KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 24 Eylül 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 25. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2025/1241 - 2025/1677
- Dosya no
- 2025/1241 Esas
- Karar no
- 2025/1677
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/03/2023
- Numarası
- 2022/485 Esas, 2023/221 Karar
- Davanın konusu
- Maddi Tazminat
Karar Metni
1.296 kelime·6 dk okuma·6 bölüm
Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın usulden reddine dair verilen karara karşı davacı tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü.
İDDİA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... Bankası A.Ş'nin sebep olduğu usul ve yasaya aykırı kusurlu eylemlerinden doğan zararların TBK 49-51 maddeleri gereğince tazminatla giderilmesine ilişkin olduğunu, ... Ltd. Şti'nin 29/06/2018 tarihi itibariyle hiçbir senedinin protesto edilmediği, verilen çeklerin karşılıksız çıkmadığını, banka taksitlerinin vadelerinden ödendiğini ve hiçbir şekilde temerrüt hali söz konusu olmadığını, ...
Kurumu tarafından hiçbir gerekçe gösterilmeksizin icra takiplerine başlanmış ve uygulanan icra ihtiyati hacizler nedeniyle şirketin malvarlığının haczedildiğini, hesaplarının kat edildiğini, bunun üzerine piyasada ... şirketleri batıyor şeklinde asılsız duyum yayılması üzerine; ticari ilişki içerisinde olduğunu, ... Bankası tarafında da haksız icra takipleri başlatıldığını, davalı tarafından ... ...
Ltd Şti aleyhine başlatılan haksız takipler ile şirketin ticari hayatı sonlandırılarak şirket gayri faal hale getirildiğini, davalı ...'nın haksız ve kusurlu olarak vadesi gelen hiçbir borç bulunmadığı halde icra takibinde bulunduğunu, arz ve izah olunan nedenlerle davalarının kabulüne karar verilmesini, davalının kusurlu eylem ve davranışlarından dolayı diğer bankalarca yetkili olduğu ... ... Ltd Şti'ye başlatılan icra işlemleri ile ...
Bankası A.Ş tarafından %270 oranında işletilen faizden kaynaklanan zararlarının 17.07.1998 tarihi itibariyle hesap bilirkişisi tarafından tespit edilmesi gerektiğinden şimdilik 250.000,00TL'nin taraflarına ödenmesini, yargılama harç ve giderlerinin davalı ... üzerinde bırakılmasını, talep ettiği hususlar doğrultusunda lehlerine karar verilmesini talep ve dava ettikleri görülmüştür.
SAVUNMA
Davalı vekili UYAP üzerinden gönderdiği 12/08/2021 tarihli cevap dilekçesinde özetle; davacı şirket tarafından belirsiz alacak davası açılamayacağını, Ticaret Mahkemesinin görevli olduğunu, davacı şirketin taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davanın kesin hüküm nedeniyle reddinin gerektiğini, aleyhine haksız olarak takibe geçildiği iddiasının gerçeği yansıtmadığını, zarar miktarının neye göre hesaplandığının belirsiz olduğunu savunarak davanın usulden ve esastan reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; eldeki davanın şirketler arasında olması nedeniyle zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu, davacının dava öncesi arabuluculuğa gitmediği gibi görevsizlik kararı sonrasında da arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle HMK 114/2 ve TTK 5/a maddesi uyarınca arabuluculuk şartının yerine getirilmediği gözetilerek davanın usulden reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı şirket istinaf başvuru dilekçesinde özetle; şirket hakkında adli yardım kabul kararı olmasına rağmen aleyhine harçlar ve vekâlet ücreti yüklendiğini, öncelikle mahkemece 08/03/2023 tarihli 2 numaralı celsede mazeretini kabul etmesine rağmen yeni duruşma gününü taraflarına tebliğ etmediğini ve 29/03/2023 tarihli duruşmaya taraflarınca katılım sağlanamadığını, belirtilen duruşmada davanın usulden reddine karar verildiğini, yerel mahkeme arabuluculuk dava şartı nedeniyle davayı usulden reddetmeden önce, yasa gereği muhtıra çıkartarak arabuluculuk belgelerini taraflarından istemesi için 7 günlük süre vermesi gerektiğini,
08/06/2021 tarihli dava dilekçesinin 3. sayfasının 6. maddesinde, davalı banka ile uyuşmazlıkta Ankara Arabuluculuk Merkezine başvuru yapıldığının belirtildiğini, aynı tarihli dilekçenin 4. sayfasının 8. Maddesinde de davalı banka ile arabuluculuk görüşmeleri yapıldığının ve davalı bankanın yargılamayı uzatmak amacıyla defaatle yetki itirazında bulunduğunun açıklandığını, arabuluculuk görüşmelerinde yapılan haksız yetki itirazının Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1018 Esas, 2020/1024 Karar sayılı kararı ile reddedildiğini,
23/10/2020 tarih ve 2020/12757 başvuru numaralı arabuluculuk formu ile Ankara Arabuluculuk Bürosu'na başvurulduğunu, daha sonra 05/11/2020 tarih ve 2020/12757 büro dosya ve 2020/107998 arabuluculuk numaralı Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava Şartı Arabuluculuk Son Tutanağının düzenlendiğini ve davalı banka ile herhangi bir anlaşmaya varılamadığını, arabuluculuk dava şartı yerine getirildiğinden dolayı usul ekonomisi ilkesi gereği mezkur davanın kaldığı yerden devam etmesine karar verilmesi, aksi takdirde Ankara Bölge Adliye Mahkemesi'nin ilgili Hukuk Dairesince duruşmalı inceleme ile davanın karara bağlanması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, tacirler arası haksız fiil nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir İlk derece mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı tarafça yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'na 06/12/2018 tarihinde yürürlüğe giren ve 7155 sayılı kanunun 23. maddesi ile eklenen madde 18/A'ya göre. "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır.
Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir.
Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" hükmü getirilmiştir.
18/12/2018 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK'na eklenen 5/A maddesinde ise; "(1) Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. (2) Arabulucu, yapılan başvuruyu görevlendirildiği tarihten itibaren altı hafta içinde sonuçlandırır. Bu süre zorunlu hâllerde arabulucu tarafından en fazla iki hafta uzatılabilir." düzenlemesi yapılmıştır.
Bu düzenlemelere göre; 01/01/2019 tarihinden sonra konusu bir miktar paranın ödenmesi talebi ile açılan ticari davalarda, dava açılmadan önce uyuşmazlıkla ilgili arabulucuya başvurup anlaşılamaması halinde son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmesi zorunludur. Arabulucuya başvurulmadan doğrudan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilecektir.
Somut olayda; davacı şirket dava dilekçesinde, taraflarınca davaya konu uyuşmazlık ile ilgili olarak davadan önce Ankara Arabuluculuk Merkezine başvurulduğunu, ancak davalı banka tarafından arabuluculuk bürosunun yetkisine itiraz edildiğini, Ankara 1. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2020/1018 Esas, 2020/1024 Karar sayılı kararıyla davalının yetki itirazının reddedildiğini, bunun üzerine taraflarınca tekrar arabuluculuk süreci başlatılmış ise de taraflar arasında anlaşma sağlanamadığını belirtmiştir.
Eldeki dava önce Ankara 5. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/468 Esasına kayden açılmış, anılan mahkemece 17/06/2021 tarihli kararla Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle davanın usulden reddine hükmedilmiş, istinaf başvurusunun Dairemizin 02/03/2022 tarihli, 2022/283 Esas, 2022/401 karar sayılı ilamıyla kesin olarak esastan reddine karar verilmesi ve gönderme talep edilmesi üzerine yargılamaya eldeki dosya üzerinden devam edilmiştir.
Ankara Ticaret Odası Ticaret Sicili Müdürlüğünün 25/06/2025 tarihli müzekkere cevabında; davacı şirketin tasfiyeye girdiği, ...’in tasfiye memuru olarak atandığı, ... ...’nun şirketteki temsil yetkisinin sona erdiği bildirilmiştir.
Somut olayda; uyuşmazlık konusunun bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin olduğu, davanın 6325 sayılı Kanun'un yürürlüğe girdiği 01/01/2019 tarihinden sonra (08/06/2021) açıldığı, ticari dava niteliğinde olduğu, dava dilekçesinde arabulucuya başvurulduğu belirtilmekle birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin dava dilekçesine eklenmediği anlaşılmakla mahkemece, 6325 sayılı Kanunu'nun 18/A maddesi uyarınca davacı tarafa “son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği” ihtarını içeren davetiye gönderilmesi ve sonucuna göre hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve yasaya aykırıdır.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a.4 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacının sair istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 24/09/2025
Başkan e-imza Üye e-imza Üye e-imza Katip e-imza
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi, E. 2025/1241, K. 2025/1677, 24 Eylül 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama