KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi Vekili
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 4 Haziran 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/218 - 2024/591 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (Başvuru Kabul/Yeniden Hüküm/HMK m. 353/1-b.2)
- Dosya no
- 2023/218 Esas
- Karar no
- 2024/591
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/09/2022
- Numarası
- 2022/108 Esas-2022/548 Karar
- Davacı
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 12/06/2024
Karar Metni
1.425 kelime·7 dk okuma·4 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı vekili; taraflar arasında konkasör ile malzeme kırma işi kapsamında sözleşme imzalandığını, sözleşme kapsamında davacının yüklenici olduğunu ve sözleşme kapsamındaki edimlerini yerine getirdiğini, yapılan işe karşılık düzenledikleri faturanın ödenmemesi üzerine icra takibi yaptıklarını, davalının takibe itiraz etmesi nedeniyle takibin durduğunu belirterek Ankara 7. İcra Dairesinin 2021/7337 esas sayılı dosyasında itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı tarafça dosyaya cevap dilekçesi sunulmadığı görülmüştür.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece; taraflar arasında konkasör ile malzeme kırılması konusunda taşeron sözleşmesinin imzalandığını, sözleşme kapsamında davacının taşeron firma olarak yer aldığı, sözleşme konusu işe ilişkin olarak yapılan tanımlamada taşeronun mobil konkasör sağlama yükümlülüğünde, yüklenicinin ise konkasörü besleyecek ekipmanları sağlama konusunda yükümlülüğünün bulunduğu, imzalanan sözleşmede işin başlama ya da sözleşmenin imzalanma tarihinin yer almadığı, davacı tarafından yapılan işe ilişkin olarak takibe konu faturanın düzenlendiği,
davalı tarafından itiraz dilekçesi ekinde sunulan tutanak içeriklerine göre davacının edimini yerine getirmediği ileri sürülmüş ise de, sözleşme kapsamında yüklenici konumunda bulunan davalının da edimlerini yerine getirdiği hususuna ilişkin herhangi bir belge ve bilginin dosyaya sunulmadığı, 02/05/2021 tarihli tutanakta davacı tarafından iş sahasında konkasörün hazır edildiği, ancak çalışmadığının tespit edilmesine rağmen uzun bir süre sonra 14/06/2021 tarihinde ve davacı tarafından faturanın düzenlenmesi sonrasında yeniden işin yapılmadığına ilişkin tutanak düzenlendiği,
davalı tarafından işin yapılmadığına ilişkin olarak dosya kapsamına yapılmış bir tespit veya sair herhangi bir belgenin sunulmaması ile düzenlenen ilk tutanak tarihi itibari ile hazır bulunan konkasörün çalışmadığı hususunun belirlenmesine rağmen konkasörün çalışmaksızın uzun bir süre iş alanında bekletilmesinin hayatın olağan akışına da aykırı olduğu, bu hali ile de davacı tarafından faturada yazılı işin yapılmış olduğunun kabul edilmesinin gerektiği, alınan bilirkişi raporuna göre takibe konu faturanın davacının ticari defter ve kayıtlarına usulüne uygun şekilde kaydedildiği,
davalıya yapılan usulüne uygun muhtıra tebliğine rağmen ticari defter ve kayıtların dosyamıza sunulmadığı gibi incelenmesine esas bildirimin de yapılmadığı, davalı tarafından takibe konu faturalarda yazılı davacı alacağının ödendiğine ilişkin dosya kapsamına herhangi bir bilgi veya belge sunulamadığı, takibe konu alacağın mevcut ve talep edilebilir nitelikte, davalının takibe yapmış olduğu itirazın haksız olduğu belirtilerek davanın kabulüne, itirazın iptaline, icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; icra takip dosyasında ve arabuluculuk sürecini vekil olarak takip etmelerine rağmen yargılama sürecinde tebligatın asile yapılmasının hatalı olduğunu, arabuluculuk görüşmesi sonlandırılmadan dava açılamayacağını, hukuki dinlenilme haklarının ihlal edildiğini, faturanın mevzuata aykırı düzenlendiğini, e-arşiv faturasına ilişkin 433 nolu genel tebliğe aykırı olduğunu, fatura üzerinde iş sahibinin veya namına imzaya yetkili bir kişinin imzası bulunmadığını, ayrıca 8 günlük süre içinde faturanın iade edildiğini, fatura içeriğini kabul etmediklerini,
davacının sözleşmenin 5.maddesindeki yükümlülüklerine uymadığını, mobil kırıcının randımanlı çalışmadığını, buna ilişkin 02/05/2021 tarihli tutanağın düzenlendiğini, 14/06/2021 tarihli tutanakla kırıcının davacıya teslim edildiğini, davacıya borçlarının bulunmadığını, davacının edimini ifa ettiğini ispatlaması gerektiğini, iş bedelinin ne şekilde hesaplandığının da belli olmadığını, likit olmayan alacaklar için icra inkar tazminatı verilemeyeceğini, itirazları ile ilgili değerlendirme yapılmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasının talep etmiştir.
GEREKÇE
Dava, Eser Sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatına icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek duruşmasız olarak yapılmıştır.
1- Eser sözleşmesi, karşılıklı edimleri içeren bir iş görme akdîdir. Yüklenicinin edimi, eseri meydana getirmek ve iş sahibine teslim etmek, iş sahibinin karşı edimi ise teslim edilen eserin bedelini ödemektir. Eser sözleşmesinin varlığı halinde, yüklenici işi sözleşme, fen ve sanat kurallarıyla iş sahibinin beklediği yararı gözeterek imal edip teslim ettiğini, iş sahibi ise iş bedelini ödediğini ispat etmek zorundadır (Yargıtay (kapatılan) 15. Hukuk Dairesi, 2021/3130 Esas, 2021/2836 Karar).
Somut olayda "konkasör makinesi çalışmasaydı daha erken iade edilirdi" şeklinde farazi bir gerekçeyle davacı yüklenicinin işi teslim ettiği sonucuna varılması ve gerekçenin dayanaklarından birisi olarak gösterilmemesi doğru görülmemiştir.
2- İtirazın iptali davası, genel hükümlere göre açılarak sonuçlandırılan bir dava olup, takip hukukuna ilişkin bir şikayet veya itiraz olmadığından, HMK'nın emredici nitelikteki 76, 119/1-ç, 122 ve 317. maddeleri gereğince dava dilekçesinin, icra dosyasında müvekkili borçlu adına itiraz eden vekile değil, asile tebliğ edilmesi gerekir. (Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 03/06/2022 tarih, 2021/1 Esas - 2022/3 Karar).
Somut olayda davalı borçlu vekilinin, ilk tebligatın kendisine yapılması gerektiği yönündeki iddia ve istinafı bu nedenle yerinde görülmemiştir.
3- İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu’nun 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacaklının icra hakimliğine başvurmadan alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır.
Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likit olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir.
Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifade ile borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise ortada likit bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (Yargıtay 6. Hukuk Dairesi, 2021/6380 Esas, 2022/5655 Karar; Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 07.06.2006 tarih 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı).
Somut olayda davacı tarafından icra takibine dayanak olarak gösterilen fatura düzenlenirken herhangi bir hesap yöntemi gösterilmemiştir. Alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması; böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması şartının yerine getirildiğinden bahsedilemez. Buna göre davacının icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, mahkeme kararının kaldırılmasına, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığından HMK'nın 353/1-b.2 maddesi gereğince yeniden hüküm kurulmasına; usulüne uygun ihtara rağmen davalı tarafça ticari defterlerinin sunulmaması nedeniyle davacı tarafın ticari defter kayıtlarına göre davanın kabulüne, itirazın iptaline, davacı tarafın icra inkar tazminatı talebinin reddine karar verilmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Başkan · ✍e-imzalıdır Üye · ✍e-imzalıdır Üye · ✍e-imzalıdır Katip · ✍e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/218, K. 2024/591, 4 Haziran 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama