KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- Esas No
- 2022/614 - Karar No:2024/385
- Dosya no
- 2022/614
- Karar no
- 2024/385
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 31/05/2021
- Numarası
- 2019/281 E-2021/320 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Menfi Tespit (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 08.05.2024
Karar Metni
2.318 kelime·12 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: Müvekkilinin ... tesis kurulum işi ile uğraştığını, yapmayı planladığı bir iş kapsamında proje çizimi için, daha önceye dayalı bir tanışıklıkları olmayan davalı şirket ile görüştüklerini, Girme Barajı Sulaması Ana Hat Km:0+000-2+000 Revizyonu Proje işi kapsamında müvekkili tarafından davalıya 20.07.2016 tarihinde 8.000,00TL avans ödemesi gerçekleştirildiğini, ancak davalının avans ödemesi karşılığında çizdiği projeye DSİ tarafından onay verilmediğini, taraflar arasındaki ilişkinin de bu şekilde başlayamadan bittiğini, projenin olmadığını ve davalının icra takibine koyarak istediği paranın karşılıksız olduğunu,
bahse konu proje gerçekleştirilmediği halde davalı tarafından karşılığı olmayan fatura ve olmayan bir sözleşme ile, gerçekleştirilmeyen bir işe ilişkin olarak haksız şekilde Ankara 32. İcra Dairesi'nin 2018/9256 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin davalıya karşı herhangi bir borcunun bulunmadığını, icra takibine dayanak belge olarak sözleşme yazılmış ise de, bu sözleşmenin icra dosyası içerisinde dahi mevcut olmadığını, takibe dayanak faturanın da müvekkilinin muhasebe ve ticari defter kayıtlarında yer almadığını,
davalının herhangi bir alacağı bulunmadığını aksine müvekkilinin zararının olduğunu ve avans verdiği paranın geri alınması, uğradığı zararların davalı yanca karşılanması gerektiğini, davalının yaptığı işin ayıplı olup gereği gibi yapılmadığını, kabul etmemekle birlikte bir an için, taraflar arasında imzalanması düşünülen taslak sözleşmenin incelenmesi halinde dahi, müvekkilinin davalıya borcu olmadığının görüleceğini, zira söz konusu sözleşme maddeleri uyarınca, iş yapılmadığı için davalının ücrete hak kazanmadığını, ayrıca işin müvekkili şirkete de ihale edilmediğini, ihaleyi başka şirketlerin aldığını ve devam ettiğini,
dolayısıyla davalının muhatabının da müvekkili şirket olmadığını, husumetin yanlış yöneltildiğini, müvekkilinin 8.000,00TL avansı davalıya 20.07.2016 tarihinde ödediğini, DSİ’nin davalının projesini 02.11.2016 tarihinde reddettiğini, icra takibine konu fatura tarihinin 27.04.2018 olduğunu, proje reddinden sonra taraflar arasındaki ilişkinin devam etmeyerek tamamen koptuğunu ve planlanan işin dahi gerçekleştirilmediğini, buna rağmen, salt aradan geçen 2 yıla kadar yakın bir süre sonunda davalının haksız ve kötüniyetli olarak icra takibi başlatmasının dahi,
dava açma hakkını kötüye kullanarak sebepsiz zenginleşme amacını gösterdiğini belirterek ve fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla; davalı aleyhine açtıkları menfi tespit davasının kabulüne, Ankara 32. İcra Müdürlüğü’nün 2018/9256 sayılı dosyasından ve bu dosya dayanağı talepten dolayı müvekkilinin davalıya borçlu bulunmadığının tespitine, dava sonuna kadar takibin durdurulması yönünde teminatsız, bu talep kabul edilmediği takdirde uygun görülecek teminat karşılığında, ihtiyati tedbir kararı verilmesine,
ihtiyati tedbir kararı verilmemesi durumunda ve dava neticelenmeden davalı tarafça icra takibine konu bedelin haciz işlemi sonucu müvekkilinden tahsil edilmesi durumunda davaya İİK'nın 72.maddesi uyarınca istirdat davası olarak devam edilmesine, haksız takip nedeniyle davalı aleyhine talep edilen alacağın %20’sinden az olmamak üzere tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili: Taraflar arasındaki sözleşmenin inkar edilmesinin davacının kötüniyetini ve haksızlığını açıkça ispatladığını, müvekkili şirketin sözleşme konusu işi bitirip idareye teslim etmesine ve idarece projelerin onaylanmasına rağmen bakiye alacağının ödenmediğini, müvekkili ile davacı şirketin işin yapımı için sözleşme imzaladığından,
üçüncü kişilerle davacı arasındaki ilişkinin muhatabının müvekkili olmadığını, dava dilekçesinde davacının yüklenici olmadığını belirtmesinin müvekkili açısından bir önemi bulunmadığını, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğince sözleşmenin tarafları arasında hak ve yükümlülükler doğuracağını, taraflar arasında hukuken geçerli bir sözleşmenin bulunduğunu, sözleşmede tarafların 20.000,00 TL + KDV olmak üzere 23.600,00 TL bedelle anlaştıklarını, davacı şirketin müvekkili şirkete sadece 8.000,00 TL ödediğini, bakiye alacağı ödemediğini,
taraflar arasındaki sözleşme ve faturaya dayalı olarak bakiye 15.600,00 TL alacağın tahsili için icra takibi yapılmasının hukuka uygun bir talep olduğunu, müvekkili şirketin sözleşme konusu işi bitirip idareye teslim ettiğini ve idarece projelerin onaylandığını, taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmasaydı dahi, davacı şirketin müvekkiline 8.000,00 TL avans ödemesi yapmasından da tarafların sözleşme konusu işler için anlaştığını gösterdiğini, müvekkilinin yaptığı iş karşılığı düzenlediği 8.000,00 TL'lik faturayı itiraz etmeksizin davacının kayıtlarına işlediğini, davacının bu avansı 20.07.2016 tarihinde ödediğini,
davacının müvekkiline ödeme yaptıktan yaklaşık üç yıl sonra yaptığı ödemenin iadesi iddiesıyla dava açtığını, borçlu olduğunu bildiğinden , icra takibinde davacının borca itiraz etmediğini, icra takibinin kesinleşmesi sonrasında müvekkili şirketten borcu ödemek için defalarca süre talep ettiğini, sonrasında haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olan bu davayı açtığını, müvekkili şirketin çizdiği projelerin DSİ tarafından onaylandığını, DSİ tarafından projenin revize edilmesi/değiştirilmesinin istenildiğini, bu durumun projenin onaylanmadığı anlamına gelmeyeceğini, sulama projelerinin üç aşamada onaylandığını,
projelerin uzun bir süreçten sonra belirtilen silsile takip edilerek idareye onaylatıldığını belirterek davanın reddine, haksız ve kötü niyetli olan davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince: Davanın Ankara 32. İcra Dairesi'nin 2018/9256 sayılı dosyasından ve bu dosya dayanağı 27.04.2018 tarih ve 029583 seri numaralı 15.600,00 TL fatura ile sözleşmeden dolayı borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin menfi tespit davası olduğu, davada davaya konu işin davalı tarafından gereği gibi yerine getirmemesi sebebiyle sözleşmeye konu alacağa hak kazanamadığının tespitinin talep edildiği,
Orman ve Su İşleri Bakanlığı DSİ'nin yazılarının dosya arasına alındığı , nitelikli hesaplamalar uzmanı ile inşaat mühendisinden oluşan bilirkişi heyetinin 05.12.2020 tarihli raporunda özetle, taraflar arasında 07.08.2016 tarihli projelerin hazırlanması ve idareye onaylattırılması konulu sözleşmenin geçerli bir eser sözleşmesi olduğu, davalının sözleşmeye konu edimi yerine getirdiği bu nedenle sözleşme bakiye bedeli olan KDV Dahil 15.600,00 TL’ye hak kazandığı, bu nedenle 2018/9256 sayılı icra dosyası ile başlatılan takipte talep edilen tutarda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı,
davacının davalı tarafından hazırlanan projelerin davacı ile yapılan sözleşme kapsamında olmadığı, işin başka yükleniciler uhdesine geçtiği ve şayet yerine getirilmiş bir edim var ise bu edimin davacıdan sonra işi devralan diğer yükleniciler lehine verilmiş olabileceği iddiasını ispata elverişli dosyada yeterli belge ve bilgi olmadığı, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin ise feshedildiğine dair bir belgeye de rastlanılmadığı bu nedenle söz konusu iddiasının sübut bulmadığı, davalı tarafından hazırlanan projelerin idare tarafından 02.06.2017 tarih ve 375638 sayılı yazı ile tasdik edildiği,
davalı tarafından ise sözleşme bakiyesi ile uyumlu olarak 27.04.2018 tarih, 029583 seri nolu ve KDV dahil 15.600,00 TL bedelli faturanın keşide edildiği, fatura tarihinin idarenin projeleri tasdik tarihinden yaklaşık bir yıl sonra olduğu, 10 yıllık zamanaşımına tabi bir alacağın bir yıl sonra fatura ile talep edilmesinde hayatın olağan akışına bir aykırılık görülmediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği, heyete mali müşavir bilirkişi eklenerek alınan 02/03/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle; taraflara ait 2018 yılı ticari defterlerin sahibi lehine delil vasfının bulunduğu,
davacının ticari defterlerinde davalı tarafından düzenlenen 27.04.2018 tarih, 029583 seri nolu KDV dahil 15.600,00 TL bedelli faturaya ilişkin muhasebe kaydına rastlanılamadığı, davalının ticari defterlerinde ise, davacıdan 15.600,00 TL alacaklı olduğunun görüldüğü, ilk raporda davalının sözleşmeye konu edimi yerine getirdiği, bu nedenle sözleşme bakiye bedeli olan KDV dahil 15.600,00 TL’ye hak kazandığı, bu nedenle 2018/9256 sayılı icra dosyası ile başlatılan takipte talep edilen tutarda herhangi bir hukuka aykırılık bulunmadığı yönünde tespitte bulunulduğu görüş ve kanaatının bildirildiği, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
taraflar arasında Girme Barajı Sulaması Ana Hat Km;0+000-2+000 Revizyonu Proje İsleri 'ne ait sözleşme imzalandığı, sözleşmenin konusu ve kapsamı ve birim fiyatına ilişkin 3. maddesinin" İş bu sözleşme, Alt Yüklenici tarafından yapılacak projeler: Girme Barajı Sulaması Revize Proje İşine ait Ana Hat İlk 2000 m nin revizyonu ve bu bölümdeki revize sanat yapısı projelerinin yapılmasıdır. işleri kapsamında yer alan uygulama projelerinin ve raporlarının idare'nin kriterlerine uygun olarak ve İdare tarafından_onayanacak şekilde hazırlanması işinin revizyonunun Alt Yüklenici tarafından yapım esaslarını tayin ve tespit maksadı ile tanzim olunmuştur.
Alt Yüklenici tarafından verilecek hizmetler Bahsi geçen işle ilgili harita alımı ve uygulama projelerinin yapılması, istenen raporların hazırlanması." şeklinde, hakedişler ve ödemeler başlıklı 7. maddesinin" Yüklenici 8000 TL Avans ödeyecek.
İşlerin onayından sonra Alt Yüklenici fatura kesecek ve 15 gün içinde ödeme yapılacaktır." şeklinde düzenlendiği, 20.07.2016 tarih ve 039991seri nolu 8.000,00TL tutarındaki faturanın tarafların kabulünde olduğu ve ilgili vergi dairelerinden gelen BA-BS formlarından davacı ve davalı defterlerinde faturanın kaydedilmiş olduğunun anlaşıldığı, bu bedelin davalı tarafından davacıya avans niteliğinde ödendiği, bu konuda taraflar arasında her hangi bir ihtilaf olmadığı, 27.04.2018 tarih ve A029583 seri nolu 15.600.00TL tutarındaki faturanın davalı tarafından tanzim edilerek kayıtlarına alındığı,
davalıya ait BS formlarından bu durumun tespit edildiği ayrıca icra takip dayanağının da bu faturadan ibaret olduğu, ancak söz konusu faturanın davacı defterlerinde yer almadığı, yine bu hususun davacıya ait 2018 yılı BA-BS karşılaştırmalı formlarının incelenmesinden tespit edildiği, zira davacının söz konusu faturaya konu hizmeti de almadığını iddia ettiği, ancak dosya arasına alınan Tarım ve Orman Bakanlığı, Devlet Su İsleri Genel Müdürlüğü 21. Bölge Müdürlüğünün10.02.2020 tarih ve 93498 sayılı mahkemeye hitaben yazılan cevabi yazıda 02.06.2017 tarihinde sözleşmeye konu projenin tasdikinin yapıldığı,
sözleşmede bedelin de bu şarta bağlandığı görülmekle bu şartın gerçekleştiği, davacının davalı tarafından hazırlanan projelerin davacı ile yapılan sözleşme kapsamında olmadığı, işin başka yükleniciler uhdesine geçtiği ve şayet yerine getirilmiş bir edim var ise bu edimin davacıdan sonra işi devralan diğer yükleniciler lehine verilmiş olabileceği iddiasını ispata elverişli dosyada yeterli belge ve bilgi olmadığı,
taraflar arasında imza altına alınan sözleşmenin feshedildiğine dair bir belgenin de dosyaya sunulmadığı görülmekle sübut bulmayan davanın reddine, her ne kadar 20.06.2019 tarihli tensip tutanağının 9. maddesinde teminat karşılığı tedbir kararı verilmiş ise de teminat yatırılmadığı ve tedbirin uygulanmadığı görülmekle kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiş olduğu gerekçesiyle, davanın reddine, davalı tarafın kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, tarafların daha önceye dayalı bir tanışıklıkları bulunmazken, müvekkilinin yapmayı planladığı bir iş kapsamında kendisine davalının bölgedeki diğer projeleri de çizdiği ve konuya vakıf olduğu yönünde tavsiye verilmesi ile görüştüklerini, planlanan işin ihale edilen Girme Barajı Sulaması Revize Proje İşine Ait Ana Hat İlk 2000 m nin revizyonu ve bu bölümdeki sanat yapısı projelerinin yapılması olduğunu, buna dair taraflar arasındaki sözleşmenin müvekkili tarafından İstanbul'da imzalanıp kargo aracılığıyla Ankara'da bulunan davalıya gönderildiğini,
ancak davalının sözleşmeyi imzalayıp davacıya tekrardan göndermediğini, dosyaya sunulan sözleşmede tarihin de el yazısı ile yazılarak sonradan doldurulduğunun görüldüğünü, bu tarihin ise 08.07.2016 günü olduğunu, yine söz konusu iş kapsamında davalının, davacıya 8.000,00 TL avans ödemesi karşılığında proje çizdiğini, bu fatura tarihinin de, 20.07.2016 olduğunu, taraflar arasındaki bu ilişkinin, ihalenin müvekkili davacı uhdesinde olmaması ve ihaleyi alan şirketler ile de herhangi bir ticari ilişkisinin olmaması ile sona erdiğini, dolayısıyla fiilen uygulanmasının imkansız bir sözleşme olduğunu,
buna rağmen mahkemenin sözleşmenin feshine dair somut delil olmadığı gerekçesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, zira sözleşmenin kendiliğinden sona ermiş olduğunun sabit olduğunu, sözleşmenin 13. maddesinin a bendinde idari sorunlar dışında bedelin ödeneceğinin düzenlendiğini, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin kabulü varsayımında dahi, sözleşme konusu işin sona ermesi ve ihalenin feshedilmesi sebepleri ile,
davalının ücrete hak kazanmayıp aksine avans olarak aldığı ödemeyi dahi iade etmesi gerektiğini, dosyaya kazandırdıkları ve de mahkemece yazılan yazıların cevabi yazılarında işin müvekkili davacı ile ilgisi olmadığının sabit olduğunu, davalının ücretini talep ettiği işi müvekkiline karşı gerçekleştirmediğini ve bu işi gerçekleştirdiyse dahi husumeti yanlış tarafa yönlendirdiğini, sözleşme konusu işin ihale edildiği yüklenicinin ... Yapı Sanayi ve Ticaret A.Ş., ... Yapı A.Ş.
Ortak Girişimi ve işin alt yüklenicisinin de ....Ltd.
Şti. olduğunu, mahkemenin gerekçesinde, işi ihale alanın ... olmadığının da görüldüğü, Tarım ve Orman Bakanlığı, DSİ Genel Müdürlüğü 21. Bölge Müdürlüğü'nün cevabi yazısında 02.06.2017 tarihinde projenin tasdikinin yapıldığı ve sözleşme bedelinin de bu şarta bağladığını belirttiğini, ancak işi ihale alan ve alt yüklenicisi olan şirketlerden hiçbirisinin o tarihte müvekkili ...şirketi olmadığını, davalının tüm şirketler ile ayrı ayrı görüştüğünü ve tek bir iş konusu olan projenin bedelini her şirketten ayrı ayrı talep ettiğini, kaldı ki, yine 21.07.2016 tarihli belgeye göre de,
işe ait davalı tarafından proje yapılması izninin işi ihale alan adi ortaklık tarafından talep edildiğini, taraflar ve tarihler dikkate alındığında dava konusu bedele ilişkin hizmet alan ve işin tarafı olanın müvekkili şirket olmadığını, davalı edimini yerine getirdiyse de, bu edimin müvekkiline karşı yerine getirilmediğini, ayrıca mahkemece sözleşmede bedele hak kazanma şartı bağlanan proje onayı olarak,
edimin yerine getirildiği tarihin, DSİ cevabi yazısınca 02.06.2017 olduğunu, burada olsa olsa kısmi tasdiğin mevcut olduğunu, bu halde eksik çizimlerle hiçbir imalata başlanılamayacağını, buna rağmen mahkemece bu cevabi yazının hatalı olarak tasdik şeklinde yorumlandığını, davalının projesinin tam tasdik olmadığını, söz konusu proje revizelerinin geç ve aralıklı olduğunu, yine işin ihalesinin İdarece 14.09.2017 günü feshedildiğinin öğrenildiğini, taraflar arasında hukuki ilişki kurulamadığını, bu nedenle dava konusu icra takibinin de varsa edimin karşılığı bedelin de muhatabının müvekkili olmadığını, mahkemenin gerekçesinin aksine,
davalının edimini yerine getirmeyerek çizdiği projeye onay almadığını ve işin konu olduğu ihalenin idarece feshedildiğini, sözleşmeye göre de bu halde davalının bedele hak kazanmadığını, işin başka yükleniciler uhdesinde kaldığının Kamu İhale Kurumu'ndaki belgeler ile ortada olduğunu, yerine getirilen bir edim varsa bunun muhatabı ve dolayısıyla borcun muhatabının müvekkili olmadığını, sözleşmenin feshinin de kendiliğinden gerçekleştiğinin tüm deliller ile sabit olduğunu, sözleşmede görüldüğü üzere, ihalenin başka yüklenici uhdesinde kalması ve sonra idarece fesih olması gibi idari sorunların, bedelin ödenmesine de engel nitelikte olduğunu,
dolayısıyla bir borç ve edim var ise de, müvekkilinin bunun tarafı olmadığını, alacağın hizmet ifası ile doğduğunu ve müvekkilinin davalıdan hizmet almadığını, borca ve davaya konu faturanın müvekkilinin ticari defterine kaydedilmemesinin de, akdi ilişkinin kabul edilmediğini desteklediğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, menfi tespit istemine ilişkin olup, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2022/614, K. 2024/385, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama