KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Davacılar
- Karar tarihi
- 25 Eylül 2024
- Esas no
- 2022/1940
- Karar no
- 2024/1090
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/12/2020
- Numarası
- 2020/506 Esas 2020/648 Karar
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 25/10/2024
Karar Metni
1.883 kelime·9 dk okuma·4 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 05.10.2012 tarihinde davalı Esnaf Odasına ait olup davalı ... idaresindeki ve davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu, davalı sürücünün kazada tam kusurlu olduğunu ve cezalandırılmasına karar verildiğini, davacılardan ...’ın genç yaşta eşini kaybettiğini, diğer davacıların da annelerini kaybettiğini, maddi ve manevi desteğinden yoksun kaldıklarını, manevi olarak zarar gördüklerini belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla,
her bir davacı için 5.000,00’er TL maddi tazminat ve 50.000,00’er TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiş, yargılama sırasında davacı ... için maddi tazminat talebini 25.882,19 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalı ...; dava konusu olayın meydana gelmesinde kendisinin herhangi bir kusurunun bulunmadığını, müteveffanın kendisine "ayaklarım ağrıyor, beni evime bırak" demesi üzerine, evinin önüne götürdüğünü, ancak müteveffanın aracın önünden geçmeye çalışırken kazaen kendisine çarptığını, olayda kusurunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. .
Davalı ... Başkanlığı vekili, davalı sürücünün, davalı Oda Başkanlığının talimatına aykırı olarak güzergâh dışında aracını kullanırken davaya konusu kazanın meydana geldiğini, taleplerden sorumluluğunun olamayacağını, talep edilen tazminat miktarlarının fahiş olduğunu, davalılar yararına dava konusu olay ve vefat nedeniyle SGK tarafından ölüm aylığı bağlanıp bağlanmadığının araştırılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ...
Şirketi vekili, dava konusu kazaya karışan ... plaka sayılı aracın zorunlu sorumluluk sigorta poliçesi ve ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, sigorta şirketinin sorumluluğunun zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi yönünden 225.000,00-TL, ihtiyari mali sorumluluk sigorta poliçesi yönünden 100.000,00-TL ile sınırlı bulunduğunu, davalı şirket tarafından 16.05.2013 tarihinde davacı yana 56.388,00-TL ödeme yapmak suretiyle sorumluluğunu yerine getirdiğini ve ödeme nedeni ile ibraname alındığını,
mahkemece ibranamenin geçerli olmadığına karar verilerek tazminat hesabı yaptırılması halinde yapılan ödemenin yasal faiz uygulanmak suretiyle güncellenmesi sonucunda bulunan miktarın hesaplanacak tazminattan mahsubunun gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Dairenin 10.10.2019 tarihli ve 2018/1412 Esas, 2019/665 Karar sayılı kararı ile Ankara 12. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2014/353 Esas, 2017/585 Karar sayılı kararı görev yönünden kaldırılmış, kaldırma kararı sonrasında yapılan yargılamada davanın trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, kusura ilişkin olarak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20.11.2015 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğunun belirtildiği,
aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilmek suretiyle davacıların maddi tazminat isteminin davacı ...'ın maddi tazminat talebinin kabulü ile.
25.822,16 TL'nin sigorta şirketinden temerrüt tarihi olan 16.05.2013 tarihinden diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacılar ... ve ...'nın maddi tazminat istemlerinin reddine, davacıların manevi tazminat istemlerinin kısmen kabulü ile davacı eş ...'a 20.000,00 TL'nin, davacı ...'ya 15.000,00 TL, davacı ...'a 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...
Başkanlığından müteselsilen tahsili ile adı geçen davacılara ödenmesine, fazla istemin reddine, davacıların davalı ... şirketinden manevi tazminat istemine ilişkin davalarının reddine karar verilmiş hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, davanın manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne ilişkin kararın eksik incelemeye dayalı olduğunu, davalı tarafın tam kusuru ile ...’ın hayatını kaybettiğini, davacıların eş ve annelerinin ölümü nedeniyle acı ve üzüntü yaşadıklarını, hüküm altına alınacak manevi tazminatın adalete uygun olması gerektiğini, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, paranın alım gücüne uygun miktarda talepleri doğrultusunda manevi tazminata hükmedilmediğini, mahkemece hüküm altına alınan tutarın çok düşük olduğunu, manevi tazminatı ilişkin kısmen kabulü ilişkin kararın kaldırılarak manevi tazminat taleplerinin kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, 05.10.2012 tarihinde davalı Esnaf Odasına ait olup davalı ... idaresindeki ve davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile yaya ...’a çarparak ölümüne neden olduğunu belirterek müteveffanın eşi ve çocukları olan davacılar için destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece kusura ilişkin olarak 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20.11.2015 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğunun belirtildiği,
aktüer bilirkişi tarafından düzenlenen rapor ve ek rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak manevi tazminatın takdirine ilişkin ilkeler gözetilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı manevi tazminata ilişkin hüküm yönünden davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
Davacılar vekilinin manevi tazminata ilişkin hükme yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde, 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak,
zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir.Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, 05.10.2012 tarihinde davalı Esnaf Odasına ait olup davalı ...'ün idaresindeki otobüsün dönüş yaptığı esnada yaya müteveffaya çarpması sonucunda meydana gelen kazada davacı ...'ın eşi, diğer davacıların annesi ...'ın vefat ettiği,
kusura ilişkin olarak üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 20.11.2015 tarihli bilirkişi raporunda kazanın meydana gelmesinde yönetimindeki araç ile çevresini yeterince kontrol etmeden U dönüşü yaptığı sırada kullandığı araçtan inmiş olan yayaya çarpası biçiminde meydana gelen olayda davalı sürücünün % 100 oranında kusurlu olduğu, müteveffanın kusursuz olduğunun belirtildiği,
kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacılar üzerindeki etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2012) paranın alım gücü nazara alındığında davacı ...'ın eşi, diğer davacıların annesi ...'ın vefatı nedeniyle davacılar için belirlenen manevi tazminat tutarlarının hak ve nesafet kuralları çerçevesinde daha yüksek olması gerektiği sonuç ve kanaatine varılmış olmakla davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
HMK'nın 353/1.b.2. maddesi gereğince ...'ın vefatı nedeniyle davacı eş ... için için 40.000,00 TL, çocukları davacı ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 30.000,00 manevi tazminatın olay tarihi olan 05.10.2012 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ... Başkanlığından müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara ödenmesine karar vermek gerekmiştir.
Davacılar vekilinin istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle kabulü ile hükmün, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b.2 maddesi uyarınca kaldırılmasına kesinleşen yönler korunarak ve davacılar lehine olan hususlar gözetilerek aşağıdaki şekilde esas hakkında yeniden hüküm kurulmasın karar vermek gerekmiştir.
II - İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
1-Davacılar tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından 207,50 TL yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcı toplamı olan 428,20 TL'nin davalılar ... ve ... Başkanlığından müteselsilen tahsil edilerek davacılara verilmesine,
3-Başvuran tarafça yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
4-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 25/09/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
. Başkan ...
Üye ...
Üye ...
Katip ...
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/1940, K. 2024/1090, 25 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama