İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2021/799 K.2023/436

Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan…

Esas2021/799Karar2023/436Tarih12 Nisan 2023Okuma7 dk · 1.450 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Davalı

Karar tarihi
12 Nisan 2023
Esas No
2021/799 - Karar No:2023/436
Dosya no
2021/799
Karar no
2023/436
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
15/02/2021
Numarası
2019/451 E-2021/91 K
Davacılar
—
Vekili
Av. ... -E-TEBLİGAT
Vekili
—
Davanın konusu
Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
12/04/2023
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

1.450 kelime·7 dk okuma·1 bölüm

Davacılar vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili özetle; taraflar arasında 30/12/2016 tarihinde 300.000.000,00 TL bedelli ve üç yıl süreli sözleşme imzalandığını, yer teslimlerinin yapıldığını, kendilerine 25.650.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, davacıların derhal işe koyulduklarını, bankadaki avanslarına Ankara 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin yasal düzenlemeye aykırı olan 2017/36 D.İş sayılı kararı ile tedbir konulduğunu, bu aşamadan sonda davalı tarafından davacıların, OHAL koşullarının sağladığı ortamdan da yararlanarak sözleşmenin feshi için baskı ve tehdit altına alındıklarını, çalıştıkları bankaya dahi aynı işlemlerin yapıldığını,

bu ve benzeri baskı ve tehditler sonucu iradeleri sakatlanarak 06/02/2017 tarihli fesih ve ibralaşmayı konu alan belgeyi imzalamak zorunda kaldıklarını, aşamalarda yoğunlaşan ve davalıdan kaynaklanan nedenler ile ikrah koşullarının oluştuğunu, fesih sonrası başka şirketler ile fesih edilen sözleşmeye konu işle ilgili olarak yeni sözleşmeler imzalandığını, fesih sözleşmesini ortaklığı temsil ile yetkili olmayan kişinin imzalamış olması nedeni ile de fesih işleminin geçersiz olduğunu, haksız fesih nedeni ile oluşan kar kayıplarına karşılık olmak üzere şimdilik 60.000,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.

Davalı vekili özetle; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin yine tarafların serbest iradeleri ile imzaladıkları fesih sözleşmesi ile ortadan kaldırıldığını, fesih için davacıların iradelerini zorlayacak eylem ve işlemleri olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

Mahkemece; davacıların oluşturduğu iş ortaklığı ile davalı arasında 30/12/2016 tarihinde 300.000.000,00 TL bedelli ve üç yıl süreli " Davalı tarafından işletilen muhtelif maden sahalarındaki ocaklardan cevher üretimi, dekapaj işleri, atık depolama tesisleri ve bağlantı yolları ile muhtelif işlerin yapımı, bakımı ve yapımı ve pasa sahalarının düzenlenmesi, yeni tesis inşaatı ve mevcut tesislerde yapılacak revizyon inşaatları " işini konu alan sözleşme imzalandığı, bu sözleşmenin daha sonra taraflar arasında imzalanan 06/02/2017 tarihli " Karşılıklı Fesih ve İbralaşma Sözleşmesi " başlıklı sözleşme ile sona erdirildiği,

davacıların fesih ile ilgili sözleşmenin iki nedenle geçersiz olduğunu ileri sürdüğü, bunlardan birinin fesih sözleşmesini imzalayan kişinin iş ortaklığını temsile yetkili olmadığı hususuna ilişkin olduğu, davacı şirketler arasında imzalanan iş ortaklığı sözleşmesinin 5. maddesinde " iş ortaklığının yönetiminin dört kişiden oluşur, iki kişinin ... şirketinden diğer iki kişinin ... şirketinden olacağı, işin sonuna kadar ... tek imza ile ortaklığı temsil ve imzalamaya yetkili " olacağına ilişkin düzenleme ve ... şirketinin temin edilen ticaret sicil özet bilgilerine göre bu şirketi temsil ile ...'ın görevli olduğu,

taraflar arasındaki 30/12/2016 tarihli sözleşme ile 06/02/2017 tarihli fesih sözleşmesini aynı imzayı atan kişinin imzaladığı hususunun tespit edildiği, davacıların dava dilekçelerinde, taraflar arasındaki sözleşmenin geçerli olduğunu kabul ettikten sonra aynı kişi tarafından imzalanan fesih protokolünün yetkisiz kişi tarafından imzalandığı gerekçesiyle geçerli olmadığı yönündeki açıklamalarına MK'nın 2. maddesinde yer alan iyi niyet kuralları gereğince itibar edilmesinin mümkün olmadığı,

davacıların bir diğer iddiası olan fesih sözleşmesinin ikrah sonucu imzalanması nedeniyle geçerli olmadığı yönünde olup incelenmesinde, davacıların oluşturduğu iş ortaklığının tacir olduğu, tacir olmanın sonuçlarının TTK'da düzenlendiği ve bunlardan birinin özenli davranış içerisinde olmak olduğu,

çok yüklü bir bedeli içeren sözleşmenin imzalanmasından sonra bu sözleşmenin fesih konusunda baskı altında kaldığını ileri süren davacıların, ihtarname düzenlemek sureti ile iddia edilen baskının varlığı ile ilgili lehine delil oluşturması yada suç soruşturması yapacak yetkili makamlara suç duyurusunda bulunmalarının bekleneceği ancak davacıların buna ilişkin hiçbir davranışlarının varlığına rastlanılmadığı,

tanık olarak bilgileri alınan kişilerin davacı şirketlerin ortak- yetkilisi -çalışanı yada bu şirketler ile ticari ilişkisi olan kişiler, bu kişilerin beyanları dışında davacıların iradelerini baskı altına alarak fesih sözleşmesinin imzalandığı konusunda delil bulunmadığı, bu hali ile davacıların kar kaybı talebinde bulunmalarının mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.

Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; işveren ...

A.Ş. tarafından gönderilen teklif isteme başlıklı davet yazısı üzerine müvekkilinin teklif verdiğini ve 29/12/2016 tarihinde yapılan toplantıda sözleşmede 1 yıl için ödenek birimin 300.000.000,00 TL olacağı belirtildikten sonra, uygun teklifin müvekkili şirketlerce verilen teklif olduğunun karar bağlandığını ve işverenin yönetim kurulunun da verdiği bu onay neticesinde 30/12/2017 tarihli Ocak İşletmeleri Dekupaj ve İşlere Ait Sözleşme'nin imzalandığını, sözleşmenin 03/01/2017 tarihinde Kamu aydınlatma platformuna bildirildiğini, akabinde yer tesliminin yapıldığını ve müvekkilinin çalışmalara başlayarak,

sahada tespit ettiği eksikliklere göre çeşitli firmalardan teklif aldığını, işveren şirket tarafından müvekkillerine 25.650.000,00 TL avans ödemesi yapıldığını, edimlerin ifasına başlanmasından sonra davalı şirketin sözleşmenin feshedilmesinin temini amacıyla hukuka aykırı olarak girişimler başlattığını ve Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2017/36 D.İş sayılı dosyası üzerinden 30/01/2017 tarihinde hukuka aykırı olarak ihtiyati tedbir talebinde bulunduğunu ve haksız konulan ihtiyati tedbir nedeniyle müvekkilinin sıkıntıya düşürüldüğünü,

konulan haksız ihtiyati tedbir sonucu müvekkili şirketlerin banka hesaplarına bloke konulduğunu ve iş yapılamaz hale getirildiğini, yine müvekkili şirketlerin sürekli çalıştığı ...

Bankası A.Ş. ... şubesi tarafından 27/01/2017 tarihinde gönderilen yazı ile 5549 sayılı Kanun'un 19/A maddesi gereğince OHAL kapsamında işlemlerin askıya alındığı bildirilerek, müvekkili şirketlerin bütün finansal işlemlerinin durdurulduğunu, işverenin müvekkilleri ile yaptığı sözleşmeyi sonlandırmak amacıyla TMSF üzerinden OHAL kapsamında yetkilerin kullandırılacağı tehdidi ile ve diğer sebeplerle sürekli baskı altında tutulduklarını, feshe ve ayrıca ibraya zorlandıklarını, bu baskı ve tehditler (ikrah) sonucunda 06/02/2017 tarihli karşılıklı fesih ve ibralaşma sözleşmesinin yöneticilerden biri tarafından imzalanmak zorunda kalındığını,

OHAL kaldırıldıktan sonra yani tehdit ortadan kalkar kalkmaz yasal süresi içinde arabulucuya başvurularak dava açıldığını, davanın ikrar iddiasına dayandığını, fesih ve ibra sözleşmesinin zor altında imzalandığını, zira işveren TMSF'nin kanundan doğan yetkisini kötü niyetle korkutma aracı olarak kullandığını, ihtiyati tedbir dilekçesinde kötü niyetli olarak gerçeğe aykırı beyanda bulunulduğunu, hukuksal ve maddi tehditlerin sonucunda müzayaka halinde adi ortaklığın ortaklarından biri tarafından fesih ve ibralaşma sözleşmesinin imzalanmak zorunda kalındığını ve bu nedenle geçerli olmadığını,

mahkemenin fesih ve ibra sözleşmesinin baskı altında imzalandığına ilişkin delil bulunmadığı yönündeki gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, bu fesih sözleşmesi nedeniyle müvekkillerinin büyük zararlara uğradığını, bu kadar zarara neden olacak fesih ve ibranın müvekkili şirketler tarafından kendiliğinden imzalanacağı yönünde bir kanaatin akla, mantığa ve hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yine fesih ve ibralaşma sözleşmesinin TBK'nın 625/3 maddesi gereğince de geçersiz olduğunu, adi ortaklığın olağan dışı işlerinin yürütülmesi için bütün ortakların oy birliğinin gerekli olduğunu,

oysa somut olayda sadece bir ortağın imzaladığı fesih ve ibra sözleşmesinin olağan dışı işlerden olduğunu ve bu nedenle ancak ortakların oy birliği ile fesih sözleşmesinin imzalanması halinde geçerli olacağını, fesih ve ibra sözleşmesi ile adi ortaklığın sona erdirilmiş olmasına karşın sadece bir ortağın imza atması nedeniyle fesih ve ibra sözleşmesinin bağlayıcı olmadığını, bu konuda Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 14/11/1979 gün ve 1979/4583 Esas- 1979/5217 Sayılı emsal kararının bulunduğunu, doktrindeki görüşlerin de bu doğrultuda olduğunu ve bunların dosyaya sunulduğunu,

geçersiz olan sözleşme nedeniyle uğranılan zararın tazmini gerektiğini, mahkeme gerekçesindeki TMK'nın 2.maddesinde yer alan iyi niyet kuralına ilişkin gerekçesinin hukuka ve Yargıtay kararlarına aykırı olduğunu, tanık beyanlarına itibar edilmeme gerekçesinin hatalı olduğunu, tanıkların yaşanan süreci samimi olarak anlatan beyanlarına itibar edilmesi gerektiğini, tanık beyanlarında da ikrah halinin açıkça belirtildiğini, mahkemenin OHAL nedeniyle müvekkillerinin tehdit altında oldukları ve yasal yollara müracaat imkanları olmadığı hususunun dikkate alınmadığını belirterek,

eksik inceleme ve araştırma sonucu verilen haksız, usulü ve hukuka aykırı olan mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan mahrum kalınan kâr kaybı alacağı istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacılar vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu ve özellikle 6098 Sayılı TBK'nın "İrade bozukluğunun giderilmesi" başlıklı 39.maddesinin "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır." hükmünü içermekte olduğu,

" Karşılıklı Fesih ve İbralaşma Sözleşmesi " başlıklı sözleşme tarihinin 06/02/2017 olup, davacılar tarafından bu sözleşme ile bağlı bulunmadıklarına ilişkin davanın açılmasından önce davalı tarafa yönelik bildirimde bulunulduğunun kanıtlanamadığı gibi, dava tarihi 21/08/2019 tarihi itibariyle de 1 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşılmasına göre, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine,

2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 179,90 TL istinaf karar harcından peşin alınan 59,30 TL + 59,30 TL olmak üzere toplam 118,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 61,30 TL harcın davacılardan tahsili ile Hazine'ye irat kaydına,

3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacılar tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde bırakılmasına,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nun 361. maddesi gereğince kararın taraflara tebliği tarihinden itibaren 2 hafta içinde Yargıtay'da TEMYİZ yolu açık olmak üzere 12/04/2023 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Üye ... · e-imzalıdır Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2021/799, K. 2023/436, 12 Nisan 2023 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/799
Karar No
2023/436
Tarih
12 Nisan 2023

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 9. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/799 K.2023/320
  • İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/799 K.2023/364
  • İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/799 K.2023/312
  • İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/800 K.2023/339
  • İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/800 K.2023/271
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2021/801 K.2023/242

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.