İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2024/1025 K.2026/451

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit-istirdat istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması…

Esas2024/1025Karar2026/451Tarih30 Nisan 2026Okuma36 dk · 7.147 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

Karar tarihi
30 Nisan 2026
Esas No
2024/1025 - Karar No:2026/451 (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.4-6 md)
Esas no
2024/1025
Karar no
2026/451
Başkan
... (...
Üye
... (...
Üye
... (...
Katip
... (...
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
05/01/2024
Numarası
2021/476 E-2024/22 K
Davanın konusu
Menfi Tespit-İstirdat (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan
Karar yazım tarihi
08/05/2026
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

7.147 kelime·36 dk okuma·4 bölüm

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit-istirdat istemine ilişkin davada mahkemece davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ

Davacı vekili; müvekkili şirket ile arsa/bina maliki dava dışı üçüncü kişiler arasında ANKARA 64. Noterliğinde 20.12.2018 tarihli Düzenlenme Şeklinde

Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi ile ... Parselde kayıtlı taşınmazın kentsel dönüşümü kapsamında sözleşme akdedilmiş

olduğunu, sözleşmeye göre 9 dairelik olan kentsel dönüşüme tabi binada 15 daire yapılacağını ve bodrum

kat 1 ve 2 numaralar ile dördüncü kat 12, 13 ve 14 no'lu dairelerin inşaatın durumuna göre;

Su basmanın bitirilmesiyle kotta bir daire,

1. Kat betonu bittiğinde kotta bir daire.

Kat betonları bittiğinde dubleks bir daire,

Mutlak dolapları vb. tamamlandığında dubleks bir daire.

iskân raporu alındığında dubleks bir daire

olacak şekilde müvekkili şirket üzerine geçirileceğini, zemin katta 3 ve 4 no'lu daireler, 1. Katta 5 ve 6 no'lu

daireler, 2. Katta 7 ve 8 no'lu daireler, 3. Katta 9 ve 10 no'lu daireler ile 4. Katta 11 no'lu dairenin ise arsa

sahiplerine ait olacağını, Taraflar arasında imzalanan sözleşmede; “ ..Satıştan dolayı mal sahibine yöneltilecek, bütün

iddialardan müteahhit sorumlu olacağı, ...Arsanın tesliminden binanın yapılıp arsa sahiplerine borçsuz

olarak anahtar teslimine kadar geçecek süredeki ve bu işlerle ilgili gelecekte doğabilecek tüm vergi,

sigorta, veya resim ve harçlar ile bu sözleşmede sayılamayan tüm mali yükümlülüklerin tamamen

müteahhite ait olduğu, bu konudaki her türlü cezai ve hukuki müeyyidelerin muhatabının müteahhit

olduğu, …gerekli tüm işçilik giderleri... müteahhide ait olduğu, ,.SGK ile ilgili tüm prim ödemeleri. İlişiksiz

belgesinin alınması vs. harcamaların müteahhide ait olduğu, ...Her türlü tazminattan dolayı üçüncü kişiler

hiçbir şeklide arsa sahiplerinden hak talebin de bulunamayacağı, iş bitiminde müteahhit tarafından SGK

ilişik kesme belgesi alınarak ilgili makamlara ve arsa sahiplerine verileceği” şeklinde hükümlerin yer

aldığını,

Müvekkili şirket ile davalı şirket arasında yukarıda belirtilen sözleşme kapsamında yapılacak bir

kısım işlerin yapımı hususunda 12.12.2019 tarihinde Taşeron İnşaat Sözleşmesi imzalanmış olduğunu,

anılan sözleşmenin "B. Mali ve Ödeme Hususları" başlıklı bölümünde yer alan hususlar belirtildikten sonra,

taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davalı ... Yapı inşaat (...) tarafından muhtelif

hizmetlerin verildiğini, buna karşılık müvekkilince icra müdürlüğüne sunulan itiraz dilekçesi ekinde yer alan

Muavin Defter dökümünde yer alan ödemelerin yapılmış olduğunu, davalının 16.03.2020 tarihli

148.361,40 TL, 21.05.2020 tarihli 165.221,24 TL, 23.06.2020 tarihli 128.912,57 TL, 29.07.2020 tarihli

320.446,83 TL’lik faturaları düzenlemiş olduğunu, davalının yaptığı işlerle ilgili olarak müvekkilince

725.869,68 TL ödeme yapılmış olduğunu, müvekkilinin hakedişlerden %5 oranın kesinti yapma hakkı

bulunduğunu, bu tutarın 36.293,48 TL’ye denk geldiğini,

itiraz dilekçesinde her ne kadar müvekkili şirketin davalıya 37.072,36 TL borçlu olduğu belirtilse de

taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği davalı yanca sözleşme gereği SGK ödemeleri ve işçilerin

alacaklı olmadığına ilişkin belgeleri müvekkili şirkete sunmadan TMK m.2'de belirtilen iyiniyet kurallarına

aykırı olarak ANKARA 13. icra Müdürlüğü 2021/5277 E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatmış olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere müvekkil şirketin icra dairesine bildirdiği ve ayrıca kayıtlardan da

görüleceği üzere davalı yana 37.072,36 TL borcu olmakla beraber davalı yanca SGK ilişiksiz belgesi

getirilmeden, ayrıca çalıştırdığı işçilerin alacağı olmadığına ve müvekkil şirketi ibra ettiklerine ilişkin belge

sunulmadan takıp yapılmış olduğunu,

ANKARA 13. icra Müdürlüğünün 2021/5277 E. Sayılı dosyasında alacaklı görünen ... Yapı inşaat

(...) tarafından müvekkiline gönderilen ilamsız takiplerde ödeme emri ile 54.666,99 TL asıl

alacak, 23.683,46 TL faiz olmak üzere toplam 78.350,45 TL’lik icra takibi yapılmış olduğunu, 26.04.2021

tarihinde tebliğ edilen ödeme emrine konu borca 28.04.2021 tarihinde itiraz edilmiş olduğunu, müvekkili

şirketin ödeme emrine itirazı İcra Müdürlüğünce dikkate alınmadığı gibi müvekkil şirket banka hesaplarına

İİK. m.89 gereği Haciz ihbarnameleri gönderilerek SGK ve bankadaki hak ve alacaklarına haciz konulmuş

olduğunu, Müvekkil şirketin telafisi imkânsız ve güç zararlarının meydana gelmesi sebebiyle takibin

durdurulması ile ihtiyatı tedbir konulması amaçlı yaptıkları şikâyetin ANKARA 4. İcra Hukuk Mahkemesi

2021/261 E. Sayılı dosyasında görülen davanın reddine karar verilmiş olması nedeniyle İstinaf kanun

yoluna başvurulmuş olduğunu, bu arada davalı talebi üzerine Ankara 13.İcra Müdürlüğünün 08.06.2021

tarihli Davet Varakası ile müvekkilinin ... Parsel'de yapılacak inşaattan

elde edeceği alacakları üzerine haciz konulduğunu, söz konusu taşınmazlar müvekkili şirket adına kayıtlı

olmaması nedeniyle davet varakasına itiraz ettiklerini, itirazları üzerine İcra Müdürlüğü 21.06.2021 tarihli

Tensip Zaptında; “…tapudan gelen cevabi yazıda haciz eklenmediği belirtildiğinden talebin reddine,

borçlunun 103. davetiyesine itirazının icra Mahkemesine yapması gerektiği yapılan itirazın

değerlendirilmesi icra dairesine ait olmadığından REDDİNE..." karar verilmiş olduğunu, bu karar üzerine

ANKARA 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/340 E. sayılı dosyasında açılan davada, davanın reddine karar

verilmiş olması nedeniyle İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğunu, Hâl böyle olmakla beraber icra Müdürlüğüne muhatap 02.07.2021 tarihli dilekçeye istinaden icra

dairesinin 02.07.2021 tarihli Karar Tensip Tutanağı ile; "Müdürlüğümüz yukarıda esas ve tarafları yazılı

takip dosyasından gönderilen 01/06/2021 tarih ve 45844 yevmiye numaralı haciz işleminde üçüncü

şahıslara ait taşınmazlar üzerindeki 3-4-5-6-7-8-9-10-11 no’lu bağımsız bölümlerin hacizlerinin

kaldırılmasına,

Ankara 64. Noterliği 20.12.2018 tarih ve 29.54 3 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz

Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi'nin konusu olan ...

Parsele haciz konulması istenilmiş olup, satış vaadi sözleşmesi olduğu ve üçüncü şahısların tapusuna da

haciz konulduğu anlaşıldığından Ankara 64. Noterliği 20.12.2018 tarih ve 29543 yevmiye numaralı

Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi gereği 01/06/2021 tarih

ve 45844 yevmiye numaralı konulmuş olan borçluya isabet edecek Bodrum Kat 1 ve 2 no’lu ve 12, 1.3, 14

no’lu bağımsız bölümler üzerine konulan hacizlerin devamına..." karar vermiş olduğunu ve bu bölümler

üzerindeki hacizlerin devam ettiğini, müvekkili şirketçe söz konusu dairelerin aşağıda belirtilen üçüncü

kişilere satılmış olduğunu ve müvekkili ile ilgisi bulunmadığını, Katı: Daire Numarası: Maliki : Edinme Ş. : Tarihi:

Bodrum kat 1 no'lu bağımsız bölüm ... Satış 19.10.2020

Bodrum kat 2 no'lu bağımsız bölüm ... Satış 20.01.2021

Dördüncü kat 12 no'lu bağımsız bölüm ... Satış 20.01.2021

Ayrıca yukarıda belirtilen taşınmazlar her ne kadar sözleşmeye göre müvekkili şirketin edimlerini

ifa ettikten sonra müvekkili şirkete devredilecek olsa da henüz iskân raporu vb. alınmadığından tapu

kayıtlarından da görüleceği üzere kalan iki dairenin ise kat irtifakı şeklinde, 4 kat 13 no’lu bağımsız

bölümün ...’a, 4 kat 14 no'lu bağımsız bölümün ise ... ait olduğunu, Müvekkili şirkete gönderilen ödeme emrinin 26.04.2021 tarihinde tebliğ edildiğini ve 28.04.2021 tarihinde borca ve takibe itiraz edilmiş olduğunu, müvekkilince süresinde borca ve icra emrine itiraz

edilmiş olmasına rağmen İcra Müdürlüğünce hiçbir gerekçe gösterilmeden ve bu konuda bir karar

alınmadan itiraz dikkate alınmadan karar kesinleştirilerek müvekkili şirket banka hesaplarına İİK 89’a göre

haciz ihbarnamesi gönderilmiş olduğunu, müvekkilinin SGK’daki hakediş ve alacaklarına haciz şerhinin

işlenmiş olduğunu, İcra dairesine itiraz dilekçesinde yer alan hususlar tekraren, ödeme emrine itiraz

edilmiş olması nedeniyle İcra Müdürlüğünce itiraz nedeniyle takibin durdurulması gerekirken, borçlunun

dilekçesinin dosyasında saklanmasına karar verilmiş olduğunu, bu işlem nedeniyle müvekkili şirketin

telafisi imkânsız zararları olacak şekilde İİK m.89’a göre bankalara haciz ihbarnameleri gönderilerek

müvekkilinin mağdur edildiğini ve ticari itibarının zedelendiğini, bununla birlikte müvekkili şirketin

SGK’daki hakediş ve alacaklarına da haciz konulması nedeniyle kamuda da ticari yönden zarara

uğranılmasına sebebiyet verilmiş olduğunu, icra müdürlüğünce itiraz dilekçesi dikkate alınmamış olması

nedeniyle müvekkilinin mağduriyetine ve hak kaybına uğramasına sebebiyet verilmiş olduğunu, bu

nedenle Mahkemeden takibin durdurulmasını talep ettiklerini, Müvekkili şirketin, davalının özellikle SGK'ya borcu olması durumunda sorumluluğunun söz konusu

olabileceğini, bu durumda müvekkilinin kendi borcu olmadığı hâlde davalının SGK'ya borcunu ödemek

zorunda kalabileceğini, bu hususu önlemek amacıyla taraflar arasında “Toplam hakediş üzerinden

yatırılması zorunlu SGK ödemeleri taşeron tarafından yatırılacak, dekontu yükleniciye yerilecektir."

şeklinde ki sözleşme hükmünün konuşulmuş olduğunu, davalıdan talep edilmesine rağmen SGK ödemelerine ilişkin her hangi bir belge sunulmamış olduğunu, bu durumda davalının ödemediği SGK vb.

borçlardan müvekkili şirket sorumlu olacağı gibi davalının SGK borçları ödenmeden iskân alınamayacağı

davalı borçlarının müvekkilinden tahsil edileceğini, icraya konu ödeme emrinde her ne kadar asıl alacak

miktarı 54.666,99 TL olarak gösterilmiş olsa da bakiye borç tutarının 37.072,36 TL olduğunu, icraya itiraz

dilekçelerinde de belirtildiği üzere, davalının alacağının olması durumunda vergi dairesinden "VERGİ

BORCU YOKTUR” SGK’dan "SGK BORCU YOKTUR" yazısını müvekkiline tesliminden sonra bakiye borcun

ödeneceğinin belirtilmiş olduğunu, davacının kendi edimlerini ifa etmeden TMK m.2've aykırı olarak icra

takibi yaptığını, hiç kimsenin kendi kusurunu başkasına yükleyemeyeceğini, Mahkemeden HMK m.389 gereği ihtiyatı tedbir taleplerinin olduğunu, takibin devamı durumunda

hâli hazırda olduğu gibi müvekkili şirketin mallarına hacız konulması, daha ileriki aşamada satılması

anlamına geldiğini, bu durumun müvekkili şirketin ticari hayat ve itibarının zedelenmesine, rakip firmalar

lehine haksız rekabete vb. hususlara sebebiyet verdiğini ve vermeye devam edeceğini, bu hususun

müvekkili şirket açısından büyük bir mağduriyet ve hak kaybı olduğunu, takibinin kötü niyetli olduğunu,

müvekkili şirket aleyhine bankalara haciz ihbarnamesi gönderen, SGK'daki hak ediş ve alacaklarına haciz

şerhi koyduran davalının takibin kesinleşmesinden güç alarak her an icrai haciz yapacağı, hacze geleceğinin

açık ve net olduğunu, bu durum nedeniyle müvekkili şirketin müşteri kaybına, rakip işyerlerinin haksız ve

olumsuz beyanlarına ve haksız rekabete konu olabileceğini, bu nedenle de müvekkili şirketin maddi ve

manevi zarara uğrayacağını, bu nedenle Mahkemenin takdir edeceği teminat karşılığı ihtiyati tedbir

kapsamında takibin ivedilikle ve öncelikle durdurulmasına karar verilmesini talep ettiklerini, Taraflar arasındaki sözleşmeye göre SGK ödemelerinin davalı yanca ödenerek dekontun yüklenici

müvekkiline verileceği ile taşeron hakedişlerinden %5 teminat kesintisi yapılacağı ve bu kesintinin kesin

hak edişte davalıya ödenecek olduğunu, bu kapsamda müvekkilinin 725.869,68 TL hakedişe göre 36.293,48 TL kesinti yapma hakkı bulunduğunu, icra takibine itiraz dilekçelerinde de belirtildiği üzere müvekkilinin

davalı yana 37.072,36 TL borçlu olduğunu, davalının SGK ödemelerini müvekkili şirkete

bildirmediğini/vermediğini, müvekkilinin dava dışı arsa sahipleriyle yaptığı sözleşmeye göre daireye hak

kazandığını, hak kazandığı daireleri üçüncü kişilere satarak geçimim sağladığı gibi inşaata devam

edebildiğini, müvekkili payına düşen dairelerden bodrum kat 1 no'lu bağımsız bölümün 19.10.2020

tarihinde ...'e, bodrum kat 2 no'lu bağımsız bölüm ile 12 no'lu bağımsız bölümün 20.01.2020

tarihinde ...'a satılmasına rağmen hacizlerin devam ettiğini, ayrıca müvekkilince henüz

alınmammış tapu kayıtları arsa sahipleri adına olan 13 no'lu bağımsız bölümün ... ait

olduğunu, bu bağımsız bölümler üzerinde de hacizlerin devam ettiğini, Sayın Mahkemece takip durdurulmayıp icra dairesine paranın ödenmesi durumunda, müvekkilinin

telafisi imkânsız ve giderilemeyecek zararlarının doğacağını, davalıya ödenmemek kaydıyla gerekirse icra

dosyası borcunun tamamının teminat olarak icra dairesine yatırılması suretiyle öncelikle 4.kat 13 ve 14

no'lu dairelerin, ayrıca her ne kadar müvekkilinin üçüncü şahıslara sattığı 1,2 ve 12 no'lu bağımsız bölümler

üzerindeki hacizlerin ivedilikle ve acilen kaldırılmasını talep ettiklerini, müvekkili şirketin iyiniyetli bir

şekilde davalıyı arabuluculuk görüşmelerine davet ettiğini, arabuluculuk görüşmelerinde müvekkilinin

davalıya 37.072,36 TL borç olduğu, ancak söz konusu ödemenin yapılabilmesi için davalının SGK’dan

ilişiksiz belgesi getirmesi gerektiği ile müvekkil şirketten davalının çalıştırdığı işçilerin ücret talep ettiği

belirtilerek açılacak davada müvekkil şirketi de davalı gösterip müvekkil şirketten işçilik alacağı tahsil

edebilecekleri belirtilerek davalının çalıştırdığı işçilere borcu olmadığına ya da müvekkil şirketi ibra etmeleri

durumunda ödeme yapılabileceği bildirilmesine rağmen davalı yanca bu taleplerinin kabul görmediğini, Borcun tamamını kabul anlamına gelmemek üzere haciz şerhi işlenen daireler ile borç tutarı

dikkate alındığında aşkın/taşkın haczin mevcut olduğunu, Yargıtay 12 Hukuk Dairesi 28.06.2007 T.

2007/10695 E., 2007/13337 K. Sayılı kararı hükmü belirtildikten sonra, kabul anlamına da gelmemek üzere

takip tutarına göre bir dairenin güncel rayiç değerinin (550.000,00 - 600.000,00 TL) üzerine haciz bile

yeterli iken, 14 daire üzerine (asgari 7.700.000,00 - 8.400.000,00 TL) daha sonra her ne kadar 9 daire

üzerinden kaldırılsa da 5 daire üzerine (asgari 2.750.000,00 - 3.000.000,00 TL) haciz konulmasının taşkın

haciz olduğunu, icra takibine itirazları olmakla birlikte talep tutarı ile haciz şerhi konulan dairelerin adedi

ve her birinin değeri dikkate alındığında aşkın/taşkın haciz olduğunun ortada olduğunu, bu yönden de

davet varakasına itirazları olduğunu, borcun tamamını kabul anlamına gelmemek üzere müvekkilinin her

ne kadar taşeron da olsa taşınmaz malikleriyle sözleşmeyi kendisi yaptığından davet varakasına itiraz etme

hakkı olduğunu, icra müdürlüğünce daire sahiplerine/maliklerine bildirim yapılmadığını, tapu kaydına haciz

konulan üçüncü şahıslara davet mektubu gönderilmediğini, tapu kayıtlarından da görüleceği üzere ... Parsel'de toplam 14 dairenin bulunduğunu, bu dairelerden hiçbirinin

müvekkil şirkete ait olmadığını tekrar ettiklerini, müvekkil şirkete davet mektubu gönderilip dairelerin

iyiniyetli maliklerine davet varakası gönderilmemesinin usule ve mevzuata aykırı olduğunu, her ne kadar

haczedilen taşınmazlar üçüncü kişilere ait olsa da bu hacizler tapu kaydından terkin edilmediği takdirde

üçüncü kişilerin ... İnşaat Proje Sanayi ve Ticaret A.Ş.’ye ödemiş oldukları taşınmaz satış bedellerini

rücu edebileceklerini, bu nedenle müvekkilinin hacizlerin kaldırılmasını talep edebileceğini,

Alacaklı vekilinin talebine göre müvekkili şirketin yaptığı sözleşmece istinaden ...

Parselde kayıtlı 14 daire üzerine hacız şerhi işlenmiş olduğunu, ancak Tapu Müdürlüğünün aşkın/taşkın

haciz olmakla birlikte hak kaybına sebebiyet verilmemesi için terkin edilmesi gerekenlerin bildirilmesi talep

edilmesine rağmen TMK m.2'ye aykırı olarak terkin yapılmadığı gibi herhangi bir işlemde yapılmamış

olduğunu, bu nedenle de davet varakasına itiraz edilerek iyiniyetli üçüncü şahısların/maliklerin üzerindeki

tüm hacizlerin kaldırılmasını talep ettiklerini, borcun tamamını kabul anlamına gelmemek kaydıyla takip

talebinde 75.083,30 TL asıl alacak 3.267,15 TL faiz talep edilmiş olduğunu, ancak ödeme emrinde

54.666,99 TL asıl alacak 23.683,46 TL faiz talep edilmiş olduğunu, bu talebin kendi arasında olmak üzere

yapılan talep de kendi arasında çelişkili olduğunu, ödeme emrine ve takip talebine itirazlarını tekrar

ettiklerini, ödeme emri ile takip talebi arasında ki çelişkinin giderilmemiş olduğunu, borcu kabul anlamına

gelmemek üzere her ne kadar ödeme emrinde faiz talep edilmiş olsa da temerrüde düşürülmeden faiz

istenemeyeceğinden faize de itiraz ettiklerini, faizin ne zaman başladığı belli olmadığından faiz tutarına

itiraz ettiklerini, ödeme emrinde reeskont faizi talep edilmiş olmakla birlikte, kabul anlamına gelmemek

üzere takip çek veya senet gibi kambiyoya mahsus alacak olmadığından reeskont değil ancak yasal faiz

istenebileceğinden faiz türüne de itiraz ettiklerini, haksız takip nedeniyle şikâyet edilenlerin İİK gereği kötü

niyet tazminatına mahkûm edilmesini talep ettiklerini, davaları menfi tespit davası olmakla birlikte tahsilat

vb. yapılması durumunda istirdat davası olarak kabulünü talep ettikleri beyanla; Her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik müvekkili aleyhine ANKARA 13. icra

Müdürlüğü 2021/5277 E. Sayılı icra dosyasında yapılan takiple ilgili mecburen tehditli olarak; Davalarının kabulüne,

Müvekkili şirketin davalı tarafa şartlı olarak 37.072,36 TL borcu olduğunu kabul etmekle beraber ancak söz konusu ödemenin olabilmesi için sözleşme gereği davalının SGK'dan ilişiksiz belgesi

getirmesi gerektiği, ayrıca müvekkil şirketten davalının çalıştırdığı işçilerin işçilik alacağı talep

etmesi sebebiyle davalı işçilerinin müvekkili şirketi de davalı gösterip müvekkili şirketten işçilik

alacağı tahsil edebileceğinden davalının çalıştırdığı işçilere borcu olmadığına ya da müvekkil şirketi

ibra etmeleri durumunda ödeme yapılabileceği tespit edilerek müvekkili şirketin ANKARA 13. İcra

Müdürlüğünün 2021/5277 E. sayılı dosyasında talep edildiği şekilde (54.666,99 TL asıl alacak değil

şartlı olarak 37.072,36 TL olduğu ile temerrüde düşürülmemesi sebebiyle 23.683,46 TL faiz borcu

olmadığı ile reeskont faizi talep edilemeyeceğinin) davalıya borçlu olmadığının tespitine, yargılama safhası vd. aşamalarda müvekkilden herhangi bir tahsilat vb. olması durumunda ise

tahsil edilen tutarın faizi ile birlikle geri iadesine,

Mahkemenin, müvekkilinin telafisi imkânsız, güç ve giderilemeyecek şekilde maddi ve manevi

zararları olduğundan, gerektiğinde Mahkemece takdir edilecek oranda teminat gösterilmek/

yatırılmak/ödenmek suretiyle tensiple birlikte takibin durdurulmasına, Mahkeme aksi kanaat ile bu taleplerinin devamlı olarak şimdilik kabul edilmemesi durumunda ise

öncelikle ve ivedilikle en azından yargılama süresince tensiple birlikte takibin durdurulmasına, Müvekkilin yine telafisi imkânsız, güç ve giderilemeyecek maddi ve manevi zararları olduğundan

tensiple birlikte ihtiyatı tedbir kararı verilmesine, Müvekkilinin takibin durdurulmayıp icra dairesine paranın ödenmesi durumunda telafisi imkânsız

ve giderilemeyecek zararları olması, ticari itibarının sarsılması, haksız rekabete maruz kalması,

rakip firmalar tarafından dedikodu yapılması, iskân raporu alma zorunluluğu olması, aksı halde

arsa sahiplerine karşı maddi/manevi sorumluluk altına girmesi vb. sebeplerle daha da fazla

mağdur olmaması için dayalıya ödenmemek kaydıyla gerektiğinde icra dosyası borcunun

tamamının teminat olarak icra dairesine yatırılması suretiyle öncelikle 13 ve 14 no’lu daireler ile

müvekkilinin üçüncü şahıslara sattığı 1, 2 ve 12 no’lu bağımsız bölümler üzerindeki hacizlerin

ivedilikle ve acilen kaldırılmasına, Her ne kadar müvekkili üzerine kayıtlı taşınmazlar olmasa ve arsa sahibi/malikleri ile yaptığı

sözleşmeye göre inşaatın durumu nisbetinde hak edip 1 no’lu bağımsız bölüm 19.10.2020

tarihinde ...’e, 2 ve 12 no’lu bağımsız bölüm 20.01.2020 tarihinde ...’a

satılmasına rağmen hacizler olduğu gibi henüz alamayıp arsa sahipleri üzerinde tapu kayıtları olan

13 no’lu bağımsız bölüm ..., ... ait olduğundan söz konusu

daireler üzerindeki hacizlerin aşkın/taşkın hacizler olması sebebiyle de kaldırılmasına, borcu kabul anlamına gelmemek üzere müvekkili firma icra takibinde önce temerrüde

düşürülmediğinden ve temerrüde düşürülmeden de faiz istenemeyeceğinden, TL faize itiraz

edildiği gibi yasal faiz yerine reeskont faiz talep edildiğinden faiz oranına da itiraz edildiğinden,

müvekkili şirketin davalıya bu şekilde borcu olmadığının da tespit edilmesine, Sayın Mahkemeden, üçüncü şahıslar üzerindeki tapu kayıtlarında hacizler olması ve bu durumda

söz konusu şahısların/tüzel kişiliğin mağduriyeti söz konusu olduğundan davanın müvekkilin sattığı

daire malikleri olan tapu kayıtlarında adresleri vb. tespit edilerek davanın 1 no’lu bağımsız bölüm

maliki ...’e, 2 ile 2 no’lu bağımsız bölüm maliki ...’a, ayrıca henüz müvekkil

üzerine devredilmeyip arsa sahipleri üzerinde tapu kayıtları olan 13 no’lu bağımsız bölüm için

..., ... ihbar edilmesine, Haksız ve kötü niyetli icra takibi sebebiyle davalı tarafın kötü niyet tazminatına mahkûm

edilmesine. Yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesi” talep

edilmiştir.

Davalı vekili;müvekkili ile davacı arasında,

davacının dava dışı arsa sahipleri ile imzalamış olduğu “Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa

Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi” çerçevesinde yapılan yapım işine ilişkin Taşeron İnşaat Sözleşmesi

imzalanmış olduğunu, bu sözleşme çerçevesinde müvekkilinin davacıya 16.03.2020 tarihinde 148.361,40

TL’lik, 21.05.2020 tarihinde 165.221,24 TL’lik, 23.06.2020 tarihinde 128.912,57 TL’lik, 29.07.2020 tarihinde

de 320.440,83 TL bedelli 4 adet fatura kestiğini, bu faturalarla ilgili müvekkiline 708.275,05 TL ödendiğini

ve bakiye 54.666,99 TL’nin icra takip tarihi itibari ile ödenmemiş olması nedeniyle Ankara 13. İcra

Müdürlüğü 2021/5277 E. sayılı dosyası ile 05.04.2021 tarihinde davacı borçlu aleyhine icra takibi

başlatıldığını, takibe ilişkin ödeme emrinin 26.04.2021 tarihinde davacı borçluya tebliğ edilmiş olduğunu,

davacı borçlu yetkilisi ...’ün davacı şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olduğunu ve şirketi

münferiden temsile yetkili olduğunu, tüzel kişiler aleyhine başlatılan takibe ancak şirket yetkilisinin itiraz

edebileceğini, icra takibine itiraz yetkisinin yalnızca ...'e ait olduğunu, şirketçe yetki belgesi

verilmemiş olan ...’ün 28.04.2021 tarihinde takibe itiraz etmiş olduğunu, bu nedenle anılan

dilekçenin borca itiraz dilekçesi olduğunu kabul anlamına gelmemekle birlikte, tüzel kişiyi temsile yetkili

olmayan kişinin sunduğu dilekçenin kabulünün mümkün olmadığını,

Ankara 13. İcra Müdürlüğü yetkili olmayan kişi tarafından sunulan 28.04.2021 tarihli dilekçede; “...

Talepte bulunduğu ödeme emrinin yanlış olup banka üzerinden firmaya yapılan ödemeler ve SGK ödeme

kesintileri ekte sunulmuştur. ... Muhasebe muavin defterinden kalan bakiye 37.072,36 TL banka hesabına

gönderilecektir." ifadelerinin yer aldığını, 2004 sayılı kanunun 60/2 maddesine göre düzenlenmiş olan

ödeme emrine, borcun tamamına veya bir kısmına veya alacaklının takibat icrasına ilişkin bir itirazı varsa 7

gün içinde ayrıca ve açıkça bildirmesi gerektiğinin davacıya ihtar edilmiş olduğunu, yine aynı kanunun 62/4 maddesinin de "Borcun bir kısmına itiraz eden borçlunun o kısman cihet ve miktarını açıkça göstermesi

lazımdır. Aksi takdirde itiraz edilmemiş sayılır." Şeklinde hüküm içerdiğini, ancak davacı borçlu adına İcra

Müdürlüğü'ne gönderilen dilekçede yer alan beyanda 2004 sayılı kanuna göre, davacı borçluya tebliğ

edilen ödeme emrine ve borca itiraz ettiğine ilişkin açıkça bir ifadenin yer almadığını, aksine davacı/borçlu

tarafından borcun kabul edildiğinin görüldüğünü, davacı borçlunun 26.04.2021 tarihinde tebliğ edilen

ödeme emrine konu borcu 02.05.2021 tarihine kadar ödenmemesi, borca itirazın ayrıca ve açıkça

bildirilmemesi, borca itirazın yazılı veya sözlü olarak icra dairesine bildirilmemesi nedeni ile davacı borçlu

aleyhine başlatılmış takibin kesinleşmiş olduğunu, davacı borçlunun borca itirazları ile ilgili şikâyetinin

Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2021/261 E. sayılı dosyasında reddedilmiş olduğunu,

Davacının müvekkilince düzenlenmiş faturalar nedeniyle 708.275,05 TL ödeme yapmış olduğunu,

borçlu bu tutarın 725.869,68 TL olduğu iddia etmekte ise de dosya kapsamında bu konuya ilişkin her hangi

bir belge sunmamış olduğunu, icra takibi öncesi ödenen tutar açısından davacı borçlunun ödeme emrine

hukuka uygun bir itirazı bulunmadığından bu hususta bir ihtilaf olduğundan bahsetmenin mümkün

olmadığını, davacı borçlu dava dilekçesinde takibin durdurulması talebinde bulunmuşsa da, "İhtirazi

Kayıt" ile icra takip dosyasına konu borç ödendiğinden icra takip dosyasının 15.10.2021 tarihinde kapanmış

olması nedeniyle davacının bu yöndeki talebinin reddi gerektiğini, UYAP sistemi üzerinden davacı borçlu hakkında yapılan sorgulamada yalnızca SSK işvereni

olduğunun tespit edilmiş olduğunu, bu sorgulama dışında davacı borçlunun mersis sorgulamasının

yapılmadığını, bu nedenle sistem sorgulaması sonucu gelen SGK alacaklarına haciz konulmasının talep

edilmiş olduğunu, ayrıca dava konusu. Taşeron İnşaat Sözleşmesine konu Ankara 64. Noterliği 20.12.2018

tarih ve 29543 yevmiye numaralı Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat

Sözleşmesi çerçevesinde davacı borçlu tarafından yapılan ve sözleşmede davacı borçluya ait olduğu

belirtilen taşınmazlara, sözleşme çerçevesinde davacı borçlunun yaptığı taşınmazlardan olan alacaklarına

ve ... Bankası'nda bulunan hesabına haciz konulduğunu, bu hacizler nedeniyle davacı borçlunun

ticari itibarının zedelendiği şeklindeki beyanının kabulünün mümkün olmadığını, borçlunun borcunu

ödemeyerek hem alacaklı olan müvekkilini maddi açıdan mağdur ettiği gibi borcunu yerine getirmeyerek

kendi ticari itibarını da zedelediğini, alacaklının hukuka uygun şekilde alacağını tahsil etmek için işlemler

yaparken borçlunun ticari itibarını düşünmek zorunda olmadığını, iş bu davaya konu icra takibinde

taraflarınca yapılmış tüm işlemler hukuka uygun olarak gerçekleştirilmiş olması nedeniyle ticari bir

borçlunun

hukuka aykırı gerekçelerle sürekli ticari itibarını öne sürmesinin nedeninin anlaşılabilir olmadığını, İcra takibine konu borcun ödenmesinin davacı borçlu tarafından şarta bağlanmasının mümkün

olmadığını, müvekkili ile davalı borçlu arasında sözlü olarak yapılan anlaşmaya göre, her ne kadar Taşeron

İnşaat Sözleşmesi'nde toplam hakediş üzerinden yatırılması zorunlu SGK ödemelerinin müvekkilince

yatırılacağı yönünde bir madde bulunsa da, alt işveren olan müvekkil adına çalışan işçilerin SGK prim

borçlarının davacı borçlu tarafından ödeneceği ve müvekkilinin toplam hakedişinden işçilerin SGK prim

borçlarının düşüleceği konusunda fiilen (sözlü) anlaşılmış olması nedeniyle müvekkiline yapılan ödemeler,

müvekkili hakedişinden işçilerin SGK prim borçlarının ödemesinin düşülmesinden sonra ödenen miktarlar

olduğunu, davacı borçlu tarafından sunulan Muavin Defter kayıtlarının kabulü anlamına gelmemekle

birlikte, kayıtlarda da davacı borçlu tarafından "... geçmiş SSK ödeme" açıklaması ile işçilerin

SGK prim borçlarının ödemesinin yapıldığı ve yapılacağının kabul edildiğinin görüldüğünü, icra dosyasına

sunulan 28.04.2021 tarihli dilekçede de "SGK ödeme kesintileri ekte sunulmuştur." şeklindeki beyan ile

davacı borçlunun işçilerin SGK prim borçlarının ödemesinin kendileri tarafından yapıldığının kabul edilmiş

olduğunu, bu beyanlara rağmen davacı borçlunun hala müvekkili firmadan SGK ödemelerini talep

etmesinin hukuka aykırı olduğunu, söz konusu SGK borcu kendine ait olmamasına rağmen ödemek

zorunda kalacağına ilişkin beyanı ile SGK prim borçlarının ödemesinin kendileri tarafından yapıldığı

yönündeki kabul beyanları arasında çelişkinin söz konusu olduğunu, söz konusu SGK prim ödemeleri işçiler

müvekkili adına çalışması nedeniyle yalnızca müvekkili muavin defterinde gösterilmesi gerekirken, davacı

borçlunun hukuka aykırı olarak kendi muavin defterlerinde işçilerin SGK prim ödemeleri göstermiş

olduğunu, davacı borçlu muavin defterlerindeki kayıtların kabulünün mümkün olmadığını,

Müvekkilinin SGK prim borcu olmadığını, bu hususun SGK’ya müzekkere yazılarak sorulmasını talep

ettiklerini, davacının SGK ödemesine ilişkin yazı sunulmadan iskân raporu alınamayacağını iddia ettiğini,

Satış Vaadi Sözleşmesi gereğince davacı borçlu adına tescil edilmesi gerektiği halde tescil edilmeyen

taşınmazlardan 13 numaralı daire açısından. Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün verdiği yetki belgesi ile Ankara

1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021 /615 E. sayılı dosyasında davacı borçlu aleyhine ikame ettikleri tapu

iptal ve tescil davasında, davacı borçlu tarafından sunulan cevap dilekçesinde iskân raporunun taraflarınca

alındığının kabul edilmiş olduğunu, bu durumda müvekkilinin SGK prim borcunun bulunmadığı, davacı

borçlunun işbu davayı kötüniyetli olarak ikame ettiğini gösterdiğini, Davacı borçlunun, müvekkili alt işverenliğinde çalıştırdığı işçilerin kendilerinden işçilik alacağı talep

ettiğini iddia etmekte ise de bu hususun kabulünün mümkün olmadığını, davacının bu hususta delil

sunmammış olduğunu, müvekkilince çalıştırılan işçiler tarafından keşide edilen ihbarname veya açılmış icra

takibi ya da işçilik alacağına ilişkin dava bulunmadığını, bu durumda davacı borçlunun farazi iddialar ile

müvekkilinin ticari itibarını zedelemeye ve mahkemeyi yanılsamaya düşürmeye çalıştığını gösterdiğini,

davacı borçlunun ödeme yapmak için bir diğer şart olarak, asıl işveren olması nedeni ile müvekkilinin dava

konusu taşınmazda çalışan işçilerin işçilik alacaklarından sorumlu olmadığına ilişkin belge talep ettiğini,

müvekkilinin dava konusu işyerinde çalıştırdığı işçilerin hakedişlerini zamanında ve tam olarak ödemiş

olduğunu, aksi beyanların kabulü anlamına gelmemekle birlikte, müvekkili ile işçiler arasındaki iş ilişkisinin

henüz sonuçlanmammış olması nedeniyle işçilerinden işçilik alacaklarının tamamının ödendiğine ilişkin

ibraname almasının hukuka aykırı olduğunu, davacı borçlunun asıl işveren olması nedeni ile işçiye karşı iş

sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülükler açısından müvekkil ile birlikte sorumluluğunun söz konusu

olduğunu, bu sorumluluğun iş sözleşmesinden kaynaklanan tüm alacaklara ilişkin olduğunu, işçi tarafından

işçilik alacakları açısından açılacak olan davanın asıl veya alt işverene ya da ikisine birden

yöneltilebilmesinin mümkün olduğunu, bu hususun arabuluculuk aşamasında, davacı ile aralarındaki icra

takip dosyasından kaynaklanan diğer davalarda sürekli ve açıkça açıklanmasına rağmen davacı borçlunun

bu hukuka aykırı talebinde ısrarcı olmaya devam etmesi nedeniyle müvekkilinin işçilerinden bu konuda

ibranameleri aldığını, Taşeron Sözleşmesinde kesin hakedişte kesilmiş olan bu tutarın müvekkiline ödeneceğinin

belirtildiğini, taşeronun inşaat sözleşmesine konu işinin sone erdiğini ve kesin kabulün gerçekleşmiş

olduğunu, davacı borçlunun iskân raporunu almış olması da bu hususu açıkça gösterdiğini, bu nedenle

davacı borçlunun belirttiği kesinti miktarını da müvekkiline ödenmesi gerekirken, aksinin kabulünün

hukuka aykırı olduğunu, satış vaadi sözleşmesi 3 sayfasında bodrum kat 1 ve 2 nolu bağımsız bölümler ile

12,13,14 nolu bağımsız bölümlerin davacı borçlu üzerine bırakılacağının belirtilmiş olduğunu, 24.05.2021

tarihinde davacı borçlunun satış vaadi sözleşmesine konu yaptığı inşaattan elde edeceği alacaklarına ve

taşınmazlarına haciz konulmasının talep edilmiş olduğunu, Çankaya Tapu Müdürlüğünce gönderilen

yazıda, İcra Müdürlüğünce Satış Vaadi Sözleşmesi gönderilmediğinden hak kaybına sebebiyet vermemek

için haczin bütün bağımsız bölümlere işlendiğinin belirtilmiş olduğunu, bu nedenle İcra Müdürlüğünce

02.07.2021 tarihinde Satış Vaadi Sözleşmesi çerçevesinde yalnızca davacı borçluya isabet edecek bağımsız

bölümler üzerindeki hacizlerin devamına diğer bağımsız bölümler üzerindeki hacizlerin kaldırılmasına karar

verilmiş olduğunu, Çankaya Tapu Müdürlüğünce gönderilen yazı ekindeki taşınmazlardan 1 nolu dairenin 19.10.2020

tarihinde, 2 nolu dairenin 20.01.2021 tarihinde, 12 nolu dairenin 20.01.2021 tarihinde davacı borçlu

tarafından satışının yapıldığı, ancak 13 ve 14 nolu daireler üzerinde davacı borçlu adına halen kat irtifakı

kurulmadığının tespit edilmiş olduğunu, Tapu Müdürlüğü kayıtları üzerinde yaptıkları incelemede, Satış

Vaadi Sözleşmesi çerçevesinde davacı borçlu tarafından tüm yükümlülükler yerine getirilmiş ve iskân alımı

için Çankaya Belediyesi'ne başvurulmuş olmasına rağmen, 13 nolu dairede 18.06.2020 tarihinde davacı

..., ... ve ... adına, 14 nolu dairede 18.06.2020 tarihinde

davacı ... ve ... adına kurulan kat irtifakının davacı müteahhide

devredilmediğinin tespit edilmiş olduğunu, bu nedenle taraflarınca 13 nolu daire açısından arsa maliki

üçüncü kişiler aleyhine Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2021/615 E. Sayılı dosyası ile terditli olarak

tapu iptal ve tescil davası açılmış olduğunu, davacı borçlu aleyhine ikame ettikleri davada açıklayacakları

üzere davacının icra takip dosyasına ihtirazı kayıtla ödeme yapması nedeni ile konusuz kaldığından bahisle

karar verilmesine yer olmadığı yönünde karar verilmiş olduğunu, icra takip dosyasında davacı borçluya

isabet edecek taşınmazlar açısından konulan hacizler ve Ankara 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde 13 numaralı daire açısından verilen ihtiyati tedbir kararının kaldırılmış olduğunu, bu karara karşı istinaf kanun

yoluna başvurulmuş olmakla birlikte hacizlerin kaldırılmış olması nedeni ile davacı borçlunun itirazlarının

dikkate alınmasının mümkün olmadığını, 2004 sayılı kanunun 103. Maddesi hükmü gereğince müvekkilince Satış Vaadi Sözleşmesi

çerçevesinde davacı borçluya ait taşınmazların satışı isteneceğinden davacı borçluya icra müdürlüğünce

103 davetiyesi gönderilmesinin talep edilmiş olduğunu, davacı borçlunun 18.06.2021 tarihinde haczedilen

taşınmazların üçüncü kişilere ait olduğu ve İcra Müdürlüğü tarafından aşkın haciz yapıldığından bahisle

davetiyeye itiraz edilmiş olduğunu, Satış Vaadi Sözleşmesi çerçevesinde davacı borçluya ait olan

taşınmazların Kat Mülkiyetine göre davacı borçlu tarafından devralınmadığından aleyhine tapu iptal ve

tescil davası açılmış olduğunu, söz konusu taşınmazların hala üçüncü kişi olan bazı arsa malikleri

mülkiyetinde olduğunu, aşkın haczin üçüncü kişilere ait malvarlığına yönelik olması halinde aşkın haciz

değil istihkak iddiasının gündeme geleceğini, Yargıtay’ın icra takibinin tarafı olmayan üçüncü kişilerin tarafı

olmadığı icra takibine yönelik iddiaları ileri sürerek icra mahkemesinden şikâyet yoluyla haczin

kaldırılmasını isteyemeyeceğini, üçüncü kişinin istihkak iddiasında bulunarak istihkak davası açabileceğinin

belirtildiğini, (Güneysu Nilüfer Boran, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi C. XX, Y. 2016, Sa. 4, s.39-

43) belirttikleri üzere borçlunun zilyetliğinde olmayan bir mal hakkında istihkak iddiasında

bulunamayacağından, davacı borçlunun aşkın hacze ilişkin iddiasının kabul edilemeyeceğini, Davacı borçlunun, İcra Müdürlüğünce 103 davetiyesine itirazının kabul edilmemesi nedeniyle

Ankara 4. İcra Hukuk Mahkemesi 2021/340 E. sayılı dosyası ile şikâyette bulunmuşsa da aşkın hacze

yönelik itirazının "Dosya kapsamında haczedilen taşınmazların kıymet takdirlerinin yapılmadığı, bu haliyle

taşınmazların ve satış bedellerinin borcu karşılayacak miktarda olup olmadığının anlaşılamayacağı

kanaatine varıldığından taşınmazların üçüncü şahıslara ait olduğu ve taşkın haciz yapıldığı şikâyetlerinin

reddine karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile reddedilmiş olduğunu, davacı her ne kadar üçüncü

kişilere ait olan taşınmazlara haciz konulduğunu ileri sürmüş olsa da taşınmaz üzerindeki daireler üzerine

haczin konulmasından sonra arsa maliklerinin vekilinin icra dosyasını inceledikten sonra istihkak iddiasında

bulunulmamış olduğu gibi yasal sürede bu yönde dava da ikame edilmemiş olduğunu, 01.02.2021 tarihinden itibaren icra takiplerinin UYAP sistemi üzerinden başlatılmasının zorunlu

olması ve icra müdürlükleri tarafından fiziki dosya alınmaması nedeni ile 05.04.2021 tarihinde davacı

borçlu aleyhine açılan icra takibinin taraflarınca kullanılan icra programı ile açılmış olduğunu, anılan

programdan ve UYAP sisteminden kaynaklanan problemler nedeni ile UYAP sistemine eklenen takip talebi

ve ödeme emrinde yapılan düzenlemelerin görülmediğini, bu nedenle 05.04.2021 tarihinde UYAP

sisteminde ödeme emrinin borçluya gönderilmesi talebi açılarak talep ekinde asıl takip talebi ve ödeme

emrinin sisteme yüklendiğini ve İcra Müdürlüğünce de talepleri doğrultusunda düzenlenmiş olan ödeme

emrinin davacı borçluya tebliğ edilmiş olduğunu, UYAP sisteminde icra takip dosyası içerisinde, davacı

borçluya tebliğ edilen ödeme emri ile aynı şekilde düzenlenmiş olan takip talebinin bulunduğunu, bu

nedenle davacı borçlunun bu yöndeki itirazlarının kabulünün mümkün olmadığını, 6102 sayılı kanunun 1530/4 maddesinin a bendi "Sözleşmede ödeme günü veya süresi

belirtilmemişse veya belirtilen süre beşinci fıkraya aykırı ise, borçlu aşağıdaki sürelerin sonunda ihtara

gerek kalmaksızın mütemerrit sayılır ve alacaklı faize hak kazanır:

a) Faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden otuz günlük

sürenin sonunda." Şeklinde olduğunu, davacı yana düzenlenen faturaların 29.07.2021, 23.06.2020,

21.05.2020 ve 16.03.2020 tarihli olduğunu, davacı borçlu yanca sunulan Muavin Defterdeki kayıtlar kabul

anlamına gelmemekle birlikte söz konusu faturaların deftere işlendiğinin görüldüğünü, 6102 sayılı kanuna

göre de faturaların üzerinden kanunda belirtilen yasal sürenin geçmiş olduğunu, davacı borçlu iddiasının

aksine temerrüde düşmüş olduğunu, bu nedenle davacı borçlunun aksi yöndeki itirazlarının kabulünün

mümkün olmadığını,

05.04.2021 tarihli icra takibinde reeskont değil ticari faiz talep edilmiş olduğunu, 6098 sayılı kanunun 387/2 maddesinin "Ticari tüketim ödüncü sözleşmesinde, taraflarca kararlaştırılmamış olsa bile

faiz istenebilir.", 6102 sayılı kanunun 1530/3 maddesi "Mütemerrit borçlunun alacaklısı sözleşmede

öngörülen tarihten ya da ödeme süresinin sonunu takip eden günden itibaren, şart edilmemiş olsa bile

faize hak kazanır." Şeklinde olduğunu, bu nedenle davacının bu konudaki itirazlarının reddi gerektiğini, Davacı borçlunun icra takip dosyasına ihtirazi kayıtla ödeme yapılmış olduğunu, kayıt nedeniyle

borç ve borç ilişkisinin sone ermemmiş olduğunu, icra takip dosyasında bulunan tahsilat makbuzuna

davacının yanca "2021/5277 E. ... İNŞ. PROJE SANAYİ TİC A.Ş İHTİRAZİ KAYIT İLE ÖDEMEDİR (MENFİ

TESPİT /İSTİRDAT DAVASI DEVAM ETMEKTEDİR)" şeklinde ihtirazi kayıt düşüldüğünün görüldüğünü

görüldüğü üzere icra takip dosyasında her ne kadar müvekkiline reddiyat yapılmış ise de, davacı borçlu ile

müvekkili arasında ki icra takip dosyasına konu borç ilişkisinin hala devam ettiğini, borcun sona ermemiş

olduğunu, bu borcu ve borç ilişkisini sona erdirmeyen de ödeme yaparken ihtirazi kayıt koyanın davacı

borçlu olduğunu, ortada hukuksal nitelikte bir ifa olmaması nedeniyle müvekkilinin davacı borçlu ile

arasındaki borç ve borç ilişkisinin devam ettiğini, Davacı her ne kadar ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmişse de, açıkladıkları üzere kendileri

tarafından ihtirazi kayıtla yapılan ödeme nedeni ile icra takip dosyasında konulan hacizler kaldırılarak

dosya kapanmış olduğundan talebin konusuz kaldığını, taraflarınca Ankara 1. Asliye Hukuk

Mahkemesi'nde tapu iptal ve tescil davası açıldıktan sonra davacı borçlunun işbu dava ikame ettiğini ve

aylar sonra da icra dosyasına konu borcun ödenmiş olduğunu, her ne kadar ödeme yapılmışsa da (ihtirazi

kayıt ile) işbu davanın açıldığı tarihte davacı borçlunun müvekkile karşı bir borcu olduğunun açıkça

görüldüğünü, bu nedenle dürüstlük kuralına asıl aykırı davranan ve yukarıda da ayrıntılı şekilde

açıkladıkları üzere davacı borçlunun kötüniyetli olduğunu, bu nedenle davacı borçlu aleyhine kötüniyet

tazminatına hükmedilmesi gerektiğini, Dava açılmadan önce 04.08.2021 tarihinde dava şartı olan arabuluculuk başvurusu açısından

yapılan görüşmelerin sonuçsuz kaldığını, davacı yanca anlaşma olmadığına ilişkin Arabuluculuk tutanağının

aslının sunulmuş olduğunu, 31665 sayılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 16/2-c maddesi "Arabuluculuk faaliyetinin anlaşmazlık ile sonuçlanması halinde, avukat, 1.350,00 TL maktu ücrete hak kazanır. Ancak, bu

ücret asıl alacağı geçemez.” Hükmü uyarınca işbu dava açısından gerçekleşen arabuluculuk faaliyetinden

kaynaklanan vekâlet ücretinin taraflarına ödenmesi gerektiği beyanla; Cevap dilekçelerinin kabulü ile yargılama sonunda davanın reddine, Davacı yanca haksız ve kötüniyetle ikame edilen işbu dava nedeni ile davacı aleyhine kötüniyet

tazminatına hükmedilmesine , yargılama giderleri ve vekâlet ücretinin davacı borçlu üzerine bırakılmasına, AAÜT 16/2-c maddesine göre arabuluculuk faaliyetinden doğan vekâlet ücretinin, davacı borçlu

üzerine bırakılmasına”karar verilmesi talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Mahkemece;" Dava; "Davacı yüklenici ile davalı alt yüklenici arasında imzalanan bir kısım inşaat işlerinin davalı tarafından yapılması konulu sözleşme uyarınca davalıya yapılan iş karşılığı iş bedelinin ödendiği halde sözleşme uyarınca davalının SGK ödemelerine ilişkin belge sunmadığı ve işçilerden ibraname alınmadığı ve bu nedenle hak ediş kesintisi talebi yönünden alacağın muaccel olmadığı halde haksız icra takibi yaptığı iddiasına dayalı menfi tespit ve ödeme olduğu takdirde istirdat " istemine ilişkindir.

Talep, cevap, Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5277 Esas sayılı icra takip dosyası, SGK yazı cevabı, Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün yazı cevabı, ticari defterler, BA/BS formları, yapılan bilirkişi incelemesi sonucu dosyaya ibraz edilen 09/09/2022 tarihli heyet raporu, 29/03/2023 tarihli heyet ek raporu ile 29/08/2023 tarihli heyet 2. ek raporu ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;

09/09/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle;

davacı şirket ticari defterlerinin yılbaşı açılış ve yılsonu kapanış tasdikleri yaptırılmış olmasına

rağmen, davalı yana yapılan ödemelerin VUK ve TTK’da tanımlanmış sürelerde kayıtlara intikal ettirilmemiş

olması ve 14.10.2020 tarihinde Ankara 13 İcra Müdürlüğü dosyasına ödenmiş olan tutarın tam olarak

kaydedilmemiş olması nedeniyle davacı ticari defterlerinin lehe delil niteliği taşımayacağı,

davalı şirket ticari defterleri, davalı S.M.M. Müşavirince davalıya iade edilmiş olduğu, davalı

vekilinin delil dilekçesinde yer alan davalı telefonlarına ulaşılıp ticari defterler talep edilmesine rağmen

ticari defterler tarafımıza ibraz edilmemiş olması nedeniyle davalı defterleri üzerinde dava konusu

uyuşmazlıkla ilgili herhangi bir tespit ve değerlendirme yapılamadığı,

davalı yanca faturaya dayalı alacak bakiyesi ile olarak davacı aleyhine Ankara 13 İcra Müdürlüğü

2021/5277 E. sayılı dosyası ile başlatılmış takip nedeniyle, davacı yanca 14.10.2021 tarihinde yatırılmış

olan 101.220,00 TL ile ilgili hesaplama yapılabilmesi için Ankara 13. İcra Müdürlüğü 2021/5277 E. sayılı

dosyasının, dosyaya kazandırılması gerekeceği,

görüş ve kanaatinde bulunulmuştur.

29/03/2023 tarihi bilirkişi heyeti ek raporunda özetle; taraflar arasında akdedilen 12.12.2019 tarihli Taşeron İnşaat Sözleşmesi’nde; toplam hakediş

üzerinden yatırılması zorunlu SGK ödemelerinin taşeron (Davalı) tarafından yatırılacağı ve dekontun

yükleniciye (Davacıya) verileceği hususlarının kararlaştırıldığı, Davalı tarafından ödenmesi gereken SGK

ödemelerinin bir kısmının Davacı şirket tarafından ödenmiş olduğu ve bu ödemelerin Davacı şirket ticareti

defter kayıtlarında Davalı cari hesabına borç olarak kaydedildiği,

Davalı ticari defterlerinin heyetimize ibraz edilmemiş olması nedeniyle incelenemediği,

Davacı şirket ticari defterlerine göre; icra takip tarihi olan 05.04.2021 tarihinde Davalının

Davacıdan 58.265,73 alacaklı gözüktüğü, icra takip tarihinden sonra 19.04.2021 tarihinde Davacının

Davalıya ait geçmiş dönem SGK borcuna mahsuben toplamda 21.193,63 TL ödeme yaptığı, icra takibine

konu ödeme emrinin Davacı şirkete tebliğ edildiği 28.04.2021 tarihinde Davacının Davalıya 37.072,36 TL

borcunun bulunduğu,

taraflar arasında imzalanan 12.12.2019 tarihli Taşeron İnşaat Sözleşmesi’nin B-3 maddesine

göre Davalıdan alınan %5 teminatın iadesinin kesin hakedişin yapılmasına bağlı olduğu, dosya kapsamında

Davacı ile dava dışı arsa sahipleri arasındaki işin bittiğini ve kesin hakedişin yapıldığını gösterir herhangi bir

bilgi veya belgeye rastlanılamadığı, Davalının %5 teminat kesintisi hakkındaki alacağının kesin hakediş

yapılması halinde muaccel olacağı ve dosyada kesin hakedişin yapıldığını gösterir herhangi bir belgenin

bulunmaması sebebiyle Davalı tarafça işlemiş faiz talep edilemeyeceği, Davacı şirket tarafından Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2021/5277 Esas sayılı dosyasına

22.07.2021 tarihinde 202,03 TL, 14.10.2021 tarihinde ise 101.220,00 TL olmak üzere toplam 101.422,03 TL

ödeme yapıldığı, ancak ödeme emrinin tebliğ tarihi olan 28.04.2021 tarihi itibariyle Davacının Davalıya asıl

alacak olarak 37.072,36 TL borcunun bulunduğu,

görüş ve kanaatine varılmıştır.

29/08/2023 tarihli bilirkişi heyeti 2.ek raporunda özetle;

Davacı şirket ticari defterlerine göre; icra takip tarihi 05.04.2021 tarihinde Davalının Davacıdan

58.265,73 alacaklı gözüktüğü, icra takip tarihinden sonra 19.04.2021 tarihinde Davacının Davalıya ait

geçmiş dönem SGK borcuna mahsuben toplamda 21.193,63 TL ödeme yaptığı, icra takibine konu ödeme

emrinin Davacı şirkete tebliğ edildiği 28.04.2021 tarihinde Davacı, Davalıya 37.072,36 TL borçlu gözüktüğü,

Taraflar arasında imzalanan 12.12.2019 tarihli Taşeron İnşaat Sözleşmesi’nin B-3 maddesine

göre Davalı hakedişlerinden kesilen %5 teminat tutarı iadesinin Davalı tarafından ibraz edilecek SGK borcu

yoktur yazısı ve kesin hakedişe bağlanmış olduğu,

Davacı şirket tarafından Ankara 13. İcra Müdürlüğü’nün 2021/5277 Esas sayılı dosyasına

22.07.2021 tarihinde 202,03 TL, 14.10.2021 tarihinde ise 101.220,00 TL olmak üzere toplam 101.422,03 TL

ödeme yapıldığı, ancak ödeme emrinin tebliğ tarihi 28.04.2021 tarihi itibariyle Davacının Davalıya asıl

alacak olarak 37.072,36 TL borcunun bulunduğu,

Davalı tarafından yapımı üstlenilmiş inşaatların (Çankaya Belediye Başkanlığı 23.05.2023 tarihli

yazısından) 14.09.2021 tarihinde tamamlandığı ve Yapı Kullanma İzin Belgesi’nin 26.10.2021 tarihinde

Davacı tarafından alındığı tespit edildiğinden, Yapı Kullanma İzin Belgesi tarihi kesin hakediş tarihi

olacağından davacı alacağının anılan tarihte muaccel olacağı,

görüş ve kanaatine varılmıştır.

Yukarıda içerikleri açıklanan 29/03/2023 ve 29/08/2023 tarihli bilirkişi heyeti ek raporları dikkate alındığında, kesin hak ediş olan 26/10/2021 tarihinde davacının davalıya bakiye kalan 37.071,96 TL ödenmesi gerekmesine rağmen icra takibi ile davalıya ihtirazi şerh ile 101.422,03 TL ödeme yapılması karşısında davalıya fazladan 64.350,07 TL ödeme yapıldığı, ayrıca davalının SGK borcu dolayısıyla da 6.601,96 TL'nin de 22/10/2021 tarihinde ödenmesi nedeni ile son olarak davalıya ödenen toplam tutarın 70.952,03 TL olduğu anlaşılmıştır.

Bir başka deyişle, taraflar arasında imzalanan sözleşme gereği davalı ...

Yapı İnşaat (...) tarafından davacıya muhtelif hizmetler verilmiş olup, buna karşılık davacı şirket tarafından da İcra Müdürlüğü'ne sunulan itiraz dilekçesi ekindeki Muavin Defter Dökümünden de görüleceği üzere davacı tarafından muhtelif ödemeler yapılmış olup, davalı tarafından da 16.03.2020 tarihli 148.361,40 TL, 21.05.2020 tarihli 165.221,24 TL, 23.06.2020 tarihli 128.912,57 TL, 29.07.2020 tarihli 320.446,83 TL olmak üzere toplamda 762.942,04 TL tutarlı faturaların kesildiği,

davacı şirketin, davalıya ödeceği hakedişlerden %5 oranında kesinti yapma hakkı olup davalı tarafından kesilen 762.942,04 TL faturalara göre bu tutarın 38.147,10 TL'ye (762.942,04 X %5) denk geldiği, davacı şirket tarafından ise icra takip tarihine kadar davalıya yapılan işlere ilişkin olarak 725.870,08 TL ödeme yapıldığı, davacı şirket tarafından 725.870,08 TL ödeme yapılmasına, davalının da 762.942,04 TL fatura düzenlemesine göre kesin hakedişe kadar bakiye 37.071,96 TL alacağı kaldığı,

(762.942,04 - 725.870,08). bu durumda davacı şirketin kesin hakedişe göre yani Yapı İzin Kullanma Belgesi alma tarihi olan 26.10.2021'e kadar davalıya, %5 hakedişi olan 38.147,10 TL'yi ödememe hakkı olmasına rağmen davalıya 1.075,14 TL fazla ödeme (38.147,10 - 37.071,96) yapmakla beraber Yapı Kullanma İzin Belgesinin alındığı tarih olan 26.10.2021'e kadar kalan bakiyeyi ödemesi gerekmesine yani davalının bu tarihe kadar beklemesi gerekmesine, alacağının muaccel olmamasına rağmen beklemeyerek Nisan 2021'de icra takibi yapması usule ve mevzuata aykırı olduğu gibi TMK m.2'de belirtilen iyiniyet kurallarına da aykırı kabul edilmiştir.

Her ne kadar bakiye alacak miktarı ödeme emrinde gösterildiği şekilde 54.666,99 TL değil 37.071,96 TL olup, söz konusu tutarın ödenmesi ise ancak davalının taraflar arasında akdedilen sözleşme gereği SGK'dan borcu yoktur yazısından sonra olacağı ve keza kesin hakedişten sonra yani yapı kullanım izin belgesinden sonra ödeneceği davalı tarafından bilinmesine rağmen TMK m.2'ye aykırı şekilde icra takibi yapılması nedeni ile davacının Ankara 13. İcra Müdürlüğü'nün 2021/5277 Esas sayılı dosyası kapsamında davacının davalıya borçlu olmadığının tespitine karar verilerek,

devamla her ne kadar yapı kullanma izin belgesinden sonra kesin hak ediş hak edilmiş olacağından ve iskan raporunun da 26/10/2021' de alınması icra takibinin de Nisan 2021' de yapılmış olmasına rağmen davacı şirketin icra takibi itibariyle borcunun 37.071,96 TL olması ancak 101.422,03 TL ödeme yapılması ve ayrıca 6.601,96 TL de SGK ödemesi sebebiyle davalıya fazladan ödenen 70.952,03 TL'nin de ( 833.894,07-762.942,04 ) istirdadına ve fazlaya ilişkin istemin ise reddine " karar verilmiştir.

İSTİNAF SEBEPLERİ

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip tarihi itibariyle müvekkilinin hiç borcu olmadığının tespit edildiğini, 101.422,03 TL ödenmesine rağmen hükümde 37.071,96 TL ninde kabul edilmemesinin de hatalı olduğunu, kesin hakediş yapılmadan önce takip başlatılmasının usul ve mevzuata aykırı olduğunu, bu nedenle takibin iptal edilmesi gerektiğini, mahkeme gerekçesinde takibin TMK'nın 2. Maddesine aykırı olarak haksız olduğu kabul edilmesine rağmen kötüniyet tazminatına hükmedilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkili aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını,

sözleşmede toplam hakediş bedeli üzerinden SGK ödemelerinin davalı taşeron tarafından yatırılacağı düzenlenmesine rağmen bunların bir kısmının davacı tarafça ödendiğinin tespit edildiğini, davalının kalan alacağı 37.071,96 TL nin yapı kullanma izin belgesi alınması yani kesin hakediş yapılmasına kadar müvekkilinin ödeme yapmama hakkı bulunmasına rağmen davalı tarafına bu süreyi beklemeden Nisan 2021 tarihinde takip başlattığını ve müvekkilinin icra baskısıyla 101.422,03 TL ödeme yaptığını belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi raporlarında dosyaya sundukları cevap ve delil dilekçesinin dikkate alınmadığını, hatalı tespitler ile hesaplama yapıldığını, davacının ticari defterlerinin usulüne uygun tutulmadığının tespit edilmesine rağmen hesaplamalarda dikkate alındığını, taşeron sözleşmesinde kesin hakedişle kesinti tutarının ödeneceğinin kabul edildiğini, tapu iptali tescil davasında davacının açıkça yapı kullanmak izin belgesini aldığını kabul ettiğini, bu nedenle %5 kesintinin ödenmesi gerektiğini, takibe konu alacaktan davacının ticari defterlerinde kayıtlı SGK ödemelerini mahsup edilmesinin hatalı olduğunu,

bunların zaten hakedişlerden kesilerek ödeme yapıldığını, tekrar SGK primi talep etmesinin hatalı olduğunu, davacının borcunu ödemekte temerrüde düştüğünü, kesin hakediş yapıldığından işlemiş faiz talebinin yerinde olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.

GEREKÇE

Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan menfi tespit-istirdat istemine ilişkindir. İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.

1-492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 15. maddesine göre, yargı harçları (1) sayılı tarifede yazılı işlerden değer ölçüsüne göre nispi esas üzerinden, işlemin nevi ve mahiyetine göre maktu esas üzerinden alınır.

Aynı Yasa'nın 28/1. maddesinin a bendinde karar ve ilâm harcının dörtte birinin peşin, geri kalanın kararın verilmesinden itibaren iki ay içinde ödeneceği hükmü yer almakta olup yine aynı Kanun'un 32. maddesinde yargı harçları ödenmedikçe müteakip işlemlerin yapılmayacağı emredici hükmü konulmuştur. Harçlar Kanunu ile ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, emredici nitelikte bulunduğundan mahkemelerce ve istinaf incelemesi sırasında re'sen nazara alınır.

Davacılar, Harçlar Yasasına göre harçtan muaf olan kişilerden de değildir. Nispî karar ve ilam harcına tabî davalarda, dava değeri üzerinden peşin nispî ilâm harcının alınması zorunludur. Uyarıya rağmen yatırılmaması halinde Harçlar Kanunu'nun 32. maddesine göre müteakip işlemler yapılamayacağından dava dosyasının işlemden kaldırılması gerekir.

Yargılama sırasında davacı taraf, icra takip dosyasına toplam 101.422,03 TL ödeme yaptığını belirterek ödemiş olduğu miktarın istirdatına karar verilmesini talep etmiş, mahkemece eksik kalan harç tamamlatılmadan yargılamaya devam edilerek hüküm kurulmuştur. Mahkemece nispi peşin harç noksanlığının Harçlar Kanunu'nun 30-32. maddeleri gereğince tamamlattırılması, harcın tamamlanması halinde işin esasının incelenmesi, aksi takdirde Harçlar Kanunu'nun 30. maddesinde gösterilen usul çerçevesinde hareket edilmesi gerekirken, harç noksanlığı giderilmeden işin esasının incelenmesi usul ve kanuna aykırı olmuştur. (Yargıtay 2. H.D 2017/3754 E- 2018/13065 K.vb.)

2- Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da vurgulandığı üzere, muaccel olmayan bir alacak için dava ve takip başlatılması mümkün değildir. (Yargıtay 3. H.D : 2025/4813 E- 2026/178 K., 6. H.D 2014/11144E 2015/8289K. vb.)

Somut olayda, taraflar arasında imzalanan sözleşmede, hakedişlerden yapılan %5 teminat kesintilerinin kesin hakedişle beraber davalı tarafa ödeneceği kararlaştırılmıştır. Dosya kapsamına göre taraflar arasında kesin hakediş yapılmadığı anlaşılmakta ise de, taraflarca kat karşılığı inşaat sözleşmesi gereğince yapılan inşaata yapı kullanma izin belgesi alınması ile kesin hakedişin yapılması gerektiği kabul edildiğinden, artık takip ve dava konusu edilen ve davalının hakedişlerinden yapılan teminat kesintilerine ilişkin olduğu anlaşılan son alacağın yapı kullanma izin belgesi alınması ile muaccel (istenebilir) hale geldiği kabul edilmelidir. Esasen bu husus, mahkemenin de kabulündedir.

Yukarıda belirtildiği üzere, muaccel olmayan alacak için takip başlatılamayacağından takipten sonra muaccel hale gelse dahi, takipte ödenen miktarın tamamı yönünden davacının borçlu olmadığına ve istirdadına karar verilmesi gerekirken, yapı kullanmak izin belgesi yargılama sırasında alındığından bahisle davanın kısmen kabulüne karar verilmesi doğru olmamıştır.

3- Kabule göre de; mahkemece verilen kararın hüküm bölümünde, istirdadına karar verilen miktarın faiziyle tahsiline karar verilmiş ise de, faizin hangi tarihten başlayacağının belirtilmemesi HMK'nın 297. maddesine aykırı olmuştur.

Bu itibarla, davacının faiz konusunda talebinin bulunup bulunmadığı da gözetilerek buna göre bir hüküm kurulması gereklidir.

Açıklanan nedenlerle; taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Taraf vekillerinin istinaf başvurularının KABULÜNE,

2-Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 05/01/2024 gün ve 2021/476 Esas 2024/22 sayılı kararının HMK’nun 353/1-a.4-6 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4- Taraflarca yatırılan peşin istinaf karar harçlarının istek halinde kendilerine iadesine,

5-Taraflarca ödenen istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa ilgili icra dairesince iadesine,

Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1-a maddesi gereğince KESİN olarak 30/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan ... Üye ... Üye ... Katip ... ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır ¸e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/1025, K. 2026/451, 30 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmalarının Özeti
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  5. İstinaf Sebepleri
  6. Gerekçe
  7. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1025
Karar No
2026/451
Tarih
30 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi E.2024/1027 K.2026/650
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1035 K.2026/403
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2024/1036 K.2026/450
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi E.2024/1041 K.2026/1068
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1042 K.2026/416
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2024/1043 K.2026/392

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.