KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 25 Haziran 2024
- Esas No
- 2024/146 - Karar No:2024/563
- Dosya no
- 2024/146
- Karar no
- 2024/563
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 12/10/2023
- Numarası
- 2023/135 E-2023/695 K
- Davacı
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 25.06.2024
Karar Metni
1.136 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle; taraflar arasındaki taşeron sözleşmesine istinaden müvekkili tarafından 30.12.2012, 22.04.2013, 18.05.2013 ve 29.06.2013 tarihli toplamı 1.060.000,00TL olan faturaların 686.800,00 TL’lık kısmının tahsili için davalı hakkında Ankara 8. İcra Müdürlüğü'nün 2016/23405 sayılı dosyasında icra takibi yapıldığını, davalının faturanın ödendiği gerekçesi ile takibe itiraz ettiğini, faturaların düzenlendiği tarih itibariyle davalı şirketin türünün limited şirket olup daha sonrasında anonim şirkete çevrildiğini belirterek davalının takibe itirazının iptaline, takibin devamına ve % 20 icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı taraf süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk Derece Mahkemesince; " 28. Mahkememizce, kaldırma kararı gereğince alınan bilirkişi raporunda daha önce yapılan keşif icrası sonucu tespit edilen hususlar nazara alınarak taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca davacının ifa ettiği edimlerin birim fiyatları değerlendirilmiştir.
Yapılan belirlemeye göre davacının 1.263.570,43.-TL tutarında iş yapıldığı, 1.250.800,00.-TL fatura keşide edildiği, davalı şirketten 564.000,00.-TL tahsilat yapıldığı, takip tarihi itibariyle davacının 686.800,00.-TL alacaklı olduğu değerlendirilmiştir. ...
31. Davacı yan davalının bu savunmasına yönelik olarak yine davalı ile aralarında akdedilmiş olan 05.02.2013 tarihli "Satış Sözleşmesidir" başlıklı sözleşmeyi sunmuş olup davalı yanca taraflar arasında dava konusu edilen eser sözleşmesindeki iş bedeli alacağına karşılık devredildiği iddia edilen taşınmazın esasen 05.02.2013 tarihli satış sözleşmesinin konusunu teşkil ettiğini, bu taşınmazın aralarındaki eser sözleşmesinden bağımsız olarak satım sözleşmesine konu edildiğini ve 05.02.2013 tarihli sözleşmede satıma konu edilen taşınmazın ödemesinin ne şekilde yapılacağının kararlaştırıldığını ileri sürmüştür.
32. Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararı gerekçesi gereğince davalı yanın iş bedeli alacağının taşınmaz devri suretiyle ödenip ödenmediği hususunda tarafların iddia ve savunmaları değerlendirildiğinde, özellikle 10.11.2011 tarihli protokolde yalnızca 2 adet bağımsız bölüm devrinin kararlaştırıldığı, bu protokolde her hangi bir arsa devrinin iş bedeli olarak devrinden sözedilmediği,
yine davalı yan vekili her ne kadar iş bedeli alacağının arsa karşılığı ödendiğini savunmuş ise de, davacı yanca sunulmuş olan 05.02.2013 tarihli protokolde davalı yanca iş bedeli olarak davacıya devredildiği iddia edilen taşınmazın da bulunmasına karşın sözkonusu taşınmaz bedelinin ödeme biçimi olarak davacının alacaklı olduğu iş bedelinin bulunmadığı, bu bakımdan her iki sözleşmenin birbirinden bağımsız olarak değerlendirilmesi gerektiği, zira davalının takas mahsup definde de süresi içerisinde bulunmamış olması da nazara alındığında davalının ödeme iddiasını ispat edemediğinin kabulü gerekmiştir.
33. Yukarıda açıklanan gerekçelerle davacının takibe konu etmiş olduğu iş bedeli bakiye alacağını ispat ettiği, buna karşılık davalı yanca ödeme iddiasının ispat edilemediği anlaşılması karşısında davalının itiraz ve iddialarının yerinde olmadığı anlaşılmakla; davanın kabulüne, alacağın likid olmadığı değerlendirildiğinden icra inkar tazminatının reddine" karar vermek gerektiği gerekçesiyle "1-Davanın KABULÜNE, Ankara 8. İcra Dairesinin 2016/23405 sayılı takip dosyasında davalının itirazının iptaline, takip konusu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına,
2-Alacağın varlığı ve miktarı yapılan yargılama sonunda keşfen belirlendiğinden likit olmayan alacakla ilgili davacı vekilinin icra inkar tazminatı talebinin REDDİNE, " karar vermiştir.
Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde özetle; takibe konu alacağın likit olduğu, müvekkili lehine icra inkar tazminatına hükmedilmek gerekirken reddine karar verilmesinin hatalı olduğu, davanın 2017 yılında açıldığı, paranın değer kaybına uğradığı nedenleriyle mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinin müvekkili şirkete usulüne uygun tebliğ edilmediği, Tebligat Kanunu 35. maddeye göre yapılan tebligatın usulüne uygun olmadığı, dava dilekçesinin tebliğ edildiğine dair şerh bulunmadığı, müvekkilinin son tebligatla bilirkişi raporundan 16.12.2021 tarihinde tesadüfen haberdar olduğu, tüm tebligatların usule aykırı yapıldığı, müvekkilinin savunma hakkının kısıtlandığı,
bilirkişi raporuna yönelik itirazlarını tekrarladıkları, BAM kaldırma kararı gereğince öncelikle birim fiyatlarla yapılan iş bedelinin hesabı için keşif icra edilmesi gerektiği, ek rapor alınmasının kaldırma kararını karşılamadığı, bilirkişilerin 05.02.2013 tarihli protokol ile 10.11.2011 ve 25.09.2012 tarihli protokolleri ilişkilendirmediği, müstakil olarak değerlendirdiği, oysa taraflar arasında süre gelen ticari ilişkiler açısından bu protokollerin bir bütün olduğu,
05.02.2013 tarihli protokol ile taraflar arasında bir alış-veriş gerçekleşmesine rağmen davacının sonradan iş bu dava ile talep ettiği işçilik bedeline ilişkin herhangi bir madde yazılmamasının hayatın olağan akışına aykırı olduğu, hatta protokolün 3.2. maddesi gereğince davacının davalıya nakit ödeme yapmasının ve daha önceki işçilik alacağına ilişkin herhangi bir mahsuplaşmaya gitmemesinin de izaha muhtaç olduğu, bilirkişilerin taraflı rapor verdikleri, 05.02.2013 tarihli protokoldeki tüm devirlerin ve tüm temliklerin gerçekleştiğine dair ön kabulün bunu gösterdiği,
devir ve temliklerin gerçekleştiğine dair dosyada herhangi bir belge olmamasına rağen arsaların bedellerinin ödendiğinin belirtildiği, "dolayısıyla davacı şirket yetkilisi askeri nergiz'in davalıdan aldığı arsaların bedelini noksansız şekilde ödemiş olduğu," na yönelik kanıya nasıl varıldığının anlaşılamadığı, davacı tarafın 05.02.2013 tarihli protokole ilişkin ödemeleri ispat etmek zorunda olduğu, bilirkişilerin herhangi bir cevap dilekçesi ve ticari defter sunulmadığına yönelik tespitlerinin art niyetli olduğu, daha önceki itirazlarında belirttikleri üzere tebligatların usulsüz olduğu,
bu imkanlardan yoksun kaldıkları, protokollerde tanık olarak yer alan kişileri tanık olarak dinletme imkanı bulamadıkları, ekte sundukları belgeden görüleceği üzere davacı ile davalı arasında 10.11.2011 tarihli protokolün akdedildiği, protokol ve sözleşmeler gereğince müvekkilinin üzerine düşen edimi yerine getirdiği, anılan protokolün bir örneğini sundukları, protokolü tanık olarak imzalamış olan ...'ün dinlenilmesini talep ettikleri, müvekkil protokol gereği ediminin bir kısmını davacıya arsa devrederek ifa ettiği, devredilen arsalara ilişkin tapu kayıtlarının mahkemeye sunulduğu, protokole istinaden;
... parsel sayılı taşınmazdaki müvekkil şirkete ait hisselerin davacı şirketin sahibi ...'e devredildiği, devre ilişkin tapu bilgilerinin de ekte sunulduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup, mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde uyarınca istinaf nedenleriyle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı ve özellikle Dairemizin kaldırma kararına uygun olarak yapılan yargılama ve denetlenebilir nitelikteki bilirkişi raporunun hükme esas alınmış olmasına göre taraf vekillerinin istinaf başvurularının 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2024/146, K. 2024/563, 25 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama