tespit edildiği, geçiş ücreti ve 4 katı tutarındaki geçiş cezasının hesaplandığı geçiş tarihinden itibaren 15 gün sonrasına kadar yapılan provizyonlardan tahsilat sağlanmadığı, toplam 309 adet geçiş için ücreti 18.570,50TL olduğu, 4 katı tutarındaki toplam cezanın ise 74.282,00TL olduğu, ceza ile birlikte toplamda 92.852,50 TL asıl alacak bulunduğu, ticari yıllık faize göre 15.112,49 TL işlemiş faiz oluştuğu ve faizin KDV tutarının 2.720,25 TL olduğu bildirilmiştir.
6001 sayılı Kanunun “Geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali” başlıklı 30. maddesinin 5. fıkrası “4046, 3465 ve 3996 sayılı Kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) (…)...”
Aynı maddenin 7. fıkrası ise, “Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-7144/18 md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez.” şeklindedir.
Hükme esas alınan bilirkişi raporunda, ihlalli geçişlere ilişkin belirlemelerinin denetime olanak verecek şekilde ayrıntılı olarak değerlendirildiği anlaşılmıştır. Davalı tarafça dava konusu gerçekleşen geçişlere ilişkin yapılması gerekli ödemelerin ifa edildiği iddia ve ispat edilmemiştir.
Bu kapsamda, icra takibine konu ihlalli geçiş ücretlerinin 15 gün içerisinde ödenmediği, her ne kadar mahkemece takip tarihinden önce davalı borçlunun temerrüde düşürülmediği gerekçesiyle işlemiş faiz ve işlemiş faizin KDV'sine ilişkin istemlerin reddine karar verilmiş ise de.
6001 sayılı Yasa gereğince ihlalli geçişten itibaren 15 gün sonra temerrütün gerçekleştiği, bu nedenle geçiş ücreti ve para cezası üzerinden işlemiş faiz talebinin yerinde olduğu, 3065 sayılı Katma Değer Vergisi Kanununun 24. maddesinin (c) bendinde “ Vade farkı, fiyat farkı, kur farkı, faiz, prim gibi çeşitli gelirler ile servis ve benzer adlar altında sağlanan her türlü menfaat, hizmet ve değerler” matraha dahil olan unsurlar olarak belirlenmiş olduğundan işlemiş faiz için KDV isteminin de yerinde bulunduğu gözetilmelidir.
Ayrıca;
İtirazın iptali davalarında icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, diğer koşulların yanında takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Anılan tür bir alacaktan söz edilebilmesi için ise gerçek tutarın belli ve sabit olması veya borçlu tarafından belirlenebilmesi için alacağın tüm unsurlarının bilinmesi ya da bilinebilecek durumda bulunması gereklidir.
Dosya kapsamından, davalıya ait araçların davacı şirket tarafından işletilen otoyol ve köprülerden ihlalli geçişler yaptığı, geçiş ücretleri ve ihlali halinde uygulanacak ceza miktarı belli olduğundan icra takibine konu alacağın likit olduğunun kabulü gerekirken asıl alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmemesi isabetli görülmemiştir.
Diğer taraftan, icra takibinde asıl alacak bakımından faiz işletilmesi gerekirken işlemiş faize de faiz işletilmesi hatalı olmuştur.
Ayrıca; icra takiben konu alacağın işlemiş faizi olan 15.112,49 TL'nin KDV'sinin ( 15.112,49 TLx8/100) 1.209,00 TL olduğu anlaşılmıştır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, tarafların istinaf başvurularının kısmen kabulü ile HMK’nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak yerine yeniden hüküm tesisine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 26/03/2024
Başkan ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Üye ¸e-imzalıdır Katip ¸e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2023/37, K. 2024/757, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama