KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 10 Şubat 2026
- Esas No
- 2025/969 - Karar No:2026/143
- Dosya no
- 2025/969
- Karar no
- 2026/143
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 07/07/2025
- Numarası
- 2025/197 E-2025/523 K
- Davanın konusu
- Alacak - Tazminat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 10/02/2026
Karar Metni
889 kelime·4 dk okuma·1 bölüm
Eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemine ilişkin davada mahkemece verilen karara karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
Davacı vekili: müvekkiline ait taşınmazlarda inşaat projesi yapılması için açtığı ihale sonucu dava dışı "... - ... İnşaat - ... İnşaat Ortak Girişimi" ile 12/10/2005 tarihinde Arsa Payı Karşılığı Bina Yapım ve Satış Vaadi Sözleşmesi imzalandığını, yükleniciye düşen tüm hak ve yükümlülükler önce dava dışı ... A.Ş.'ne, sonra da ...
A.Ş.'ye devredildiğini, sözleşme gereğince sözleşme değişikliği, ek protokoller ve ödemeler yapılmasına rağmen söz konusu projenin çok az bir kısmı yapıldığından sözleşme konusu arsaların onlarca yıl haksızca atıl kaldığı gibi müvekkilinin davalı yükleniciden alacaklarını da tahsil edemediğini belirterek işbu davanın Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı dosyası ile arasında bağlantı bulunduğundan usul ekonomisi gereği birleştirilmesine, ticari defterler incelenerek ve davalıya devredilen taşınmazların değerlemesi yapılarak,
davalının yapmış olduğu avans nitelikli ödemelerin faizsiz hali ile müvekkilinin davalıya devrettiği taşınmazların fesih tasfiye tarihindeki değerinin karşılaştırılmasını, davalının ödemelerini aşan devirler sebebiyle oluşan bakiye alacağın tespitine, şimdilik 25.000,00 TL olarak, fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tazminine, davalının kusuru sebebiyle işveren payının ödenmemesinden ve inşaatın tamamlanmasından kaynaklanan maddi zararın açıklanan doğrultuda uzman hesap bilirkişilerine tespit ettirilmesine,
şimdilik 25.000,00 TL maddi zararın temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tazminine, davalının kusuru nedeniyle üçüncü kişiler tarafından müvekkiline yöneltilen davalar sonucunda müvekkilinin icra dosyasına yatırdığı nakdi teminatların yıllarca nemalandırılamamış olması sebebiyle yoksan kaldığı şimdilik 3.578.638,41 TL dava tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tazminine,
taraflar arasındaki sözleşmeler kapsamında ifaya eklenen cezai şart olarak belirlenen 27/03/2019 - 13/03/2020 tarihleri arasında işlemiş 2.118.000,00 USD cezai şartın fesih tarihinden itibaren işleyecek kamu bankalarınca USD mevduatlara fiilen uygulanan azami faiziyle ödenmesine, davalının ağır kusuruyla müvekkili şirketin uğradığı ekonomik ve ticari itibar kaybı nedeniyle müvekkili lehine 100.000,00 TL manevi zararın fesih tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle birlikte tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili: Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı dosya üzerinden açılmış dava olduğundan derdestlik itirazında bulunduklarını, sözleşme gereğince Ankara Merkez Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğundan birleştirme talebinin reddinin gerektiğini, davanın yükümlülüklerini yerine getirmeyerek müvekkilinin zarara uğramasına sebebiyet verdiğini, davacının yoksun kalanın kar ve manevi tazminat taleplerinin yerinde olmadığını, zira kimsenin kendi kusuruna dayanak hak talep edemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İlk Derece Mahkemesince: açılan işbu dava ile daha önce açılan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı davasında tarafların aynı olduğu, uyuşmazlığın aynı hukuki ilişkiden kaynaklandığı, biri hakkında verilecek kararın diğerini etkileyecek nitelikte bulunduğu gerekçesiyle eldeki davanın daha önce açılan Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı davası ile birleştirilmesine karar verilmiştir.
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: dosyaların birleştirilmesinde usuli ve hukuki yarar bulunmadığını, her ne kadar Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı dosyasında görülen dava ile huzurdaki davadaki uyuşmazlık aynı sözleşmesel ilişkiye dayanmaktaysa da,
tarafların talepleri ve özellikle davacı tarafın huzurdaki davada talep ettiği alacak kalemleri birbirinden ayrı yargılamayı gerektirdiğini ,davacının bu davada taleplerine bakıldığında özetle inşaatın tamamlanmasından ve üçüncü kişilerce kendilerine ikame edilen dava ve icra takiplerinden doğan zararların tazmininin ve cezai şartların talep edildiği oysa Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı davasında özetle talebimiz fazlaya dair haklar saklı kalmak kaydıyla alacak miktarının tespiti ile tapu iptali tescile ilişkin olduğunu ,her iki davadaki taleplerin hukuki nitelikleri tamamen farklı olup ayrı yargılamaları
gerektirdiğini, Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesinin 2024/415 Esas sayılı davasında dosyanın bilirkişi incelemesinden geçtiği ve ek rapor aşamasında olduğu dikkate alındığında, huzurdaki davanın birleştirilmesinin, gelinen aşama itibariyle yargılamayı uzatacağı ,yine bu nedenle her iki davanın birleştirilmesi yargılamanın en az giderle ve mümkün olan süratle sonuçlandırılmasını sağlamayı amaçlayan usul ekonomisi ilkesine de aykırı olacağını, birleştirme kararı sözleşmede yer alan yetki şartına da aykırı olduğunu ,
Taraflar arasında akdedilen 27.04.2015 tarihli sözleşmenin "İHTİLAFLARIN ÇÖZÜM ŞEKLİ VE YERİ" başlıklı 10. maddesi ile Ankara Merkez Mahkemeleri ve İcra Müdürlükleri'nin yetkili olduğu düzenlendiğini, Birleştirme talep edilen dosyanın Ankara Batı Adliyesi'nde derdest olduğu gözetildiğinde davacının birleştirme talebinin kabulü bu sözleşmedeki yetki şartına da aykırı olduğunu beyanla kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak ve tazminat istemine ilişkin olup, mahkemece verilen karşı süresi içinde davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Mahkemece, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK.'nın 353/1.b.1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi, E. 2025/969, K. 2026/143, 10 Şubat 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama