KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Bam 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/370
- Karar No
- 2025/587
- Karar tarihi
- 24 Haziran 2025
Karar Metni
2.633 kelime·13 dk okuma·14 bölüm
(İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Başvurunun esastan reddi /HMK m.353/1-b-1)
TÜRK MİLLETİ ADINA
İSTİNAF KARARI
BAŞKAN : ....
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 29/05/2019
NUMARASI :....
DAVANIN KONUSU
Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 24/06/2025
KARAR YAZIM TARİHİ : 14/07/2025
Davacı vekili tarafından davalılar aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali davasında mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ
İSTEM
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle. Müvekkili şirketin ... ... ...
A.Ş. bünyesindeki çeşitli şirketlere ... işleri bakımından müteaddit kereler hizmet verdiğini, müvekkilinin bu hizmetleri karşılığında davalı şirketleri bünyesinde barındıran söz konusu ... yüklü miktarda alacağı bulunduğunu, müvekkilin bu alacakların önemli bir kısmının iki ayrı işe ait olması sebebiyle şimdilik iki ayrı takibe konu ettiğini, müvekkilinin ... ana boru hattından Afyonkarahisar... ... ...e çekilecek 4.463,153 8” takriben 3700 m ... boru hattının güzergah planına uygun olarak ve plana ilaveten takriben 10 m'lik RMS A istasyonu bağlantı hattryla birlikte gaz boru hattı tesisinin;
boru kaynağı, montajı, vb geçişlerin yapımı ve diğer farklı hizmetlerin vermesi işini üstlendiğini, bu çerçevede müvekkilinin edimleri eksiksiz olarak yerine getirdiğini, işi tamamladığı halde yapılan hizmetler sonucu oluşan bedellerin müvekkili şirkete vade tarihinde ve bugüne değin verilmediğini, ödenmeyen bedelin bu işle sınırlı olmadığını, davalı tarafın hakedişleri ödemediği gibi yapılan işlere karşılık verilen çeklerin de vadesinde ödenmeyerek karşılıksız çıktığını, bu hususun ... ... ...
A.Ş.'ye 21/12/2012 ve 15/07/2013 tarihlerinde yazılı olarak bildirildiğini, 17/07/2013 tarihinde Beşiktaş 19. Noterliği'nden 18060 yevmiye numaralı ihtarname ile halen dahi ödenmemiş fatura bedelleri toplamı olan 120.509,26 TL'nin ödenmesi gereğinin muhataba ihbar ve ihtar edildiğini, İstanbul 23. İcra Dairesinden 2013/20942 E. sayılı icra takibi dosyasından takibe koyulan borcun müvekkilinin hizmet verdiği ... bünyesindeki tüm şirketlerden ve bu şirketlerin ortak yetkililerinden talep edildiğini, ...
San. ve Tic. A.Ş. hariç tüm borçluların icra dairesinin yetkisine itiraz ettiğini, bu sebeple dosya tefrik edilerek ... hakkında aynı esastan devam ederken diğer 20 borçlu hakkında Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4488 esasına kaydedildiğini fakat dosya borçlularının işbu dosyadan da haksız itirazlarını yinelediklerini, borçlulardan ... ...'ın bir önceki İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'nün 2013/20942 esas numarasında yapılan takibe karşı sunduğu kısmi itiraz dilekçesinde,
sadece faiz ve ferilere itiraz etmek suretiyle borcu kabul etmişken yetkili icra dairesi olan Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nden gönderilen ödeme emrine karşılık sunduğu itirazda borcun tamamına tutarsız ve gerekçesiz şekilde itiraz ettiğini, tamamının işyeri, ortak ve kurucuları aynı olan, büyük bir kısmının iştigal konusu birbirine yakın ve bazılarının aynı olan ve birden fazla müvekkilinin hizmetinden birlikte ve dolaylı ya da doğrudan yararlanmış bulunan şirketler arasında oranik bağ bulunduğunu, davalı borçluların işbu borçtan müşterek ve müteselsilen sorumlu olduklarını beyanla,
davalı borçluların Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4488 E. sayılı dosyasına yapmış olduğu haksız ve hukuki mesnetten yoksun itirazın iptaline, takibin tüm ferileri ile devamına, müvekkili lehine takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, fazlaya ilişkin her türlü dava ve şikayet hakları saklı kalmak kaydı ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı borçlu şirkete yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
YANIT
Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle.
Alacaklı yanca itirazın iptaline konu edilen mezkur takibin yanı sıra yine alacaklı tarafça Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4492 sayılı takip dosyası ile borçlu müvekkilleri aleyhine aynı borcu dayanak göstererek defaten icra takibine geçildiğini, birbiri ile aynı alacağa ilişkin olarak yapılan icra takiplerinin dahi alacaklının kötü niyetle hareket ettiğinin bir göstergesi olduğunu, anılan nedenlerle aynı alacağa ilişkin olarak mükerrer takip yapıldığının açıkça ortada olduğundan işbu davanın derdest icra takibinin varlığı nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
ilk yapılan takibin yetkisiz yerde başlatılmış olmasından dolayı geçerli bir takipten söz edilemeyeceği gibi yetkisiz icra dairesine yapılan itirazların hukuki bir sonuç doğurmayacağından davacı alacaklının bu iddiasının yersiz olduğunu, hukuki ilişkinin tarafı olmayan kişi ve şirketler aleyhine icra takibi yapılmasının uygun olmadığını, bahsi geçen şirket ve ortakların alacaklıya iddia edildiği surette bir borcu bulunmadığını, salt icra takibine konu faturalar incelendiğinde de görüleceği üzere alacaklının muhatabı açıkça ortadayken kötü niyetli olarak tüm şirket ve ortaklar aleyhine icra takibine geçilmesinin kabul edilemez olduğunu,
davacının davasına dayanak yaptığı tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak sorumlu kılma teorisinin şartlarının müvekkilleri açısından gerçekleşmediği hususunun izahtan vareste olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılarak sorumlu kılma müessesesinin her somut olay bakımından değerlendirme konusu yapılması gerektiğini, ve bazı şartların gerçekleşmesi halinde uygulanması gerektiğini, davalı şirketlerin her birinin ayrı bir tüzel kişilik olup ayrı iştigal alanlarında faaliyet gösterdilerini, yine anılan şirketlerin ayrı bilançoları ayrı muhasebeleri ve ayrı istihdam politikaları bulunduğunu,
takibe konu edilen faturalar incelendiğinde de görüleceği üzere alacağın vade farkından kaynaklandığını, vade farkı istenebilmesi için yanlar arasında bu yönde yazılı bir sözleşmenin ya da bu doğrultuda oluşmuş bir teamülün bulunması gerektiğini, davacı yanın alacağının geç ödendiğinden bahisle vade farkı adı altında bir alacağın varlığından söz edilemeyeceğini beyanla, haksız açılan davanın reddini, davalının reddedilen miktar üzerinden %20 kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/05/2019 tarihli 2015/60 Esas 2019/530 Karar sayılı kararında özetle; Dava, fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali talebine ilişkindir.
Davacı tarafından davalılar aleyhine İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'ne 2013/20942 esas sayılı dosyasında 6 adet faturaya istinaden 120.509,26 TL asıl alacak, 114,05 TL ihtarname gideri, 835,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.459,07 TL alacağın tahsili için icra takibi başlatılmıştır.
İcra takibine yetki yönünden itiraz edilmesi üzerine dosya yetkili Ankara İcra Müdürlüğüne gönderilmiş ve takibe Ankara 18. İcra Müdürlüğü'nün 2014/4488 esas sayılı dosyasından devam edilmiştir. Yetkili icra müdürlüğünden çıkarılan ödeme emrine borçlular tarafından itiraz edilmesine üzere itirazın iptaline ilişkin iş bu dava açılmıştır.
Davacı tarafından davalı ... ... .. A.Ş.'den olan alacağın tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle şirketin yetkilileri ve diğer grup şirketlerden tahsili amacıyla takip başlatılmış ve dava açılmıştır.
Mahkememizce deliller toplandıktan sonra, davacı ve davalı ... ... A.Ş.'nin ticari defterleri ile dosyadaki deliller üzerinden bilirkişi raporları alınmıştır.
Alınan bilirkişi raporlarına göre, davacı şirketin davalı ... ... A.Ş.'den takip tarihi itibariyle 120.509,08 TL asıl alacak, 835,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.344,39 TL alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.
Davacının tespit edilen bu alacağı dikkate alınarak davalı ... ... A.Ş.'nin icra takibinde ödeme emrine yaptığı itirazın haksız olduğu, davacının alacaklı olduğu dikkate alınarak ... ... A.Ş. Yönünden açılan davanın kabulüne ve alacak likit olduğundan itirazın iptaline karar verilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Her ne kadar ... ... .. A.Ş. dışındaki davalılardan da tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle alacağın tahsili talep edilmiş ise de davalılardan bir kısmının şirketin yetkilileri bir kısmının da aynı ... bünyesinde bulunan şirket olmalarının grup şirketin borcundan doğrudan sorumlu olmayacakları, toplanan delillere göre tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmadığı, grup şirket olmalarının veya yönetici veya ortak olmalarının davalı ... ...
A.Ş.'nin borcundan doğrudan sorumlu olmayacakları, davalıların tüzel kişiliklerinin farklı olduğu kanaatine varılmakla davacının ... ... A.Ş. dışındaki davalılara karşı açtığı davasının reddine, davacının kötü niyeti tespit edilemedğinden davalıların kötü niyet tazminat taleplerinin reddine karar verilmesi gerektigi gerekçesi ile davacının, davalı ... ... A.Ş. dışındaki diğer davalılara karşı açtığı davanın reddine, davacının davasının, davalı ... ...
A.Ş. yönünden kısmen kabulü ile Ankara 18. İcra Müdürlüğünün 2014/4488 Esas sayılı dosyasında davalı tarafından ödeme emrine yapılan itirazın 121.344,39 TL miktar üzerinden iptaline, takibin bugünkü tarih üzerinden devamına, itirazın iptaline karar verilen miktarın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... ... A.Ş.'den alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine dair karar verildiği görülmüştür.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili tarafından verilen 18/03/2020 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararında tüzel kişilik perdesinin çapraz aralanması ve organik bağ teorileri dikkate alınarak davanın tüm davalılar yönünden kabulü gerekirken sadece ... ... A.Ş. Bakımından kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını,
Tüm davalılar arasında organik bağ ve iktisadi bütünlük mevcut olduğundan, Yargıtay kararları da dikkate alınarak davanın tüm davalılar bakımından kabulü gerektiğini, müvekkili şirketin, ... ... ...
A.Ş. bünyesindeki şirketlere çeşitli kereler ve sipariş ya da sözleşme üzerinden, ... tesisatı işleri doğrultusunda hizmet sunduğunu, şirketlere yapımını tamamlayarak teslim ettiği işler sonucu hak etmiş olduğu alacakların ödenmesi konusunda sorunlarla karşılaştığını, bu alacaklarını geç aldığını veyahut alamadığını, iş bu sebeple müvekkili şirketçe İstanbul 23. İcra Dairesi'nden 2013/20942 E. sayılı icra takip dosyası ile takibe konu edilen borcun müvekkilinin hizmet verdiği ... bünyesindeki tüm şirketlerden ve bu şirketin ortak yetkililerinden taraflarınca talep edildiğini,
akabinde borçlulardan .... dışında kalan tüm borçlular tarafından icra dairesinin yetkisine itiraz edildiğini, akabinde dosyanın tefrik edilerek, diğer davalı 20 borçlu hakkında Ankara 18. İcra Müdürlüğü’nün 2014/4488 E. sayılı dosyasına kaydedildiğini fakat söz konusu dosya borçlusu davalılar tarafından bu sefer borcun tamamına itiraz edildiğini, söz konusu itirazın yegâne sebebinin müvekkili şirketin alacağını sürüncemede bırakmak olduğunu, tüzel kişilik perdesinin çapraz kaldırılması, tüzel kişilik yapısının ve sınırlı sorumluluk ilkesinin dürüstlük kuralına aykırı olarak kötüye kullanıldığı,
alacaklılara bu suretle zarar verildiği hallerde uygulama alanı bulan, Türk Hukukunda da artık yerleşmiş bir müessese olduğunu, tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının sadece şirket ortaklarının sorumluluğuna gidebilmek için uygulanan bir ilke olmayıp çapraz olarak tüzel kişilik perdesi kaldırılarak,
kardeş şirketlerin de sorumluluğuna gitmenin mümkün olduğunu, davalı şirketlerin, bir ... çatısı altında bir araya gelen ortakları, yöneticileri ve şirket merkezleri ve mahkeme huzurunda görülmekte olan dava kapsamındaki vekillerinin dahi müşterek olan ticari faaliyetleri birbirlerinin tamamlayıcısı niteliğinde bulunan aralarında organik bağın bulunduğu şirketler olduğunu,
mahkeme kararında her ne kadar davalılardan bir kısmının şirketin yetkilileri bir kısmının da aynı ... bünyesinde bulunan şirket olmalarının grup şirketin borcundan doğrudan sorumlu olmayacakları ifade edilmiş olsa da dosya kapsamında sundukları Yargıtay kararları incelendiğinde doktrindeki hakim kanaatin, tüzel kişilik kalkanının kullanılmasının açıkça hakkın kötüye kullanıldığının (mk.
2. maddesi anlamında) ve adalet duygusunun zedelendiğinin tesbit edildiği anlarda tüzel kişilik kalkanına izin verilmemesi ve kalkanın kaldırılması gerektiği yönünde olduğunu, bu konuda da Yargıtay kararlarının istinaf başvuru dilekçelerinde bulunduğunu, aralarında organik bağ bulunan davalı şirketlerin, borçlarının tahsilini sürüncemede bırakmak için sermayesi düşük olan ve borca batık vaziyette bulunan ve ödeme yapma kabiliyeti bulunmayan, hakkında haciz uygulansa dahi alacağın tahsil edilemeyeceğini, ... ...
A.Ş'nin borçlandırıcı işlemlerine paravan olarak kullandığını, davalılar arasında iktisadi bir bütünlük olduğunu, bu nedenlerle istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davalarının tüm davalılar yönünden kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
Davalılar vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle.
Tüzel kişiliğin, sermaye şirketlerinde pay sahiplerinden bağımsız bir varlık olarak hukuki işlemlere taraf olabilme gayesi ve bu işlemlerden, ortaklarından bağımsız olarak tüzel kişiliğin kendisinin sorumlu olması prensibi ile kurulmuş bir iktisadi bütünlük olduğunu, pay sahiplerinin sadece tüzel kişiliğe karşı sınırlı sorumlu olmalarının ve üçüncü kişilere karşı sorumlu olmama prensibinin tüzel kişiliği meydana getiren kişiler ile üçüncü kişiler arasında adeta bir perde oluşturduğunu, ancak tüzel kişi ile pay sahipleri arasındaki bu ayrılık ilkesinin bazı durumlarda hakkaniyet düşüncesine ters düşebileceğini,
bu durumlarda hukuk güvenliğinin sağlanabilmesi açısından üyelere ait bazı konuların tüzel kişi izafe edilmesi ya da tüzel kişinin borçları için sadece kendi mal varlığı ile sınırlı olmaksızın üyelerinin de mal varlıklarına başvurulmasının gerekebileceğini, tüzel kişi ile üyeleri arasındaki bu mal ayrılığı ve sorumsuzluk prensibinin, tüzel kişilik yapısının hukuk düzenine aykırı şekilde kötüye kullanılması ya da şirket ile pay sahipleri arasındaki ayrılığa dayanmanın dürüstlük kuralına aykırı düştüğü durumlarda "tüzel kişilik perdesinin kaldırılması teorisinin" uygulanabileceğini,
bu sebeple temel kural olarak tüzel kişinin sorumlu olup ortaklara ya da bağlı şirketlere gidilemeyeceğini, ancak huzurdaki davada aldırılan bilirkişi raporunda yapılan tespitlerden ve işlem hareketlerinden de verilebileceği üzere ayrılık prensibinin kötüye kullanılmasının söz konusu olmadığının ve tüzel kişilik perdesinin aralanmasına neden olacak istisnai bir durumun gerçekleşmediğinin izahtan vareste olduğunu, nitekim tüzel kişilik perdesinin kaldırılmasının örneklerinin, yapı olarak içtihatlarla geliştirilmiş olup buna göre tüzel kişilik perdesinin aralanmasını gerektiren durumların;
öz kaynak yetersizliği, hakim ortaklığı şirketlerde hakim ortağın yetkisini, şirket alacaklılarının zararına olacak şekilde kendi çıkarları için kullanması ile pay sahipleri ile şirketlerin mal varlıklarının birbirine karışması olarak belirlendiğini,
mevcut durumda alınan bilirkişi raporu doğrultusunda somut olayda incelenen hesap hareketleri ve yapılan tespitlerden de görülebileceği üzere somut olayda bu durumun da gerçekleşmediğinin ve hukuki ilişkinin tarafı olduğu belirtilen müvekkili şirket haricindeki şirketlerin tüzel kişilik perdesinin aralanması yoluyla sorumlu tutulmaya çalışılmasının açıkça haksız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunun ortada olduğunu, nitekim bilirkişi raporunda da şirket merkezleri ve yöneticileri aynı olsa dahi bu hususun tüzel kişilik perdesinin kaldırılması açısından yeterli olmadığının kabulü gerektiğinin belirtildiğini,
yine aynı raporda icra takibinde borçlu gözüken şirketler arasında herhangi bir ticari ilişki, alışveriş vs. gibi ayrılık prensibinin ortadan kaldırılmasını gerektirecek bir durumun tespit edilmediğinin de açıkça ifade edildiğinin, yine tüzel kişilik perdesinin aralanmasının, istisnai bir durum olup ancak tüzel kişiden tahsil edilemeyen alacaklar yönünden bu teorinin uygulanmasının söz konusu olacağını, davacı tarafın ise asıl borçluya başvurmadan ve bu borçludan iddia ettiği alacağı tahsil etme konusunda bir sonuç almaya çalışmadan direkt ... bünyesindeki iştirakçi şirketlere ve ortaklara takibi yöneltmeyi tercih ettiğini,
bu hususun da hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve doğrudan tüzel kişilik perdesinin aralanması teorisine başvurulmasının teorinin amacına aykırı olduğu gibi sınırlı sorumluluk ilkesine de aykırı olduğunu ve kötü niyet tazminatı taleplerinin de reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;
Dava, davacı ile davalı şirketlerden ... ... A.Ş. arasındaki eser sözleşmelerine istinaden bakiye iş bedeli alacağının tahsili amacıyla sözleşmenin tarafı olan davalı ... ... A.Ş. ile bu şirketin de içinde bulunduğu iddia edilen ... ... ... A.Ş. bünyesindeki diğer davalılara karşı başlatılan icra takibine karşı davalıların yaptığı itirazın iptali ile takibin devamı ve %20 oranında icra inkar tazminatı isteğine ilişkindir.
Davalılar vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde; yukarıda ayrıntıları belirtilen gerekçelerle davanın bir kısım davalılar yönünden husumet nedeniyle, davalı ... ... A.Ş. Yönünden ise esastan reddine karar verilmesi talep edilmiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, taraf delileri toplandıktan sonra davacı ile davalı ... ...
A.Ş'nin ticari defterleri üzerinden yaptırılan incelemeler sonucunda aldırılan bilirkişi raporları sonucunda, taraf ticari defterlerinin sahibi lehine delil olma niteliğine sahip olduğu ve buna göre davacının davalıdan takip tarihi itibari ile 120.509,08 TL asıl alacak, 835,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 121.344,39 TL alacağının bulunduğu ve bu alacağın davalılardan ... ...
A.Ş'den tahsili gerektiği, her ne kadar bu alacağın davalı ... dışındaki diğer davalılardan da tüzel kişilik perdesinin aralanması suretiyle tahsili talep edilmiş ise de davalılardan bir kısmının şirketin yetkilileri, bir kısmının da aynı ... bünyesinde bulunan şirket olmalarının bu şirketlerin, grup şirketin borcundan doğrudan sorumlu olmalarını gerektirmeyeceği ve toplanan delillere göre tüzel kişilik perdesinin aralanması şartlarının oluşmadığı kabul edilmek suretiyle davacının davasının davalı ... ...
A.Ş. Yönünden kısmen kabulüne ve bu davalının takibe yaptığı itirazın işlemiş faizi ile birlikte toplam 121.344,39 TL üzerinden kabulüne ve bu alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalı ... ... A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, diğer davalılara karşı açılan davanın ise reddine ve davalıların kötü niyet tazminatı istemlerinin de reddine dair karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili yukarıda belirtilen gerekçelerle istinaf yoluna başvurmuştur.
Mahkemece de dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilerek yasal düzenlemelere uygun ve isabetli gerekçeyle karar verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında, davalı ... ... A.Ş.
İle diğer davalı şirketlerin tümünün adreslerinin, ortaklık yapılarının, yönetim kurulları ve temsilcilerinin aynı olmadığı anlaşıldığı gibi faaliyet alanlarının ve hisse devirlerinin de benzer olmadığı, bu sebeple bu davalı ile diğer davalı şirketler arasında, hukuki, fiili ve organik bağın bulunmadığı anlaşıldığından, mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı görülmekle davacı vekilinin bu karara karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2023/370, K. 2025/587, 24 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama