KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Ekim 2023
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2021/306 - 2023/734
- Esas no
- 2021/306
- Karar no
- 2023/734
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 29/09/2020
- Numarası
- 2017/604 Esas 2020/572 Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Destekten Yoksun Kalma Tazminatı
- Yazılma tarihi
- 20/11/2023
Karar Metni
1.762 kelime·9 dk okuma·3 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili ile davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 29.05.2013 tarihinde meydana gelen ve ..., ... ve ... plakalı araçların karıştığı trafik kazası sonucunda ... plakalı araç sürücüsü olan davacıların desteği ...’ın yaralandığını, çeşitli ameliyatlar geçirdiğini ve 27.04.2017 tarihinde vefat ettiğini, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan kazaya karışan ... plakalı araçın davacıların desteği ... tarafından kullanıldığını ve olayın meydana gelişinde ...’ın da kusurunun bulunduğunu, davalı şirketin de taraf olduğu davada alınan bilirkişi kusur raporu bulunduğunu,
davalı sigorta şirketinin kaza nedeniyle davacılara karşı destekten yoksun kalma tazminatından müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu, davalıya 31.05.2017 tarihinde ihtarname tebliğ edilmiş olmasına rağmen ödeme yapılmadığını, olay nedeniyle davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacılar için ayrı ayrı 50,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının kaza tarihinden, olmadığı takdirde temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiş,
yargılama sırasında destekten yoksun kalma tazminatı talebini davacı ... için 207.903,24 TL, davacı ... için 42,096,76 TL’ olarak artırmıştır.
Davalı sigorta şirketi vekili, araç sürücüsü ... tarafından hayatta iken Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/687 Esas, 2015/545 Karar sayılı dosyası ile dava açıldığını ve davanın davalı şirket açısından reddedildiğini, daha sonra araç sürücüsünün vefatı nedeniyle eldeki davanın açıldığını, vefat tarihi ile kaza tarihi arasında uzun süre geçtiğinden illiyet bağının ispatı gerektiğini, kendi kusuru ile vefat eden sürücünün kusurunun destek görenlere yansıyacağını ve destek tazminatı talep edemeyeceklerini, yargı kararlarının tazminat talep hakkı doğmadığı şeklinde olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkin olduğu, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/687 Esas, 2015/545 Karar sayılı dosyasında davacı ... tarafından ... plakalı aracı sigortalayan ... Sigorta AŞ ile ... plakalı aracı sigortalayan ... Sigorta AŞ aleyhine daimi maluliyet ve bakıcı gideri tazminatı istemiyle açılan davanın ... Sigorta AŞ yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, ...
Sigorta AŞ aleyhine açılan davanın kabulü ile 250.000,00 TL maluliyet tazminatı ile 250.000,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 500.000,00 TL’nin davalı sigorta şirketinden tahsiline karar verildiği ve hükmün Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli, 2016/5752 Esas, 2017/2983 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleştiği, bu karar gereğince ölmeden önce dava dışı ... Sigorta AŞ tarafından ...'a ödeme yapıldığı ancak davalı ...
Sigorta AŞ tarafından yapılan bir ödemenin bulunmadığı, ... 'ın 27.04.2017 tarihinde ölmesi nedeniyle yapılan fazla ödeme varsa bunu talep etme hakkının ödemeyi yapan dava dışı sigorta şirketine ait olduğu, ... plakalı aracın sigorta poliçesinden dolayı davacılara veya dava dışı başka şahıslara yapılan herhangi bir ödemenin bulunmadığı,
kaza tarihi itibarıyla ... plakalı araç sürücüsü müteveffa ...'ın ölümü nedeni ile davacıların destekten yoksun kalma tazminatı talep etme haklarının bulunduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile davacı ... için 164.636,65 TL, davacı ... için 33.336,03 TL destekten yoksun kalma tazminatının temerrüt tarihi olan 13.06.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili ve davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf başvurusunda özetle; mahkemece yeterli inceleme ve araştırma yapılmadan hakkaniyet ilkesi göz önünde bulundurulmadan karar verildiğini, dosyada alınan bilirkişi raporuna itirazları değerlendirilmeden yargılamanın sürdürüldüğünü, hesap edilen tazminat tutarının eksik ve hatalı olduğunu, poliçe limitinden anneye pay ayrılarak davacılar aleyhine eksik tazminata hükmedilmesinin doğru olmadığını, dava dışı anne tarafından bu güne kadar yapılmış başvuru bulunmadığını, destek süreleri ve oranlarının eksik hesaplandığını, cenaze ve defin giderlerinin eksik hesaplandığını, hesaplamada PMF 1931 yaşam tablosu kullanıldığını,
ancak TRH 2010 yaşam tablosu kullanılması gerektiğini, kararın gerekçesiz olduğunu ve adil yargılanma hakkının ihlal edildiğini, hükmedilen faiz başlangıç tarihi ve oranının hatalı olup aracın ticari araç olması nedeniyle avans faizine hükmedilmesi gerektiğini, her bir talep ve davacı açısından ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yapılmış olan yargılama giderleri konusunda hatalı karar verildiğini, davalı lehine hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderinin hatalı olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Davalı sigorta şirketi vekili istinaf dilekçesinde özetle; gerçek zararın fazlası ile giderilmiş olup borcun daha önce müteselsil borçlu dava dışı sigorta şirketi tarafından tamamen ifa edildiğini, Türk Borçlar Kanunu’nun 166. maddesi uyarınca davalı şirketin borçtan kurtulduğunu, kararın sebepsiz zenginleşmeye yol açtığını, Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/687 Esas, 2015/545 Karar sayılı davasında sürekli işgöremezlik ve bakıcı gideri tazminatının ödendiğini, anılan hususlar göz ardı edilerek davanın reddi yerine kabulüne karar verilmiş olmasının doğru olmadığını,
hükme esas alınan bilirkişi raporunda müteveffanın kazancının emsal ücret esas alınarak hesaplandığını, kaza tarihinde vefat edenin gelirinin ne olduğuna ilişkin bordro ve banka kayıtları bulunmadığını, yapılan araştırmanın yetersiz olduğunu ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nin 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 29.05.2013 tarihinde meydana gelen trafik kazasında davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç sürücüsü olan ...'ın 27.04.2017 tarihinde vefat ettiğini, desteğin eşi ve oğlu olan davacıların müteveffanın desteğinden yoksun kaldıklarını belirterek destekten yoksun kalma tazminatı talebinde bulunduğu, mahkemece Adli Tıp Kurumu 1. İhtisas Kurulunun 19.12.2018 tarihli raporunda ...'ın 27.04.2017 tarihinde ölümünün gerçekleştiği ve 29.05.2013 tarihinde maruz kaldığı trafik kazasına bağlı yaralanmasıyla ölümü arasında illiyet bağı bulunduğunun belirlendiği,
destekten yoksun kalma tazminatı koşulları mevcut olduğu gerekçesiyle aktüer bilirkişi tarafından PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak hesaplama yapılan 02.08.2019 tarihli ek rapor esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar karşı davacılar vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Dava konusu kazanın 29.05.2013 tarihinde meydana geldiği, davalı sigorta şirketi tarafından davacıların desteği ...'ın idaresinde bulunan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin 25.04.2013 tarihinde tanzim edildiği, sigortalının ... olduğu anlaşılmıştır.
Davacıların desteğinin 29.05.2013 tarihinde meydana gelen kaza sonucu yaralanması nedeniyle Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2013/687 Esas, 2015/545 Karar sayılı dosyasında kazaya karışan ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... Sigorta AŞ ile ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı ... Sigorta AŞ aleyhine daimi maluliyet ve bakıcı gideri tazminatı istemiyle açılan davada, davalı ...
Sigorta AŞ yönünden husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... Sigorta AŞ aleyhine açılan dava yönünden ise davalıya sigortalı araç sürücüsünün %70 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek poliçe limiti ile sınırlı olmak üzere davanın kabulü ile 250.000,00 TL maluliyet tazminatı ile 250.000,00 TL bakıcı gideri tazminatının davalı ...
Sigorta AŞ'den tahsiline karar verilmiş, hüküm Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 21.03.2017 tarihli, 2016/5752 Esas, 2017/2983 Karar sayılı kararı ile onanarak kesinleşmiş, davacılar vekili tarafından bu dosyada ise desteğin 29.05.2013 tarihinde meydana gelen kazada yaralanmasına bağlı olarak 27.04.2017 tarihinde vefat etmesi nedeniyle müteveffanın eşi ve çocuğu için desteğin idaresinde bulunan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olan ...
Sigorta AŞ'den destekten yoksun kalma tazminatı talep edilmiş, mahkemece hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen %70 kusur oranına göre poliçe limiti esas alınarak garame hesabı yapılmış ve davanın kabulüne karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK'nin 51. maddesi uyarınca tazminatın kapsamının hâkim tarafından belirlenmesi zaruridir. Gerçek zarar miktarının, desteğin ve hak sahiplerinin olay tarihindeki bakiye ömürleri, destek alacakları süre, destek payları esas alınarak hesaplanması gerekmektedir. Gerçek zarar hesabı, özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır.
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi (Kapanan 17 Hukuk Dairesi) tarafından tazminat hesaplanmasında esas alınacak yaşam tablosu ile ilgili görüş değişikliğine gidilmiş, (Yargıtay 17.HD 22/12/2020 tarihli, 2019/5206 Esas - 2020/8874 Karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. HD, 21/06/2021 tarihli, 2021/9624 Esas, 2021/3395 Karar sayılı ilamı) destek ve hak sahiplerinin bakiye ömürleri önceki yıllarda 1931 tarihli "PMF" yaşam tablosuna göre belirlenmekte iken Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, Hacettepe Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık,
Marmara Üniversitesi ve Başkent Üniversitesi’nin çalışmaları ile “TRH 2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunca da ilk peşin sermaye değerinin hesaplanmasında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir.
Gerek diğer kurumlar ile Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve gerekse bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içerdiği de göz önüne alınarak, ülkemizce de tazminat hesaplamalarında TRH 2010 Tablosuna göre bakiye ömür sürelerinin belirlenmesinin, güncel verilere ve ülkemiz gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilerek içtihat değişikliğine gidilmiştir.
Bu itibarla, tazminat hesaplanmasında TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yönteminin esas alınması gerekir.
Somut olayda destekten yoksun kalma tazminatı talebine ilişkin olarak açılan davada tazminat hesabının TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapılması gerekirken PMF 1931 yaşam tablosu esas alınarak düzenlendiği, davalı sigorta şirketi müteveffanın idaresinde bulunan aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olup kazanın meydana gelmesinde müteveffanın %30 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş olmasına rağmen hesaplamanın %70 kusur oranına göre poliçe limiti esas alınarak garame hesabı yapılan aktüer bilirkişi ek raporuna göre karar verilmiş olması doğru olmadığından belirtilen husular gözetilerek konusunda uzman aktüer bilirkişiden rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi gerektiğinden taraf vekillerinin tazminata ilişkin istinaf sebeplerinin kabulü gerekmiştir.
Kabule göre de, davacılar vekili tarafından dava ve talep artırım dilekçesinde hüküm altına alınacak tazminat için avans faizi uygulanması talep edildiği, davalı sigorta şirketine zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı aracın kamyon olup ticari nitelikte olmasına göre yasal faiz uygulanmış olması doğru olmadığı gibi davacılar arasında ihtiyari dava arkadaşlığı bulunması nedeniyle davacı sayısı kadar dava olduğu kabul edilerek her davacı için hükmedilen tazminat miktarına göre ayrı ayrı vekalet ücretinin hüküm altına alınması gerektiğinin nazara alınmamış olması da isabetsizdir.
Açıklanan nedenlerle davacılar vekili ve davalı vekilinin vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca kaldırılmasına ve dosyanın yeniden görülmek üzere kararı veren ilk derece Mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin incelenmesine şimdilik yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2021/306, K. 2023/734, 26 Ekim 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama