KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Vekili
- Karar tarihi
- 22 Mart 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/11 - 2024/422
- Esas no
- 2022/11
- Karar no
- 2024/422
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2021
- Numarası
- 2020/240 Esas 2021/497 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 15/04/2024
Karar Metni
1.461 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 10.01.2020 tarihinde davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacının murisi yaya ...’e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...’in vefat ettiğini, davacının desteğin eşi olduğunu belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 5.000,00 TL maddi tazminatın ihtar tarihinden itibaren en yüksek faiz faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 04.06.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile talebini 83.107,56 TL olarak artırmıştır.
Davalı vekili, davanın çift taraflı kaza olduğunu, davacının sigortalı araç sürücüsü ile soruşturma aşamasında Ankara CBS 2020/11891 sayılı dosyasında sulh olduklarını, sigortalı araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığını, müteveffanın yaşı gereği pasif dönemde olduğunu, tazminat hesabının AGİ hariç asgari ücret düzeyi üzerinden yapılmasını, davalı şirkete başvuru sonrası temerrüt oluştuğunu, ancak yasal faiz uygulanması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEME KARARI
Mahkemece toplanan delillere göre, dava konusu kazada kusur durumuna ilişkin olarak mahkemeye sunulan bilirkişi raporunda her ne kadar müteveffa ...'in %75 oranında kusurlu olduğu belirtilmiş ise de; kazanın oluş şekli ile kazaya ilişkin Ankara 37 Asliye Ceza Mahkemesi 2020/182 esas sayılı ceza dava dosyasına sunulan kusura ilişkin bilirkişi rapor içeriği dikkate alınmak suretiyle ve kusur oranının belirlenmesine ilişkin mahkeme hakiminin takdir yetkisine dair Yargıtay içtihatları çerçevesinde müteveffa yaya ...'in kazanın oluşumunda %25 oranında, davalı sigorta şirketi sigortalısı araç sürücüsü ...'nun %75 kusurlu olduğu,
bu kapsamda mahkemeye sunulan aktüer bilirkişi raporunda yer alan tazminat hesabından, müteveffa ... için kabul edilen %25 oranında kusur indirimi yapılarak, davacının 100.751,14 TL (134.334,85-(134.334,85*%25) tazminat almaya hakkı olduğu belirtilerek ve ıslah dilekçesi dikkate davanın kabulü ile taleple bağlı kalınarak 83.107,56 TL destekten yoksun kalma tazminatının dava tarihi olan 09.06.2020 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, mahkemece verilen kararın hatalı olduğunu, çelişkili kusur oranı üzerinden hüküm kurulduğunu, mahkeme tarafından alınan 12.01.2021 tarihli bilirkişi heyeti kök raporu ve 27.04.2021 tarihli bilirkişi ek raporunda sigortalı araç sürücüsünün %25 oranında, müteveffa ...’in %75 oranında kusurlu bulunduğunu, ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında, müteveffa ... %25 oranında kusurlu bulunduğunu, mahkemece ceza yargılamasında alınan bilirkişi raporunun hatalı olarak hükme esas alındığını,
mahkemece hükme esas alınan savcılık bilirkişi raporunun ceza yargılamasında hükme esas alınmadığını, Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 12.01.2021 tarihli duruşmasının 2 nolu ara kararında Adli Tıp Kurumundan rapor alınmasının talep edildiğini, hükme esas alınan savcılık bilirkişi raporu ile mahkemece alınan bilirkişi heyet raporları arasında çelişki bulunmakta olup, çelişki giderilmeden hüküm kurulduğundan eksik yargılama yapıldığını, davalı sigorta şirketi ceza yargılamasında taraf olmadığından raporun taraflarına tebliğ edilmesi gerektiğini, hükme esas alınan savcılık bilirkişi raporu taraflarına tebliğ edilmediğinden,
savunma ve hukuki dinlenilme hakkının ihlal edildiğini, hükme esas alınan savcılık kusur raporunda hatalı belirlemeler yapıldığını, bu raporu kabul etmediklerini, aktüer bilirkişi raporunda 1/Kn tablosu (progressif rant) kullanılarak hatalı şekilde hesaplama yapıldığını, hesap yöntemindeki belirsizliklerin çıkarılan kanun ile giderildiğini, 1,8 teknik faiz yöntemiyle hesaplama yapılması gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE; Davalı vekilinin HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir. Davacı vekili, davalının zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olduğu aracın davacının murisi yaya ...’e çarpması sonucu meydana gelen trafik kazasında ...’in vefat ettiğini, davacının desteğin eşi olduğunu belirterek maddi tazminat talep etmiş mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kazadan sonra düzenlenen 10.01.2020 tarihli kaza tespit tutanağında, Sürücü ...’nun idaresindeki ... plaka sayılı aracı ile Çetin Emeç Bulvarı sağ şeridi takiben 100. yıl istikametine seyri sırasında olay yeri Sokullu Mehmet Paşa Caddesi ışık kontrollü kavşağa beyanına göre kendisine yeşil ışık yanarken giriş yapıp seyrini sürdürdüğü sırada, görüşün açık olduğu, üç şeritli düz yolda yayalara hitap eden sinyalize yaya geçidi ışığın olmadığı,
kavşak çıkışına geldiğinde istikametine göre solundan gelip kaşıya geçmek isteyen yayayı gördüğünde çarpmayı önleyici fren tedbiri almakta geciktiği aracıyla sağ ön tampon, ön cam ve kapı direği kesimleri ile çarparak duruşa geçtiği, yayanın yaralandığı kazada 2918 sayılı KTK’nın 52/1-B madde (aracın hızını, yol görüş, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmama) kural ihlalinin görüldüğü,
yaya ... olay yeri ışık kontrollü kavşakta yayalara hitap eden sinyalize ışıkların bulunduğu kavşak girişinden karşıya geçmesi gerekirken, yaya ışıklarının olmadığı kavşak çıkışından Kara Harp Okulu istikametine yolun karşısına geçmek istediği sırada Polisevi istikametinden sağ şeritten gelip doğru seyreden ... plakalı araç tarafından çarpılarak yaralandığı kazada 2918 sayılı KTK’nın 68/1-c madde (yaya yollarında geçişlerde veya zorunlu hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engellemek veya tehlikeye düşürecek şekilde davranışlarda bulunmaları veya buraları saygısızca kullanmaları) kural ihlali görüldüğü belirtilmiştir.
Mahkemece alınan 12.01.2021 tarihli raporda, dava konusu kazanın meydana gelmesinde ... plakalı araç sürücüsü ...’nun %25 oranında, müteveffa yaya ...’in %75 oranında kusurlu olduğu belirlenmiştir. Mahkemece kusur oranının belirlenmesine ilişkin mahkeme hakiminin takdir yetkisine dair Yargıtay içtihatları ve ceza mahkemesine sunulan rapor çerçevesinde müteveffa yaya ...'in kazanın oluşumunda %25 oranında, davalı sigorta şirketine sigortalısı araç sürücüsü ...'nun %75 kusurlu olduğu kabul edilerek karar verilmiştir.
6098 sayılı TBK’nın 74.maddesi “Hâkim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı, ayırt etme gücünün bulunup bulunmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hâkimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Aynı şekilde, ceza hâkiminin kusurun değerlendirilmesine ve zararın belirlenmesine ilişkin kararı da, hukuk hâkimini bağlamaz ” hükmünü içermektedir.
Hukuk hakiminin kural olarak ceza mahkemesinin beraat kararı ile bağlı olmadığı ancak aynı olay nedeniyle ceza yargılamasında hükme dayanak alınan maddi olgularla ve özellikle “fiilin hukuka aykırılığı” konusunda tamamen bağlı olacağı gerek öğreti, gerekse de yargısal uygulamada istikrarla kabul edilmektedir. Hal böyle olunca, maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını saptayan ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
(HGK, 24.12.2014 gün ve 2014/4-846 Esas, 2014/1091Karar) Hukuk hâkimi ceza mahkemesi kararındaki fiilin hukuka aykırılığını ve illiyet bağını belirleyen maddi olgularla ve ceza mahkemesince verilen mahkûmiyet kararı ile bağlıdır.
Somut olayda Ankara 37. Asliye Ceza Mahkemesinin 2020/182 esas ve 2023/505 karar sayılı dosyasında bulunan Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlık soruşturması sırasında alınan raporda yaya müteveffanın %25 oranında tali kusurlu, sanık araç sürücüsünün ise %75 oranında asli kusurlu olduğu belirlenmiş, mahkemece yargılama aşamasında ATK Ankara Grup Başkanlığından alınan 04.03.2021 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa yaya ...’in asli, sanık sürücü ...’nun tali kusurlu olduğu belirlenmiş,
bu rapor mahkemece hükme esas alınarak 07.07.2023 tarihinde sanık ...’nun tali kusuru ile taksirle ölüme sebebiyet verme suçundan TCK.m.85/1 gereğince hapis cezası ile cezalandırılmasına, verilen hapis cezasının paraya çevrilerek neticeten sanığın adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş ve karar istinaf edilmeksizin 17.07.2023 tarihinde kesinleşmiştir.
Bu hale göre mahkemece her ne kadar dava konusu olaya ilişkin cumhuriyet savcılığı tarafından hazırlık soruşturması aşamasında alınan davalıya sigortalı araç sürücüsünün asli %75 oranında kusurlu olduğu belirlenen rapor hükme esas alınarak karar verilmiş ise de ceza mahkemesi tarafından yargılama aşamasında ATK Ankara Grup Başkanlığından alınan rapor ile müteveffa yayanın asli,
sürücünün tali kusurlu olduğunun belirlenmiş ve ceza mahkemesi tarafından bu rapora göre sürücünün tali kusurlu olduğu kabul edilmiş olması nedeniyle dava konusu kazanın oluş şekline ilişkin maddi vakıanın ceza mahkemesi dosyası ile belirlendiği anlaşıldığından ceza mahkemesi tarafından belirlenen maddi vakıa ve kusur oranları ile mahkemece kabul edilen kusur oranları arasındaki çelişki oluştuğundan bu farklılığın giderilmesi için ATK’dan veya Karayolları Genel Müdürlüğünden seçilecek bilirkişi heyetinden kusur oranlarının belirlenmesi konusunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik
incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre istinaf kanun yoluna başvuran davalı taraf yararına oluşan kazanılmış haklar da gözetilerek karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/11, K. 2024/422, 22 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama