KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi Davacı / Karşı Davalı / Karşı
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2024
- Esas No
- 2024/694 - Karar No:2024/1055 (İnceleme Aşamasında Kararın Kaldırılarak Dosyanın Mahkemesine Gönderilmesi HMK 353/1-a.6 md)
- Esas no
- 2024/694
- Karar no
- 2024/1055
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/01/2024
- Numarası
- 2018/13 E-2024/28 K
- Davalılar
- —
- Vekili
- —
- Davacı
- —
- Davanın konusu
- Alacak (Eser Sözleşmeden Kaynaklanan
- Karar yazım tarihi
- 10/12/2024
Karar Metni
4.665 kelime·23 dk okuma·4 bölüm
Davacı-karşı davalılar vekili tarafından davalı-karşı davacı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkin davada mahkemece asıl davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine ve kısmen kabulüne, karşı davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
Davacı-karşı davada davalılar vekili, müvekkili firmalar ile davalı firma ... ve Türkiye yetkilisi diğer davalı ...A.Ş arasında, müvekkillerine ait Elazığ ili, Yeniköy ilçesi, Yalaoz köyü mevkiindeki 474, 480 ve 481 parsellerde kurulacak Dağ GES, ...-1 GES ve ...-2 GES adlı 3 proje için, “farklı ebatlarda ... ve ... Sistem imalatı ve teslimi” konusunda, Alman menşeili ... marka Güneş Paneli ve Alman menşeili ...
System imalatı ve kurulumu için, 08.09.2017 tarihinde sözleşme imzalandığını ve bu amaçla 14.09.2017 tarihinde 300.000,00 USD ödeme yapıldığını, sonrasında davalı firmaların, daha hızlı temin edileceği ve daha kaliteli olacağı gerekçesiyle, Alman malı ... yerine, Tayvan üretimi ... marka güneş paneli kullanılmasına dair teklifinin, “... marka ürünlerin, Türkiye'de yürürlükte bulunan anti-damping uygulaması kapsamında kalması koşuluyla" müvekkkili firmalarca kabul edilerek,
taraflar arasında 27.09.2017 tarihinde 3 adet sözleşme daha imzalandığını, davalıların, sözleşmeye aykırı şekilde, kendilerine bedeli ödenmiş bulunan Alman menşeili malzeme yerine, Türk menşeili ...
System malzemesi kullandıklarını, yine güneş panellerinin, sözleşmeye aykırı şekilde, anti-damping kapsamında olmayan Tayvan üretimi yerine, Çin malı olarak gönderilmesi neticesinde müvekkillerinin anti-damping bedeli ödemek zorunda kaldığını, ayrıca davalıların eksik ve hatalı evrak tanzimi sonucu, malzemelerin yaklaşık 40 gün boyunca beklediğini ve müvekkillerinin gümrük masrafı ödemek zorunda kaldığını beyanla; müvekkillerinin ödemek zorunda kaldığı gümrük masraflarının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekili 06/01/2023 tarihli dilekçesinde; sözleşmeye aykırı imalatlar nedeniyle dava konusu edilen 6.000,00 TL taleplerini 3.983.750,32 TL'ye, gümrükte bekleme nedeniyle dava konusu edilen 1.000,00 TL taleplerini 483.506,12 TL'ye, ve anti-damping nedeniyle dava konusu edilen 3.000,00 TL taleplerini 1.095.275,12 TL'ye ıslah ederek dava değerini toplamda 5.552.531,56 TL olarak belirli hale getirmiştir.
Davalı ... En. Vekili, müvekkilinin 04/04/2016 tarihinde ... firmasının Türkiye temsilciliğini yapmak için anlaştığını, bu anlaşma çerçevesinde ... En. Harita. Ltd Şti firmalarına ait DAĞ GES, ... 1 GES ve ...
2 GES projelerinin güneş paneli ile üretimi ve patentinin kendisine ait olduğunu belirttiği ... marka montaj sistemi için ve montaj elemanlarının projelerde kulanımı için sözleşmeleri yaptığını, bu sözleşmelerin ... firmasının bilgisi dahilinde imzalandığını, bu anlaşmalarla ilgili olarak davacı firmanın ödemesi gereken tüm bedeli diğer davalının hesabına yatırdığını, ... firması ile anlaşma imzalandıktan ve gerekli ödeme alındıktan sonra ... marka paneli temin edemeyeceğini belirterek onun yerine Tayvan üretimi olan ... marka güneş panelini temin ettiğini ve bu şekilde marka ve modelin değiştirildiğini,
müvekkilinin davacıya bu durumu böyle ilettiğini ve davacının bu durumu ... marka ürünlerin Türkiye'de yürürlükte bulunan anti-damping uygulaması kapsamında kalması koşuluyla kabul ettiğini ve bu şartlarla 3 adet sözleşme imzalandığını, ... firmasının sözleşmeler imzalanıp, kendi şirket hesabına ödemenin tamamını aldıktan sonra üzerine düşen tüm hizmet ve yükümlülükleri ya hileli ve eksik şekilde yerine getirdiğini ya da hiç yerine getirmediğini, ... firmasının Tayvan malı ... marka panel göndermesi gerekirken Çin malı ... marka panel gönderdiğini,
davacı firmanın ilk başta Çin malı paneli istemediğini ancak 700.000 USD devlet teşvikini kaybetmemek için bu ürünleri kabul etmek zorunda kaldığını, fakat sonrasında bu ürünler için toplamda 1.100.000,00 TL anti-damping bedei ödediğini, ... firmasının gönderdiği panellerde konşimento belgelerini yanlış düzenlediğini ve eksik bilgi verdiğini bu yüzden panellerin zamanında gümrükten çekilemediğini ve davacının yaklaşık 50.000 USD'ye yakın gümrük masrafı yaptığını, bu sebeplerden ötürü davacının diğer davalı yönünden haklı olduğunu, ... firmasının konusuna hakim ve Almanya'da yıllardır bu işi yaptığı güvencesini vererek referans olduğunu,
müvekkilinin Alman firmalarının işlerini sağlam ve ticaret ahlakına uygun yaptığı kanısı ile hareket ettiğini, müvekkili şirketin herhangi bir kusuru bulunmadığını beyan ederek müvekkili açısından davanın reddini talep etmiştir.
Davalı-karşı davada davacı ... vekili, müvekkili firmanın, 27.09.2017 tarihli ve 3000, 3001, 3002 nolu sipariş emirlerindeki nitelik, kalite ve markadan oluşan malzemeyi tedarik ettiğini, montajını ve kurulumunu yine aynı evraktaki şartlarla eksiksiz olarak tamamladığını, davacıların/karşı davalıların iddiasının aksine, taraflar arasındaki ticari ilişkiye dair belge ve yazışmalarda veya sipariş emrinde, tedarik edilecek mal ve malzemelerin, Alman malı olacağına dair herhangi bir anlaşma, hüküm veya mutabakat olmadığını, davacılar/karşı davalılar yetkilisi imzasını taşıyan nihai sipariş emirlerinde,
“Tedarik Kapsamı/Scope of Supply Pos.1." başlığı altında, 2. sayfalarda, montaj sisteminin“... montaj sistemi FMS H5" montaj sisteminin dahil olduğunun, tedarik edilecek modülün “... üretimi TP660P” modül olduğunun açıkça belirtildiğini, davacıların iddiasının aksine, monte edilen modüllerin (parçaların) kalitesinin, Alman malı modüllerin kalitesinden daha düşük olmadığını, Dava konusu modüllerin üretim yerinin Çin olduğunun tüm taraflarca bilindiğini, taraflar arasındaki anlaşma, yazışmada ve sipariş emirlerinde, “anti-damping hükümlerine uygun malzeme ithal edilmesi" şeklinde bir mutabakat veya hüküm bulunmadığını,
davacıların karşılaştıklarını iddia ettikleri vergi ödemelerine, kendi kusurlarıyla neden olduklarını, 22.09.2017 tarihli fotokopi belgenin, müvekkiline ulaştığına ilişkin herhangi bir veri veya belgenin bulunmadığını, davacıları / karşı davalıları bağlayan 27.09.2017 tarihli ve 3000, 3001, 3002 nolu sipariş emirlerindeki 3. sayfalarda “Ödeme (Payment)" başlığı altında bulunan “Tüm sevkiyatlar CİF olarak Mersin limanına gönderilecektir" hükmü gereğince, satışlarda, mallar gemiye yüklendikten sonra,
navlun ve sigorta primi dışındaki masraflar ile diğer vuku bulabilecek her türlü risk ve sorumluluğun alıcıya geçtiğini, buna göre alıcı davacıların/karşı davalıların, gümrük belgelerini hazırlayıp vergileri ödemesi ve malları gideceği yere taşıması gerektiğini, bu nedenle ve 6102 sayılı TTK md. 152 ve devamı uyarınca, malların gümrükte beklemesi iddiasıyla davacıların, müvekkile şirketten herhangi bir talepte bulunamayacağını, davacıların / karşı davalıların, kendilerine müvekkile şirket tarafından satılmış malların menşei, nitelik ve miktarı ile ödeme tutarına dair bilgileri de içeren,
dosyaya sunulmuş 21.09.2017 tarihli proforma fatura ile 21.11.2017 tarihli faturaya 8 gün içinde itiraz etmedikleri için, faturaların içeriğini de olduğu gibi kabul etmiş sayılacaklarını belirterek, asıl davanın reddine karar verilmesini, davacılar/karşı davalıların, davalı/karşı davacı müvekkilden aldıkları mal ve hizmet bedelinden, borçlu oldukları 39.880,00 USD'yi ödemediklerini, işini eksiksiz olarak bitirip zamanında teslim eden davalı/karşı davacı müvekkilin, 14.215,60 USD masraf yapmak zorunda kaldığını belirterek, 54.095,60 USD alacağın, faiziyle birlikte, davacı/karşı davalılardan alınarak,
müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve karşı dava etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece, "...16. Asıl davada dava, taraflar arasında akdedilmiş olan güneş enerji sistemi kurulum montajını konu alan eser sözleşmesinde yüklenicinin yaptığı eksik ve ayıplı işlerde oluşan zararların tanzimi; karşı davada dava, ödenmeyen yüklenici bakiye alacağının tahsili istemine ilişkindir.
17. Davacılar ... İnş. Dan. Ltd. Şti. ve ... Enerji Har. İnş. Dan. Ltd. Şti. ile Davalı ... ... ve Türkiye yetkilisi diğer davalı ...A.Ş. arasında, davacılara ait Elazığ İli, Yeniköy İlçesi, Yalaoz köyü mevkiindeki 474, 480 ve 481 parsellerde kurulacak Dağ GES, ...-1 GES ve ...-2 GES adlı 3 proje için önce 08.09.2017 tarihli "Sipariş Teyidi" başlıklı ve "Güneş Enerjisi Panel ve Montaj Sistemi" satım ve kurulumunu konu alan sözleşme akdedildiği, akabinde yine taraflar arasında 27.09.2017 tarihli aynı projeye ilişkin ancak bu defa güneş enerjisi panelinde farklılığa gidilerek sözleşme akdedildiği, bu anlamda davanın yanları arasındaki sözleşmenin hukuki niteliğinin “eser sözleşmesi” olduğu değerlendirilmiştir.
18. Taraflarca 27.09.2017 tarihli ve 3000, 3001, 3002 nolu sözleşmelerin toplam bedelinin 1.274.592,00.-ABD Doları olarak ve her üç sözleşmede de birim fiyat esasına göre bedel kararlaştırıldığı anlaşılmaktadır.
19. Bu kapsamda eldeki uyuşmazlığın esasının incelenmesine geçilmesinden önce eser sözleşmesine ilişkin kısaca bir açıklama yapmakta yarar bulunmaktadır.
20. Öncelikle eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, iş sahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir (TBK m. 470). Eser sözleşmesinde yüklenici, üstlendiği edimleri iş sahibinin haklı menfaatlerini gözeterek sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde benzer alandaki işleri yüklenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken mesleki ve teknik kurallara uygun davranış esas alınır.
21. Yüklenici kararlaştırılan eseri aksine bir düzenleme yoksa kendisi veya kendi yönetimi altında başka bir kişiye yaptırabilir (TBK m. 473). Yüklenici, sözleşmede kararlaştırılan sürede işe başlamak ve bitirmek zorundadır. Ayıp, yasa ya da sözleşme hükümleri gereğince, bir eser veya malda bulunması gereken niteliklerin bulunmaması ya da bulunmaması gereken bozuklukların bulunmasıdır. Yüklenici, eserdeki açık ve gizli ayıplardan dolayı iş sahibine karşı sorumludur (TBK m. 474). Açık ayıp, eserin iş sahibine teslim anında kolaylıkla görülebilen ve fark edilebilen ayıplardır. Buna karşılık gizli ayıp, eserin tesliminden sonra ve kullanım sırasında ortaya çıkan ayıplardır.
22. İş sahibi, eseri teslim alır almaz işlerin olağan akışına göre imkan bulur bulmaz eseri gözden geçirmesi ve varsa ayıpları yükleniciye bildirmekle yükümlüdür (TBK m. 474). Eserdeki ayıp nedeniyle yüklenicinin sorumlu olduğu hallerde iş sahibi, seçimlik hak olarak; eser iş sahibinin kullanamayacağı veya hakkaniyet gereği kabule zorlanamayacağı ölçüde ayıplı ya da sözleşme hükümlerine aynı ölçüde aykırı olursa sözleşmeden dönme, eseri alıkoyup ayıp oranında bedelden indirim isteme, aşırı bir masrafı gerektirmediği takdirde, bütün masrafları yükleniciye ait olmak üzere, eserin ücretsiz onarılmasını isteme, ve iş sahibinin genel hükümlere göre tazminat isteme hakkı bulunmaktadır (TBK m. 475).
23. Yine eserin açıkça veya örtülü olarak kabulünden sonra, yüklenici her türlü sorumluluktan kurtulur; ancak, onun tarafından kasten gizlenen ve usulüne göre gözden geçirme sırasında fark edilemeyecek olan ayıplar için sorumluluğu devam eder. Bunun dışında iş sahibi, gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal ederse, eseri kabul etmiş sayılır. Eserdeki ayıp sonradan ortaya çıkarsa iş sahibi, gecikmeksizin durumu yükleniciye bildirmek zorunda olup, bildirmemesi halinde eseri kabul etmiş sayılır (TBK m. 477).
24. Eserin ayıplı olması, yüklenicinin açıkça yaptığı ihtara rağmen iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanmış bulunursa veya her hangi bir sebeple iş sahibine yüklenebilecek bir nedenden dolayı meydana gelmiş olursa, iş sahibi eserin ayıplı olmasından doğan haklarını kullanamaz (TBK m.476) Buna göre ayıp iş sahibinin verdiği talimattan kaynaklanıyor ise iş sahibi eser ayıplı olmasına rağmen kanundan kaynaklanan, sözleşmeden dönme, bedelde indirim veya eserin ücretsiz onarılmasına ilişkin seçimlik haklarını kullanamaz ayrıca genel hükümlere göre tazminat da talep edemez (TBK m. 475). Ayrıca malzeme yüklenici tarafından sağlanmışsa yüklenici, bu malzemenin ayıplı olması yüzünden iş sahibine karşı satıcı gibi sorumludur (TBK m. 472/1).
25. Asıl davada davacıların taleplerinin değerlendirilmesinde, sözleşmede kararlaştırılan güneş enerjisi paneli ve montaj sistemi yerine farklı üretim yeri ürünlerinin kullanılmış olması bakımından ayıplı ifa nedeniyle uğranılan zararlar ile yine yurt dışından ithal edilen güneş enerjisi panellerinin gümrükte davalı şirketin hatalı belge düzenlediği iddiasına dayalı uğranılan zararların tazmini talep edilmiştir.
26. Ancak asıl davada davacının taleplerinin değerlendirilmesinden önce, husumetin davalı ... Tek. A.Ş'ye düşüp düşmediğinin değerlendirilmesi gerekmektedir.
27. Sözleşmelerin nispiliği ilkesi gereği sözleşme, kural olarak o sözleşmede taraf olanları bağlar. Sözleşmeden kaynaklanan uyuşmazlıklarda davanın tarafları da sözleşmenin taraflarıdır. Yargıtay içtihatlarında ve öğretide bu durum taraf sıfatı olarak adlandırılmaktadır. Taraf sıfatı, bir başka deyişle husumet ehliyeti, dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir.
28. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı aktif husumeti, davalı sıfatı ise pasif husumeti karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise, davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir.
29. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise, def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsalar bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır. Mahkemenin taraflar arasında dava konusu hakkın esası hakkında bir karar verebilmesi için, bu kişilerin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatlarına sahip olmaları gerekir.
30. Bir davada taraf olarak gösterilen kişiler, taraf ve dava ehliyetine ve davayı takip yetkisine sahip olsalar bile, taraflardan birinin o davada gerçekten davacı ve davalı sıfatı yoksa davanın esası hakkında bir karar verilemeyeceğinden, dava sıfat yokluğundan (husumetten) reddedilir. Taraf sıfatı usul hukuku sorunu olmayıp, dava konusu subjektif hakkın özüne ilişkin bir maddi hukuk sorunu olduğundan taraf sıfatının yokluğu, davada taraf olarak gözüken kişiler arasında dava konusu hakkın doğumuna engel olduğu için def’i değil, yargılamanın her aşamasında taraflarca ileri sürülmesi mümkün ve mahkemece de kendiliğinden nazara alınması zorunlu bir itiraz niteliğindedir.
31. Eldeki somut uyuşmazlıkta; davacılar ... Enerji Harita İnş. Dan. Ltd. Şti ve ... İnş. Dan. Ltd. Şti. işveren sıfatıyla, davalılardan ... 'nin yüklenici sıfatıyla sözleşme akdettikleri, husumet yöneltilen ... Tek. A.Ş. ise sözleşmede tercümesinden de anlaşılacağı üzere yüklenicinin temsilcisi olarak yer aldığı anlaşılmaktadır.
32. Bu durumda davanın sözleşmenin akitleri olan Davacılar ile ... arasında görülmesi gerekmekte olduğundan husumetin davacılar tarafından ...'e yöneltilmesi gerekli ve yeterli iken, ...'nin Türkiye'deki temsilcisi olan ... Tek. A.Ş'ye yöneltilmesi nedeni ile bu davalı yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği değerlendirilmiştir (Y15HD., 31.10.2019 tarih, 2019/378 Esas, 2019/4219 Karar).
33. Taraflar arasında yukarıda da belirtildiği gibi davacılara ait Elazığ İli, Yeniköy İlçesi, Yalaoz köyü mevkiindeki 474, 480 ve 481 parsellerde kurulacak Dağ GES, ...-1 GES ve ...-2 GES adlı güneş enerjisi paneli ve montaj sistemi olarak 3 proje yapımı hususunda öncelikle 08.09.2017 tarihli, akabinde ise 27.09.2017 tarihli sözleşme akdedilmiştir.
34. Davacı yanın ayıp iddiasını oluşturan husus ise taraflar arasında esasen 08.09.2017 tarihli sözleşmede güneş paneli olarak Alman üretimi "..." markasının kararlaştırıldığını, ancak bunun yerine 27.09.2017 tarihli sözleşmede güneş paneli «Tayvan» üretimi "..." markasının kararlaştırıldığını ve anti-damping uygulaması kapsamında kalması kaydıyla bunun kabul edildiğini, buna karşın davalı şirketin Çin üretimi güneş panelinin kullanıldığını, bu nedenle 1.100.000,00.-TL anti-damping bedeli ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek, bu bedelin tazminini talep etmiştir.
35. Davacı/karşı davalı ... Ltd. Şti. ile davalı/karşı davacı ... arasında 08/09/2017 tarihinde imzalanmış sözleşmede, ... 1 GES projesinde “... 275 Wp” marka güneş paneli kullanılacağı belirtilmiştir.
36. Davacı/karşı davalılar tarafından, davalı şirketlere hitaben yazılmış ve davalı ...Tek A.Ş.'ye 23.09.2017 tarihinde elden tebliğ edilmiş 22.09.2017 tarihli mektupta; taraflar arasında, Alman menşeli ... marka Güneş Paneli satın alınması hususunda 08.09.2017 tarihli sözleşme imzalandığı; akabinde taraflarına daha hızlı temin edileceği ve daha kaliteli olduğu gerekçesiyle ... marka ve Tayvan üretimi olduğu bildirilen Güneş Paneli kullanılmak istenildiği.
Çin malı ürünlerin anti-damping uygulaması kapsamında kalması ve taraflarını çok yüksek miktarda ek ödeme yükümlülüğü altına sokacak olması nedenleriyle, davalılarca temin edilerek gönderilecek ... marka ürünlerin, ancak anti-damping uygulaması kapsamı dışında kalması halinde kabul edileceği, aksi durumda ödemek zorunda kalınacak her türlü ek ödemenin, taraflarına rücu edileceği bildirilmiştir.
37. Ancak taraflar arasında 08.09.2017 tarihinden sonra imzalanan ve davaya konu edilen 27.09.2017 tarihli her 3 sözleşmede; kapsamlarındaki 3 adet GES projelerinde kullanılacak ürün tanımlarının yapıldığı, “Tedarik Kapsamı" başlıklı Sistem Kurulumu ve Modül bölümlerinde, malzemelerin, ... TP660P modüllerin (güneş panellerinin), Tayvan üretimi olacaklarına veya Çin üretimi olmayacaklarına ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı görülmektedir. 27.09.2017 tarihli sözleşmeler ile 08.09.2017 tarihli sözleşmelerin hükmünün kalmadığının kabulü gerekmekte olup bu husus az yukarıda verilen ve davacılar tarafından keşide edilen ihtarnameden de anlaşılmaktadır.
38. Mektubun yazıldığı 22.09.2017 tarihinden daha sonra olmak üzere 27.09.2017 tarihinde yeniden düzenlenerek imzalanmış olunan 3 adet sözleşmede, 08.09.2017 tarihli sözleşmelerdeki Alman menşeili ... marka Güneş Paneli yerine, ... marka güneş paneli yazılmak ve montaj sistemi ile kurulumu bedelini de 120 USD/kW yerine 130 USD/kW şeklinde artırmak suretiyle değişiklik yapılmış olunmasına rağmen,
... marka panellerin Tayvan üretimi olması veya Çin üretimi olmaması ya da anti-damping uygulaması kapsamı dışında kalması yönünde herhangi bir kayıt konulmamış olduğu nazara alındığında tarafların güneş panellerinin üretim yeri hususunda davacının iddia ettiği yönde bir anlaşma yaptıklarına ilişkin her hangi bir delil de ortaya konulamamış olması nedeni ile davacıların anti-damping bedeli ödemesi sonucu oluşan zarardan davalının sorumlu olduğunu ispat edemediği değerlendirilerek bu yöndeki istemin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
39. Davacının diğer ayıp iddiası ise montaj sisteminin (... Sistem) de davacı tarafından üretilen «Almanya» üretimi olacağını kararlaştırdıklarını ancak Türkiye'de üretilen montaj sistemi kullanıldığını iddia ederek fazla bedel ödenmesi nedeni ile uğranılan zararın tazmini talep edilmiştir. Bu anlamda davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü ayıp iddiasının dayanağı kararlaştırılan montaj sisteminin Almanya üretimi olması gerekirken Türkiye üretimi olmasına dayandırdığı, bu nedenle fazla bedel ödenmesi nedeni ile tazminat talep etmişlerdir.
40. Taraflar arasında akdedilen her üç sözleşmede de montaj sistemine yönelik olarak “projelerin teçhizatı, ... montaj sistemleri tip FMS H5 (dikey olarak istiflenmiş 5 modül) ile yapılacaktır” hükmünün bulunduğu anlaşılmaktadır. Davalı yüklenici şirketin hem davaya cevabında hem de davacının bu yöndeki iddiasını içerir ihtarnamesine vermiş olduğu cevabi ihtarnamesinde, montaj sisteminin üretim yerinin Almanya olacağını yönelik taraflar arasında her hangi bir kararlaştırma olmadığı savunulmuştur. Davacı yan tarafından dosyaya sunulan tüm deliller incelendiğinde taraflar arasındaki az yukarıda yer verilen sözleşme hükmü dışında montaj sistemlerinin üretim yerine yönelik her hangi bir kararlaştırma ya da kabul bulunmadığı değerlendirilmiştir.
41. Davacı yan tarafından "montaj sistemlerine" yönelik dava dilekçesinde ayıp olarak ileri sürülen vakıa, üretim yerinin «Almanya» olmadığı ve Türkiye'de üretimi yapılan montaj sistemine göre daha yüksek bir bedel ödenmesi olduğu, bu bağlamda sözleşmede kararlaştırılan malzemeye aykırı malzeme kullanılması nedeni ile ayıp iddiasında bulunulduğu, bunun dışında davalı yüklenici tarafından uygulanan montaj sisteminin kullanım amacına uygun olmadığı yönünde her hangi bir iddia ve delil ortaya konulmamış olduğu anlaşılmaktadır.
42. Davacı yanın montaj sistemine yönelik ayıp iddiası bakımından, taraflar arasında montaj sisteminin üretim yerinin Almanya olacağı yönünde bir kararlaştırma olduğu ispat edilemediği gibi davacının üstlendiği edimin "... montaj sistemleri tip ... (dikey olarak istiflenmiş 5 modül)" olduğu, bu sistemin üretim yerinin özellikle belirli bir ülke olacağının kararlaştırılmamış olması ve Türkiye'de üretilerek uygulanan montaj sisteminin de ayıplı ya da üretim yerinin Almanya olması nedeni ile daha yüksek bir bedel ödendiğinin de ispat edilememiş olması karşısında bu yöndeki tazminat isteminin de reddi gerektiği değerlendirilmiştir.
43. Davacının ithal edilen güneş panellerinin gümrükte beklemesi nedeni ile ödemek durumunda kaldığı zararların da tazminini talep ettiği anlaşılmaktadır.
44. Taraflar arasında akdedilen sözleşmelerde teslim şekli olarak CIF (cost, insurance and freight) satış usulünün kararlaştırıldığı, sözkonusu teslim şeklinin ise mal bedeli, sigorta ve navlun masraflarının satıcı tarafından üstlenilmiş olduğu teslim şeklini ifade etmektedir.
45. Mahkememizce alınan bilirkişi raporunda da ifade edildiği üzere taraflar arasında kararlaştırılan sözkonusu teslim şeklinde satıcının sorumlulukları arasında alıcının ülkesinde kullanacağı lüzumlu belgeleri yani taşıma belgelerini düzenlemekte bulunmaktadır. Bu anlamda satıcı, masrafları kendisine ait olmak üzere, kararlaştırılan varış limanına ilişkin olağan taşıma belgesini alıcıya sağlamalıdır. Bu taşıma belgesi, sözleşmeye konu olan malları kapsamalı, tarihi sevkiyat için mutabakata varılan süre dahilinde olmalı ve alıcının malları varış limanında taşıyıcıdan talep edebilmesine olanak sağlamalıdır.
46. Taraflar arasındaki teslim şekline göre davalı yüklenicinin yükümlülüğünde olan taşıma belgesindeki eksiklik ya da hata sonucu varma limanında ortaya çıkan gecikme (demuraj) bedeli ile ilgili sorumluluğun da yüklenicide olduğunun kabulü gerekmektedir.
47. Açıklanan nedenlerle davacılarca dosyaya kazandırılan gecikme (demuraj) bedeline ilişkin belgelerden davacının 22.473,00.-USD zarara uğradığı anlaşılması karşısında bu yöndeki istemin kabulüne karar verilmesi gerekmiştir. Davacı yan "TL" olarak zararın tazminini talep etmiş olduğundan bu yönde karar verilmesi gerekmiştir.
Karşı dava bakımından yapılan incelemede;
48. Davalı/karşı davacı ... karşı dava dilekçesinde; davacı/karşı davalıların, aldıkları mal ve hizmet bedelinden borçlu oldukları 39.880,00.-USD'yi ödemediklerini; işini eksiksiz olarak bitirip zamanında teslim eden davalı/karşı davacının 14.215,60.-USD masraf yapmak zorunda kaldığını; taraflarınca, davacı/karşı davalılardan olan bakiye 54.095,60.-USD alacağın dökümünün, karşı tarafa gönderilmiş 08.01.2018 tarihli e-posta ile ayrıntılı olarak bildirildiğini ancak, ödeme yapılmadığını beyanla, toplam 54.095,60.-USD alacağının tahsili talep etmiştir.
49. Dava konusu kapsamında, taraflar arasında imzalanan 27.09.2017 tarihli ve 3000, 3001, 3002 no.lu Sözleşmeler ile, azami kurulum güçleri toplam 2.244,00 kWp olan, 3 adet Güneş Elektriği Sistemi projelerinin, Elazığ ili, Yeniköy ilçesi, Yalaöz köyü kadastro 481, 480 ve 474 parsel sayılı taşınmazlar üzerinde gerçekleştirilmesi ve karşılığında da toplam 1.274.592,00 ABD Doları bedel ödenmesi kararlaştırılmıştır. Taraflar arasında toplam 2.244,00 kWp gücünde 3 adet Güneş Elektriği Sisteminin kurulumunun gerçekleşmiş olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
50. ... şirket defterinin, dava konusuna ilişkin hesabı özetini gösteren ve vergi danışmanınca onaylı, 19.04.2018 tarihli listeye göre, davacı/karşı davalı şirketler tarafından yapılmış ödemeler toplamının 1.279.592,00.-USD olduğu, bu toplam ödeme tutarının, 27.09.2017 tarihli ve 3000, 3001, 3002 numaralı sözleşmeler toplam tutarı ile karşılaştırıldığında, davacılar karşı davalılar tarafından (1.279.592,00-1.274.592,00)= 5.000,00.-USD fazla ödeme yapılmış olduğu anlaşılmaktadır.
51. Dosyada mevcut faturaların incelenmesinde. 27.09.2017 tarihli 3000, 3001 ve 3002 noldu sözleşmelerin toplam bedeli 1.274.592,00.-USD olmasına rağmen, faturaların toplam tutarının 1.319.472,00.-USD olduğu; aradaki 44.880,00.-USD farkın.
3 sözleşmede de sistem kurulum fiyatı 130 USD/kW olmasına karşın, bu fiyatın 4699/1,2,3, 4701/1,2,3 ve 4703/1,2,3 nolu faturalarda 150 USD/kW olarak hesaplanmasından doğduğu; sistem kurulum fiyatındaki 20,00.-USD/kW'lik, toplamda ise (2244 kWx20 USD/kW)= 44.880,00.-USD artış konusunda, taraflar arasında mutabakat olduğunu gösteren bir delilin dosyada mevcut olmadığı, bu durumda, davalı/karşı davacı vekilince, davacılar/karşı davalıların aldıkları mal ve hizmet bedelinden kaldığı iddia edilmiş 39.880,00.-USD borcun, sözleşmelerde veya dava dosyasına kazandırılmış bir belgede dayanağının bulunmadığı,
bu nedenle davalı karşı davacının bu yöndeki talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.
52. Yine davalı/karşı davacı tarafça, ... tarafından, "dava tarihinden sonra" olmak üzere düzenlenen 19.04.2018 tarihli ve 4753 nolu, ... Enerji Harita İnşaat Dan. Ltd. Şti aleyhine düzenlenmiş faturada; park tasarımının değiştirilmesi-yeni çizimlerin yapılması için ilave fiyat 3.012,00 $ + ilave otel ücreti 1.165,00 $ + güneş kabloları (7000 m) için ilave maliyet 1.207,00 $ + parkın inşaata hazır olmaması-park değişimleri için ilave bekleme maliyeti 6.500,00 $ + ilave banka masrafı 2.331,60 $ olmak üzere toplam 14.215,60 USD alacak çıkarıldığı ancak, dava konusu 3 adet sözleşmeye dayanmayan bu faturanın yasal dayanağı bulunmadığı kanaatine varılmıştır.
53. Davalı karşı davacı firma, sözleşme haricinde, çelik çakma kazıklarda kazık derinliklerinin artması nedeniyle, kazıklarda konstrüksiyon değişimi yapıldığını, daha büyük en kesit alanına sahip kazıklar kullanıldığını, başlangıçta 1,50 m olan kazık derinliklerinin artarak 2,5 m'yi bulduğunu, bu nedenlerle maliyet artışı olduğunu ileri sürmüştür.
54. Dava dosyasında, davacı karşı davalı tarafından sunulan ... -1 GES Projesi, ...-2 - GES Projesi , Dağ GES Projesi kapsamında, üç adet GES projesine ait imzalı ve onaylı statik paftalar incelendiğinde; her üç projede, çelik çakma kazıklarının zemine gömülme derinliklerinin 2,50 m olduğunun tespit edildiği, işin sahibi olan davacı karşı davalı tarafça hazırlatılan projelerde, kazık derinliklerinin, davalı karşı davacı tarafı da bağlaması gerekmektedir.
Projelerde, kazıkların yapılması gereken zemindeki derinlikleri 2,50 m olarak belirtilmiş olup; davalı taraf 2,5 m zemin derinliğine sahip kazık yaptığını iddia etmiştir. Buradan çıkarılacak sonuç ise; davalı karşı davacı tarafından yapılan işin projeye uygun olduğu ve proje dışı fazla iş yapılmamış olduğudur.
Davalı karşı davacı tarafından, fazla derinlikte ve fazla en kesit alanına sahip çelik kazık işleri yapmış olduğuna ilişkin iddiasına yönelik olarak, dosya içerisinde mevcut herhangi bir bilge belge bulunmadığından; davalı karşı davacının bu yöndeki taleplerinin reddine karar vermek gerekmiştir.
55. Netice itibariyle; taraflar arasındaki sözleşmeler gereğince yukarıda yapılan açıklamalar kapsamında, mahkememizce alınan bilirkişi raporlarındaki görüşler ve yapılan hesaplama gereğince; asıl davada davacıların 22.473,00.- USD demuraj alacağının bulunduğu, asıl ve birleşen davadaki diğer taleplerin ise; dosyadaki mevcut belgelere göre kanıtlanamadığı kanaatine varılmış olmakla; Davalı ... Tek. A.Ş yönünden pasif husumet yokluğundan davanın reddine, Davalı ... yönünden davanın kısmen kabulüne, 22.473,00.-USD karşılığı 84.453,53.-TL’nin 1.000,00.-TL’lik kısmına dava tarihinden, bakiye 83.453,53.-TL’sına ıslah tarihi olan 06.01.2023 tarihinden itibarin işleyecek yasal faizi ile davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine; karşı dava bakımından ise davanın reddine..." karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı-karşı davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin Anti-Damping vergisine ilişkin iddiaları için usulüne uygun ihtirazı kayıt koyduğunu, diğer davalı ...
A.Ş tarafından bu kaleme ilişkin iddialarının cevap dilekçesinde kabul edildiğini, sözleşmede açıkça Alman malı ... marka montaj sistem imalatı ve teslimi ile Alman menşeili ... marka güneş paneli imalat ve kurulumunun kararlaştırıldığını ve müvekkilince davalıya 300.000,00 USD ödendiğini, bu bedel ödendikten sonra karşı tarafça teklif edilen ... marka ürünlerin ülkemizdeki Anti-Damping hükümleri kapsamında kalması koşuluyla kabul edildiğini ve buna ilişkin 23/09/2017 tarihli yazı ile ihtirazı kayıt konularak karşı tarafa iletildiğini, diğer davalı ...
A.Ş'nin cevap dilekçesinde bu hususun da kabul edildiğini, ayrıca talimat yoluyla alınan 08/09/2022 tarihli bilirkişi raporunda da, müvekkilinin gereksiz yere fazladan 1.100.000,000 TL Anti-Damping vergisi ve 17.800,00 TL gümrük vergisi ödemek zorunda kaldığının vurgulandığını, henüz ifadan önce ihtirazı kayıt koyan müvekkillerinin beyanının tek taraflı olduğu gerekçesiyle mahkemece dikkate alınmamasının ihtirazı kayıt hukuki kurumunun amaç ve niteliğine aykırı olduğunu, proje aşamasında sözleşmeye aykırı olarak kullanılan ürünlere ve tecrübesiz personele yönelik çok sayıda yazılı ihtarda bulunduklarını,
tespit tutanağı ve çalışma ve faaliyet raporlarının düzenlendiğini, talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunun iddialarını doğruladığını, mahkemece dava tarihindeki satış kurunun alacak hesabında dikkate alınmasının hatalı olduğunu, zira ıslah tarihindeki kura göre dava değerini artırdıklarını, diğer davalıya karşı husumet yöneltilmesinin hukuka uygun olduğunu belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
Davalı karşı davacı ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki kabul, koşullarının oluşmaması ve ispat yükü yerine getirilmediğinden müvekkilinden gümrük bedeli talep edilemeyeceğini, CIF satışlarda malların gemiye yüklendikten sonra navlun ve sigorta primi dışındaki masraflar ve risklerin alıcıya geçtiğini ve teslim şekli uyarınca malların gemiye yüklenmesi ile hasar, yarar ve sorumluluğunda davacı tarafa geçtiğini, davacının sorumluluk alanında bulunan bir husustan dolayı müvekkiline tazminat yüklenmesinin hatalı olduğunu, kaldı ki;
bu hususun ispatta edilemediğini, ek raporda da bu durumun vurgulandığını, müvekkilinin kusurlu davranışları ile sonuç arasındaki illiyet bağının somutlaştırılmadığını, karşı davada davalının faturalara itiraz etmeyerek bedelleri kabul ettiğini, müvekkili tarafından ilave malzeme ve hizmet temin edildiğini, 02/11/2017 ve 08/01/2018 tarihli mail yazışmalarından da anlaşıldığı gibi ilave mal ve hizmetlerin tarafların mutabakatıyla gerçekleştiğini, müvekkilinin Alman Hukukuna tabi olup, Almanya'da yerleşik tüzel kişi olduğunu, HMK'nın 7/2.maddesi gereğince yetki itirazının kabul edilmesi gerektiğini,
MÖHUK'nın 24/4 maddesi uyarınca dava konusu tedarik ve montaj sözleşmesindeki karakteristik edimin müvekkilinin edimi olduğunu, bu nedenle Alman Hukuku'nun uygulanması gerektiğini belirterek, mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan sözleşmenin alacak istemine ilişkindir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu (HMK)'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
1-Taraflar arasında imzalanan 27/09/2017 tarihli 3000, 3001 ve 3002 numaralı 3 adet sözleşmede sözleşmelerin konusu olan; DAĞ, ...-1 ve ...-2 GES isimli 3 adet güneş enerji tesisinde, projelerin teçhizatının açıkça "... ..." marka olacağı belirtilmiştir.
Yerinde keşif yapılarak alınan 08/09/2022 tarihli bilirkişi heyeti raporunda özetle; bu 3 adet tesiste Alman malı montaj sistemi yerine, yerli üretim malı kullanılmış olduğunun tespit edildiği ve aradaki fiyat farkının 99.080,00 USD olduğu bildirilmiştir.
Mahkemece, gerekçeli kararın 42 numaralı bendinde; taraflar arasında montaj sisteminin üretim yerinin Almanya olacağı yönünde bir kararlaştırma olduğu ispat edilemediği gibi, davacının üstlendiği edimin "... (Dikey olarak istiflenmiş 5 modül)" olduğu, bu sistemin üretim yerinin özellikle belirli bir ülke olacağının kararlaştırılmamış olması ve Türkiye'de üretilerek uygulanan montaj sisteminin de ayıplı ya da üretim yerinin Almanya olması nedeniyle daha yüksek bir bedel ödendiğinin de ispat edilememiş olmasının karşısında, bu yöndeki tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Mahkemenin de kabulünde olduğu gibi; montaj sisteminin üretim yerinin hangi ülke olacağı sözleşmelerde kararlaştırılmamış ise de, az yukarıda belirtildiği gibi, sözleşmelerde açıkça her 3 tesiste "..." marka ve nitelikte montaj sistemi uygulanacağı kararlaştırıldığından, davalı yüklenicinin bu marka ve nitelikte montaj sistemini (üretim yeri neresi olursa olsun) yerinde kullanıp kullanmadığının net bir şekilde ortaya konulması ve bu marka ve nitelikten başka marka ve nitelikte montaj sistemi kullanılmış olmasının tespiti halinde aradaki fiyat farkının belirlenmesi için 08/09/2022 tarihli bilirkişi raporunu düzenleyen bilirkişi kurulundan ek rapor alınması ve sonucuna uygun bir hüküm kurulması gerekirken, bu hususta inceleme ve değerlendirme yapılmaması doğru olmamıştır.
2-Taraflar arasında 08/09/2017 sözleşmede, sözleşme konusu güneş panellerinin ... ... marka olacağı belirtilmiş, ancak yine taraflar arasında imzalanan 27/09/2017 tarihli 3 adet sözleşmede ise bu kez, güneş panellerinin ... marka olacağı kararlaştırılmıştır.
27/09/2017 tarihli sözleşmelerden hemen önce davacı tarafça, davalı tarafa gönderilen 22/09/2017 tarihli yazıda özetle. 08/09/2017 tarihli sözleşme ile taraflar arasında Alman menşeli ... marka güneş paneli satın alınması hususunda anlaşıldığı, ancak daha hızlı temin edileceği ve daha kaliteli olduğu beyan edilerek, ... marka Tayvan üretimi olduğu bildirilen güneş paneli kullanılmak istenildiği, ülkemizde Çin malı ürünlerin anti-damping uygulaması kapsamında kaldığı,
bu nedenle çok yüksek miktarda ek ödeme yükümlülüğü altına soktuğu, gönderilecek ... marka ürünlerin ancak anti-damping uygulaması kapsamı dışında kalması halinde kabul edileceği, aksi halde ödemek zorunda kalacakları her türlü ek ödemenin rücu edileceği hususları ihtar edilmiş ve bu yazılı ihtar davalı tarafa 23/09/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
Yukarıda sözü edilen 22/09/2017 tarihli ihtarname, ihtirazı kayıt niteliğinde olup; davalı tarafça tebliğ alınmış olması, hemen sonrasında marka değişikliğini içeren sözleşmelerin basiretli tacir olarak hareket etmesi gereken taraflarca yeni bir ihtirazı kayıt konulmadan imzalanmış olması ve davacı tarafın imzalanan sözleşmelerde bu ihtirazı kaydından açıkça vazgeçmemiş olması dikkate alındığında, artık davacının ödemek zorunda kaldığını iddia ettiği anti-damping vergisini davalıdan talep hakkı bulunduğunun değerlendirilmesi gerekirken, mahkemece yazılı gerekçe ile bu talebin reddedilmesi hatalı olmuştur.
Açıklanan nedenlerle; davacılar vekili ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulüne, mahkeme kararının HMK'nun 353/1-a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
Başkan ... Üye ... Üye ... Katip
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/694, K. 2024/1055, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama