KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 13 Mayıs 2025
- Esas No
- 2025/277 - Karar No:2025/560
- Dosya no
- 2025/277
- Karar no
- 2025/560
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 21/10/2022
- Numarası
- 2022/70 E-2022/531 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali ( Sözleşmeden Kaynaklanan
- Yazım tarihi
- 13/05/2055
Karar Metni
1.269 kelime·6 dk okuma·1 bölüm
Sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali talepli davada mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili özetle; taraflar arasında zemin etüdü çalışmasına ilişkin 18.10.2018 tarihli alt yüklenici sözleşmesinin akdedildiğini, müvekkilinin yükümlülüklerini yerine getirdiğini, bu hususun davalının da kabulünde olduğunu, sözleşmenin ödemelere ilişkin 5.maddesi gereğince müvekkilinin toplam 100.300 TL tutarlı faturaları düzenlediğini, davalının 11.800 TL ve 23.600 TL tutarlı faturaları kargo ile teslim aldıktan birkaç gün sonra kısmen ödediğini, faturaların tamamının davalı defterinde kayıtlı olduğunu, süresinde itiraz edilmediğini, davalının 36.800 TL ödeme yaptığını,
bakiye 63.500 TL'nin ödenmesi için 07.02.2020 tarihli ihtarnamenin keşide edildiğini, davalının ihtarname üzerine 13.02.2020 tarihinde 10.400 TL daha ödeme yaptığını, bakiye 53.100 TL için ise belediyeden hakediş alındığında ödeneceği, ödeme gününün gelmediği gerekçesiyle ödeme yapmadığını, işin tesliminden itibaren 2 yıl süre geçtiğini, müvekkilinin iyiniyetle beklediğini, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu öne sürerek itirazın iptaline, takibin devamın ve icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili özetle; müvekkili ile dava dışı Tuzla Belediyesi arasında akdedilen sözleşme kapsamındaki zemin etüdü çalışmalarının 18.10.2018 tarihli sözleşme ile davacıya taşere edildiğini, ödemelerin 5.maddede düzenlendiğini, Tuzla Belediyesinden hakediş alındıktan sonra 45.000 TL+KDV ödeneceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin işe 28.08.2019 tarihinde iş sahibi belediyeye teslim ettiğini, ancak belediyenin haklı bir neden bulunmadığı halde ödeme yapmadığını, görüşmeler sonuçsuz kaldığından müvekkilinin yasal yollara başvurduğunu, İstanbul Tahkim Merkezinin 2025/DA-910 numaralı dosyasıyla tahkim sürecinin başlatıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesince; "...Taraflar arasında 18.10.2018 tarihli İstanbul İli Tuzla İlçesinde Yer Alan Sahil Güvenlik Komutanlığında Yapılacak Yapıların Zemin Etüdü Çalışmaları işi için yüklenici - alt yüklenici sözleşmesi akdedilmiştir. Sözleşmenin ödemeler başlıklı 5. Maddesinde 45.000+ KDV 'lik ödemenin Tuzla Belediyesinden alınacak hak ediş sonrası ödeneceği belirtilmiştir. Tuzla Belediyesi yazı cevabına göre davalıya sözleşme kapsamında yapılan hakediş bulunmamaktadır.
Bu kapsamda 45.000+ KDV 'lik ödemenin Tuzla Belediyesinden alınacak hak ediş sonrası ödeneceğinin açıkca belirtilmiş olması karşından davacı acısından muaccel bir alacaktan bahsetmek mümkün olmayacaktır. Davacı yapılan işin faturasın düzenlenip tebliğ edildiği ve davalı defterine kaydedildiği belirtilmiş olsa da , fatura düzenlenmesi borcu muaccel hale getirmeyecek, faturanın davalı defterine kaydedilmesi işin yapıldığına karine teşkil edecektir.
Açıklanan bu nedenlerle dava tarihi itibariye davalı tarafından Tuzla Belediyesince yapılmış bir hakediş bulunmamakla davacının muaccel bir alacağından bahsedilemeyeceği" gerekçesiyle davanın reddine karar vermiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesindeki iddia ve vakıaları tekrarla, müvekkilinin sözleşmeden doğan edimlerini ifa ettiği, sözleşmenin 5.maddesinde yer alan hakedişlere uygun olarak toplam 100.300 TL fatura düzenlendiği, davalının toplam 36.800 TL ödeme yaptığı, faturalardan kaynaklanan bakiye 63.500 TL alacağının bulunduğu, faturaların tahsili için davalıya 07.02.2020/05447 yevmiye numaralı ihtarnamenin gönderildiği, ihtarnamenin davalıya tebliği akabinde davalı tarafça 13.02.2020 tarihinde 10.400 TL'lik ödeme yapıldığı, bakiye 53.100TL için ise "borcun ödeme günü gelmediğinden" itiraz edildiği,
"Tuzla Belediyesi'nden hakedişi aldığımız takdirde bu bedeli tarafınıza ödeyeceğimizi cevabı ihtar olarak bildiriyoruz." şeklinde cevabi ihtarname gönderildiği, iş tesliminden itibaren yaklaşık 2 yıl geçmiş olmasına rağmen müvekkilinin tüm iyi niyetiyle davalı tarafça ödeme yapılmasını beklediği, fakat davalı tarafça ödeme yapılmayacağını anlayınca 2020/10650 sayılı dosya ile icra takibi başlattığı, davalının icra takibine itiraz ettiği ve takibin durduğu, arabuluculuk görüşmelerinden sonuç alınamadığı,
müvekkilinin tüm süreçte iyiniyet ve dürüstlükle basiretli bir iş adamı olarak üzerine düşen tüm edimleri ifa ettiği, davalının ise kötüniyetli olduğu, sözleşmenin ödemeler kısmında son ödeme dilimi için "Tuzla Belediyesinden alınacak hakediş sonrasında" denildiği, ifa zamanı için tarafların koymuş olduğu maddenin gerçekleşeceği kesin bir durum olmadığı, ayrıca "hakediş sonrasında" denilerek öngörülen olgudan itibaren belirsiz bir zaman diliminin geçmesinin kararlaştırıldığı,
Tuzla Belediyesinden alınacak hakediş olgusunun üzerinden belirsiz bir zaman geçmesinden sonra ifa zamanının geleceğini, bunun da taraflar arasında bir vadenin belirlenmediğini olduğunu gösterdiği, gerekçeli kararda ise sanki belirli bir vade varmışcasına vade gelmediğinden borcun muaccel olmadığını ve bu sebeple davanın reddi gerektiği yönünde yanılgılı bir hüküm kurulduğu,
karar bir anlık hukuka uygun kabul edilse bile eğer davalının belediye ile olan hukuki ilişkisini feshetse müvekkil alacağının hiçbir zaman muaccel olmayacağı, müvekkilinin davalının 3.kişiden hakedişinin onaylanıp onaylanmadığını ve ücret alınıp alınmadığını bilebilecek durumda olmadığı, müvekkilinin dava konusu faturayı düzenleyip göndermesi ve davalının bu faturaya itiraz etmemiş olmasının müvekkilinde davalının 3.kişiden hakedişini aldığı yönünde kanı oluşturacağı, eğer ki 3. kişiden hakediş onayı alınmamış ise dürüstlük kuralına uygun olarak davalının faturayı müvekkiline iade etmesi gerektiği, fakat davalının faturayı iade etmediği,
yasal düzenleme ve Yargıtay kararları gereğince davalının yasal süre içerisinde itiraz etmemesinin faturayı kabul ettiğini gösterdiği, faturanın kabulü ile birlikte TTK 1530 madde hükümlerine göre davalının faturayı aldıktan sonra yasal süreler içerisinde ödeme yapmış olması gerektiği, mahkeme tarafından bu hükmün değerlendirilmediği, faturanın kabulünün sadece işin yapıldığına karine olacağı yönünden eksik bir karar verildiği, işin kabulü noktasında ödemenin en fazla 60 gün içerisinde yapılması gerektiği yönünden hüküm kurulmadığı,
davalının eğerki 3.kişi ile arasında hukuki bir uyuşmazlık var ise makul bir süre içerisinde Tuzla Belediyesinden alacağın tahsili yoluna gitmesi gerekirken ancak 2021 yılında tahkime başvurduğu, makul süre içerisinde başvuru yapılmadığı ve müvekkilinin bu durumdan haberdar edilmediği, taraflar arasındaki hukuki ilişkinin 2018 yılında başladığı, tüm bu süreç değerlendirildiğinde işin tesliminden itibaren 4 yıldan uzun zaman geçtiği, müvekkilinin halen alacağına kavuşamadığı, müvekkili için ağır bir haksız durum oluşturduğu,
ticari hayattta bir günlük sürenin dahi çok büyük kayıplara ve ya kazançlara sebep olabileceği, müvekkilinin yaşamış olduğu durumun yargı tarafından kabul edilebilir görülmesinin adalete olan inancı zedeleyeceği nedenleriyle kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Dava, sözleşmeden kaynaklanan itirazın iptali talepli olup mahkemece verilen davanın reddine dair karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Davacı, davalı yüklenici ile dava dışı Tuzla Belediyesi arasında 18.05.2018 tarihinde akdedilen mimarlık ve mühendislik uygulama projeleri ve ihale dokümanın hazırlanması ile işin yapımında danışmanlığa ilişkin sözleşme kapsamındaki zemin etüdüne ilişkin denizde 7 adet ve karada 3 adet sondaj yapılmasının taraflar arasındaki 18.10.2018 tarihli sözleşme ile kendisine taşere edildiğini, edimini ifa ettiğini, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan icra takibinin haksız itiraz sonucu durduğunu iddia etmiş;
davalı taraf ise, dava dışı iş sahibi ile akdettiği sözleşme gereğince üstlendiği işleri 28.08.2019 tarihinde dava dışı belediyeye teslim ettiğini, davacının işlerinde eksik ve ayıp iddiasında bulunulmaksızın, kendisinin dava dışı belediyeden hakedişini tahsil edemediğini, sözleşme gereği dava konusu hakedişin ödenmesinin dava dışı iş sahibi belediyeden tahsile bağlandığını savunmuştur.
Tarafların talep, beyan ve delilleri, davacı tarafından üstlenilen işlerin de teslim edilmiş olduğu birlikte değerlendirildiğinde, davacının sözleşmedeki bakiye alacağının tahsilinin belirsiz bir tarihe ötelenmesi TMK 2. madde gereğince dürüstlük kuralına hükmüne aykırı olacağından, mahkemece davanın esası incelenerek bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ve eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm tesisi dosya kapsamına, usul ve yasaya uygun bulunmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile mahkeme kararının HMK 353/1-a.6 madde gereğince kaldırılmasına, Dairemiz kararına uygun biçimde yargılama yapılmak üzere dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2025/277, K. 2025/560, 13 Mayıs 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama