İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 27. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/765 K.2025/591

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

Esas2023/765Karar2025/591Tarih20 Mayıs 2025Okuma14 dk · 2.800 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
20 Mayıs 2025
Esas No
2023/765 - Karar No:2025/591
Dosya no
2023/765
Karar no
2025/591
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
23/01/2023
Numarası
2022/209 E-2023/38 K
Davanın konusu
Rücuen Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
20.05.2025
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.800 kelime·14 dk okuma·1 bölüm

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

Davacılar vekili; taraflar arasında 07.04.2017 tarihinde "Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi " ne dair sözleşme imzalandığı, sözleşmenin konusunun Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi kapsamında sözleşmede yazılı şartlar dahilinde muhtelif inşaat işlerinin yapılması olduğu, ilgili sözleşmenin 10. maddesinde "Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt, iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir.

Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir.

Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir." hükmünün düzenlendiği, davalı tarafın çalıştırmış olduğu personeller tarafından müvekkil şirket ve davalı ... firmasına karşı Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/188-207 ve 2018/225 Esas sayılı toplam 21 adet işe iade ve tazminat talepli dava açıldığı, söz konusu davaların istinaf incelemesi neticesinde kesinleşerek aleyhe sonuçlandığı,

bu davaya esas davanın da ... tarafından Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2018/191 Esas sayılı dosyada görülen dava olduğu, ilgili kararın kesinleşmesini takiben davacı vekilince davacı işçiler bakımından her iki firmaya da işe başlatma talepli Ağrı 1. Noterliği 08.01.2020 tarihli 0092 yevmiye numaralı ihtarnamesi ile işe iade yönünde çağrı gönderilmiş; ancak fiili olarak işe iade ile yükümlü işveren davalı firma tarafından dava dışı işçilerin işe iade edilmediği, tespit olunan işe iade davasına özgü tazminat ve ücretlerin de ödenmediği,

feshin geçersizliği ve işe iade davasının alt ve asıl işveren ilişkisinde, her iki işverene birlikte açılması halinde, davacı işçi alt işveren işçisi olup, iş sözleşmesi alt işveren tarafından feshedildiğinden, feshin geçersizliği ve işe iade yükümlülüğünün alt işverende olduğu,

asıl işverenin iş ilişkisinde sözleşmenin taraf sıfat bulunmadığından asıl işverenin işe iade yönünde bir yükümlülüğünden söz edilemeyeceği, asıl işverenin işe iade kararı sonrası işçinin işe başlamak için başvurması ve alt işverenin işe almamasından kaynaklanan işe başlatmama tazminatı ile dört aya kadar boşta geçen süre ücretinden yukarıda belirtien hüküm nedeni ile alt işverenle birlikte sorumluluğu bulunduğu,

bu kapsamda somut olayda dava dışı işçilerin işe başlatılmaması ve tespit edilen tutarların ödenmemesi neticesinde, dava dışı işçiler tarafından ilk derece mahkemesince tespit edilen tutarlar doğrultusunda ilamsız takip, ilk derece mahkemesince hükmolunan vekalet ücretlerine ilişkin ise ilamlı takip başlatıldığı, , haciz tehdidi karşısında ödemelerin yapıldığı,

Ağrı İcra Dairesi 2020/800-822 (2020/801 ve 2020/821 hariç) Esas sayılı dosyalarında başlatılan ilamlı icra takibi tutarları dava dışı işçiler vekili Av. ...'ın hesabına 18.03.2020 tarihinde her bir dosya için 3.577,26 TL ilamdan ve başlatılan icra takibinden kaynaklı vekalet ücreti, harç ve yargılama giderleri, faiz ve sair tutarların ödendiği, Ağrı İcra Dairesi 2020/823-843 Esas sayılı dosyalarında başlatılan ilamlı icra takibi tutarları Ağrı İcra Dairesi'nin hesabına 18.03.2020 tarihinde ödendiği, her bir dosya için 16.990,61 TL işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti , faiz, icra giderleri ve sair tutarlarının ödendiği,

tüm bunlarla birlikte müvekkil şirket yargılama aşamasında birtakım yargılama giderlerine de katlanmak zorunda kaldığı, Ağrı 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2018/191 esas sayılı dosyasında 165,70 TL istinaf harçları ile 150,00 TL gider avansının yatırıldığı,

4857 Sayılı İş Kanunu'nun 2/6. maddesindeki düzenleme gereğince taraflar arasında kanundan kaynaklanan bir teselsül hali söz konusu olup, asıl ve alt işverenlerin, dış ilişki itibariyle (dava dışı işçiye karşı) müseselsilen sorumlu oldukları fakat iç ilişkide (alacaklıya karşı müteselsilen sorumlu olan borçlular arasındaki ilişkide) ise, bu husustaki nihai sorumluluğun hangi tarafa ait olduğu konusunda tarafların kendi aralarında sözleşme yapabileceği, (Yargıtay 23. Hukuk Dairesi 2015/2283 E. 2015/8227 K. Sayılı 17.12.2015 tarihli ilamı),

TBK'nın 167. maddesinde “Aksi karşılaştırılmadıkça veya borçlular arasındaki hukuki ilişkinin niteliğinden anlaşılmadıkça, borçlulardan her biri, alacaklıya yapılan ifadan, birbirlerine karşı eşit paylarla sorumludurlar. Kendisine düşen paydan fazla ifada bulunan borçlunun, ödediği fazla miktarı diğer borçlulardan isteme hakkı vardır.

Bu durumda borçlu, her bir borçluya ancak payı oranında rücu edebilir.” hükmüne yer verildiği, somut olayda da ilgili alacak kalemlerinden davalı şirketin sorumlu tutulacağının kararlaştırıldığı belirtilerek fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla, şimdilik toplam 12.022,96 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile tahsilini talep etmiş, 02.01.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile 12.022,96 TL taleplerini,

20.567,87 TL ıslah ederek 20.567,87 TL ödemenin ödeme tarihi olan 18.03.2020 tarihinden itibaren, toplam 315,70 TL istinaf harcı ve gider avansının ödeme tarihi olan 16.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davalı vekili; işçilere yapılan ödemelerin davacı tarafından gerçekleştirildiği konusunda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, rücuen alacak ilişkisinin incelenmesi gerektiği, her ne kadar davacı rücuen alacak isteminde bulunmuşsa da davalının davacıdan alacaklı konumunda olması nedeni ile takas ve mahsup defiinde bulundukları, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında müvekkilin alacağı bulunduğu, bu durumun cari hesap kayıtlarında mevcut olduğu,

bu nedenle iç ilişki kapsamında tarafların ticari defterlerinin incelenerek takas defi ile birlikte müvekkil şirketin davacıya karşı borçlu olup olmadığının tespitini talep ettikleri, ayrıca dava dışı işçilerin açmış oldukları davalarla ilgili olarak arabuluculuk ücretlerinin davalı tarafından yatırıldığı, bu tutarların rücuen alacak ilişkisi kapsamında mahsup işleminin gerçekleştirilmesi gerektiği belirtilerek davanın reddine karar verilmesini talep etmiş, 16.01.2023 tarihli ıslaha cevap dilekçesinde ise ıslah talebinin zaman aşımına uğradığı,

kısmi davalarda talep edilen miktar için zamanaşımı süreleri dursa da talep dışı bırakılan kısım için ise zamanaşımı sürelerinin işlemeye devam ettiği, Türk Borçlar Kanunu 73. maddesinde rücu isteminin süresini açıkça düzenlendiği, bu maddeye göre Rücu istemi, tazminatın tamamının ödendiği ve birlikte sorumlu kişinin öğrenildiği tarihten başlayarak iki yılın ve her hâlde tazminatın tamamının ödendiği tarihten başlayarak on yılın geçmesiyle zamanaşımına uğrar.” düzenlemesinin bulunduğu, ödemelerin 16.09.2019 ve 18.03.2020 tarihinde yapıldığı, ödeme yapılan miktarların belli olduğu,

yalnızca 12.022,96 TL'sinin, rücu istemi için ön görülen 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği, kalan kısmı için zaman aşımı süresinin dolduğu, talep edilen bir diğer alacak kalemi olan istinaf başvuru harcı ve gider avansı için ise ödemenin 16.09.2019 tarihinde yapılmış olup dava tarihi itibariyle bu miktarın tamamı için zaman aşımı süresinin dolduğu beyan edilmiştir.

İlk derece mahkemesince; davanın asıl işveren tarafından dava dışı işçiye ödenen işçilik alacaklarının taraflar arasındaki sözleşme hükümleri gereğince davalı alt işverenlerden rücuen tahsili istemine ilişkin olduğu, uyuşmazlığın ise davacı ...

İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçiye icra takibi aracılığıyla ödenen işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı ile boşta geçen süre ücreti ve icra marifetiyle ödenen faiz tutarları, vekalet ücreti, harç, masraf tutarlarının davalı şirkete rücu edilip edilemeyeceğine ve rücu miktarına ilişkin bulunduğu, taraflar arasındaki sözleşmenin 10. maddesinde “....Sözleşme ifası süresince, işbu sözleşmenin imzalanmasını müteakiben yürürlükteki mevzuatın tanımlandığı çerçevede yapılacak yer teslimi prosedürleri neticesinde İşverence SGK'da açılmış olan dosyanın altında Taşeronca bir alt ,iş yeri numarası alınacak SGK dosyası tanzim edilecektir.

Taşeron tarafından çalıştırılacak her türlü personel bu iş yeri numarası altında işlem görecektir.

Taşeron çalıştırdığı personelin yürürlükteki mevzuata göre vergi, SGK primleri, işçilik ücretleri, tazminat ve masraflarını ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonlarını ödemekle mükelleftir....” şeklinde hükümler olduğu, eldeki davada taraflar arasındaki ilişkinin hukuki niteliğinin “hizmet temini (alım) sözleşmesi” olduğu, kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için zamanaşımı süresini düzenleyen ayrık bir hüküm de bulunmadığından,

TBK'nın zamanaşımı konusundaki genel hükmü olan 146. maddesi gereğince 10 yıllık zamanaşımı süresinin uygulanması gerektiği, somut olayda TBK'nın 146. maddesindeki zamanaşımı süresinin henüz dolmadığından davalı tarafın zamanaşımı def'inin reddine karar verildiği, mevcut ticari ilişkiden dolayı davacının davalılardan olan alacağının tayin ve tespiti bakımından 26/10/2022 tarihli bilirkişi raporları alındığı, alınan bilirkişi raporu diğer delillerle birlikte değerlendirilerek yapılan inceleme sonucunda; davalı ...

Yapı Madencilik Enerji Ticaret Limited Şirketinin takas -mahsup def'inin araştırılması için görevlendirilen bilirkişinin 25/10/2022 tarihli tutanak ve bilirkişi raporunda belirttiği üzere davalı taraf ticari defter ve belgeleri sunmadıklarından dolayı takas mahsup defi değerlendirmesi yapılamadığı, davacı ...

İnşaat A.Ş. tarafından dava dışı işçi için işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerine dayalı olarak toplamda 20.567,87 TL ödeme yapıldığı, taraf şirketler arasında imzalanan Hizmet Alım Sözleşmesi hükümleri uyarınca davacı ...

İnşaat A.Ş.'nin, dava dışı işçiye banka yoluyla icra dosyalarına ödediği işe iade tazminatları ve ferilerine ilişkin ödenen toplam 20.567,87 TL'nin yarı oranını (%50) teşkil eden 10.283,94 TL'yi davalı ... Yapı Ltd.

Şti.'den rücuen talep edilebileceğinin bilirkişi raporunda hesaplandığı, rapor içeriğine mahkemece de itibar edildiği ancak işe iadeden kaynaklı işe başlatmama tazminatı, boşta geçen süre ücreti, faizler, vekalet ücreti, yargılama giderleri, harç ve ferilerinden davacı işveren ve davalı alt taşeronun yarı yarıya sorumlu oldukları yönündeki bilirkişi tespitine itibar edilmediği, zira dava dışı işçinin sadece davalı yanında çalışması,

haksız fesih sebebiyle açılan işe iade davası ve sonrasında ortaya çıkan tazminat ve ferilerinden davalı şirketin neden olması ve ortaya çıkan zarardan da tek başına davalı şirketin sorumlu olması gerektiği değerlendirildiğinden, davacı yüklenicinin ödediği tazminat ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğu kanaatine varıldığı, davacı tarafından ödenen 20.567,87 TL'si yönünden davanın kabulüne alacağın 12.338,66 TL'sine dava tarihi olan 17/03/2022 tarihinden itibaren bakiyesine ıslah tarihi olan 02/01/2023 tarihinden itibaren avans faizi uygulanmasına (Emsal Y.

23.HD'nin 2019/2339 E, 2021/225 K, 2014/6531 E, 2015/4785 K sayılı ilamı), karar verilmiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın rücuen tazminat talepli olarak açıldığı, tarafları ve konusu aynı olan seri dosyalardan biri olduğu, dosyaların tamamının, taraflar arasında akdedilen yapım işi sözleşmesi gereği çalışan işçilerin işçilik alacaklarına yönelik yapılan ödemelerin rücusuna ilişkin bulunduğu, seri dosyalarda alınan bilirkişi raporları ile rücu ilişkisinin yorumlanmasının birbirinden farklı olduğu, dosyalar arasındaki çelişkiler giderilmeksizin hüküm kurulmasının son derece yanlış ve hukuka aykırı olduğu, bununla birlikte dosya kapsamında talep edilen alacakların zamanaşımına uğradığı,

itirazlarının haksız olarak mahkemece reddedildiği, gerekçede taraflar arasında hizmet alım sözleşmesi olduğu ve kendine has özellikleri olan bu sözleşme türü için kanunda ayrık bir zamanaşımı süresi öngörülmediğinden genel hükümlere tabi olarak 10 yıllık zamanaşımı süresinin geçerli olduğu; bu nedenle zamanaşımı defiinin yerinde olmadığından reddine karar verildiği, oysa mahkemece yapılan bu değerlendirmenin hukuki anlamda doğru olmakla birlikte somut olay açısından geçerli ve uygulanabilir bulunmadığı, dava ile hizmet alım sözleşmesinden doğan herhangi bir alacak değil;

işçilik alacaklarına ilişkin yapılan mahkeme ilamına dayanan alacakların talep edildiği, taraflar arasında akdedilen hizmet alım sözleşmesinin ise salt rücu ilişkisinde tarafların iradesiyle belirlenmiş bir hüküm olup olmadığının tespiti için başvurulacak dayanak olduğu, rücuya konu alacağın dayanağı yönünden başta yanılgıya düşüldüğünden mahkemece zamanaşımı sürelerinin de hatalı takdir edildiği, huzurdaki dava ile talep edilen alacakların mahkeme ilamından kaynaklandığından rücu isteminde TBK’nın 73. maddesindeki düzenlemelerin uygulanması gerektiği, talep edilen ödemelerin 16.09.2019 ve 18.03.2020 tarihinde yapıldığı,

ödeme yapılan miktarların belli olduğu yalnızca 12.022,96 TL'sinin, kısmi alacak olarak, rücu istemi için ön görülen 2 yıllık süre içerisinde talep edildiği, kalan kısım için zamanaşımının dolduğu, talep edilen bir diğer alacak kalemi olan istinaf başvuru harcı ve gider avansı için ise ödemesinin 16.09.2019 tarihinde yapıldığı, dava tarihi itibariyle bu miktarın tamamı için zaman aşımı süresinin dolduğu, seri halde incelenen, tarafları ve konusu aynı olan dosyalarda somut olayın çözümlenebilmesi için tarafların ticari defterlerinin incelenmesinin elzem olduğu,

tüm dosyalar açısından taraflara ait aynı ticari kayıtlar incelenmiş olmasına karşılık; huzurdaki dosyada müvekkilin davalıya 5.725.547,22 TL borçlu olduğu ancak yine aynı kayıtların incelendiği 2022/191 Esas sayılı dosyada alacak borç ilişkisinin bulunmadığının raporlandığı, yine aynı seride alınan bir başka raporda ise müvekkilin davacıdan alacaklı olduğu sonucuna ulaşıldığı, bu durumda meydana gelen bu açık çelişkinin giderilmesi talep edilmesine rağmen giderilmeden karar verildiği, cevap dilekçesi ile açık bir şekilde ticari defter kayıtlarına delil olarak dayandıklarının belirtildiği,

dosya kapsamında yapılan bilirkişi incelemesinde usulüne aykırı olarak müvekkile ait ticari defterlerin incelenmediği, söz konusu usulsüzlüğün ise mahkemece giderilmediği, ticari defterlerin incelenmesi için görevlendirilen bilirkişilerce müvekkil şirket yetkilisi ile telefonla ve whatsapp uygulaması üzerinden iletişime geçildiği, bu iletişimde şirket yetkilisince defter kayıtlarına ulaşılmadığının beyan edildiği, bu nedenle müvekkil şirkete ait defter kayıtlarının incelenmediğinin belirtildiği, hukukta böylesi bir bildirim usulü bulunmadığı,

söz konusu defter kayıtlarına delil olarak dayanılmışken, kayıtların bulunmadığı yahut zayi olduğuna dair izlenmesi gereken usulün de Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin 06.12.2021 tarih 2021/421 Esas, 2021/2017 Karar sayılı ilamında açıkça anlatıldığı, buna göre uyuşmazlık konusu dönem belirtilmek suretiyle hangi yıla ait ticari defterlerin hangi konu ve dönemle ilgili inceleneceği ve bilirkişinin inceleme görev alan ve sınırlarını HMK hükümlerine göre belirlemek suretiyle davalıya ticari defterlerin ibrazı için usulüne uygun kesin süre verilmesi,

davalının mahkemece usulüne uygun olarak kurulan ara karara rağmen defterlerini ibraz etmemesi halinde ise HMK 220. maddesi gereğince davalı defterleri ibraz etmeme nedeni hakkında defterleri elinde olmadığı, özenle aradığı hale bulamadığı ve nerede olduğunu bilmediğine ilişkin yemin teklif edilmesi,

davalı tarafça kesin sürede ibraz etmeme hakkında delilleri ile birlikte kabul edilebilir bir mazeret göstermemesi ve teklif edilen yeminin kabul ve icra edilmemesi hallinde ise davacı defterlerini de dikkate alarak ibraz etmeme sonucuna göre usulüne uygun olarak tutulan açılış ve kapanış tasdikleri yapılan davacı ticari defterlerindeki kayıtların esas alınarak rapor oluşturulması gerektiği, somut olayda izlenen yolun içtihatlarca netlik kazanmış usul ile hiçbir ilgili bulunmadığı, esasa ilişkin olarak yapılan incelemeler neticesinde bilirkişi tarafından dosyaya rücuen alacağa yönelik seçenekli bir rapor sunulduğu,

sunulan raporla bilirkişi tarafından takdir mahkemeye bırakılarak müteselsil sorumluluk ve tam sorumluluk esasından ayrı iki hesaplama yapıldığı, mahkemece ise müteselsil sorumluluk esasına göre yapılan hesaplamaya itibar edilmediği, tam sorumluluk kabul edilerek davacı tarafından yapılan tüm ödemenin rücusuna karar verildiği, müteselsil sorumluluğun kabul edilmeme gerekçesi olarak ise;

işçinin alt işveren olarak müvekkil şirketin bünyesinde çalıştığını, dava dışı işçi için ödenen işe başlatmama tazminatı ve ferilerine müvekkil şirketin sebep olduğu bu nedenle tüm ödemeye alt işveren olan müvekkilin tek başına katlanması gerektiğine kanaat edildiğinin belirtildiği, bu durumun tamamen hatalı bir değerlendirme olduğu, rücuya ilişkin kanuni düzenlemenin son derece açık olduğu,

bu kapsamda rücuya yönelik hüküm kurabilme için evvelce taraflar arasında varsa sözleşme hükümlerine şayet yoksa genel hükümlere göre bir sorumluluk esasına gidilmesi gerektiği, taraflar arasında akdedilen sözleşmeler açısından somut olay değerlendirildiğinde ise rücuya ilişkin herhangi bir düzenleme olmadığı, her ne kadar taşeron tarafından çalıştırılan personelin vergi, SGK primleri işçilik ücretleri, tazminat ve masrafları ve sözleşmenin ifası ile ilgili tüm vergi ve fonların ödenmesinden taşeronun sorumlu olduğu düzenlenmişse de söz konusu düzenlemenin, İş Kanununun 2. maddesine aykırı olduğundan hükümsüz olduğu,

taraflar arasındaki sözleşmede, anılan hükümden başka rücuya yönelik bir düzenleme de bulunmadı, sorumluluğun müteselsil olarak değerlendirilmesi gerektiğinin tartışmasız olduğu, müşterek ve müteselsil sorumluluk varken, yargılamaya müvekkil şirketin sebebiyet verdiğinden bahisle tam sorumluluk değerlendirilmesi yapılmasının da hem hukuka hem de akıl ve mantığa uygun olmadığı, rücu ilişkisine konu yargılamaya kimin sebebiyet verdiğine dair bir inceleme dahi yapılmadığı, belirtilerek kararın kaldırılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan rücuen tazminat istemine ilişkin olup mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. Maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

Dosya kapsamı incelendiğinde; davalı vekilinin 13.07.2022 tarihli dilekçesi ile şirket defterlerinin bulunduğu adresi mahkemeye bildirdiği, mahkemesince alınan 26.10.2022 tarihli bilirkişi raporunda; bilirkişilerce, davalı şirket vekilin 13.07.2022 tarihinde mahkemeye sunduğu dilekçedeki iletişim kurulacak yetkili kişi olarak bildirilen ... ile 2022 yılı ağustos ayında telefon ile görüşüldüğü, kendisinin şehir dışındaki şantiyeler ile ilgilendiği bilgisinin alındığı,

yapılması gereken inceleme bilgisi verildikten sonra inceleme yapılması için ne zaman müsait olabilecekleri sorusu sorulduğunda “Ankara 'ya döner dönmez sizi arayacağım” cevabının alındığı, Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında yapılan telefon görüşmelerinde herhangi bir ilerleme kaydedilemediği için davalı vekilin sayın mahkemeye verdiği defterlerin inceleneceği adres olan... adresine 25.10.2022 tarihinde saat 10:00 da gidildiği, davalı şirketin adresinde bulunan ... ile görüşüldüğü, durumun izah edilerek 2017-2018-2019-2020-2021 ve 2022 yılları defter ve belgelerin üzerinden dava kapsamında inceleme yapılaması gerektiğinin belirtildiği,

ancak herhangi bir belge verilmemesi üzerine inceleme yapılamadığının açıklandığı anlaşılmıştır.

Mahkemesince, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle;

davadaki talep taraflar arasında imzalanan 07.04.2017 tarihli Ağrı Suçatağı 300 Yataklı Devlet Hastanesi İnşaatı Yapım İşi kapsamında sözleşmedeki şartlar dahilinde muhtelif inşaat işlerini konu alan eser sözleşmesi kapsamında davalı işçisi tarafından açılan alacak davası nedeni ile davacı tarafından yapılan ödemenin rücuen tahsili istemine ilişkin olup 5 senelik zaman aşımı süresine tabi bulunmasına, davada ödendiği ispatlanan bedeller yönünden talepte bulunulmasına,

mahkemesince davacı tarafça ödediği bedel yönünden karar verilmiş olup davalının defterinin incelenmesinin dava konusu talep yönünden sonuca etkili olmadığı ve davalının takas talebinin dosya kapsamında yasal deliller ile ispatlanamadığının anlaşılmasına göre davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine, 2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 1.404,99 TL istinaf karar harcından peşin alınan 351,25 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.053,74 TL harcın davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yaptığı istinaf yargılama giderlerinin kendisi üzerinde bırakılmasına, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 Sayılı HMK'nun 362/1-a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 20.05.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2023/765, K. 2025/591, 20 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/765
Karar No
2025/591
Tarih
20 Mayıs 2025

İlgili Kararlar

  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi E.2023/766 K.2025/644
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/766 K.2025/999
  • İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/767 K.2025/345
  • Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/767 K.2025/544
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2023/767 K.2025/1000
  • İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/768 K.2025/431

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.