KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi Davacılar Vekili Davalılar
- Karar tarihi
- 27 Aralık 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/2088 - 2024/1707
- Esas no
- 2022/2088
- Karar no
- 2024/1707
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 08/06/2022
- Numarası
- 2021/33 Esas 2022/392 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 23/01/2025
Karar Metni
5.388 kelime·27 dk okuma·5 bölüm
İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ...... Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 14.06.2013 tarihinde davalı ... ... Ltd. Şti' nin işleteni olduğu, davalı ...
Sigorta AŞ'ye zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı, davalı ... (...) idaresindeki ... plakalı aracın, dava dışı ...'nin sürücüsü olduğu plakasız motosikletle çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında motosiklette yolcu olarak bulunan ... ve ...'ın çocukları, diğer davacıların kardeşi 1997 doğumlu ...'ın vefat ettiğini, ...'in ölümü ile anne ve babası olan davacıların desteğinden mahrum kaldıklarını ve tüm davacıların manevi yönden zarara uğradıklarını, kazadan sonra düzenlenen kaza tespit tutanağında davacının yolcu olarak bulunduğu motosiklet sürücüsünün asli, davalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğunun belirlendiğini,
kaza tutanağında belirlenen kusur durumunu kabul etmediklerini, olayın meydana gelmesinde motosiklette yolcu olarak bulunan desteğin herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı ...'nın Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/135 Esas sayılı dosyası ile yargılanarak hüküm giydiğini, zararın tam olarak belirlenmesi halinde artırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 5.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 1.000,00 TL cenaze ve defin gideri,
davacı ... için 4.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatı olmak üzere toplam 10.000,00 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketinin sigorta poliçesindeki limitler kapsamında temerrüt tarihinden itibaren işleyecek faizinden sorumlu olması kaydı ile tüm davalılardan kaza tarihi olan 14.06.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 150.000,00 TL, davacı ... için 150.000,00 TL,
davacı ... için 30.000,00 TL ve davacı ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 360.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.06.2013 tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılar ... ve .........şirketinden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 06.12.2016 havale tarihli dilekçesinde ... için destekten yoksun kalma tazminatını 49.212,92 TL'ye, cenaze ve defin giderini de 1.800,00 TL'ye, davacı ... için destekten yoksun kalma tazminatını 49.212,92 TL'ye arttırmış, 08.02.2022 havale tarihli ıslah dilekçesinde ise destekten yoksun kalma tazminat talebini davacı ... için 118.730,00 TL'ye,
davacı ... için 119.465,08 TL'ye arttırmıştır.
Davalı ... (...) vekili, Ereğli Ağır Ceza Mahkemesinin 2013/135 Esas sayılı dosyasındaki bilirkişi raporuna göre davalının tali kusurlu bulunduğunu, davacıların oğlu ve kardeşi olan ...'ın ehliyetsiz ve kasksız motosiklet kullanması nedeniyle asli kusurlu olduğunu, ölen ... in üniversiteye gitmesi ihtimalinin faraziyeden ibaret olduğunu ve ölenin davacı babasının ortağı olduğu şirkette çalışması ihtimalinin de hayal ürünü olduğunu, ölenin anne ve babasına destek olmasının söz konusu olamayacağını ve davacıların desteğe ihtiyaçları olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Merch ... ...şirketi vekili, kazaya karışan otomobilin işleteninin davalı olmadığını, otomobilin malikinin dava dışı ... Araç Filo Kiralama AŞ olduğunu, davalının otomobilin kiracısı olduğunu, işleten sıfatı bulunmadığından husumet itirazı olduğunu, davalının çalışanı olan diğer davalı ...(...)'nın kazanın olmasında herhangi bir kusurunun olmadığını, ceza dava dosyasının kesinleşmesinin beklenmesi gerektiğini ve istenen tazminatların soyut ve fahiş olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, kazaya karışan otomobilin 24.12.2012-2013 tarihler arasında ZMMS poliçesinin davalı şirket tarafından düzenlendiğini, ölüm halinde şahıs başına 250.000,00 TL limit olduğunu, kardeşin kardeşe desteği olmadığını, davacı anne baba yönünden ise davalının sigortalı araç sürücüsü kusuru oranında ve poliçe limiti ile sınırlı sorumlu olduğunu, kusur ve zararın uzman bilirkişilerce belirlenmesi gerektiğini, kask takılıp takılmadığının tespit edilerek ölenin müterafık kusuru varsa tazminattan indirilmesi, dava tarihinden faiz yürütülebileceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, BAM kararı uyarınca dosya yeniden önceki aktüerya bilirkişisine tevdi edilerek aktüerya bilirkişisinden 27.06.2021 tarihli kök ve 04.02.2022 tarihli ek rapor aldırıldığı, aktüer bilirkişisinin 04.02.2022 tarihli raporunda hesaplandığı üzere davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararının 148.412,50 TL, davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararının 149.331,35 TL olduğunun anlaşıldığı, kaldırma kararı öncesinde yapılan yazışmalar ve düzenlenen raporlar içeriğine göre davacı ...'ın ayrıca 2.000,00 TL cenaze ve defin gideri zararının olduğu,
davacıların murisi müteveffanın kaza sırasında motosiklette kasksız seyahat ettiği ve bu durumun ölüm sonucunun meydana gelmesinde etkili olduğu anlaşıldığından aktüerya bilirkişisinin tespit ettiği zararlardan %20 oranında müterafik kusur indiriminin yapılması gerektiği, manevi tazminat talebi yönünden davaya konu somut olayın gerçekleşme şekli, yeri, zamanı, ceza dosyasındaki deliller, davalının eylemindeki hukuka aykırılığın tespitinin sağlayacağı manevi tatmin, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü, tarafların ekonomik durumları dikkate alındığı belirtilerek davacının maddi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile;
davacı ... için 118.730,00 TL, davacı ... için 119.465,08 TL destekten yoksun kalma tazminatı, davacı ... için 1.600,00 TL cenaze ve defin gideri olmak üzere 239.795,08 TL maddi tazminatın davalı sigorta şirketi kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak kaydıyla davalı sigorta şirketi yönünden 15.09.2014 tarihinden, diğer davalılar yönünden 14.06.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacıların manevi tazminat davasının kısmen kabul kısmen reddi ile,
davacı ... için 16.000,00 TL, ... için 16.000,00 TL, davacı ... için 6.000,00 TL, Davacı ... için 6.000,00 TL olmak üzere 44.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 14.06.2013 tarihinden işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılar ... ve ...... Ltd. Şti.'den müştereken ve müteselsilen alınarak adı geçen davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, karar verilmiş karara karşı davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ......
Limited Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
1-Davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde, manevi tazminat miktarının oldukça düşük ve yetersiz olması sebebiyle manevi tazminata ilişkin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, müteveffanın 24.03.1997 doğumlu olup kaza nedeniyle henüz 16 yaşındayken hayata gözlerini yumduğunu, davacıların kaza sonucu meydana gelen ölüm olayında aşırı derecede üzüntü çektiklerini, kazanın üzerinden bunca zaman geçmiş olmasına rağmen davacıların halen kendilerini toparlayamadığını, müteveffanın davacı ...'in kaza tarihinde tek erkek çocuğu olduğundan kendisinden ileride beklenen desteğin bir hayli yüksek olduğunu,
müteveffanın da hedefleri ve arzusu neticesinde özverili bir şekilde hem derslerine çalıştığını hem de iş hayatına henüz bu yaşlarda babası tarafından hazırlandığını, müteveffanın şirketin sevk ve idaresini devraldığında hem tecrübe hem de liyakat noktasında hazır olabilmek adına ailesi tarafından maddi ve manevi yönden desteklendiğini, kendisinin de bu hususta çalıştığını, çok küçük yaşlardan itibaren davacı ...'in büyük ortağı olduğu ... San. Tic. Ltd.
Şti'ye gidip geldiğini, çalıştığını, davacı ...'ın kaza tarihi itibariyle tek erkek çocuğu olan ...'in vefat etmesi üzerine zamanla oğlunun boşluğunu dolduramadığını, psikolojik olarak çok yıprandığını, sonuç olarak şirket hisselerini kardeşine devredip işi bıraktığını, kazada vefat eden yolcu müteveffanın söz konusu kazanın oluşumuna sebebiyet veren herhangi bir kusuru da bulunmadığını, davalılardan ...... Ltd.
Şti. kendi sektöründe tanınmış dünyaca ünlü büyük bir şirket olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarının, duyulan acıyı, çekilen sıkıntıyı hafifletebilecek düzeyde olmadığını, ayrıca müteveffanın ailesinin yarına dair arzuları ve hayalleri de yok olduğunu, günümüz ekonomik şartlarında söz konusu manevi tazminat miktarının çok çok düşük kaldığını ileri sürmüştür.
2-Davalı ...... Ltd. Şti. vekili istinaf başvuru dilekçesinde, şirketin huzurdaki davanın neticelerinden sorumlu tutulabilmesi mümkün olmadığını, davalının aracı Araç Filo Kiralama Sözleşmesi aracılığıyla dava dışı ...
AŞ.'den kiraladığını, ''işleten'' sıfatı olmadığını, hükme esas alınan aktüerya raporları varsayımlar üzerinden hazırlandığını, eksik ve hatalı tespitler içerdiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla müteveffa ile kazaya karışan ...'nin kusurundan davalının sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, her ne kadar %20 oranında mütefarik kusur indirimi yapıldı ise de istinaf mahkemesi kararında da yer verildiği üzere gerçek zarardan yetiştirme gideri mahsup edildikten sonra kusur indirimi yapılmalı, en son hesaplanan rakama müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini, dosyada diğer davalı sürücü ...'ye atfedilen kusur oranı %25 olduğunu,
kusur oranını asla kabul anlamına gelmemek kaydıyla bu oran dahi hesaplamalara esas alınmadığından ve hesaplamanın tamamından davalı şirket sorumlu tutulduğundan yerel mahkemece verilen karara itiraz ettiklerini, müteveffa ... kaza tarihinde 16 yaşında olduğunu, müteveffanın gelir elde etme yaşına kadar bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanacağından, hesaplanacak tazminattan yetiştirme gideri tenzili yapılması gerektiğini, hükme esas alınan gerek kök raporda gerekse ek raporda müteveffanın annesi için bu husus gözetilmesi,
yetiştirme gideri hesaplanırken anne ve babanın her biri için ayrı ayrı %10 oran uygulanması gerekmekteyken, ilgili oran %5 olarak uygulandığını, hesaplamanın neticesi de hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, 2 yıllık bir süre boyunca çocuğa yapılacak harcamanın sadece 918,85 TL ile kalmasının gerçeklikten uzak olduğunu, bilirkişi raporlarında yapılan hesaplamada müteveffanın askerlik ve eğitim giderleri göz önünde bulundurulmadığını, müteveffanın kaza tarihi itibariyle yatılı olarak okuduğu ve yurt için belirli bir miktar para ödediği dosya kapsamında sabit olduğunu,
bu tutarların da yapılan hesaplamadan düşülerek sonuca gidilmesi gerekirken değerlendirilmemesinin hatalı olduğunu, yerel mahkeme kararı, istinaf mahkemesinin kaldırma gerekçesinde yer verdiği usule aykırı şekilde verildiğini, hükme esas alınan bilirkişi hesap raporlarında, destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanırken kullanılan oranların hatalı olduğunu, aktüerya hesaplarında destekten yoksun kalma tazminatı evlenene kadar geçen süreye ilişkin olarak %25, evlendikten sonra %10, çocuğu olduktan sonra ise %5 olmak üzere anne ve babanın her biri için ayrı ayrı tayin edilmesi gerekirken bu oranlara uyulmadığını,
tespit edilen tutarların fahiş olduğunu, müteveffanın evlendikten 2 yıl sonra ilk çocuğu, ilk çocuğunun doğumundan 2 yıl sonra da ikinci çocuğu olacağının belirlendiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporlarının bu yönüyle de hatalı olduğunu, müteveffanın evlendikten 1 yıl sonra ilk çocuğunun, ilk çocuğunun doğumundan 1 yıl sonra da ikinci çocuğunun olması ihtimaline göre hesaplama yapılması gerektiğini, davacıların ikinci kez ıslah yoluna başvurmasına ve iddianın genişletilmesine kesinlikle muvafakatleri bulunmamasına rağmen yerel mahkemece davacılar tarafından sunulan 2. ıslah dilekçesine itibar edilerek karar verildiğini, aynı davada,
tarafların ancak bir kez ıslah yoluna başvurabileceklerini, davacıların sunduğu 07.02.2022 tarihli ıslah dilekçesi iddianın genişletilmesi yasağı kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, hükmedilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, alacağın zamanaşımına uğradığını, yerel mahkemece hükmedilen faizin fahiş olduğunu ileri sürmüştür.
3-Davalı sigorta şirketi vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kaldırma kararında açıkça ifade edildiği üzere, davalı şirket sadece sigortalısının kusuru oranında sorumlu tutulabileceğini, ancak hükme esas alınan hesaplamada davalı şirket %100 kusur oranından sorumlu tutulduğunu, davalı şirkete sigortalı araç sürücüsü huzurdaki davaya konu kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu kabul edildiği halde hesap raporunda %100 kusur oranı üzerinden tazminat hesaplaması yapıldığını, yetiştirme giderinin hem anne için hem de baba için hesaplanan tazminattan düşülmesi gerekmekteyken sadece baba için hesaplanan tazminattan düşüldüğünü,
müteveffanın gelir elde etme yaşına kadar bakımı, eğitimi ve korunması için gerekli giderler ana ve baba tarafından karşılanacağını, yargılama esnasında iki kez ıslah yapıldığını, iki kere ıslah yapılmasının hukuka ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davanın “ fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak" açıldığını, dava HMK'nın 107. maddesinde bahsi geçen belirsiz alacak davasına atıf yapılmaması sebebiyle belirsiz alacak davası olmayıp kısmi dava olduğunu, HMK'nın 176. maddesinin açık hükmü gereğince ancak bir kez ıslah yapılabileceğini, aynı davada birden fazla ıslah yapılabilmesi mümkün olmadığını,
davacının ıslahla arttırmış olduğu miktar için ıslah tarihinden itibaren faiz işlemesi gerektiğini, kısmi davanın, dava konusunun dava edilmeyen bölümü için borçluyu temerrüde düşürmeyeceğini, ıslahla arttırılan miktar için davalı temerrüde düşmediğinden,
-asla davayı ve zararı kabul anlamına gelmeksizin- ancak ıslah edilen kısım için ıslah tarihinden itibaren faiz başlatılabileceğini, kaza meydana geldikten sonra şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığı için davalı şirket temerrüde düşmediğini, kabul anlamına gelmemek kaydı ile davalı şirket aleyhine faize hükmedilecekse dahi dava dilekçesi ile talep edilen kısım için dava tarihinden, ıslah ile arttırılan kısım için ise ıslah tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini ileri sürmüştür.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Dava, ölümlü trafik kazasından kaynaklı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Davacılar vekili, 14.04.2013 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın davacılar ... ve ...'ın oğlu, diğer davacıların kardeşi ...'ın yolcu olarak bulunduğu motosiklet ile çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında desteğin vefat ettiğini, kaza tespit tutanağında davalı araç sürücüsünün tali kusurlu olduğu tespitini kabul etmediklerini müteveffanın yolcu olduğundan kazanın meydana gelmesinde kusuru olmadığını belirterek davacı anne ve baba için destekten yoksun kalma tazminatı, davacı baba için cenaze defin giderinin davalılardan müşterek ve müteselsilen,
tüm davacılar için manevi tazminatın davalı araç sürücüsü ve işleteninden tahsiline karar verilmesini talep etmiş, mahkemenin 2014/740 E., 2018/365 K. Sayılı ilamı ile davacı ... için 11.140,39 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 400,00 TL cenaze gideri ve 17.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 11.140,39 TL destekten yoksun kalma tazminatı ve 17.000,00 TL manevi tazminat, davacı ... için 7.000,00 TL manevi tazminat,
davacı ... için 7.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 70.680,78 TL maddi ve manevi tazminatın 14.06.2013 kaza tarihinden itibaren hesaplanacak yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalılardan alınarak davacılara verilmesine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı ...... ..
Şirketi vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine Dairemizin 12.11.2020 tarih, 2018/3280 Esas, 2020/1667 Sayılı kararı ile davacılar vekilinin, dava dilekçesinde, davacılar murisinin vefatı nedeniyle talep edilen tazminatlara ilişkin olarak, münhasıran; davalı ...(...) tarafından kullanılan ... plakalı araç sürücüsü, işleteni ve ZMMS sigortacısının müşterek ve müteselsil sorumluluğuna gidilmiş olup, müteveffa ile aynı motorsiklette hayatını kaybeden ...’nin kusuruna yönelik teselsül talebi olmadığı,
oluşa uygun ve birbirini teyit eden bilirkişi raporları ile dava konusu kazada otomobil sürücüsü davalı ...'nin %25 oranında, sürücüsü belirlenemeyen motosiklet sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğunun belirlendiği, bu kapsamda müteveffanın bulunduğu motorsiklette sürücünün kim olduğuna ilişkin belirlemenin sonuca etkili olmadığı anlaşılmakla davacılar vekilinin bu yönlere ilişkin istinaf talepleri yerinde bulunmadığı, motorsiklet yolcusuna atfedilen % 10 kusurun zararın oluşumunda değil artmasında etken olan kask takmamaya bağlı müterafık kusur niteliğinde olduğu,
aktüer bilirkişi tarafından, zarar hesabında % 10 kusur indirimi yapılması yerinde olmayıp, bu kusurun müterafık kusur olması nedeniyle zararın belirlenmesini takiben yerel mahkeme tarafından gözetilmesi gerekirken, belirlenen maddi zarardan müterafık kusur mahiyetinde olan % 10' luk indirim uygulanması ve yetiştirme gideri indirimi yapılması akabinde mahkemece % 20 müterafık kusur indirimi yapılarak belirlenen meblağlar üzerinden hüküm kurulması doğru görülmediği,
destekten yoksun kalma zararının davacı anne ve babaya ilişkin yetiştirme gideri indirimi de yapılarak hesaplanmasından sonra hesaplanan bu bedel üzerinden, yerel mahkemece, müteveffanın kasksız seyahat etmesi nedeniyle, indirim sebebi olan müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimlerin uygulanması gerektiği, (47 ay) kira sözleşmesi ile davalı ...... ...şirketi tarafından kaza tarihini kapsar şekilde kiralanmış olduğu gözetildiğinde davalı ......... şirketinin araç işleteni olduğu,
müteveffanın, kaza sırasında motorsiklette kasksız seyahat ettiğinin bilirkişi raporu ile anlaşılması karşısında zararın artmasında müteveffanın müterafik kusuru bulunduğunun kabulü gerektiği, davacının uğradığı zararın hesaplanmasından sonra yetiştirme gideri indiriminin yapılması, hesaplanan bu bedel üzerinden, müteveffaya ait indirim sebebi olan müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimlerin uygulanması ve bu surette sonuç tazminatın belirlenmesi gerektiği belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verildiği,
mahkemece kaldırma kararından sonra aktüer bilirkişiden rapor alınmasına müteakip davacılar ıslah dilekçesiyle belirlenen dava değeri üzerinden %20 müterafik kusur indirimi yapılarak maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmiştir.
I-Davacılar vekilinin manevi tazminatın miktarına yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Davacıların manevi tazminat istemi 6098 TBK'nun 56. maddesi hükmüne dayanmakta olup anılan maddede “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.”Aynı Yasanın 51.maddesinde de “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir.
Buna göre, hakimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hakimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır. (HGK 23.06.2004, 13/291-370)
Somut olayda, davalı sürücü ...(...)'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araçla seyri sırasında tali yoldan kavşağa giriş yapan tescilsiz motosiklet ile çarpışması sonucunda motosiklette bulunan davacılar desteği ...'ın vefat ettiği, ceza dosyası ve mahkemece alınan kusur raporlarında kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün %25 kusurlu olduğunun tespit edildiği,
olay tarihi (2013), olayın oluş şekli, tarafların sosyal ekonomik durumu manevi tazminat miktarının bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmaması ilkesi ve davacının uğradığı manevi zarar göz önüne alındığında, davacı için ilk derece mahkemesince hükmedilen manevi tazminat miktarının 6098 TBK'nın 56. ve 51. maddesindeki esaslara göre belirlenmiş olması nedeniyle ilk derece mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan, davacı vekilinin yerinde görülmeyen bütün istinaf sebeplerinin HMK'nın 353/1.b-1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir.
II- Davalıların istinaf sebeplerinin incelenmesinde
1-Davalılar vekillerinin ikinci ıslah dilekçesine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde, Belirsiz alacak davasında davacı, alacağının tam ve kesin olarak belirlenmesinden sonra HMK 107. maddesine dayalı olarak alacağın miktarını belirledikten sonra HMK 176. ve devamı maddelerine göre tazminat miktarını bir kez ıslah edebilir.
Somut olayda, davacılar vekili dava dilekçesinde davacı ... için 5.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı, 1.000 TL cenaze defin gideri, davacı ... için 4.000 TL destekten yoksun kalma tazminatı talep etmiş, 06.12.2016 havale tarihli dilekçesinde davacı ... yönünden 5.000,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminatını 49.212,92 TL'ye çıkardıklarını, 1.000,00TL olan cenaze ve defin giderini de 1.800,00 TL'ye, davacı ... yönünden 4.000,00 TL olan destekten yoksun kalma tazminatını 49.212,92 TL'ye arttırmış,
08.02.2022 tarihli ıslah dilekçesinde ise Bölge Adliye Mahkemesi kararından önce davacı ... yönünden 49.212,925 TL olan destekten yoksun kalma tazminatını 69.517,08 TL artırarak 118.730,00 TL, davacı ... yönünden 49.212,92 TL olan destekten yoksun kalma tazminatını 70.252,6 TL artırarak 119.465,08 TL ıslah ettiği, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı, 06.12.2016 tarihli dilekçenin bedel artırım, 08.02.2022 tarihli dilekçenin ıslah olarak kabulü gerektiğinden davacılar vekilinin 08.02.2022 tarihli dilekçesine göre karar verilmiş olmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davalı ........şirketi vekilinin kusura yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; kazadan sonra düzenlenen 14.06.2013 tarihli kaza tespit tutanağında dört yönlü kavşakta meydana gelen kazada motosiklettekilerin asli, ... plakalı araç sürücüsünün KTK 52/1-a tali kusurlu olduğu, krokide araç düz seyrine göre sağdan çıkan motosiklete ön sağından vurduğu, ön sağ camda hasar olduğu ancak sol ön ve arka kapılarda yoğun kan izleri olduğunun da olay yeri tespit tutanağında tespit edilmiş olduğu, Ereğli Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2013/2115 Sor.
Sayılı dosyasında Jandarma trafik bilirkişiden alınan 15.07.2013 tarihli, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nden alınan 10.09.2013 tarihli raporlar ile Ereğli Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2013/135 Esas sayılı dosyasında ATK Trafik İhtisas Dairesinden alınan 03.02.2014 tarihli raporla tali yoldan ana yola çıkan motosiklet sürücüsünün ana yoldan gelen araçların geçiş önceliğini ihlal ettiğinden kazanın meydana gelmesinde asli kusurlu olduğu, davalı araç sürücüsü ... (...)'nın ise kavşağa yaklaşırken kavşaktaki şartlara uyacak şekilde yavaşlayarak, dikkatli ve tedbirli olmadığından tali kusurlu olduğunun belirtildiği,
Ereğli(Konya) Ağır Ceza Mahkemesi'nin 21/03/2014, 2013/135 Esas - 2014/48 Karar sayılı sanık ..., katılanların ..., ... olduğu, 14/06/2013 tarihli taksirle öldürme suçundan “ ölenler ... ve ...'in motorsiklet ile kazanın meydana geldiği kavşağa kontrolsüz bir biçimde girerek sanığın sevk ve idaresi altındaki araç ile çarpıştıkları ölenlerin suça konu olayda asli kusurlu, sanık ...'nın ise kavşağa yaklaştığı sırada hızını azaltması halinde tali yoldan çıkan ölenlerin kullandığı motorsikleti ile çarpışmayı önleme, veya daha az hasar ile kazanın atlatılmasını sağlama imkanı varken gerekli dikkat ve özeni göstermeyerek tali;
ölenlerin kullandığı motorsikletin ani bir şekilde yola çıkması, dolayısı ile sanık tarafından ön görülebilecek somut bir tehlike bulunmaması nedeni ile sanığın somut olaydaki kusurluluğunun basit taksire dayalı olduğu, bilinçli taksirinin bulunmadığı” belirtilerek verilen adli para cezasına dair kararın sanık müdafii, katılanlar vekili tarafından temyiz edilmekle, “Olay tarihinde gündüz saat 15.40 sıralarında sanığın idaresindeki otomobil ile meskun mahalde, 8,8 metre genişlikte, tek yönlü, asfalt kaplama, iki şeritli, düşey meyilli yol yüzeyinde sağ şeritte seyir halindeyken olay mahalli kavşağa geldiğinde,
seyir yönüne göre sağ taraftan kavşağa giren motosiklet ile çarpışması neticesi motosiklet sürücüsü ve yolcu olarak bulunan ... ve ...'nin öldüğü olayda; kaza tespit tutanağı ve Ankara Adli Tıp Kurumu Başkanlığının 10/09/2013 tarihli ve İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Trafik İhtisas Dairesi'nin 03.02.2014 tarihli raporları, trafik bilirkişi raporu ile kazaya sebebiyet verdiği belirlenen tali kusurlu sanık hakkında;
meydana gelen zararın ağırlığı ve maddede öngörülen cezanın üst sınırı nazara alınmak suretiyle, adalet ve hakkaniyet kurallarına uygun şekilde asgari hadden daha fazla uzaklaşmak suretiyle temel ceza tayini gerektiğinin gözetilmemesi,” kabulü ile Yargıtay 12. Ceza Dairesi’nin 22.10.2015 tarih 2015/1033 Esas, 2015/16159 Karar sayılı ilamı ile bozulmasına karar verilmiş, bozma sonrası 2015/201 Esas, 2016/6 Karar İlamı ile cezanın 4 yıl hapisten başlatılmak suretiyle neticede sanığın 24.300 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verilmiş, temyiz başvurusu üzerine Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2016/3803 Esas,
2016/11079 Karar Sayılı ilamı ile 30.06.2016 tarihinde onanmasına karar verilerek kesinleşmiştir.
Mahkemece kusur oranlarının tespitine yönelik talimatla KGM Trafik Güvenliği Dairesi Başkanlığı bilirkişi heyetinden alınan 11.05.2015 tarihli kök ve 05.10.2015 tarihli ek raporda davalı otomobil sürücüsü ...(...)'nın %25 oranında, müteveffa motosiklet sürücüsü ...' nin kendisinin ölümü ile ilgili olarak % 75 oranında ve motosiklette yolcu olarak bulunan ...'ın ölümü ile ilgili olarak % 65 oranında, motosiklette yolcu ...'ın kendisinin ölümü ile ilgili olarak % 10 oranında kusurlu olduğunun bildirildiği,
mahkemece talimatla İTÜ Makine Fakütesi Öğretim Elemanlarından alınan 13.11.2017 tarihli raporda motosiklet sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %75, ... plakalı araç sürücüsü ...'nin %25 oranında kusurlu olduğu, dosyadaki belge ve bilgilerin ışığında motosiklet sürücüsünün kim olduğu hususunda kanaat oluşturulamayacağı, davacının kask takmamasının kazanın oluşumunda etkisinin olmadığı, bu nedenle kazanın oluşumuna yönelik kusur dağılımında dikkate alınmaması gerektiğinin belirtildiği,
ceza yargılaması sırasında kesinleşen maddi vakıa ve bilirkişi raporundaki kusur dağılımının oluşa uygun olması sebebiyle benimsenmesinde bir usulsüzlük bulunmamasına göre davalı vekilinin yerinde görülmeyen istinaf sebeplerinin reddi gerekmiştir.
3-Davalı Sigorta vekilinin hesaplama yöntemi, kusur oranında tazminattan sorumluluğa yönelik, davalı ...... ...şirket vekilinin destek payları, yetiştirme giderine yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde;
Bölge Adliye Mahkemesi Kaldırma kararından sonra mahkemece aktüer bilirkişiden alınan 27.06.2021 tarihli raporda, PMF 1931 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemine göre, desteğin geliri asgari ücret olarak kabulü ile hesaplama yapıldığı, desteğin evleneceği tarihe kadar geçecek dönem süresince gelirinin 2/8’er payı anne babaya, evlendikten sonra 2 yıl boyunca gelirinin 1/6’şar payı, 2 yıl sonra 1. çocuğunun olacağı ve gelirinin 1/7’şer payı anne babaya, 2 yıl sonrasında ise 2. çocuğunun olacağı ve bu tarihten annesinin muhtemel ölüm tarihine kadar gelirinin 1/8’er payını anne babaya pay verilmek suretiyle hesaplama yapıldığı,
baba yönünden %5 yetiştirme gideri indirimi yapıldığı, davacı annenin çalıştığı konusunda dosyada bilgi bulunmadığından anne yönünden yetiştirme gideri indirimi yapılmadığı, baba için 106.530,67 TL, anne için ise 107.449,52 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplandığı, tarafların itirazı üzerine alınan 04.02.2022 tarihli aktüer bilirkişi ek raporunda rapor tarihi asgari ücret verilerine göre yapılan hesaplamada davacı anne için 149.331,35 TL, davacı baba için 148.412,50 TL destekten yoksun kalma tazminatı hesaplanmıştır.
2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir.
Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 2020/40 Karar sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiş olması nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı
KTK'nın ve 6098 sayılı TBK'nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak belirlenmesi gerekir.
Somut olayda, hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay uygulamalarına göre TRH 2010 yaşam tablosu kullanılarak hesaplama yapılmamışsa da, davacılar vekili tarafından manevi tazminat ile sınırlı istinaf incelemesi talep edildiği, PMF yaşam tablosuna göre hesaplama yapılmış olmasının davalılar lehine olup, maddi tazminata yönelik davalı vekili tarafından istinaf başvurusu yapıldığının anlaşılmasına göre davalılar aleyhine değerlendirme yapılamayacağından usuli kazanılmış hakların korunması ilkesi gereğince hükme esas alınan hesaplama davalı lehine olduğundan bu husus eleştiri nedeni yapılmakla yetinilmiş olup kaldırma nedeni yapılmamıştır.
Desteğin küçük yaşta vefat etmesi halinde destekten yoksun kalma tazminatının hesaplanmasında baba ve annenin çocuğunu belli bir yaşa kadar büyütmek, yetiştirmek ödevi olup çocuğun ölümü nedeni ile artık yapılması gerekmeyecek yetiştirme giderlerinin belirlenecek tazminattan düşülmesi gerekir.
Yargıtay uygulamasına göre kaza tarihinde gelir elde edecek yaşta olmayan desteğin ölümü sebebi ile desteğin gelir getirecek işte çalışmaya başlayacağı yaşa kadar annenin çalışıyor olması halinde hem anne hem de babanın çocukları için gelirlerinin % 5’i oranında yetiştirme gideri, annenin gelir getiren bir işte çalışmadığının belirlenmesi halinde ise, sadece babanın gelirinden % 5 oranında yetiştirme gideri ayıracağı kabul edilerek hesaplanacak tazminattan indirilmesi gerekir.
Somut olayda, davacı baba yönünden yetiştirme gideri yürürlükteki net asgari ücretler esas alınarak % 5’i tutarında hesaplama yapılarak, sosyal ekonomik durum araştırma tutanağına göre ev hanımı olan anne yönünden ise yetiştirme gideri indirimi uygulanmamasında isabetsizlik görülmemiştir.
Bununla birlikte, Dairemiz kaldırma kararında da belirtildiği üzere, tazminatın saptanması için öncelikle zarar miktarının hesaplanması, daha sonra ilk olarak zararla ilgili indirim sebepleri uygulanarak gerçek zararın belirlenmesi (önce yetiştirme gideri mahsubu, daha sonra kusur indirimi) sonra da tazminattan indirim nedenleri olan 6098 sayılı TBK’nın 51. maddesinde düzenlenen hatır taşıması indirimi ve 6098 sayılı TBK’nın 52. maddesinde düzenlenen müterafik kusur indirimi uygulanmalıdır.
Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda baba için yetiştirme gideri indirimi yapıldıktan sonra hesaplanan 148.412,50 TL, anne için yetiştirme gider indirimi olmaksızın hesaplanan 149.331,35 TL tazminattan davalı araç sürücüsünün kusur oranına denk gelen %25 kusur indirimi yapılmadığı, kusur indirimi yapılmadan tazminat tutarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılarak yazılı şekilde karar verilmiştir.
Kaldırma kararında da belirtildiği üzere, davacı tarafça münhasıran davalı ... tarafından kullanılan ... plakalı araç sürücüsü, işleteni ve ZMMS sigortacısının müşterek ve müteselsil sorumluluğuna gidilmiş olup, müteveffa ile aynı motorsiklette hayatını kaybeden ...’nin kusuruna yönelik teselsül talebi olmadığı halde, hesaplanan tazminattan davalı araç sürücüsünün kusur oranına denk gelen %25 kusur indirimi yapılmadığı,
kusur indirimi yapılmadan tazminat tutarı üzerinden müterafik kusur indirimi yapılarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş ise de tazminattan davalı araç sürücüsünün %25 kusuru oranında indirim yapılarak davacı baba için (148.412,50 TL'nin %25'i) 37.103,12 TL, davacı anne için (149.331,35 TL'nin %25'i) 37.332,83TL'den %20 müterafik kusur indirimi yapılarak davacı baba için (37.103,12 TL' den %20 indirim ile) 29.682,50 TL,
davacı anne için (37.332,83 TL'den %20 indirim ile) 29.866,27 TL' den ve 2.000,00 TL cenaze ve defin giderinden %25 kusur oranına göre 500,00TL'den davalıların sorumlu tutulması ve kusur oranı dışında TBK'nın 51 ve 52. Maddeleri gereğince yapılan indirim sebebiyle davacılar aleyhine vekalet ücreti verilemeyeceğinden ıslah edilen miktarlar üzerinden kusur oranına göre reddedilen miktarlara göre davalılar lehine vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğinden davalılar vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına,
HMK.353/1.b.2.maddesi gereğince kesinleşen yönler korunarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına karar vermek gerekmiştir.
III-İSTİNAF HARÇ VE MASRAFLARI YÖNÜNDEN
1-Davacılardan istinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 427,60 TL harçtan peşin alınan 322,80 TL harcın mahsubu ile 104,80 TL'nin davacılardan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,
2-...... Limited Şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
3-Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından yatırılan istinaf karar harcının istek halinde iadesine,
4-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ...... Limited Şirketi tarafından 220,70x4 = 882,80 TL istinaf başvuru harcı ile posta gideri olan 80,50 TL toplamı olan 963,30 TL'nin davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine,
5-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı ... Sigorta Anonim Şirketi tarafından 220,70x2 = 441,40 TL istinaf başvuru harcının davacılardan tahsil edilerek davalıya verilmesine,
6-Başvuran taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK.nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,
7-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 27.12.2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/2088, K. 2024/1707, 27 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama