KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 5 Şubat 2026
- Esas No
- 2025/843 - Karar No:2026/125
- Dosya no
- 2025/843
- Karar no
- 2026/125
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 24/04/2023
- Numarası
- 2021/32 E-2023/327 K
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 05/02/2026
Karar Metni
2.914 kelime·15 dk okuma·1 bölüm
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin asıl ve birleşen davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine eksiklik nedeniyle mahalline geri çevrilen dosya gelmiş olmakla yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Asıl davada davacı vekili: Taraflar arasında davalı şirketlerin oluşturduğu ortaklığın yüklenici sıfatıyla yaptıkları Ana Hastane Binası ile Fizik Rehabilitasyon Binası Çelik Konstrüksiyon Çatı ve Rampa İmalatı ve Montaj İşlerinin yapımı için Kocaeli Entegre Sağlık Kampüsü projesi için 25.07.2018 tarihinde sözleşme yapıldığını, müvekkilinin sözleşme gereğince yapılması gereken işleri tamamladığını, 22.02.2019 tarihinde geçici kabulün yapılması için ... -...
Adi Ortaklığına bildirimde bulunulduğunu, 15.03.2019 tarihinde işin geçici kabulünün yapıldığını, akabinde de ödemeye esas kesin hakkediş raporunun 20.03.2019 tarihinde düzenlendiğini, sözleşmenin 19.2 maddesince nakdi teminatın iadesi için belirlenen işlerin tamamlandığını, 30 günlük sözleşme süresi olan 25.06.2019 tarihinde sözleşme kapsamında müvekkilinin hakedişlerinden kesilen 10.326,86 Euro miktarlık nakdi teminat kesintisinin iadesi için talepte bulunulduğunu, ancak teminatın ve nakdi teminatın iadesinin yapılmadığını,
ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Ankara 22 İcra Müdürlüğünün 2020/7979 sayılı dosyası ile teminat kesintileri ve işleyen faizleri için 10.584,68 Euro alacağın tahsili için takip yapıldığını, davalı borçluların takibe itiraz ettiklerini, itirazın haksız olduğunu belirterek, davalıların icra takibine itirazlarının iptaline ve takibin devamına, en az % 20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl davada davalılar vekili: Davacının taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, 20.11.2019 tarihli yazıda belirtildiği üzere Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon (FTR) Binası engelli rampası çelik korkuluk bağlantılarında, imalatın şakülsüz yapıldığının tespit edildiğini, FTR Binası engelli rampasına ait projede çelik korkuluk bağlantılarının dikey ekseninin yatay eksen ile aralarında 90 derecelik bir açı olması gerektiğini, yani çelik korkuluk bağlantılarının şakülünde olması gerektiğini, görüldüğü şekilde davacının imalatındaki eksik ve hatalı unsurların davacıya bildirildiğini,
10.01.2020 tarihli yazı ve 24.11.2019 tarihli e-posta yazısında da önceki yazıya atıf yapılarak FTR Binası engelli rampası çelik korkuluk bağlantılarında tespit edilen imalat hatasının sözleşmenin 32.4, 32.5 ve 32.6 maddeleri uyarınca bir an önce giderilmesi gerektiği, aksi takdirde sözleşmenin 32.7 ve 32.8 maddeleri doğrultusunda hatalı imalatların nam ve hesaba yaptırılacağı ve bedelinin tahsil edileceğinin bildirildiğini, imalat hatalarının düzeltilmesi için teklif toplanıldığını, maliyetinin 19.169,48 Euro + KDV olarak belirlendiğini, yapılacak düzeltme işleri tamamlandığında kesinleşecek olan maliyetin yükselebileceğini,
27.02.2020 tarihli yazıda davacıya imalat hataları ile ilgili tekrar bilgi verildiğini, belirtilen yazışmalar uyarınca davacının talep ettiği teminatların iadesinin söz konusu olamayacağını, sözleşme gereğince davacının onayı olmaksızın müvekkilleri tarafından imalat hatalarının davacı nam ve hesabına yaptırılabileceğini, davacının yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle teminatlarını talep etmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davacı vekili: Taraflar arasında akdedilen 25.07.2018 tarihli sözleşme kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin tamamlandığını, işin geçici kabulünün de 15.03.2019 tarihinde yapıldığını, teminat kesintilerinin iadesinin yapılması için 25.06.2019 tarihinde davalıdan talepte bulunulduğunu, ancak bu talebe rağmen nakdi ve diğer teminatların iadesinin yapılmadığını, ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2020/7990 sayılı dosyası ile 117.420,36 TL için takip yapıldığını, davalı borçluların takibe itiraz ettiklerini, itirazın haksız olduğunu belirterek, davalıların icra takibine itirazlarının iptaline ve takibin devamına, en az % 20 oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Birleşen davada davalılar vekilince davanın reddi savunulmuştur.
İlk derece mahkemesince: Asıl ve birleşen davanın itirazın iptali davası olduğu, taraflar arasındaki uyuşmazlığın, dava konusu sözleşmeye ilişkin taraflar arasındaki hukuki ilişkiden kaynaklanan davalı tarafın davacı tarafa dava ve birleşen davada icra dosyalarındaki miktarlar oranında borcu olup olmadığı, yapılan takibe itirazlarda haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı şartlarının oluşup oluşmadığı hususlarına ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;
davacı ile davalı iş ortaklığı arasında 25.07.2018 tarihinde Ana Hastane Binası, Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon binasının Çelik Konstrüksiyon Çatı ve Rampa İmalat ve Montajına ilişkin eser sözleşmesi akdedildiği, sözleşme konusu işin geçici kabulü yapılarak davalı iş ortaklığına teslim edilmesi sebebiyle sözleşmenin 19.1 ve 19.2 maddesine dayalı olarak davacı hak edişlerinden kesilen nakit teminatın ve diğer teminatı kesintisinin faizleri ile birlikte tahsili istemiyle davalılar aleyhine girişilen icra takiplerinde davalıların takibe, borca itirazın iptali ile %20 icra inkar tazminatının davalılardan tahsili istenilmiş olup,
15/03/2019 tarihinde geçici kabul tutanağının tanzim edildiği ve 20/03/2019 tarihinde de kusurlu imalata ilişkin kesinti olmadan kesin hakediş raporu tanzim edildiği, kabul işlemlerinden yaklaşık 6 ay sonra kirişden ankraj ile ayrılan parçalarda terazi ile 90 derecelik açının olmayan birleşim bulunduğuna dair fotoğrafların dosyaya sunulduğu, ancak bunda davacının kusurlu imalatı olduğu hususunun ispatlanamadığı, 3.kişilere yapılan ödemeler ile yapılan imalatlara ilişkin ispata yarar dosyaya delil sunulmadığından bu iddianın sübut bulmadığı, dava konusu sözleşme incelendiğinde.
17.maddesinin "17.1.İşbu Yüklenici Sözleşmesi kapsamında hazırlanan hakediş raporlarında, Yüklenici Sözleşmesi Ek-02 İş'in Keşfi ve Fiyat Tablosu'nda belirtilen imalat pozları ile kesin hakediş ve hesap tasfiyesine konu imalatların toplam bedelleri üzerinden Yüklenici Sözleşmesi Bölüm B - Özel Şartlar Madde 17.1'de belirtilen oranda hesaplanan nakdi teminat, yapılan İş'in "Performans Garantisi" olarak İŞVEREN nezdinde ayrıca teminat olarak tutulacaktır." şeklinde, 19. maddesinin "19.2.
Nakdi teminatın iadesi, işler'in, Yüklenici Sözleşmesi ve Ekler'ine uygun biçimde yerine getirildiği usulüne göre tespit edildikten sonra, YÜKLENİCİ'nin İşler'in ifasından dolayı ve SGK, vergi dairesi vb. kurumlara herhangi bir borcunun olmadığına dair belgelerini İŞVEREN'e sunması ve böylece Madde 33 hükümlerine uygun olarak Kesin Hesap'ın yapılması,
işler'in Geçici Kabul'ünün yapılması ve Geçici Kabul'de yer alan ve nakdi teminatın ödenmesine engel teşkil etmediği açıkça belirlenmiş olanlar dışında eksik olan işlerin tamamlandığını gösterir, İŞVEREN tarafından onaylı tutanağın tanzimini müteakip 30 (otuz) Gün içerisinde, İŞVEREN'ce onaylı Kesin Hesap'ta hesaplanan nakdi teminatı YÜKLENİCİ'ye iade edilir." şeklinde, 19.3.maddesinin "Kesin Kabul işlemlerinin tamamlanması ve ilgili resmi kurumlarca onaylanması sonrasında, YÜKLENİCİ'nin yazılı talebi üzerine, YÜKLENİCİ'nin yükümlülüklerini Yüklenici Sözleşmesi'ne uygun olarak süresi içinde yerine getirmesi,
YÜKLENİCİ'nin İŞVEREN'in talimatları doğrultusunda SGK'dan ve diğer ilgili yerlerden, alacağı belgeleri ve Yüklenici Sözleşmesi'nde yer alan tüm yükümlülüklerini yerine getirdiğine ilişkin diğer gerekli belgeleri İŞVEREN'e sunması ve bu yolla İŞVEREN'e hiçbir borcunun kalmadığının saptanması ve ayrıca İŞVEREN aleyhine Sözleşme'nin ifasına ilişkin açılabilecek (iş sağlığı ve güvenliği, çevre, personel/işçi alacağı, iş kazası, SGK uygulamaları,
özel sigorta vb. konularda) davaların veya takiplerin veya idari işlemlerin kesin sonucunun alınması ve hükmedilen tutarın YÜKLENİCİ tarafından İŞVEREN'e tamamen ödenmesini müteakip 30 (otuz) Gün içerisinde YÜKLENİCİ'ye iade edilir. ….” şeklinde düzenlendiği,
sözleşmenin “Bölüm B Sözleşme Özel Şartları” kısmında,7.maddesinin"17.1.işbu Yüklenici Sözleşmesi kapsamında hazırlanan hakediş raporlarında, Ek - 02 İş'in Keşfi ve Fiyat Tablosu'nda belirtilen imalat pozları ile kesin hakediş ve hesap tasfiyesine konu imalatların toplam bedelleri üzerinden %5,00 (Yüzde Beş)'i oranında hesaplanan nakdi teminat, yapılan iş'in "performans garantisi" olarak tutulacaktır. İşbu Yüklenici Sözleşmesi kapsamında hazırlanan hakediş raporlarında.
Nakdi Teminata ilaveten, her halükarda Kesin Kabul işlemlerinin tamamlanmasına kadar geçerli, Ek - 02 iş'in Keşfi ve Fiyat Tablosu'nda belirtilen imalat pozları ile kesin hakediş ve hesap tasfiyesine konu imalatların toplam bedelleri üzerinden % 5 (yüzdebeş) oranında hesaplanan tutar "Kati Teminat" olarak tutulacaktır. “ denildiğinin görüldüğü, iş bu maddeler hep birlikte değerlendirildiğinde sözleşmenin 16. maddesinde toplam sözleşme bedelinin %10'u kadar olan ve sözleşme içerisinde kesin teminat olarak anılan teminata ilave olarak,
sözleşmenin "Bölüm B Sözleşme Özel Şartları" kısmında "Nakdi Teminat" başlığı altında Ek-02 iş'in Keşfi ve Fiyat Tablosu'nda belirtilen imalat pozları ile kesin hak ediş ve hesap tasfiyesine konu imalatların toplam bedelleri üzerinden %5 olarak hesaplanacak olan "Kati Teminat" alınacağı anlaşılmış olup dava ve birleşen dava konusu teminatlara ilişkin kesin teminatın iadesi hükümlerinin uygulanması gerekmekle, sözleşmenin 19.3 maddesi bu kesin teminatın iadesinin kesin kabul işlemlerinin tamamlanması, sözleşmede yer alan tüm yükümlülüklerin yerine getirilmesi,
işverene bir borcunun kalmaması şartlarına bağlı bulunduğu bu koşulların gerçekleşmemiş olduğu, dava ve birleşen dava konusu teminatların iadesi koşulları oluşmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Asıl ve birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Mahkemenin bilirkişi raporundaki yanlış saptamaları gerekçe alarak davanın reddine karar verdiğini, 17/03/2023 tarihli bilirkişi ek raporunun hükme esasa alınabilecek, dava konusu teminatları değerlendirme imkânı olmayan bir rapor olduğunu, mahkemenin teminatların iadesi ile ilgili sözleşmedeki özel koşulları dikkate almadan bilirkişi raporundaki hatalı değerlendirmeleri hükme esas aldığını, hükme esas alınan ek raporda bilirkişilerin nakit teminat kesintileri ve teminat senetlerini birbiri ile karıştırıldığı için hatalı değerlendirme yaptığını, mahkemenin de rapora uyduğunu,
sözleşmenin 19/2 maddesinde nakdi teminatların iadesi hususunun düzenlendiğini, geçici kabul sözleşmesinin 15.03.2019 tarihinde imzalandığını, Ankara 22. İcra Müdürlüğünün 2020/7979 sayılı takibin 28.09.2020 tarihince başlatıldığını ve nakit teminat kesintisi olan 10.326, 86 Euro ve 257, 82 Euro işleyen faizin talep edildiğini, dosyanın içinde hem ilk sözleşme hem de geçici kabul sözleşmesi olduğunu, usule ilişkin eksikliğin olmadığının incelemelerin sonucu tespit edilmesi gerekirken mahkemenin talep etmeye haklarının olmadığına kanaat getirilmesinin hukuka aykırı olduğunu,
birleşen davanın temeli Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2020/7990 sayılı icra dosyasında 46.684,12 TL nakdi teminat kesintisi ve işleyen faizi olan 12.016,06 TL ‘ye ilişkin olup icra takibine davalı tarafça itiraz edildiğini, burada nakdi teminat kesintisinin esasında ilk takibe konu olmayan nakdi teminat niteliğindeki 46.694,12 TL ve 12.016,06 TL işleyen faiz olduğunu, son merhalede geçici kabul sözleşmesi imzalanıp bir aylık süre geçtikten sonra müvekkili açısından talep edilmesinin önünde hukuki bir engel bulunmadığının ilk sözleşmede kararlaştırıldığını,
mahkemenin ise bilirkişilerin yapmış olduğu incelemeleri hükme esas alarak hatalı karar verdiğini, çünkü bilirkişilerin teminat mektubu için sözleşmede zikredilen hükümleri sanki nakdi teminatlar için de geçerliymiş gibi hatalı bir değerlendirme yaptıklarını, sözleşmenin 19.2 maddesinde nakdi teminatlar için 2 koşul öngörüldüğünü, birinci koşulun geçici kabulün yapılması olduğunu, müvekkili tarafından yapılan bildirime istinaden 15.03.2019 tarihinde geçici kabul tutanağının imzalandığını, ikinci koşulun ödemeye esas kesin hakediş raporunun düzenlenmesi olduğunu,
geçici kabulde herhangi bir eksiklik olmadığının tespitine istinaden akabinde de 20.03.2019 tarihinde ödemeye esas kesin hakediş raporunun düzenlendiğini, bilirkişilerin kesin hakediş raporu ile kesin kabulü karıştırdığını veya teminat senetlerinin iade koşullarını karıştırdığını, mahkemenin de bilirkişi raporu dışında hiçbir hukuki değerlendirme yapmadığını, hukuki değerlendirmeyi, sözleşmeyi yorumlamayı bilirkişilerin yaptığını, mahkemenin raporu hükme doğrudan aldığını, geçici kabul tutanağının düzenlenmesi ile sözleşmenin 19.2 numaralı maddesi yani nakdi teminatın iadesi için belirlenen işlemler tamamlanmış olup,
30 günlük sözleşme süresi olan 25.06.2019 tarihinde sözleşme kapsamında yapılmış olan müvekkilinin hakedişlerinden kesilen nakdi teminat kesintilerinin iadesinin yapılması gerektiğinin bilirkişiler tarafından tespit edilmesi gerektiğini, eksik imalat bulunmadığı gibi imalatlarda sonradan meydana geldiği ileri sürülen davalıların beyanları ve sunduğu delillerin çelişkili olduğunu, ayrıca geçici kabul sözleşmesi imzalandığı için bu dava ile ilgisi olmadığını,
raporların sonuç kısımlarında kesin hesap ve hakediş raporuna göre sözleşmenin nakdi teminatların iadesine dair 19.2 hükmündeki düzenleme yerine kesin kabule yönelik kısımlara atıf yapılarak teminatların bir kısmı için iptali isteminde haklı olmadığı kanaatine varılmasının çelişkili ve hatalı olduğunu, geçici kabul tutanağı ve ödemeye esas kesin hakediş raporunun taraflarca imza altına alındığını, müvekkili şirket tarafından işlerin eksiksiz bir şekilde tamamlandığını, geçici kabul tutanağının taraflarca birlikte imza altına alındığını,, daha sonra planlanan işler doğrultusunda tarafların ödemeye esas kesin hakediş raporunu imzaladıklarını,
tarafların tacir olduğu, tacirlerin basiretli davranması gerekli olup hayatın olağan akışı bir bütün halinde düşünüldüğünde eksik/kusurlu yapılan bir iş sonucunda davalının geçici kabul ve ödemeye esas kesin hakediş raporunu imzalamayacağının ortada olduğunu, eksik inceleme ile hatalı düzenlenen bilirkişi raporlarına itiraz ettiklerini, işverenin müvekkili şirketin sebebiyet vermediği bir durumu dayanak göstererek teminat kesintisinde bulunduğunu, davalının eksik ve hatalı unsurlar sebebi ile teminat kesintisi yaptığını iddia etse de müvekkili şirketin eksiklik ve hataya sebebiyet verdiğini ispatlayamadığını, soyut,
gerçeğe dayanmayan beyanlarla yapılan teminat kesintisinin müvekkili şirket tarafından kabul edilemez olduğu için icra takibine başladıklarını, davalının kusurun ne şekilde meydana geldiğini belgelendirmediğini ve soyut iddialara dayanmış olduğu hususunun bilirkişi raporuna da yansıdığını, müvekkili şirketin edimini eksiksiz bir şekilde yerine getirmiş olduğunun sözleşmelerle sabit olduğunu, yapılan işleme daha sonra 3.kişiler tarafından veyahut herhangi bir başka sebep ile zarar verilmesinden dolayı müvekkili şirketin sorumlu tutulamayacağını,
hatalı veya eksik iş olarak iddia edilen işler ile ilgili müvekkili şirkete iletilen her hangi bir teklif metni veya tutar bildirilmediğini, 3. kişiler tarafından yapılmış tamirat bedellerini içeren faturanın da mahkemeye veya taraflarına sunulmadığını, sözleşmede toplam bedeli 459 € + 2002 TL olan bir işin tamirat bedeli olarak 19.169,48 €, sözleşme toplam bedeli 459€+ 2002 TL olan bir iş için tamirat bedeli olarak 4.256,52 € bedel talep edilmesinin hiçbir izahının bulunmadığını, amacın yargılamayı uzatarak enflasyondan kaynaklı müvekkilini maddi zarara sokmak olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasına,
davalarının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Asıl ve birleşen dava, itirazın iptali istemlerine ilişkin olup, mahkemece verilen karara karşı süresi içinde asıl ve birleşen davada davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Taraflar arasındaki uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmış olup, mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacının asıl davaya ilişkin tüm ve birleşen davaya ilişkin sair istinaf nedenleri yerinde görülmemiş reddi gerekmiştir.
Birleşen davaya ilişkin istinaf sebeplerinin incelenmesinde; dava dilekçesinde taraflar arasında akdedilen 25.07.2018 tarihli sözleşme kapsamında yapılması gereken iş ve işlemlerin tamamlandığını, işin geçici kabulünün 15.03.2019 tarihinde yapıldığını, teminat kesintilerinin iadesinin yapılması için 25.06.2019 tarihinde davalıdan talepte bulunulduğunu, ancak bu talebe rağmen nakdi ve diğer teminatların iadesinin yapılmadığını, ortaklığı oluşturan şirketler aleyhine Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2020/7990 sayılı dosyası ile 117.420,36 TL için takip yapıldığını, davalı borçluların takibe haksız olarak itiraz ettikleri belirtilerek,
davalıların itirazlarının iptaline ve takibin devamına, en az % 20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesi talep edilmiştir. Birleşen davaya dayanak icra takibinde nakdi teminat ve diğer teminat kesintisi belirtilerek her iki kalem yönünden de ayrı talepte bulunulduğu anlaşılmıştır.
Taraflar arasındaki sözleşmenin "Teminatların İadesi" başlıklı 19.2.maddesinde " Nakdi teminatın iadesi, işler'in, Yüklenici Sözleşmesi ve Ekler'ine uygun biçimde yerine getirildiği usulüne göre tespit edildikten sonra, YÜKLENİCİ'nin İşler'in ifasından dolayı ve SGK, vergi dairesi vb. kurumlara herhangi bir borcunun olmadığına dair belgelerini İŞVEREN'e sunması ve böylece Madde 33 hükümlerine uygun olarak Kesin Hesap'ın yapılması,
işler'in Geçici Kabul'ünün yapılması ve Geçici Kabul'de yer alan ve nakdi teminatın ödenmesine engel teşkil etmediği açıkça belirlenmiş olanlar dışında eksik olan işlerin tamamlandığını gösterir, İŞVEREN tarafından onaylı tutanağın tanzimini müteakip 30 (otuz) Gün içerisinde, İŞVEREN'ce onaylı Kesin Hesap'ta hesaplanan nakdi teminatı YÜKLENİCİ'ye iade edilir." hükmüne yer verildiği görülmüştür.
Bu durumda dosya kapsamı ve alınan bilirkişi raporları ile 46.694,12 TL nakdi teminat kesintisi yönünden taraflar arasındaki sözleşmenin 19.2 maddesindeki şartlar oluşmakla nakdi teminat kesintisi yönünden davanın kabulüne karar verilmesi, diğer teminat kesintisi talebi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın tümden reddine dair hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kısmen kabulü ile davalıların icra takibine itirazlarının 46.694,12 TL üzerinden itirazın iptali ile takibin bu miktar üzerinden devamına, takip tarihinden önec usulüne uygun olarak ihtarla temerrüdün gerçekleşmediği anlaşılmakla davacının işlemiş faiz talebinin ve fazlaya ilişkin diğer istemlerinin reddine, alacak likit olmayıp yargılamayla belirlendiğinden yasal koşulları oluşmadığından davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekmiş ve buna ilişkin aşağıdaki yeni hüküm tesis edilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2025/843, K. 2026/125, 5 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama