KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 17 Ekim 2024
- Esas No
- 2022/1318 - Karar No:2024/830
- Dosya no
- 2022/1318
- Karar no
- 2024/830
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/07/2022
- Numarası
- 2021/430 E-2022/610 K
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 22/10/2024
Karar Metni
1.351 kelime·7 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; taraflar arasında 22/12/2016 tarihinde Güneş Enerji Santrali Tesis Yapım Sözleşmesi imzalandığını, sözleşme kül olarak değerlendirildiğinde yüklenicinin tüm masraflar kendisine ait olmak üzere işverenin GES üretim izin belgesi sahasında anahtar teslim GES tesisi yapmayı taahhüt ettiğini, sözleşmede yükümlülüğünü yerine getirmeyen tarafın diğer tarafın uğramış olduğu hesaplanabilir zararlarını tazmin yükümlülüğünü kabul ettiğini, sözleşmenin 14.2, 17.5 ve 17.6 maddelerinde tesisin kurulabilmesi için kredi temin yükümlülüğünün yükleniciye ait olduğunu,
sözleşmenin 14.2 maddesinde kredi ön onayının sözleşmenin imzalanmasından 25 gün içerisinde çıkmaması halinde sözleşme kendiliğinden feshedilecektir denilmiş ise de taraflar arasında sözleşmenin bu maddesinin askıya alındığını, davacı tarafından davalıya Ankara 38.Noterliği'nin 02/03/2017 tarih 7548 yevmiye no'lu ihtarnamesi gönderilerek temmerrüde düşürüldüğünü, davacının hesaplanabilir zararlarının;
davacının elektrik üretimi için TEÜAŞ tarafından 10 yıl süre ile sabit 0,133 Kwh/USD üzerinden alım garantisi mevcut olup, bu fiyat üzerinden yapılan kesintiler içerisinde elektrik dağıtım bedeli adı altında 2017 yılında üretime başlayan tesisler için 5,6882 kr/kwh kesinti yapılacağı, 2018 yılında üretime geçen tesisler için ise 22,7527 kr/kwh olarak kesinti yapıldığını ve müvekkilinin 2018 yılında üretime geçmiş olması nedeniyle 10 yıllık süre ile üretmiş olduğu elektrik bedelinden dağıtım bedeli farkı olarak 17,0645 kr/ kwh zararı mevcut olduğunu,
davacının üretime başladığı 2018 yılının 10.ayından Haziran 2021 ayına kadar zararının 167.650,12 USD olduğunu, davacının gelecekteki zararının ne kadar olacağının önceden bilmesinin mümkün olmayıp, elektrik üretimi faturalandırıldığında zararın hesaplanabileceğini, bu nedenle davacının Haziran 2021 ve Haziran 2029 tarihleri arasındaki zaman dilimine ait zararının ise belirsiz alacak davası olarak 2.349.000,88 USD olarak talep edildiğini belirterek, 170.000,00 USD zararın, 02.06.2022 tarihli ıslah dilekçesi ile,
70.000 USD müspet zarar ile sözleşmenin 28.6 maddesi gereğince iş kaybı tazminatı 100.000 USD olmak üzere toplam 170.000 USD'nin davalıdan dava tarihinden itibaren en yüksek USD mevduat faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalıya dava dilekçesinin tebliğ edildiği, cevap verilmediği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın taraflar arasında imzalanan GES tesis yapım sözleşmesinden kaynaklanan iş kaybı tazminatı ve müspet zararın tahsili talebine ilişkin olduğu, davacı ile davalı arasında 22/12/2016 tarihinde Güneş Enerji Santrali (GES) Tesis Yapım Sözleşmesi imzalanarak davacı işverene ait GES tesisinin proje, malzeme tedariki ve montajı olmak üzere GES tesisi yapım işinin davalı yüklenici tarafından üstlenildiği,
sözleşmenin 17. maddesinde proje finansmanının %5 öz sermaye %95 kredi ile sağlanacağı, işverene ait %5'lik (45.000,00 USD) bölümün işveren tarafından kredi verecek bankaya nakit olarak depo edileceği, bloke edilen %5'lik öz kaynağın yapılacak ilk hakedişin bedeli karşılığı bankadan alınacak kredi ödemesi ile birlikte bankanın muvafakat ettiği bedel üzerinden yapılacağı, yüklenicinin sözleşme konusu iş ile ilgili alınacak kredi işlemlerini işveren adına takip ederek kredinin işveren şirket adına tahsisini sağlayacağı, 14.2 maddesinde ise kredi ön onaydan 2 hafta içinde saha çalışmalarının başlayacağı,
sözleşmenin imza altına alınmasından itibaren 25 (yirmi beş) gün içerisinde kredi ön onayı çıkmadığı takdirde sözleşmenin başkaca ihtara gerek kalmadan kendiliğinden feshedilmiş sayılacağı taraflarca kararlaştırılmış olup, davacı tarafça sözleşmenin 14.2.maddesinin taraflarca askıya alındığı iddia edilmiş ise de, sözleşmenin anılan hükmünün geçersizliği veyahut taraflarca askıya alındığına dair sözleşme vb bir ispat vasıtası sunulmadığı,
... şubesi cevabi yazısında sözleşmenin 17. maddesinde sözü edilen proje finansmanının %5'i olan 45.000,00 USD'nin davacı tarafından bankalarına depo edilmediği ve herhangi bir kredi başvurusunda bulunulmamış olduğu bildirilmiş olmakla, yanlar arasındaki 22/12/2016 tarihli sözleşmenin 14.2 maddesi gereğince sözleşmenin imza altına alınmasından itibaren 25 gün içerisinde kredi ön onayının alınmaması nedeniyle başkaca ihtara gerek kalmadan sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş sayılması gerektiği, bu kapsamda davacı yanın davalıdan müspet zarar ve iş kaybı tazminatı talebinin yerinde olmadığı,
zira davalı yüklenici sorumluluğunun sözleşmenin yürürlüğe girmesi halinde söz konusu olacağı gerekçesiyle, kanıtlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf başvurusunda; taraflar arasında imzalanan GES sözleşmesinin yürürlüğe ilişkin 31. maddesinde "bu sözleşme ve ekleri tarafların imzalaması, proje finansmanının işveren tarafından temin edilmesi, ilgili gayrimenkulün satın alınmasına yönelik tapu dairesinde resmi senedin tesis edilmesi ve işveren tarafından gerekli idari izinlerin alınmasıyla yürürlüğe girecektir." düzenlemesinin bulunduğunu, işin süresi başlıklı 14. maddesinin 2. bendinde "yüklenici kredi ön onayını 3 işgünü içerisinde işverene bildirecektir." denmek suretiyle kredi temin işinin başka bir anlatımla finans temini işini yüklenici tarafından üstlenildiğini,
sözleşmenin ödeme başlıklı 17.5. maddesinde işverene ait %5'lik (45.000 USD) bölümünün işveren tarafından kredi verecek bankaya nakit olarak depo edileceğini, bloke edilen %5'lik özkaynak yapılacak ilk hakedişin bedeli karşılığı bankadan alınarak kredi ödemesi ile birlikte bankanın muvafakat ettiği bedel üzerinden yapılacağını ve işverence başkaca hiçbir ad altında para ödenmeyeceğinin kararlaştırıldığını, 17.6. maddesinde "yüklenici sözleşme konusu iş ile ilgili olarak alınacak kredi ile ilgili işlemleri işveren adına takip edecek kredinin işveren şirket adına tahsisini sağlayacaktır.
Kredi veren banka tarafından alınacak kredi ile ilgili sözleşmene konusu işletmenin rehin alınması dışında işveren başkaca bir teminat talep edilirse bu teminat yüklenici tarafından karşılanacaktır." hükmünün bulunduğunu, sözleşmenin 1.3, 14.2., 17.5 ve 17.6 maddeleri birlikte değerlendirildiğinde tesisi için gerekli %95 kredi finansmanı temin işini davalı yüklenicinin üstlendiğini, davalı yüklenicinin kredi ön onayını bildirmediği içinde %5'lik özkaynağın (45.000USD) bloke edilmediğini, bu blokenin yapılmamasının işveren kusurundan kaynaklanmadığını,
ilgili gayrimenkulü satın almasına yönelik tapu dairesinde resmi senedin tesis edilmesi ve işveren tarafından gerekli idari izinlerin alınmasına ilişkin sözleşmenin 1.3. maddesinde tesisin kurulum adresi olarak bildirilen taşınmaz ve GES tesisi kurulmasına ilişkin EPDK izni ile birlikte yükleniciye teslim edildiğini, taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlük şartlarının gerçekleştiğini, bu durum gözetilmeden mahkemenin taraflar arasındaki sözleşmenin yürürlüğe girmediği yönündeki gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığını,
sözleşmenin 14.2 maddesinin askıya alınması hususunda ise mahkemece her ne kadar sözleşmenin 14.2. maddesinin taraflarca askıya alındığı yada geçersiz kılındığına ilişkin iddianın ispatlanamadığı yönünde hüküm tesis edilmişse de, taraflar arasındaki elektronik posta aracılığıyla yapılan yazışmaların, telefon görüşmelerinin, yüklenicinin öncülüğünde ve yönlendirmesiyle 30.01.2017 tarihinde ...
Şubesi nezdinde açılan hesap açılış tarihi (süresinde olmamakla birlikte bu hesabın davalının yönlendirmesiyle açıldığına ilişkin 13.6.2022 tarihli davalı vekilinin cevap dilekçesinde de kabul edilmiştir) olarak sunulan belgelerin mahkemece dikkate alınmadığını, bu konuda tanık dinletme taleplerinin hukuka aykırı şekilde reddedildiğini, zira taraflar arasındaki maddi olaylara ilişkin olarak tanık dinletilebileceğinin bir çok içtihatlarda öngörülmüş olduğunu,
taraflar arasındaki yazışmaların ve davacının yönlendirmesiyle sözleşmenin imzalanmasından 40 gün sonra dahi davalının yönlendirmesiyle banka hesabı açılmış olması karşısında "sözleşmenin imza altına alınmasından itibaren 25 gün içerisinde kredi ön onayı çıkmadığı takdirde sözleşme başkaca ihtara gerek kalmadığından kendiliğinden fes edilmiş sayılacaktır" şeklindeki sözleşme maddesinin taraflarca askıya alındığının sabit olduğunu, mahkemece sözleşmenin 14.2. maddesinde öngörülen kendiliğinden fesih sözleşmesinin askıya alındığının kabul edilmemesine yönelik gerekçesinde hukuki isabet bulunmadığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılarak,
davanın kabulüne karar verilmesine talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle taraflar arasındaki sözleşmenin 28.6 maddesinde düzenlenen koşullarının gerçekleşmediği, sözleşmenin davacı tarafça 28.02.2017 tarihinde feshedildiğinin bilinmesine,
davacı tarafça sözleşme kapsamındaki banka hesabının süresinde açılmadığının, 28.02.2017 tarihinden sonra 31.12.2017 tarihine kadar başka bir sözleşme yapılarak işin ifasının mümkün olmasına, doğduğu ileri sürülen zararda davalı kusurunun bulunmadığının anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2022/1318, K. 2024/830, 17 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama