KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 26 Mart 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2022/510 - 2024/366
- Dosya no
- 2022/510 Esas
- Karar no
- 2024/366 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 04/03/2022
- Numarası
- 2021/516 Esas-2022/121 Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 28/03/2024
Karar Metni
2.875 kelime·14 dk okuma·6 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle.
Müvekkili ile davalı şirketler arasında davalının ... projesi kapsamında yer alan 850 dairenin mobilya üretimi, montajı ve diğer ilgili işlerinin müvekkili tarafından yerine getirilmesi hususunda anlaşmaya varıldığını, sözleşmenin 5.2 maddesinde 850 dairenin sözleşme konusu ürünlerinin müvekkili tarafından yapılması halinde örnek daireye ilişkin (KDV hariç 45.532,00 TL'lik bedelin) talep edilmeyeceği ancak işin başka bir firmaya verilmesi halinde söz konusu örnek daireye ait ürünlerin tesliminden itibaren 7 gün içerisinde söz konusu bedelin ödeneceğinin kararlaştırıldığını,
müvekkili tarafından projenin örnek dairesinin imalatının tamamlandığını ve ürünlerin montajının yapıldığını, proje kapsamında örnek daire dışındaki dairelerin mobilya üretimleri işinin müvekkiline verilmemesi sebebiyle müvekkili tarafından örnek dairede yapılan söz konusu işlere ilişkin olarak 14/03/2018 tarihli 12.178,78 TL bedelli ve 25.563,52 TL bedelli iki adet faturanın düzenlenerek davalıya teslim edildiğini, faturalara ilişkin olarak 07/03/2018 tarihli iki adet sevk irsaliyesinin de düzenlendiğini,
davalı yanca faturalara TTK 21/2 maddesi kapsamında itiraz edilmediği gibi faturaların da iade edilmeyerek fatura içeriklerinin kabul edildiğini, Akyurt 1. Noterliği'nin 9642 yevmiye nolu ihtarnamesinin keşide edilerek fatura konusu bedelin ödenmesinin istendiğini ancak davalının bu bedeli ödememesi nedeniyle fatura bedellerinin tahsili amacıyla Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6133 esas sayılı takip dosyasında takibe geçildiğini, davalı borçlunun haksız itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek davalı borçlunun haksız itirazının iptaline,
takibin devamına ve takip konusu alacağın % 20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Taraflar arasında düzenlenen ve davacı tarafça dilekçe ekinde sunulan sözleşmenin TBK 470 vd maddelerinde tarif edilen eser sözleşmesi vasfında olup, TTK'nun 21 vd maddelerinin bu olayda uygulanamayacağını, sözleşmenin 6.1.maddesinde ürünlerin 15/04/2017 tarihinde belirtilen vasıflarda teslim edilmesinin kararlaştırıldığını, ancak sunulan irsaliyelerin düzenleme tarihlerinin 07/03/2018 ve faturaların düzenleme tarihlerinin ise 14/03/2018 olduğunu, işin sözleşmede kararlaştırılan tarihte/ zamanda teslim edilmediğini, sözleşmede kararlaştırılan tarihte edimin ifasına hazır olduğuna dair ihtarnamenin de tebliğ edilmediğini,
yine müvekkilinin geç teslimi/ ifayı kabul ettiğine dair ispat yükünün davacıya ait olduğunu ve bu yönde bir delilin de sunulmadığını, davacının sözleşmeden kaynaklanan edimini ifa etmediğinden borcu kabul etmediklerini belirterek, davanın reddine ve davalı aleyhine asıl alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 8. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 04/03/2022 tarihli 2021/516 Esas 2022/121 Karar sayılı kararında özetle; Dava, eser sözleşmesi kapsamında düzenlenen faturalara dayalı ilamsız takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Davacı vekili delil olarak; takip dosyasına, faturalara, sevk irsaliyelerine, noter ihtarına, sözleşmeye, taraflar arasındaki yazışmalara, mutabakat mektubuna, tanık, keşif, bilirkişi incelemesi ve yemin deliline, davalı vekili ise; sözleşme, tarafların ticari defter ve kayıtlarına, taraflar arasındaki yazışmalar, tanık, yemin, keşif ve bilirkişi incelemesine dayanmıştır.
Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6133 sayılı dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhinde 2 adet faturaya dayalı olarak 37.742,30 TL asıl alacak ve 14.770,69 TL faiz olmak üzere toplam 52.512,99 TL'nin tahsili istemi ile İstanbul 28.İcra dairesinin 2020/11764 esas sayılı dosyasında takip başlatıldığı, borçlunun süresinde yetkiye, borca ve ferilerine itirazı üzerine takibin durdurulduğu, alacaklı vekilinin talebi üzerine dosyanın Ankara 1. İcra Dairesine gönderildiği, davalı vekilinin süresinde borca itirazı üzerine takibin durduğu ve işbu davanın yasal süresinde açıldığı anlaşılmıştır.
Taraflar arasında imzalandığı konusunda uyuşmazlık bulunmayan tarihsiz sözleşme başlıklı belge incelendiğinde; tarafların davacı ve davalı olduğu, sözleşme konusunun sözleşme ekinde yer alan Lazzoni ile alıcının (...Yapı ), mutabık kaldıkları 06/01/2017 tarihli ... Proje numaralı ...
Projesi isimli teklif metninde miktarı ve detayları belirtilen ürünlerin Lazzoni tarafından üretimi, montajı ve diğer ilgili işlere ilişkin alım satım şartları ile, sözleşme taraflarının hak ve yükümlülüklerinin belirlenmesine ilişkin olduğu görülmüştür.
Sözleşme bedeline ilişkin 4. maddesinde; sözleşme bedelinin KDV hariç 45.532,00 TL olduğu, bedelin ödenmesine ilişkin 5. maddesinde; söz konusu ödemenin 850 dairenin sözleşme konusu ürünlerinin Lazzoni tarafından yapılması durumunda örnek daireye ilişkin KDV hariç 45.532,00 TL 'lik ödemenin talep edilmeyeceği, aksi halde işin bir başka tedarikçiye verilmesi durumunda ise, ürünlerin tesliminden itibaren 7 gün içerisinde yapılacağının kararlaştırıldığı, yine sözleşmenin teslimat başlıklı 6. Maddesinde ; ürünlerin teslimat tarihinin 15/04/2017 olduğu,
teslimatın ... kaynaklanan bir sebeple belirtilen tarihte yapılmaması halinde ... bu durumu aracıya bildirerek ek süre talebinde bulunabileceği, ek süre istenilmesinin alıcı nezdinde hiçbir hak ve alacak bulunamayacağının kararlaştırıldığı ve sözleşme eki olarak belirtilen ...başlıklı belgenin ekli olduğu ve belgede sözleşme konusu sipariş edilen ürünlere ilişkin bilgilerin ve fiyatın yer aldığı
görülmüştür.
Davacı vekili delil olarak, 2 adet E fatura ile 1 adet 07/03/2018 tarihli sevk irsaliyesi sunduğu, sevk irsaliyesinde teslim eden ve teslim alan kısımlarında imzaların bulunmadığı görülmüştür.
Tarafların 2017-2018 yıllarına ait BA-BS formları ilgili vergi dairelerinden celp edilmiştir.
Mahkememizce atanan mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişisinden alınan 16/02/2022 tarihli raporda; tarafların ticari defter ve kayıtları incelendiğinde; defter ve kayıtların usulüne uygun tutulduğu, birbirini teyit ettiği, davacı defterlerinde takip konusu iki adet faturadan kaynaklana bakiye alacağın 37.742,30 TL olarak kayıtlarda yer aldığı, yine BS formlarında davalı adına düzenlenen faturaların beyan edildiği, ancak davalı defterlerinde takip konusu faturaların kayıtlarda olmadığı gibi BA formları ile Vergi Dairesi'ne beyan edilmediğinin tespit edildiğini, ayrıca davacı tarafça düzenlenen mutabakat mektubunda "cari hesabın 31/01/2019 tarihi itibariyle 37.742,30 TL bakiye borç verdiğinin" bildirildiği, ancak davalının mutabakat onayının bulunmadığının tespit edilmiştir.
Taraflar arasında sözleşmede kararlaştırılan 45.532,00 TL'lik bedelin örnek daireye ilişkin olduğu, teslim tarihinin 15/04/2017 olarak kararlaştırıldığı, ancak davacının dosyaya sunduğu fatura ve irsaliye tarihlerinin 14/03/2018 olduğu, ancak ürünlerin sevk tarihinin 07/03/2018 olduğu, bu haliyle ürünlerin sözleşmede kararlaştırılan teslim tarihi olan 15/04/2017 tarihinden sonra geç teslim edildiği görülmüştür.
Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde; davacının dosyaya sunduğu faturalarda bir daire için bir kısım imalatların yapıldığını, bu imalatların bile bir daire için kararlaştırılan tüm ürünleri içermediği, eksik olduğu ve yine bir adet örnek daire için yapılan bu eksik imalatın dahi sözleşmede kararlaştırılan süreden bir yıl sonra olduğunu, davacının sözleşmede kararlaştırılan edimi yerine getirmediği, ifaya hazır olduğunu bildirmediğini, teslimin bir yıl sonra eksik ve ayıplı ifa ettiğinden bunun kabul edilmesinin mümkün olmadığı ve davacının kendilerinden herhangi bir alacak talep etmesinin TBK 'nun 470 vd. hükümleri uyarınca mümkün olmadığını belirtmiştir.
Dosya kapsamında ve taraf beyanlarında; davacının üstlendiği ve fatura konusu ettiği imalatları yaptığı ve davalıya teslim ettiği konusunda, davalı tarafın açık bir itirazının bulunmadığı, itirazında geç teslim nedeniyle alacağı hak kazanılmadığı ileri sürüldüğü, ayrıca davalının bu geç teslimden dolayı davacıya yaptığı herhangi bir ihtar yada uyarının olmadığı, yani edimin geç tesliminin kabul edildiği anlaşılmıştır.
Davacı 17/10/2019 tarihli noter ihtarı ile; faturalar bedeli toplamı 37.742,30 TL'nin 3 gün içerisinde ödenmesini ihtar etmiştir.
Tüm dosya kapsamı, dava, cevap, sözleşme ve ekleri ile faturalar, icra dosyası ve bilirkişi raporu hep birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında örnek daire için sözleşme ekinde belirtilen ürünlerin davacı tarafından imal ve montajı hususunda anlaştıkları, sözleşme bedelinin KDV hariç 45,532,00 TL ve teslim tarihinin 15/04/2017 olduğu, davacının bu süreyi geçirdikten sonra 07/03/2018 tarihinde düzenlenen sevk irsaliyesi ile ürünleri teslim ettiği, faturaların ise 14/03/2018 tarihinde toplam 37.742,30 TL üzerinden düzenlendiği,
davalıya ihtarname ile gönderildiği ve bedelinin ödenmemesi nedeniyle davalı aleyhinde 02/07/2020 tarihinde takip başlatıldığı, davalının sözleşmede kararlaştırılan süreden sonra teslimi nedeniyle ihtirazı kayıt ileri sürmeden edimi kabul ettiği de nazara alınarak,
asıl alacak yönünden itirazının yerinde olmadığı ancak faize itirazının kısmen yerinde olduğu anlaşılmakla davanın kısmen kabulüne, davalının, Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/6133 Esas sayılı dosyasında takibe yaptığı itirazın 37.742,30 TL asıl alacak ve 3.854,63 TL işlemiş faiz yönünden olmak üzere toplam 41.596,93 TL yönünden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, kabul edilen miktarın %20'si oranında hesap edilen 8.319,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından verilen 25.04.2022
tarihli katılma yoluyla istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle. Yerel mahkemenin gerekçeli kararında hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre yapılan hesaplamada dava konusu faturalara ilişkin asıl alacak tutarına işletilen faizin hesaplamasında esas alınan faiz oranlarının hatalı olduğunu, bilirkişi raporu incelendiğinde görüleceği üzere, dava konusu asıl alacağa işlemiş faizin hesaplanmasında.
20.10.2019 - 21.12.2019 tarih aralığı için %18,25, 21.12.2019-13.06.2020 tarih aralığı için %13,75 ve 13.06.2020 - 02.07.2020 tarih aralığı için ise %10 oranı üzerinden avans faizi uygulandığını, davalı tarafça da kabul edilen ve tacir olan davacı ile davalı arasında imzalanan, aynı zamanda asıl alacağın doğmasına sebep olan sözleşmenin "Sözleşme Bedelinin Ödenmesi" başlıklı 5. maddesinin son bendinde, sözleşme bedelinin vadesinde ödenmemesi halinde yıllık %18 faiz +KDV tahsil edileceğinin yazdığını, taraflarınca takip tarihinde düzenlenen takip talebi ve ödeme emrinde,
asıl alacağa işletilen faizin tacir olan taraflar arasında kararlaştırıldığını ve sözleşme hükmünde yer aldığı şekilde yıllık %18+KDV üzerinden hesaplandığını, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tamamının kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili tarafından verilen 02/04/2022 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.
Bilirkişi raporunda ve mahkeme kararında tarafların defterlerinin birbirini teyit ettiğinin belirtildiğini, hemen akabinde ise takip konusu iki adet faturanın müvekkili şirket defterlerinde gözükmediği ve davacı tarafça düzenlenen mutabakat mektubunda müvekkiline "borç verdiğinin" bildirildiğini, ancak davalı müvekkilinin kayıtlarında aynı şekilde böyle bir mutabakat onayının bulunmadığının belirlendiğini, bilirkişilerin 16.02.2022 tarihli raporunda, müvekkilinin ticari defterlerini incelediğini ve davacı adına veya takip konusu fatura kayıtlarına rastlanmadığını ve herhangi bir mutabakat onayı bulunmadığını tespit ettiğini,
bilirkişilerin bu faturaların sadece davacı kayıtlarında mevcut olduğunun da belirlendiğini, davacı ile müvekkilinin ticari defterlerinin birbirini teyit etmediğini, sadece faturaya dayalı olarak davacının müvekkilinden alacaklı olduğunun kabul edilmesinin mümkün olmadığını, eser sözleşmesi söz konusu olduğunda, faturanın tek başına işin yapıldığını kanıtlamaya yeterli olmadığının BK. hükümleri ve yüksek mahkeme kararlarıyla sabit olduğunu, sözleşmede belirlenen işin "imalat ve montaj" olduğunun mahkemece tespit edildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, fatura içeriğinden sadece imalat ediminin ifa edildiğinin anlaşılabileceğini,
yargılama sırasında mahkemenin davacının yüklendiği "montaj" edimini yerine getirip getirmediği hususunda hiçbir araştırma ve incelemesi olmadığı gibi, hükme esas alınan bilirkişi raporunda da fatura içeriğindeki ürünlerin montajı'nın yapıldığına dair hiçbir tespitin de bulunmadığını, fatura içeriklerindeki ürünlerin sözleşmeye göre teslim edildiği kabul edilse bile,
bu faturaların içeriklerinde belirtilen ürünlerin montajının yapılıp teslim ediliğinin anlaşılamayacağının çok açık olduğunu, davacının sözleşme ile yüklendiği imalat ve montaj ediminin bölünmesi veya eksiltilmesinin de söz konusu olmadığını, dosya kapsamından davacının sözleşme ile yüklendiği edimi yerine getiridiği ve ücreti hak ettiğinin anlaşılamaz olduğunu, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin eser sözleşmesi olduğunu ve anlaşmazlığın "TBK" hükümlerine göre çözümlenmesi gerektiğini, bu minvalde davacının sözleşme edimini yerine getirmediği halde sözleşme bedelini talep etmesinin hukuka aykırı olduğunu,
sözleşmenin 6. TESLİMAT başlıklı maddesinde. "Ürünlerin teslim tarihi 15/04/2017'dir. Taraflar bu tarihte mutabık kalmışlardır ve bu görüleceği üzere kesin ve belirli bir vadedir.
Davacı ise bu tarihte sözleşme edimini yerine getirmemiş, ifaya hazır olduğunu ise hiçbir zaman bildirmemiştir." dendiğini, teslim tarihinden 1 yıl sonra yaptığını iddia ettiği ifanın ise müvekkilince hiçbir zaman kabul edilmediğini, borcun ifa edileceği günün, 6. teslimat başlıklı maddede, taraflarca tereddüte mahal vermeyecek şekilde, açıkça 15/04/2017 olarak belirlendiğini yüklenicinin bu belirli günde borcunu ifa etmediğinden müvekkili şirketin ihtarda bulunmasına gerek olmaksızın kendiliğinden temerrüde düştüğünü,
müvekkili aleyhinde başlatılan icra takibinde davacının "kötü niyetli" olduğunun ortada olduğunu ve aleyhlerine hükmolunan %20 icra inkar tazminatının yersiz ve mesnetsiz olduğunu, davacının 17.10.2019 tarihli ihtarnamesinde 37.742,30 TL alacağı olduğunu iddia ettiğini ve buna karşı gerekli cevap ve itirazlar sunduğunu, davacının başlattığı icra takibine dayanak faturaların, taraflar arasında mevcut eser sözleşmesi gereği alacağın varlığına tek başına kanıt olmadığını, davacının, müvekkilinden bir alacağının doğmasının, sözleşme gereği üstlendiği imalat ve montaj edimini tam olarak yerine getirdiğinin kanıtlamasına bağlı olduğunu,
dava konusu edilen alacağın varlığının yargılamayı gerektirdiğinde davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın tümden reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, taraflar arasında düzenlenen ve konusu davalı yüklenicinin ... projesi kapsamında yapımını üstlendiği 850 dairelik projenin mobilya üretiminin ve montajının davacı taşeron tarafından yapımını içeren eser sözleşmesi kapsamında davacı taşeronun örnek dairenin mobilya üretimini ve montajını tamamlayarak davalıya teslim edildiği,
proje kapsamındaki diğer dairelerin imalat işlerinin davacıya verilmemesi sebebiyle sözleşmeye göre örnek dairenin yapım bedeli olarak kararlaştırılan KDV hariç 45.532,00 TL'lik bedele davacı taşeronun hak kazandığı belirtilerek bu imalatlar karşılığı hak ediş bedeli olarak düzenlenen fatura bedellerinin tahsili amacıyla davalı hakkında girişilen icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ve takibin devamı ile %20 oranında inkar tazminatının davalıdan tahsili isteğine ilişkindir.
Davalı vekili davaya cevabında, ürünlerin zamanında teslim edilmediğini, sözleşmedeki sürenin kesin vade olduğunu, bu süreden sonra yapılan teslimin kabul edilmediğini, yine ürünlerin montajının yapıldığının da ispatlanması gerektiğini, faturanın tek başına alacağın varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama ve taraf ticari defterleri üzerinde yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu alınan mali müşavir ve nitelikli hesap bilirkişinin müşterek raporları sonrasında davacının düzenlemiş olduğu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ancak davalı ticari defterlerinde kaydının bulunmadığı, davaya konu ürünlerin sözleşmeye göre teslim tarihlerinin 15/04/2017 olarak kararlaştırıldığı ancak faturaların tanzim tarihlerinin 14/03/2018, ürünlerin sevk tarihinin ise 07/03/2018 olduğu ve ürünlerin geç teslim edildiğinin görüldüğü, sevk irsaliyelerinde imzaların bulunmadığı,
davacının davalı yana gönderdiği noter ihtarı ile faturalar bedeli toplamı olarak 37.742,30 TL'nin üç gün içerisinde ödenmesinin ihtar edildiği, davalının, fatura konusu edilen malların teslimi konusunda açık bir itirazının bulunmadığı, itirazın geç teslime ilişkin olduğu,
bu konuda davalının geç teslimin yapıldığı ve bu aşamadan sonra teslimin kabul edilmeyeceği yönünde davacıya gönderdiği bir ihtar ya da uyarının olmadığı anlaşıldığından davacı tarafça yapılan geç teslimin davalı yanca kabul edildiği tespitlerine yer verilerek ve bu sebeplerle davacı taşeronun takibe konu faturalar nedeniyle davalıdan takip tarihi itibariyle 37.742,30 TL asıl alacak ile temerrüt tarihinden takip tarihine kadar hesaplanan avans faizi olan 3.854,63 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 41.596,93 TL'yi talebe hakkı olduğu kabul edilerek davalının takibin bu kısmına yaptığı itirazın iptaline ve asıl alacağa takip tarihinden
itibaren değişen oranlarda avans faizi uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine ve faturaya dayalı alacağın likit olduğu kabul edilerek kabul edilen asıl alacağın %20'si olarak hesaplanan 8.319,39 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, bu karara karşı taraf vekillerinin yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurdukları anlaşılmıştır.
Taraflar arasında 05/01/2017 tarihli ... proje numaraları NORTGATE projesi isimli teklif metninde miktar ve detayları belirtilen ürünlerin davacı taşeron tarafından üretim ve montajı konusunda KDV hariç 45.532,00 TL bedelli sözleşme düzenlendiği ve sözleşmede teslim tarihi olarak 15/04/2017 tarihinin kabul edildiği anlaşılmaktadır. Sözleşmede teslim tarihi 15/04/2017 olarak kabul edildiğinden kesin vade belirlenmiştir.
Bu tarihte ürünlerin teslim edilmediği ve ürünlerin davacı tarafça 07/03/2018 tarihli sevk irsaliyeleri ile tesilm edildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık, süresinden sonra yapılan teslim nedeniyle davacının fatura bedeline hak kazanıp kazanmadığı hususundadır. Taraflar arasındaki sözleşmede vade kesin olarak belirlendiğinden ve davacı taşeron kararlaştırılan sürede edimini tamamlayıp teslim etmediğinden temerrüde düşmüştür.
Bununla birlikte davalı iş sahibi (yüklenici), taşeronun temerrüdünden sonra 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 125/2. maddesine göre “derhal fesih” hakkını kullanmamış, sözleşmeden döndüğünü yasal delillerle kanıtlayamamıştır.
Buna rağmen davacı taşeron işe devam ederek eseri tamamlamış, ve dosyaya sunulan sevk irsaliyeleri ile teslim ederek düzenlediği faturaları davalıya tebliğ etmiş, fatura bedellerinin ödenmesi konusunda da davalıya 17/10/2019 tarihli noter ihtarı göndererek üç günlük süre vermiştir. Bu durumda iş sahibi konumundaki davalı yüklenici sözleşmeyi derhal feshetmeyerek gecikmiş ifayı beklediğinden taraflar arasındaki sözleşme süresiz hale gelmiştir.
Gecikmiş ifayı kabul eden iş sahibinin beklemekten vazgeçip sözleşmeyi feshedebilmesi için 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 125/1. maddesine göre, süre verip, bu süre içinde edimin ifa edilmemesi halinde sözleşmeden dönmesi gerekir. Davalı bu gerekliliğe uymadığından ve sözleşmeyi feshetmemiş olduğundan taraflar arasındaki sözleşme ayakta olup davalı eseri kabulden kaçınmakta haksızdır.
Nitekim ürünlerin de tesliminin yapıldığı ve davalı yanca kabul edildiği anlaşılmaktadır. (Yargıtay Kapatılan 15. Hukuk Dairesi'nin 2015/127 Esas 2015/5939 Karar sayılı ilamı.)
Mahkemece de sözleşme kapsamında ürünlerin davalıya sözleşmeye uygun olarak teslim edildiğinin ve davalıya tebliğ edilen ve davalı yanca itiraz edildiği kanıtlanamayan fatura bedellerini talebe davacının hak kazandığı kabul edilerek davanın kısmen kabulüne ve alacağın likit olduğu kabul edilmek suretiyle davacı yararına icra inkar tazminatına hükmedilmiş olmasında ve temerrüt tarihinden takip tarihine kadar davacının talep edebileceği avans faizine göre faiz alacağına hükmedilmiş olmasında usul yasa hükümlerine aykırı bir durum görülmediğinden taraf vekillerinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurularının, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca ayrı ayrı esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan Üye Üye Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2022/510, K. 2024/366, 26 Mart 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama