KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 26 Şubat 2025
- Esas No
- 2025/109 - Karar No:2025/229
- Dosya no
- 2025/109
- Karar no
- 2025/229
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 26/02/2025
Karar Metni
1.128 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak davasında mahkemece verilen kararın davalı vekilince süresi içerisinde istinaf edilmesi üzerine Dairemizce verilen 19.01.2023 tarih, 2021/311 E, 2023/60 K. sayılı kararının taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 04.11.2024 tarih, 2023/1501 Esas, 2024/3759 Karar sayılı ilamıyla bozulmakla Dairemizin 2025/109 esasına kaydedilerek, duruşmalı yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle; müvekkili ile davalı arasında düzenlenen 01.12.2009 tarihli sözleşme ile davalının Libya'da yapımını üstlendiği proje için gerekli olan cebri borular ve parçaların imalatı ve montajı işinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin bu sözleşmeden doğan yükümlülüklerini sözleşmeye uygun şekilde ve zamanında yerine getirdiğini, davacı tarafından imalatı tamamlanan dava konusu boruların davalı tarafça teslim alınmadığını ve bedeli olan 76.865,00 Euro'nun ödenmediğini, boruların müvekkili şirketin stok sahasında bekletildiğini ve stoklama maliyetinin oluştuğunu ileri sürerek,
76.865,00 Euro karşılığı TL'nin 04.01.2012 tarihinden itibaren, 10.267,00 USD stoklama maliyetinin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca işletilecek yasal faizi ile birlikte ödeme tarihindeki efektif satış kuru üzerinden davalıdan tahsilini ve teminat mektubunun iadesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi ve Şubat 2011 tarihinde Libya'da meydana gelen olaylar sebebi ile bu ülkede çalışmanın imkansız hale gelmesi sebebi ile sözleşmenin bu tarih itibari ile feshedildiğinin kabulü gerektiğini, üretilen malların sözleşmede belirtilen nitelikleri taşımadığını, dava konusu ürünlerin bir kısmında eksiklik olduğunu ve sevke hazır olmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, davacının sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiği, davalıya boruları teslim alması konusunda ihtarat yaptığı, sözleşme kapsamında üretilen boruları teslim almakta temerrüde düşen davalının üretilen boruların bedeli ile stoklama maliyetini davacıya ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, boru bedeli 63.047,09 EURO'nun ve stoklama bedeli 9.420,00 USD'nin dava tarihinden itibaren işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesinin kararına karşı davalı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Dairemizin 19.01.2023 tarih, 2021/311 E, 2023/60 K sayılı kararıyla; taraflar arasındaki sözleşmede, imalatı yapılıp teslim edilecek boruların teslime kadar muhafaza giderlerine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı gibi, sözleşmenin ifa imkânsızlığının doğduğu aşamaya kadar geçen süreçte sözleşmeye ve davaya konu boruların boyanması yönünde karşılıklı yazışmalar da olup, davacının, boruların teslim alınmasına, teslim alınmaması halinde depolama nedeniyle zarara uğradığına/uğrayacağına ilişkin davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtarı da bulunmadığı,
bu durumda boruların depolama (stoklama) bedeline ilişkin 10.267,00 USD'lik talep kaleminin reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, sözleşmeden kaynaklanan bakiye alacak miktarı olan 63.047,09 Euro'nun dava tarihinden işleyecek 3095 sayılı Yasanın 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının Euro ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
Bu karara karşı taraf vekillerince süresinde temyiz yoluna başvurulması üzerine Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 04.11.2024 tarih, 2023/1501 esas, 2024/3759 karar sayılı ilam ile davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazları reddedilerek, “Taraflar arasında düzenlenen 01.12.2009 tarihli "...
Projesi Cebri Borularının ve Parçalarının İmalat ve Montaj İçin İşgücü Temini İşi" sözleşmesi, sözleşme tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 355 ve devamı maddelerinde düzenlenen eser sözleşmesi olup, davacı taşeron, davalı yüklenicidir.
Bu sözleşme ile davacı taşeron, davalı yüklenicinin dava dışı iş sahibine karşı üstlenmiş olduğu projenin cebri borularının ve parçalarının imalatlarının tamamlanması ve davacı işyerinde teslimi ile bedeli ödenmek kaydıyla montaj için gerekli kalifiye işgücü ve süpervizör temini işini üstlenmiştir.
Davacı taşeron bakiye iş bedeli ile birlikte sözleşmeye uygun olarak imalatı tamamlanıp, stok sahasında hazır bekletilmesine rağmen davalı iş sahibince boruların teslim alınmaması sebebi ile oluşan stoklama maliyetinin davalıdan tahsilini talep etmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince taraflar arasındaki sözleşmede, imalatı yapılıp teslim edilecek boruların teslime kadar doğacak muhafaza giderlerine ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, sözleşmenin ifa imkânsızlığının doğduğu aşamaya kadar geçen süreçte boruların teslim alınmaması halinde depolama nedeniyle zarara uğradığına/uğrayacağına ilişkin davalıyı temerrüde düşürücü bir ihtarı da bulunmadığı gerekçesiyle stoklama maliyetinin talep edilemeyeceği belirtilmiş ise de, dava konusu boruların imalatı tamamlanıp, bir kısmı davalı tarafça belirlenen kontrol firması tarafından kontrolleri yapılıp paketlenmiş halde,
bir kısmı ise son kat boyası atılacak halde kontrol için davacıya ait stok sahasında hazır bekletilmesine rağmen dava tarihine kadar teslim alınmadığı sabit olduğuna göre, stoklama maliyetinin Türk Lirası karşılığının tespiti için bilirkişi kurulundan ek rapor alınarak hesaplanacak bedele Türk Lirası olarak hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir” gerekçesi ile kararın bozulmasına karar verilmiş, bozmadan sonra dosya Dairemizin 2025/109 Esasına kaydedilmiş, duruşma günü 26.03.2025 tarihine bırakılmış,
tarafların 25.02.2025 tarihli dilekçeleri ile duruşma gününün erkene alınarak yokluklarında karar verilmesi talebi kabul edilerek duruşma günü 26.02.2025 tarihine alınmıştır.
Davacı vekili 24.02.2024 tarihli dilekçesi ile davadan feragat ettiklerini, yargılama gideri ve vekalet ücreti talep etmediklerini, 25.02.2025 tarihli dilekçesi ile de duruşma gününün erkene alınarak, yokluklarında duruşma açılarak, sulh olduklarından feragat beyanları doğrultusunda karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili de 24.02.2024 tarihli dilekçesi ile, davacının davadan feragat etmesi halinde yargılama gideri ve vekalet ücreti talebi olmadığını ve feragat nedeni ile davanın sonlandırılmasını, 25.02.2025 tarihli dilekçesi ile de duruşma gününün erkene alınarak sulh protokolü ve davacının feragat beyanı doğrultusunda yokluklarında karar verilmesini talep etmiştir.
Davadan feragat, 6100 sayılı HMK'nun 311 nci madde hükmü uyarınca, kesin hüküm sonuçlarını doğurduğu gibi, aynı Kanun'un 309/2 nci maddesi uyarınca karşı tarafın kabulüne de bağlı bulunmamaktadır. Öte yandan, aynı Kanun'un 310 ncu maddesi uyarınca davadan feragat, karar kesinleşinceye kadar her aşamada mümkündür.
Dosya kapsamında bulunan Gaziantep 3. Noterliği’nce düzenlenen 30.05.2011 tarihli 10653 yevmiye nolu vekâletnamede davacı vekili Av. Nihat Cuhruk'un davadan feragate yetkili olduğu anlaşılmıştır.
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 311. maddesi gereğince davadan feragat kesin hüküm gibi hukuki sonuç doğurur. Davacı vekili tarafından HMK'nın 307 ve devamı maddelerine uygun olarak talep sonucundan vazgeçildiğinden, davanın feragat nedeniyle reddine, taraf vekillerince vekalet ücreti ve yargılama gider talep edilmediği bildirildiğinden bu konuda bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2025/109, K. 2025/229, 26 Şubat 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama