KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Nisan 2025
- 26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/171 - 2025/480
- Esas no
- 2023/171
- Karar no
- 2025/480
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 26.10.2022
- Numarası
- 2021/841 Esas 2022/696 Karar
- Davanın konusu
- Trafik Kazası Nedeniyle Maddi Tazminat
- Yazılma tarihi
- 05.05.2025
Karar Metni
2.149 kelime·11 dk okuma·3 bölüm
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili, 04.07.2016 tarihinde davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davalı ...
Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacılar ... ve ...'nin ağır şekilde yaralandığını ve iş göremez hale geldiğini, kaza tespit tutanağına göre şerit ihlali yapan ... plakalı araç sürücüsü ...’ın asli, ... plakalı araç sürücüsü ...’nın ise tali kusurlu olduğunu, davalı sigorta şirketlerine dava açılmadan önce başvuru yaptıklarını, davalılar tarafından eksik evrakların tamamlanması istenerek ödeme yapılmadığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere davacı ... için 19.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 450,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere 20.000,00-TL maddi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 9.500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 450,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 50,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 10.000,00-TL maddi tazminatın davalı ...
Sigorta AŞ'den tahsiline karar verilmesini talep etmiş, yargılama sırasında davacı ... yönünden talebini 98.770,68 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 11.086,09 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 1.647,00 TL bakıcı gideri olarak, davacı ... yönünden 34.981,25 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 3.650,25 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 905,85 TL bakıcı gideri olarak artırmıştır.
Davalı ...
Sigorta AŞ vekili, davalı sigorta şirketinin ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, 2918 sayılı KTK'nın 97 ve 99. maddesi gereğince usulüne uygun olarak başvuruda bulunmadığını, davacıya sigorta şirketi tarafından eksik olan evrakın tamamlanması gerektiğinin bildirildiğini, ancak davacının eksik evrakı tamamlamak yerine dava açtığını, başvuru şartının yasaya uygun olarak yerine getirilmediğini, davacıların dava şartı niteliğinde olan başvuruyu eksik yapması nedeniyle davanın öncelikle dava şartı yokluğundan reddi gerektiğini, maluliyet oranının belli olmadığını,
01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları A.5.c bendine göre maluliyetin yetkili bir hastaneden alınacak özürlü sağlık kurulu raporuna göre belirlenmesi gerektiğini, kusura ilişkin bilirkişi raporu alınmasını talep ettiklerini, davacıların hatır için taşındığını, tazminattan indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ... Sigorta AŞ vekili, davalının ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, davacılar tarafından sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak yapılan başvuruda zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında istenen sağlık raporunun sunulmadığını, dava şartının yerine getirilmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, 30.01.2019 tarihli ve 2018/501 Esas, 2019/74 Karar sayılı karar ile davanın 2918 sayılı Kanun'un 97 ve 6100 sayılı HMK'nın 115/2. maddesi gereğince dava şarta yokluğu nedeniyle usulden reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 18.11.2021 tarihli ve 2019/1413 Esas, 2021/2139 Karar sayılı kararı ile kaldırılmış, kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda 26.10.2022 tarihli ve 2021/841 Esas, 2022/696 Karar sayılı karar ile, davanın trafik kazasında yaralanma nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkin olduğu,
Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.04.2022 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın % 75 oranında, sürücü ...'nın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre düzenlenen 04.09.2018 ve 09.02.2022 tarihli raporlarda davacı ...'nin özür oranının % 8 olduğu, 9 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 1 ay bakıcı ihtiyacı olduğu, davacı ...'nin özür oranının % 5 olduğu,
4 ay süreyle iş göremez halde kaldığı ve 3 hafta bakıcı ihtiyacı olduğunun belirlendiği, aktüer bilirkişi tarafından ibraz edilen 20.07.2020 tarihli rapordaki tespit ve hesaplamalar esas alınarak davanın kabulüne, davacı ... yönünden.
98.770,68 TL sürekli iş göremezlik, 11.086,09 TL geçici iş göremezlik ve 1.647,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 111.503,77 TL maddi tazminatın davalılardan 29.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacı ...'ye verilmesine, davacı ... yönünden.
34.981,25 TL sürekli iş göremezlik, 3.650,25 TL geçici iş göremezlik ve 905,85 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 39.537,35 TL maddi tazminatın 29.03.2018 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ... Sigorta AŞ(... Sigorta AŞ)'den alınarak davacı ...'ye verilmesine karar verilmiş, hükme karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ...
Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde, davacı tarafça dava açmadan önce usulüne uygun başvuruda bulunmadığından davanın usulden reddi gerektiğini, mahkemece hükme esas alınan kusura ilişkin bilirkişi raporunda sigortalı araç sürücüsüne % 75 oranında kusur izafe edilmesinin hatalı olduğunu, davacıların müterafik kusuru bulunduğunu ve ayrıca hatır taşıması nedeniyle tazminattan indirim yapılması gerektiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda progresif rant yöntemine göre hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, davacı ...’nin ev hanımı olması nedeniyle AGİ dahil asgari ücret düzeyi üzerinden hesaplama yapılmış olmasının hatalı olduğunu,
1,8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden SGK’nın sorumlu olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca resen gözetilmesi gereken hususlar ve ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda;
Davacılar vekili, davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı araç ile davalı ... Sigorta AŞ'ne zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ... plakalı aracın çarpışması sonucunda meydana gelen trafik kazasında ... plakalı araçta yolcu olarak bulunan davacıların yaralandığını belirterek geçici iş göremezlik tazminatı, sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri taleplerinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 18.11.2021 tarihli ve 2019/1413 Esas, 2021/2139 Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
1-Davalı sigorta şirketi, davacılar tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine usulüne uygun başvuru olmadığını, davanın dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini ileri sürmüş ise de; dava açılmadan önce sigorta şirketine başvuruyu düzenleyen 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde “sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması” gerektiği belirtilmiş bu yazılı başvuruya eklenmesi zorunlu olan ve dava şartı olan başvurunun yapılmamış sayılmasına neden olacak belgeler belirtilmemiştir.
Dosya kapsamına göre ve Dairenin 18.11.2021 tarihli ve 2019/1413 Esas, 2021/2139 Karar sayılı kaldırma kararında belirtildiği üzere davacı tarafça sigorta şirketlerine başvuru yapıldığı anlaşıldığından KTK'nın 97. maddesinde belirtilmeyen belgelerin ibraz edilmemesi nedeniyle dava şartının yerine getirilmediğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir.
2-Dosya içeriğinden 04.07.2016 tarihinde kaza tespit tutanağına göre dava dışı sürücü ... idaresindeki ... plakalı araç ile seyir halinde iken köy yolunda karşı yönden gelen ... idaresindeki ... plakalı aracın şeridine girmesi neticesinde aracının sağ ön kısmı ile diğer aracın sağ ön kısmına çarpması sonucunda kaza meydana geldiği, sürücü ...'ın şerit izleme ve değiştirme kuralını ihlal ettiği, sürücü ...'nın hız kuralını ihlal ettiğinin belirtildiği,
davacıların ... plakalı araçta yolcu konumunda oldukları, kazaya ilişkin Çankırı 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2017/169 Esas, 2019/132 Karar sayılı dosyasında kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın asli kusurlu olduğu, sürücü ...'nın tali kusurlu olduğu gerekçesiyle cezalandırılmalarına ve ... hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verildiği, karara karşı istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Ceza Dairesinin 16.03.2022 tarihli ve 2020/1379 Esas, 2022/557 Karar sayılı kararı ile esastan reddine kesin olarak karar verildiği anlaşılmıştır.
Mahkemece Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesinden alınan 28.04.2022 tarihli raporda ceza dosyasındaki kesinleşmiş maddi vakıalar nazara alınarak yapılan değerlendirme sonucunda kazanın meydana gelmesinde sürücü ...'ın % 75 oranında, sürücü ...'nın % 25 oranında kusurlu olduğunun belirtildiği, kusura ilişkin raporun kaza tespit tutanağı, ceza dosyası içeriği, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği anlaşıldığından hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
3-2918 sayılı Karayolları Trafik kanunun 90. Maddesinde “Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun ve genel şartlarda düzenlenmeyen hususlar hakkında 11.01.2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindeki düzenleme Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihinde 2019/40 E-2020/40 K. sayılı kararı ile Karayolları Trafik Kanunu’nun 90. maddesinin birinci cümlesinde yer alan “...ve bu Kanun çerçevesinde hazırlanan genel şartlarda…” ibaresi ile ikinci cümlesindeki “…ve genel şartlarda…” ibaresi Anayasa’ya aykırı olduğuna ve iptaline karar vermiştir.
Anayasa Mahkemesi’nin 17.07.2020 tarihli 2019/40-2020/40 sayılı kararı ile iptaline karar verilmekle; zarar hesaplanmasında ZMMS Genel Şartları ekindeki cetveller ile getirilen %1,8 teknik faizin uygulanması mümkün değildir. Bu itibarla, mahkemece, sürekli işgöremezlik tazminatının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüer bilirkişi raporunda Yargıtay tarafından kabul edilen TRH 2010 Yaşam Tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak hesaplama yapılmasında isabetsizlik görülmemiştir.
4-Davalı sigorta şirketi vekili, geçici iş göremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden davalı sigorta şirketinin sorumlu olmadığı yönünde istinaf itirazında bulunmuştur. Anayasa Mahkemesinin 17.7.2020 tarihinde 2019/40 Esas - 202/40 Karar sayılı iptal kararı nedeniyle davacının zararının ve zararın kapsamının 2918 sayılı KTK.nın ve 6098 sayılı TBK.nın haksız fiile ilişkin hükümlerine ve Yargıtay uygulamalarına göre belirlenmesi gerekir.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunun Bedensel zarar başlıklı 54. maddesinde “ Bedensel zararlar tedavi giderleri, kazanç kaybı, çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak belirtilmiş ve bedensel zarara uğrayan kimse tamamen veya kısmen çalışamamasından ve ilerde ekonomik yönden uğrayacağı yoksunluktan kaynaklanan zarar ve ziyanı ile bütün masraflarını zarar verenlerden isteyebileceği belirtilmiştir.
Bunlar doktrin ve Yargıtay uygulamaları ile; geçici işgöremezlik nedeniyle iş ve kazanç kaybı, sürekli işgöremezlik (kalıcı sakatlık yada maluliyet ) nedeniyle çalışma gücü ve kazanç kaybı, tedavi giderleri ve tüm iyileşme sürecinde yapılan her türlü masraflar ve ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar olarak kabul edilmektedir.
Yukarıda belirtilen maddelerden de anlaşılacağı üzere, geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zarar, bakıcı gideri ise iyileşme süresi veya ömür boyu başkasının yardımına ihtiyaç duyulması olup TBK'nın 54. maddesinde sayılan bu zararlardan,
zarar sorumluları KTK'nın 85. maddesi ve 91. maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve Kanun ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından sorumlu olmayacağı yönündeki istinaf gerekçesi yerinde değildir.
5-Türk Borçlar Kanunu'nun "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır. Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51 ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır. Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir. (Eren, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S.
582) Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir.Yukarıda da açıklamalar dikkate alındığından davacıların müterafik kusuru nedeniyle tazminattan indirim yapılabilmesi için zararın bu nedenle artması zarar ile mağdurun eylemi arasında uygun illiyet bağının bulunması gerekir.
Somut olayda, ... plakalı araçta yolcu konumunda olan davacılar için hesaplanan tazminattan TBK’nın 52. maddesi gereğince emniyet kemeri tedbirine başvurmaması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini ileri sürmüş ise de; kaza tespit tutanağında emniyet kemeri durumunun belirsiz olduğu, kaza tespit tutanağı, davacıların yaralanmalarının niteliği, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre davacıların yaralanması ile emniyet kemerinin takılı olmaması arasında illiyet bağı bulunduğunun ispat edilememiş olması nedeniyle müterafik kusur indirimi yapılmamasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
6-Davalı ... Sigorta AŞ vekili hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini ileri sürerek istinaf başvurusunda bulunmuş ise de, davacıların davalı ... Sigorta AŞ'ye sigortalı ... plakalı araçta yolcu konumunda oldukları, davacıların yolcu olarak bulunduğu aracın sigortacısının davalı ... Sigorta AŞ olmadığı ve hatır taşıması savunmasında bulunamayacağı anlaşıldığından davalı vekilinin bu hususa yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davalı ... Sigorta AŞ vekilinin açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesi, E. 2023/171, K. 2025/480, 11 Nisan 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama