KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Temmuz 2024
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/400 - 2024/956
- Esas no
- 2022/400
- Karar no
- 2024/956
- İncelenen kararın mahkemesi
- KONYA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 25/11/2021
- Numarası
- 2018/5 Esas 2021/579 Karar
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalılar
- —
- Vekili
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan
- Yazılma tarihi
- 18/07/2024
Karar Metni
1.436 kelime·7 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle.
04.09.2016 tarihinde, davalı ... idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, direksiyon hakimiyetinin kaybedilmesi sonucu yoldan çıkarak yol kenarında yaya olarak bulunan davacıya çarptığını, davacının yaralandığını, malul kaldığını belirterek belirsiz alacak davası niteliğinde olmak üzere şimdilik geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı olarak 35.000 TL, tedavi giderleri ve bakıcı giderleri olmak üzere 10.000 TL’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesini, 50.000 TL manevi tazminatın davalı ...’dan tahsiline karar verilmesini talep etmiş,
20.10.2020 tarihli talep artırım dilekçesi ile sürekli iş göremezlik zararı ile geçici iş göremezlik zararı yönünden taleplerini 276.224,75 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı ... AŞ vekili cevap dilekçesinde özetle; mahkemenin yetkisiz olduğunu, SGK tarafından davacıya bağlanan gelirlerin tespiti gerektiğini, maluliyet oranını tespiti açısından Adli Tıp Kurumundan rapor aldırılmasını, faizin en erken dava tarihinden başlatılabileceğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; yetki ve görev itirazlarının olduğunu, olayın oluş şeklinin dava dilekçesinde anlatıldığı gibi olmadığını, talep edilen tazminat tutarlarının fahiş olduğunu, davacının sürekli maluliyet durumunun olduğunun gerçeği yansıtmadığını, davacının memur olduğunu bu nedenle tedavi giderlerinin SGK tarafından karşılandığını, Karaman Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2016/955 Esas sayılı dosyasınca verilen doktor raporunda sürekli sakatlıktan bahsedilmediğini, kazanın başka bir aracın sıkıştırması neticesinde kaldırımda sürüklenerek gerçekleştiğini, davacının bakıcı giderinin dayanaksız olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tam kusurlu olduğu, hükme esas alınan 25.01.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulu raporuna göre, davaya konu trafik kazası neticesinde davacının % 17 oranında sürekli iş göremez hale geldiği, davacının iyileşme süresinin (geçici iş göremezlik süresinin) 4 ay olduğu, bu sürenin 1 aylık kısmında başkasının yardımına muhtaç olduğunun anlaşıldığı, davacının zararının hesaplanması için aktüer bilirkişiden rapor ve ek rapor alındığı,
ek raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu ancak davacı vekili kök rapora göre talepte bulunduğundan taleple bağlılık ilkesine göre karar verildiği, TBK’nın 56. Maddesi gereğince davacı lehine manevi tazminat koşullarının oluştuğu gerekçesi ile davacının maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 275.407,41 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 817,34 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.647,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 277.871,75 TL tazminatın davalı ...
AŞ yönünden kaza tarihi itibariyle geçerli ZMMS poliçesi yaralanma ve tedavi gideri teminat klozları limitleriyle sınırlı olmak kaydıyla temerrüt tarihi olan 06.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalı ... yönünden ise kaza tarihi olan 04.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine;
davacının manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne, 15.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan 04.09.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, karar verilmiş; karara karşı davalı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; kazanın oluşumundaki kusur yönünden hükme esas alınan bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, keşif yapılmadığını, başka bir aracın davalı idaresindeki aracı sıkıştırması sonucu kazanın oluştuğunu, maluliyet oranının belirlenmesi yönünden alınan raporlar arasında çelişki olduğunu, davacının engellilik durumunun kalmadığını, tamamen iyileştiğini, davacının öğretmen olması ve mesleğine devam etmesi nedeniyle maddi bir kaybının bulunmadığını, tedavi giderleri ve bakıcı giderinden SGK’nın sorumlu olduğunu,
sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan ödemenin faiz uygulanıp güncelleştirilerek mahsup edilmesi gerektiğini, hükmedilen manevi tazminatın fazla olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davalı ... idaresindeki, davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, davacıya çarparak yaralanmasına ve malul kalmasına neden olduğunu belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı, tedavi ve bakıcı gideri talep etmiştir.
Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.
Maluliyete ilişkin alınacak raporların 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihi ile 01.06.2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.
Somut olayda, mahkemece, davacının daimi maluliyet oranı ve tıbbi iyileşme süresi ile bakıcı ihtiyacı süresinin belirlenmesi yönünden Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 25.09.2019 tarihli ilk raporda, davacının geçirdiği trafik kazasına bağlı arızası sebebiyle, 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı resmi gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliğe göre, özürlülük oranının kas-iskelet sistemi Tablo 3.33 %19.
Tablo 3.2'ye göre, kişinin tüm vücut engellilik oranının %10 olduğu, iyileşme (geçici işgöremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, ilk 1 ay bakıma muhtaç olabileceğinin mütalaa edildiği, belirlenen daimi malululiyet oranına tarafların itiraz etmesi üzerine bu kez Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen 09.07.2020 tarihli raporda ise, Özürlülük ölçütü sınıflandırması ve özürlülere verilecek sağlık kurulu raporları hakkında yönetmeliğe göre, özürlülük oranının kas-iskelet sistemi Tablo 3.33-13 %37, Tablo 3.2'ye göre, kişinin tüm vücut engellilik oranının %19 olduğu,
iyileşme (geçici işgöremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içinde ilk 1 (bir) ay bakıma muhtaç olabileceğinin mütalaa edildiği görülmüştür. Davalı ... vekili, Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurul raporuna itirazda bulunmuştur.
Mahkemece, davacının daimi maluliyet oranının Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine göre belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan 25.01.2021 tarihli raporun alındığı; bu raporda ise, bahse konu yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının %17 olduğu, iyileşme (geçici işgöremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceği, iyileşme süresi içinde ilk 1 ay bakıma muhtaç olabileceğinin bildirildiği, mahkemece, bu raporun hükme esas alındığı, taleple bağlılık ilkesine göre yazılı şekilde hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.
Ancak yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden kaza tarihi itibariyle uygulanması gereken yönetmelik Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik olup mahkemece 25.01.2021 tarihli Adli Tıp Kurumu raporunun hükme esas alınması isabetli olmamıştır.
Ayrıca, davacının maluliyet oranı yönünden Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Kurulundan alınan 25.09.2019 tarihli ilk rapor ile Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulu tarafından düzenlenen 09.07.2020 tarihli raporların Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlendiği ancak aynı yönetmeliğe göre düzenlenen raporlarda belirtilen maluliyet oranları arasında çelişki bulunmakta olup çelişkinin nedeni konusunda Üst Kurul raporunda bir açıklamanın bulunmadığı, bu hususun tereddüte neden olduğu,
bu haliyle raporun denetiminin de mümkün olmadığı anlaşıldığından iki rapor arasındaki çelişkinin giderilmesi yönünden Adli Tıp Kurumu 2. Üst Kurulundan yeniden rapor alınması ve (davalı ... vekilinin, 09.07.2020 tarihli Üst Kurul raporuna itirazı nedeniyle lehine oluşan usuli kazanılmış hak gözetilerek) sonucuna göre karar verilmesi gerekirken kaza tarihi itibariyle uygulama yeri bulunmayan yönetmelik hükümlerine göre tanzim edilen rapor hükme esas alınarak yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-a-6 maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın yeniden görülüp sonucuna göre karar verilmesi için ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kararın kaldırılma sebebine göre davalı vekilinin sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2022/400, K. 2024/956, 5 Temmuz 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama