KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2025
- Esas No
- 2024/443 - Karar No:2025/359
- Dosya no
- 2024/443
- Karar no
- 2025/359
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Ek karar tarihi
- 27/03/2024
- Numarası
- 2022/205 E-2024/56 K
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 27/03/2025
Karar Metni
1.999 kelime·10 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davalı vekilince HMK'nın 305/A maddesi gereğince ek karar verilmesi talebinde bulunulduğu, mahkemece 27.03.2024 tarihli ek karar ile davalının talebinin reddine dair verilen karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ GÖRÜŞÜLÜP DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili; taraflar arasında 04.09.2013 tanzim tarih ve SMK-13-0309- 1750 sözleşme numaralı bir kalem makine ve ekipman için sözleşme yapıldığını, mezkur sözleşme ile satıcının 02.10.2013 tarihinde 75.000,00 TL bedelli dava konusu titreşimli Elek STE-2060/4 katlı makineyi alıcı müvekkiline fatura ettiğini, sözleşme gereğince de teslimi yapılan makinenin davacı şirkete ait Arhavi İlçesindeki Taş Ocağı kırma eleme ocağına getirilerek montaj edildiğini, sözleşme gereği 1 yıl veya 2000 çalışma saati garantisi verilen makinenin daha teslim alındığının ilk başlarında elek rulmanın arıza vermeye başladığını,
durumun satıcı firmaya bildirilmesi üzerine 2014 yılı başlarında davalı tarafından 2 kez garantiden rulman değişimi yapıldığını, buna rağmen arızaların devam etmesi üzerine davalı tarafın 26.05.2015 tarihinde garanti kapsamında 2000*6000 4 katlı elek gövdesini değiştirdiğini ancak bu değişimden sonra da mevcut sorunun devam ettiğinin yeniden ortaya çıkması sonucu durumun davalı firmaya bildirildiğini, davalının bir kaç kez sorunun giderilmesi için kendi uzman görevlilerini tespit ve onarım için gönderdiğini,
rulman arızasının devam etmesi üzerine üretimin aksamaması ve taahhütlerden ötürü maddi zarar ve piyasa kaybı oluşmaması için davacı firma tarafından gerekli önlemlerin alındığını, piyasadan ayrıca 12 adet daha rulman alınmak zorunda kalındığını, bu arada üretimin durması ve alınan rulmanlardan ötürü muhtelif satıcılara 25.000,00 TL ödeme yapılmak zorunda kalındığını, ayıp ihbarının süresinde yapıldığını ileri sürerek,
25.000,00 TL makine satış bedelinin tenzili ile iadesini veya yenisiyle arasındaki farkın, 10.000,00 TL rulman bedelinin, 15.000,00 TL mahrum kalınan kar olmak üzere toplam 50.000,00 TL'nin, 08. 07.2018 tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihi itibariyle hesaplanan ayıplı makineden tenzili gereken bedel nedeniyle 52.500,00 TL, rulman bedeli nedeniyle 11.900,00 TL, üretimden kaynaklı yoksun kalınan kar nedeniyle 76.497,00 TL olmak üzere toplam 140.897,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili; davacı yanın tüm taleplerinin zamanaşımına uğradığını, TTK'nun 23. maddesi ve 6098 sayılı TBK'nın 223. maddesi ve 6102 sayılı TTK'nın 18. maddesi gereğince davalı şirket tarafından 04.09.2013 tarihli sözleşme ile davacı şirkete satılan ürünlerle ilgili noter aracılığıyla taahhütlü mektupla telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak müvekkili şirkete gönderilmiş ayıp ihbarının bulunmadığını, ayrıca taraflar arasındaki sözleşmenin garanti başlığını taşıyan 8. maddesindeki düzenlemenin de dikkate alınması gerektiğini, öncelikle zamanaşımı yönünden davanın reddini talep ettiklerini,
müvekkili şirketin bir çok defa davacıya ait sahada ölçümler yaparak en ideal tesis yerleşimi projesini çizdiğini, oldukça dar bir alanda oluşturulabilecek en ideal tesisi davacı şirkete montajını yaparak teslim ettiğini, davacının müvekkili şirketten taş kırma ve eleme için aldığı makinelerde normalin neredeyse 2 katı ağır ve aşındırıcı malzeme kullandığını ve taş kırma işi yapıldığını, tecrübeli personel istihdam edilerek kullanılması gerektiğini, garanti kapsamında rulman gönderildiğini,
ayrıca müvekkili şirketin hiç kullanılmamış elek imal edip yine böyle bir mecburiyeti olmadığı halde davacı yana garanti kapsamında yeni bir elek imal edip gönderdiğini, yeni elekte de aynı sorun yaşanınca davacı tarafın hatanın kendilerinde olduğunu kabul ettiğini ve müvekkili şirket ile ticari ilişkisini sürdürdüğünü, tesisin devreye alınmasının Ekim 2013 yılı olduğunu, oysa davacı yanın iddialarında tesisin kurulduğundan bu yana hep sorun yaşandığını belirttiğini, ayrıca taraflar arasındaki ticari ilişkinin 2015 yılının Ağustos ayına kadar devam ettiğini,
müvekkili şirketin davacı tarafça ödenmeyen açık hesap alacağının tahsili için davacı firma hakkında Ankara 6. İcra Müdürlüğü'nün 2015/23008 sayılı dosyası üzerinden takip yapıldığını, tesisin montajından yaklaşık 2 yıl sonra böyle bir dava açılmış olmasının kabul edilemez olduğunu belirterek, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece 26.11.2019 tarih ve 2015/796 Esas- 2019/979 Karar sayılı davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine, Dairemizin 22.02.2022 tarih ve 2020/322 Esas- 2022/195 Karar sayılı kararı ile; davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Mahkemece Dairemizin kaldırma kararından sonra yapılan yargılama sonucunda; dosyada alınan raporlar kapsamından, dava konusu üretilen makinenin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği, 6098 Sayılı yasanın 477.maddesinde ''Eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder.
İşsahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır.
Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa işsahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorundadır; bildirmezse eseri kabul etmiş sayılır.'' şeklinde düzenleme bulunduğu, davacının 26/05/2015 tarihinde makinenin elek gövdesinin değiştirilmesinden sonra davalıya çektiği ihtar bulunmamakta ise de; makinenin elek gövdesinin değiştirilmesinden sonra ilk rulman alımının 27/08/2015 tarihinde yapıldığı bu tarihte değişen makinede ilk rulman arızasının çıktığının kabulünün gerekeceği, davacı tarafından sonrasında da rulman alımına devam edildiği, davanın 02/12/2015 tarihinde açıldığı,
bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere ayıbın gizli ayıp olduğu ve makinenin kullanımı ile anlaşılabilecek nitelikte olduğu, davacının değişen elek makinesinin 27/08/2015 tarihli ilk rulman arızası verdikten sonra makinedeki arızanın devam edip etmeyeceğinin tespitinin makinenin kullanımı ile anlaşılabileceğinden, 27/08/2015 dava tarihi olan 02/12/2015 tarihi aralığındaki sürenin ayıp ihbarı için makul bir süre olduğunun değerlendirildiği,
yine davalının makinenin elek gövdesini değiştirdikten sonra aynı şekilde ayıplı ürün temin etmesi de gözetildiğinde, davalının 6098 Sayılı yasanın 477. madde hükümleri gözetilerek iyi niyetli olmadığı değerlendirilerek, sorumluluğunun devam edeceğinin kabul edildiği, davalının sözleşme gereği üstlendiği şekilde eseri davacıya teslim etmediği, eserin gizli ayıplı olarak teslim edildiği anlaşılmakla, davacının 6098 Sayılı yasanın 475. maddesi uyarınca eseri alıkoyup bedelden indirim istemek hakkı ve genel hükümlere göre tazminat talep etmek hakkı da bulunduğu, dosya kapsamında alınan son bilirkişi raporuna göre;
dava konusu makinenin özel tasarım ve dizaynda imal edilmiş olup, başka türlü kullanılmasının mümkün olmadığı, hurda değerinin 22.500,00 TL olduğu, tenzil edilecek değerin 52.500,00 TL olacağı, makinenin hurda değeri olduğundan ayıp oranında nispi metoda göre indirim hesaplanması mümkün olmadığının, yine makinenin ayıplı olması nedeni ile 7 adet rulmanın fazladan değiştirildiğinin, rulman bedeli olarak talep edilecek miktarın 11.900,00 TL olduğunun, üretimden kaynaklı makinenin değişim yapılan gün çalışamaması nedeni ile uğranılan zararın ise,
mali müşavirin de katıldığı ticari defter kayıtlarına göre yapılan hesaba göre toplamda 11.155,73 TL olduğunun belirlendiği, alınan 29/10/2023 tarihli bilirkişi raporunun denetime elverişli bulunmakla hükme esas alındığı, davalının makineleri ayıplı olarak teslim etmesinden dolayı davacının makinenin bedelinden tenzil edilecek değer olan 52.500,00 TL'yi, yine ayıplı makine teslim edilmesi nedeni ile uğradığı zarar olan fazladan rulman değiştirme bedeli olan 11.900,00 TL'yi ve 11.155,73 TL kazanç kaybı zararı toplamı olan 75.555,73 TL'yi talep etmekte haklı olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne,
fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili 27/03/2024 tarihli dilekçesi ile; mahkeme gerekçeli kararının 30.01.2024 tarihinde yazıldığını, taraflarına 13.03.2024 tarihinde e-tebligat yoluyla tebliğ edildiğini ancak hüküm kısmında taraflarınca talep edilen bazı hususlar hakkında hüküm kurulmadığını, bahse konu gerekçeli kararda her ne kadar davacı taraf açısından yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmuş ise de, tarafları açısından yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığını, 6100 sayılı HMK'nın 332.maddesinin dikkate alınması gerektiğini,
Bölge Adliye Mahkemesi kaldırma kararından önce verilen 2015/796 Esas- 2019/979 Karar sayılı 26.09.2019 tarihli kararında yargılama giderlerinin tutarı, hangi tarafa hangi oranda yükletildiğine ilişkin hüküm kurulduğunu ancak mahkemenin kaldırma kararı sonrasında verdiği bu kararda yargılama giderlerine hükmedilirken davadaki kısmen kabul kısmen ret kararının gözetilmediğini ve müvekkili lehine yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmadığını belirterek, 6100 sayılı HMK'nın 305/A madde hükmü dikkate alınarak, davada kısmen ret kararı verildiğinden,
müvekkili lehine hükmedilen yargılama giderlerinin tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğine ilişkin ek karar yazılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece 27/03/2024 tarihli ek kararı ile; yargılama giderlerinin bozma öncesi ve sonrası olacak şekilde ayrım yapılmaksızın dosya safahatı boyunca yapılan yargılama giderleri toplamı olarak hesaplandığı ve kabul ve red oranı nispetince taraflara hükmedildiği, somut olayda, hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracak şekilde hükmün tamamlanması, tavzih ve tashih kararı verilemeyeceği, taraflara yüklenen hak ve borçların değiştirilemeyeceği gerekçesiyle, davalı vekilinin hükmün tamamlanmasına ilişkin ek karar isteminin reddine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf başvurusunda; mahkemenin 27.03.2024 tarihli ek kararının hukuka aykırı olup, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, mahkemece verilen ek kararın hatalı olup, kaldırılması gerektiğini, mahkemenin bahse konu kararında; kısmen kabul kısmen red kararı verildiğini, her ne kadar davacı taraf açısından yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmuş ise de, müvekkili açısından yargılama giderlerine ilişkin herhangi bir hüküm kurulmadığını, bu noktada 6100 Sayılı Kanunun "Yargılama giderlerine hükmedilmesi" başlıklı 332.maddesinde "(1)Yargılama giderlerine, mahkemece resen hükmedilir.
(2)Yargılama gideri, tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiği ve dökümü hüküm altında gösterilir. (3)Hükümden sonraki yargılama giderlerini hangi tarafın ödeyeceği, miktarı ve dökümü ile bu giderlerin hangi tarafa yükletileceği, mahkemece ilamın altına yazılır." hükmünün bulunduğunu, mahkemece Bölge Adliye Mahkemesinin kaldırma kararından önce verilen 26.11.2019 tarih 2015/796 Esas- 2019/979 Karar sayılı kararında yargılama giderlerinin tutarı,
hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğine ilişkin olarak "4.-Davalı tarafından yapılan 31,00 TL tebligat/müzekkere masrafı ve 2.500,00 TL bilirkişi ücreti toplamı 2.531,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine," şeklinde hüküm kurulduğunu ancak mahkemenin kaldırma kararı sonrasında verdiği 30.01.2024 tarih ve 2022/205 Esas- 2024/56 Karar kararında yargılama giderlerine hükmedilirken "kısmen kabul kısmen red" kararının gözetilmediğini ve müvekkilince yapılan yargılama giderlerine ilişkin hüküm kurulmadığını,
6100 Sayılı Kanunun "Hükmün Tamamlanması" başlıklı 305/A maddesi gereğince işbu davada kısmen kabul kısmen red kararı verildiğinden, tarafları lehine hükmedilen yargılama giderlerinin tutarı, hangi tarafa ve hangi oranda yükletildiğine ilişkin ek karar yazılmasının talep edildiğini ancak mahkemece taleplerinin 27.03.2024 tarihli ek karar ile reddedildiğini ve ek kararın isabetsiz olduğunu belirterek, mahkemenin 27.03.2024 tarihli ek kararının kaldırılmasını, HMK'nın 305/A maddesi gereğince talepleri doğrultusunda ek karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin olup, mahkemece davalı vekilinin HMK'nın 305/A maddesi gereğince hükmün tamamlanması yönünde ek karar verilmesi talebinin reddine dair verilen 27.03.2024 tarihli ek karara karşı davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İnceleme, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Uyuşmazlık, davalı vekilinin hükmün tamamlanması konusundaki talebinin mahkemece reddedilmesine dair verilen ek kararın isabetli olup olmadığı noktasındadır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 305/A maddesinde. "Taraflardan her biri, nihai kararın tebliğinden itibaren 1 ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir." düzenlemesi bulunmaktadır.
HMK'nın söz konusu bu maddesinde düzenlenen "hükmün tamamlanması" müessesesi, yargılamada ileri sürülmüş olmasına veya kendiliğinden hükme geçirilmesinin gerekli olmasına rağmen, mahkemece hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, hükümdeki bu eksikliğin tamamlanması amacıyla kabul edilmiştir.
Keza "hükmün tamamlanması"na karar verilebilmesi için, taraflardan birinin, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde bu hususta bir "ek karar" verilmesi talebiyle mahkemeye başvurması gereklidir.
Dava konusu olayda, mahkemece davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verildiği, davacı taraf yönünden kabul ve ret oranına göre davacı tarafça yapılan yargılama giderleri yönünden karar verildiği halde davalı tarafça yapılan yargılama giderleri yönünden reddedilen miktar dikkate alınarak davalı yararına yargılama giderine hükmedilmesi gerekirken, bu konuda bir karar verilmemiş olduğu anlaşıldığından,
davalı tarafça hükmün tamamlanması yoluna başvurulabileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesinin 27.03.2024 tarih ve 2022/205 Esas- 2024/ 56 Karar sayılı ek kararının HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın davalı vekilinin yargılama giderleri talebi yönünden davanın kısmen kabulü ile kısmen reddine karar verilmiş olduğu hususu gözetilerek, HMK'nın 305/A maddesi gereğince ek karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmesi gerekmiştir.
Başkan · e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye · e-imzalıdır Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2024/443, K. 2025/359, 26 Mart 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama