KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 19 Haziran 2025
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2024/853 - 2025/566 (İnceleme Aşamasında / Duruşmasız) (HMK. 353/1-b.1 Maddesi Uyarınca Başvurunun Esastan Reddine)
- Esas no
- 2024/853
- Karar no
- 2025/566
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/03/2024
- Numarası
- 2023/496 Esas - 2024/239 Karar
- Davanın konusu
- Eser Sözleşmesine Dayalı İtirazın İptali
- Karar yazım tarihi
- 19/06/2025
Karar Metni
1.165 kelime·6 dk okuma·5 bölüm
Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkin davada, mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan inceleme neticesinde;
İDDİA
Davacı vekili; taraflar arasındaki arıtma tesisi yapımı işine dair ticari ilişki sebebiyle davacı şirketin cari hesabındaki bakiye alacak tutarının davalı tarafından ödenmemesi sebebiyle davalı aleyhine icra takibine geçildiğini, davacı şirketin ticari defter ve kayıtlarına göre; davalı/borçlunun davacı şirkete takip tarihi olan 04/07/2023 tarihi itibariyle bakiye 115.843,20 TL borcu bulunduğunu, bu nedenle başlatılan icra takip tarihinden sonra davalı tarafından davacı şirkete haricen 15.843,20 TL ödeme yapıldığını ileri sürerek,
Ankara 18. İcra Müdürlüğü 2023/21401 sayılı icra takibine vaki itirazın 100.000 TL yönünden iptali ile takibin devamına karar verilmesini, bu miktara takip tarihinden itibaren ticari avans faizi uygulanmasına, davalı aleyhine takip tutarının % 20'sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.
SAVUNMA
Davalı vekili; müvekkilinin davacıya borcu bulunmadığını, davacı şirketin cari hesabında bu yönde bir borç kaydı da bulunmadığını, taraflar arasında endüstriyel sıvı atıkların bertaraf edilebilmesi amacıyla, davacı şirketin davalı şirket nezdinde kurmuş olduğu atık su arıtma tesisiyle ilgili ticari bir ilişki doğduğunu, anılan arıtma tesisinin faturaya dayalı tüm bakiyesinin ise ödendiğini, davacı şirket tarafından kurulan atık su arıtma tesisindeki ayıplı projelendirme ve ayıplı (hurda) malzeme kullanıldığının tespiti üzerine,
davacı şirkete konunun bildirildiğini, bildirilen ayıplara ilişkin davacı şirketin yerinde inceleme yaptığını, ayıplı malların (arıtma tankının ikinci el, hurda malzeme olarak kullanılması) tespiti ile projedeki hatalar nedeniyle arıtma tesisinin idare kanalizasyon sistemine bağlatılmasını engelleyen değerlerle arıtma yapması gibi ayıplı hizmetlerin tespit edildiğini, bu hususta bir çok defa davacı şirkete bilgi verildiğini, yazılı olarak şirket yöneticisinin bilgilendirildiğini ve ayıplı mal ve hizmetlerin taraflar arasındaki sözleşmeye uygun olarak imal ve ikmal edilmesi istenildiğini,
davacının ise eksik ve ayıplı işlemlerin tedarik sürecinde olduğu bilgisini vererek, süre istediğini, davacı şirket tarafından bu giderimler tespit edilmiş olmasına rağmen, iş yoğunluğu ve proje için gereken malların temini gibi nedenler ortaya atılarak sürecin ilerletilmediğini, bahsi geçen ayıplarla ilgili olarak davalı şirketin başkaca üçüncü şirketlerden fiyat teklifleri aldığını, bu bedelin oldukça üstünde bir bedel ile arıtma tesisinin işlerlik kazanabileceği tespit edildiğini,
giderim süresinin oldukça uzaması kapsamında davacı şirket tarafından ilk olarak Ankara 5. Sulh Hukuk Mahkemesi ve takiben Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/102 Esas sayılı dosyalarından davalar açıldığını, Ankara 12. Sulh Hukuk Mahkemesinin 2023/102 Esas sayılı dosyasından mahalinde keşif yapılmış olmakla, tarafların da kabulünde olan ayıpların tespiti, davalının uğradığı tüm zararların ve mevcut ayıpların giderimi için gereken bedelin hesaplanması yönünde bilirkişi raporunun halen beklenildiğini, sonuç olarak davacı şirketin verdiği hizmetin ayıplı olması tarafların da kabulünde olmakla,
bu ayıpların giderilmemesi nedeniyle uğradıkları tüm zararın davacıya rücu edileceğini, bu haliyle davalı şirketin davacıya cari borcu bulunmadığı gibi, istenilen bedelin üzerindeki bir miktarda alacaklı olduğunu ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; "taraflar arasında ticari ilişki bulunduğu yönünde uyuşmazlık bulunmadığı, buna karşın taraflar arasındaki uyuşmazlığın ticari ilişki sonucu tanzim edilen faturaya konu malın ayıplı olup olmadığı, taraflar arasında cari hesap alacağının bulunup bulunmadığı,
üçüncü kişi olan ... tarafından icra takibine konu edilen 100.000 TL bedelli 19/10/2021 tarihli bononun teminat senedi vasfında olup olmadığı hususlarına ilişkin olup, davacı vekilinin 20/12/2023 tarihli beyan dilekçesi ile davalının toplam 100.000 TL avans ödemesi karşılığında davacıdan bu bedel mukabilinde teminat senedi talep ettiği, bu kapsamda tanzim edilen 19/10/2021 tarihli teminat senedinin davalıya teslim edildiği,
ancak bu teminat senedinin davalı tarafça doldurularak üçüncü kişiye ciro edildiğini, ciro edilen üçüncü kişi ... tarafından davacı aleyhine ihtiyati haciz kararı alınarak infaz edildiğini ve senet bedelinin davacıdan tahsil edildiğini, haksız şekilde tahsil edilen bono nedeniyle davacının 15.843,20 TL olan alacağının 115.843,20 TL'ye ulaştığını bu nedenle eldeki davaya konu icra takibi ile 115.843,20 TL alacak yönünden icra takibi başlatıldığını açıklamıştır.
Mahkememizce aldırılan ve hükme esas alınabilir nitelikteki bilirkişi raporu ile; davalı şirketin ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu, takip tarihi (04/07/2023) itibari ile davalı şirketin ticari kayıtlarına göre davalının davacı şirkete 15.843,20 TL tutarında borçlu olduğu, teminat senedi olduğu iddia edilen senede ilişkin davalı defterlerinde kayıt bulunmadığı, davalı şirketin takip tarihi sonrası 15.843,20 TL tutarında daha ödeme yapması neticesinde davacıya borcunun kapandığı,
davaya konu davacı şirket ticari defterlerinde ... açıklaması ile kayıt edilen 100.000 TL tutarındaki kaydın davalı şirket kayıtlarında yer almadığı rapor edilmiştir.
Davaya konu olup, davacının ticari defterine işlediği, 100.000 TL tutarındaki cari hesap alacağı olarak belirttiği ve bu alacağını dayandırdığı bono bedelinin davalının ticari kayıtlarında yer almadığı, üçüncü kişi olan ... tarafından icra takibine konu edilen 100.000 TL bedelli 19/10/2021 tarihli bononun teminat senedi vasfında olduğu iddiası yönünden bono incelendiğinde bedelinin nakden alındığının belirtildiği, herhangi bir sözleşmesel ilişki nedeniyle teminat kapsamında verildiğinin belirtilmediği, davacının bu iddiasını da ispatlayamadığı" gerekçesi ile,
davanın reddine, davalı tarafın kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde. 19/10/2021 tanzim tarihli, 19/02/2022 vade tarihli 100.000,00 TL bedelli, keşidecesi müvekkili, lehtarı davalı şirket olan çekin davaya dayanak teşkil ettiğini, çekin müvekkiline ait ticari defter ve kayıtlarda da mevcut olduğunu, çekin davalı tarafından teslim alındığı,
hatta ciro edilerek üçüncü bir şahsa teslim edildiğini, üçüncü şahıs tarafından müvekkili aleyhine başlatılan icra takibi ile çek bedelinin de tahsil edildiğinin sabit olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin başlangıcında müvekkilinin üstlendiği işin finansmanının sağlanması amacıyla davalı şirket tarafından toplam 100.000,00 TL'lik avans ödemesi yapıldığının davalı kayıtlarında dahi açıkça görüleceğini, davalının bonoyu ciro ederek kullandığını, davacı müvekkilinden bono bedelini tahsil ettiğini, üstelik bonoyu ticari defter ve kayıtlarına da işlediğini ileri sürerek,
yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı yüklenici, davalı iş sahibidir. Mahkemece davanın reddine karar verilmiş olup, hüküm davacı vekilince istinaf edilmiştir.
İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Dosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.
Başkan · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Üye · E-imzalıdır Katip · E-imzalıdır
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2024/853, K. 2025/566, 19 Haziran 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama