İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 31. HUKUK DAİRESİ

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi E.2025/620 K.2026/318

HMK 353/1-a-4)

Esas2025/620Karar2026/318Tarih7 Nisan 2026Okuma11 dk · 2.238 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31.HUKUK Dairesi

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Karar tarihi
7 Nisan 2026
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 31. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2025/620 - 2026/318
Dosya no
2025/620 Esas
Karar no
2026/318 (İnceleme aşamasında / Duruşmasız) (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.238 kelime·11 dk okuma·15 bölüm

HMK 353/1-a-4)

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ : ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ : 29/04/2025

NUMARASI

2023/778 Esas-2025/301 Karar

DAVANIN KONUSU

Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)

KARAR TARİHİ : 07/04/2026

KARAR YAZIM TARİHİ : 04/05/2026

Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ

İSTEM

Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle. Müvekkili ile davalı arasında "Bakım ve Tadilat Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşme kapsamında yapılacak olan bakım, tamir, onarım, değişim ve tadilat işlerinin belirlendiğini ve fatura karşılığı ödemelerin önden yapıldığını, davalının bir kısım işlerini tamamlamadığını, müvekkilinin restoranının bu eksiklikler ve ayıplı imalatlar nedeni ile beklemek zorunda kaldığını belirterek,

mahkemece keşif yapılması suretiyle davacı tarafından yapılan imalatlardaki eksikliklerin tespitine, yoksun kalınan kar için şimdilik 50,00 TL maddi tazminat ile müvekkilinin uğradığı menfi ve müspet zararların karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 16/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

YANIT

Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle; Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmış, davalı tarafından davaya karşı herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ

Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2025 tarihli ve 2023/778 Esas ve 2025/301 Karar sayılı kararında özetle; Davadaki talep, eser sözleşmesi kapsamında bedeli ödendiği halde işin tamamlanmaması nedeni ile oluştuğu ileri sürülen menfi ve müspet davacı zararlarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemenin 13/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi ile keşif yapılmasına karar verilmiş, 27/02/2024 tarihinde mahkeme heyeti ile inşaat mühendisi bilirkişi ile keşif yapılıp, rapor alınmıştır.

Davacı vekili tarafından davacının ticari defterlerinin incelenmesi hususunda defterlerin bulunduğu yer ile ilgilisi bildirilmiş, davalı tarafından uyarılı davetiye tebliğine rağmen defterler incelemeye sunulmamıştır.

Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve keşif sonucu davacıya ait iş yerinde inceleme yapmak suretiyle hazırlanan, denetime açık ve gerekçeli olup, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 2 adet ek rapor ile, taraflar arasında davacının işletmeciliğini yaptığı iş yerini konu alan eser sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeye göre iş götürü ve 175.000,00 TL bedelli olup, tüm iş bedeli davalıya ödendiği için davacının davalıya herhangi bir borcu ve alacağı olmadığı anlaşılmıştır.

İş bedeli götürü olmakla birlikte tüm iş bedeli davacı tarafından ödendiği için, davacının yapılan iş ile ilgili ayıp ve eksikliklerin giderilmesi bedeli ile birlikte işin teslimi giderilmesi gerektiği kabul edilmiştir.

Keşif sırasındaki gözlemlere göre, sözleşme konusu imalatların eksik ve ayıplı olduğu, sözleşmede belirlenen imalatların bir kısmının onarılması, kalan kısımların yenilenmesinin dava tarihindeki bedelinin serbest piyasa fiyatları ile malzeme, işçilik, KDV, müteahhit kârı olarak hesaplandığında 270.841,45 TL olduğu, işin sözleşmeye göre teslimi gereken21/03/2023 tarihi ile 24/07/2023 dava tarihi arasındaki elde etmekten yoksun kalınan alacağın ise 548.183,43 TL olduğu belirlenmiştir.

Davacı vekili tarafından 12/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini, yoksun kalınan kar zararı olarak 548.183,43 TL maddi tazminat ve menfi ve müspet zararların karşılığı olarak 270.841,45 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 819.024,88 TL olarak arttırmış, gerekli harcını yatırmıştır.

Toplanan delillere göre, davacının usulüne uygun şekilde tutulduğu için sahibi lehine delil olma niteliğine sahip ticari defter ve kayıtları ile bilirkişiler tarafından belirlenen imalatlardaki sorunların giderilmesi için yapılması gereken harcama ile, işin sözleşmeye göre teslimi gereken tarih ile dava tarihi aralığındaki süre için çalıştırılamamasından kaynaklanan toplam davacı alacağının 819.024,88 TL olduğunu, talep kısmi dava niteliğinde olduğu için davacı alacağının 1.050,00 TL'sine 27/11/2023 dava tarihinden itibaren, kalan 817.974,18 TL'sine 11/03/2025 ıslah tarihinden itibaren faiz talep edilmesinin mümkün olduğu,

taraflar tacir olduğu için faizin türünün de avans faizi olması gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, 819.024,88 TL'nin, 1.050,00 TL'sinin 27/11/2023 dava tarihinden itibaren, 817.974,18 TL'sinin ise, 11/03/2025 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı vekili tarafından verilen 26/05/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle.

Anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara karşı süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, kararın kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, usule uygun olmayan tebligatlar karşısında müvekkili şirketin davadan haberdar olmadığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca usule aykırı yapılan tebligatların hüküm ifade etmediğini, Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile yönetmeliğe aykırı şekilde yapılan tebligatların söz konusu olduğunu, tebligatları kimin aldığının dahi belli olmadığını, Yargıtay emsal kararında,

tüzel kişilere yapılacak tebligatın usulünün açıkça izah edildiğini, ancak somut olayda, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren tüm tebligatların usulsüz olduğunun açık ve net şekilde görüldüğünü, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/6626 ve K. 2024/9717 ve T.

21.11.2024 güncel kararında da bu hususa açıkça işaret edildiğini, "7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.

Aynı Kanun'un 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.

Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği,

bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı düzenlenmektedir." denildiğini, anılan tebligatların buna göre usulsüz olduğunun açıkça görüldüğünü, bu durumda, davaya cevap verebilme imkanlarının ellerinden alındığını, delillerini sunabilmeleri için imkan tanınmadığını, dosya kapsamında, delillerinin dahi toplanmadan tanzim edilen bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu, eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm tesisinin, usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer yandan bilirkişi raporlarının da usulsüz şekilde tebliğ edildiğini,

müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, usulüne uygun şekilde yapılmayan tebligat neticesinde müvekkili tarafından ticari defterlere ilişkin bilgi ve belge de sunulamadığını, müvekkili şirket tarafından verilen bilgiler uyarınca müvekkilinin davacı şirketten alacağının bulunduğunu, davacı tarafından, müvekkiline gönderilen herhangi bir ihtar olmadığı gibi, sözleşmeden de dönüldüğüne dair herhangi bir fesih ihbarının söz konusu olmadığını, bu hususların bilirkişi tarafından da tespit edildiğini,

davacının ise böyle bir yükümlülüğünün olmadığını beyan ettiğini, yapılan işlerin gereği gibi yapılmadığı yönündeki kabullerin ve bu kapsamda tanzim edilen raporların hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşmede ucu açık tanımlar ve işler ile yapım esnasında yaşananlara ve taraflarca alınan kararlara yönelik hiçbir değerlendirmenin de dosya kapsamında olmadığını, işin yapılması için yalnızca 10 günlük süre verilmişken aylarca beklendiği iddiasının da hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tüm bu hususların, müvekkili tarafından, savunma ve delillerini sunma fırsatı verilmemesi nedeniyle aydınlanmadığını,

sorumluluğu kesinlikle kabul etmemek kaydıyla, davacı tarafından yoksun kalınan kar zararı olarak 548.183,43 TL maddi tazminat ve menfi ve müspet zararların karşılığı olarak 270.841,45 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 819.024,88 TL olarak ileri sürülen talebin de hatalı olduğunu, zararların hesabının hatalı olduğunu, zira davacı işletmenin kar ve zararının yalnızca ihtilaflı olan bu kısım üzerinden de açıklanamayacağını, buna ilişkin daha kapsamlı ve hükme esas alınabilecek nitelikle denetime elverişli rapor alınması gerektiğini, yerel mahkemece, müvekkili şirketin kendisini savunabilmesi için imkan verilmemiş olmasının,

müvekkili şirketin delillerinin toplanmamasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararın kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın istinaf başvuru dilekçesinde yazılı hususları kabul etmediklerini, davalıya yapılan tüm tebligatların usulüne uygun bir şeklide tebliğ edildiğini, tebligatlardan da görüleceği üzere usulüne uygun bir şekilde iş yerinde daimi çalışana teslim şeklinde tüm tebligatların yapılmış olduğunu, davalı tarafın tek amacının,

davaya cevap sürelerini ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına karşı itiraz sürelerini kaçırmış olmaları nedeni ile ilk derece mahkemesince hukuka uygun şekilde ancak davalı aleyhinde bir karar verilmiş olması nedeniyle gerçeğe aykırı beyanlar ile mahkemeyi yanıltmaya çalışmak olduğunu, HMK'nın 127, 140 ve 145. maddelerine göre davalının süresi içerisinde davaya cevaplarını sunmadığından ve delil bildirmediğinden,

bu aşamadan sonra davaya karşı cevap ve delillerini bildirmesinin mümkün olamayacağını, yine davalının ticari defterlerini de süresi içerisinde dosyaya sunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında edimlerini süresinde ve sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkilinin menfi ve müspet zararlara uğradığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE

İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;

Dava, taraflar arasında düzenlenen ve konusu, davacının işlettiği restoranın bir kısım bakım ve tadilatını konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ve eksik iş bedellerinin tahsili ile, davacının uğramış olduğu menfi ve müspet zararların davalıdan tahsili istemine ilişkindir.

Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf yoluna başvurmuştur.

Mahkemece verilen gerekçeli kararda davalıya usulüne uygun şekilde yapılan tebligata rağmen, davaya cevap sunmadığı ve delil bildirmediği, duruşmalara da katılmadığı belirtilerek, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm verildiği belirtilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan tebligat zarflarının incelenmesinden davalı yana yargılama aşamasında çıkarılan tebligatların tamamının Tebligat Kanunu ile, Tebligat yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır.

Şöyle ki; davalıya çıkarılan dava dilekçesi ile, duruşma gün ve saatini bildiren davetiye ve bilirkişi raporlarının çıkarıldığı tebligat zarflarında bu tebligatların tüzel kişiliğin temsilcisinin tebliğ sırasında adreste bulunmadığından, daimi işçisi / memuru olduğu belirtilmek suretiyle ismi belirtilen gerçek kişilere teslim edildiği belirtilerek, tebligatların yapıldığı anlaşılmaktadır.

Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/10819 Esas - 2021/10655 Karar sayılı 25/11/2021 tarihli ilamında da belirtildiği üzere. "7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır.

Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır.

Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği,

bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Somut olayda, borçlu davalı şirkete yapılan dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye ile sonraki aşamalarda çıkarılan davetiyelerin "iş yeri yetkilisinin tebliğ anında hazır bulunmaması sebebiyle daimi çalışan olduğu belirtilen farklı gerçek kişiler adına " imzasına tebliğ edilmiştir" şerhi ile tebliğ edilmişse de, tebliğ işlemi sırasında, tebligatı alan şahsın şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak almaya yetkilendirilmiş, evrak müdürü gibi bir çalışan olup olmadığı tespit ve şerh edilmeden ve yine bu işlerle görevlendirilmiş başka bir çalışan olup olmadığı araştırılmadan doğrudan tebligat yapıldığı,

buna göre Tebligat Kanunu'nun 12. maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde belirtilen sıra nazara alındığında anılan tebligatlar usulsüz olup söz konusu tebligatlara dayanılarak taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi hükmüne göre hakim davanın taraflarını dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez."

Mahkemece bu nedenle dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.

Yine davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu dava dilekçesi ile bu dilekçenin açıklanması mahiyetindeki 18/12/2023 tarihli dilekçede talepler açıklanmış ise de, davacı tarafın müspet ve menfi zararlarına karşılık olarak talep ettiği alacakları hangi gerekçeler ile talep ettiği, yani müspet ve menfi zararlarına temel oluşturduğu iddia olunan vakıaların neler olduğunun belirtilmesi suretiyle davacı yana taleplerinin mahkemece HMK'nın 31. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde açıklattırılmasından sonra ve usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra varsa davalı yanın gösterdiği delillerin de toplanmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle davanın esastan sonuçlandırılması gerekmektedir.

Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle;

1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,

2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2025 tarihli ve 2023/778 Esas 2025/301 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı HMK’nun 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,

3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,

4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 13.986,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine,

5-Davalı tarafça yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,

6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa İADESİNE,

7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip · e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi, E. 2025/620, K. 2026/318, 7 Nisan 2026 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Türk Milleti Adına
  4. İstinaf Kararı
  5. İncelenen Kararın
  6. Mahkemesi : Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
  7. Tarihi : 29/04/2025
  8. Numarası
  9. Davanın Konusu
  10. Karar Tarihi : 07/04/2026
  11. Karar Yazım Tarihi : 04/05/2026
  12. Gereği Düşünüldü
  13. İstem
  14. Yanıt
  15. İlk Derece Mahkemesi Kararının Özeti
  16. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  17. Delillerin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe
  18. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/620
Karar No
2026/318
Tarih
7 Nisan 2026

İlgili Kararlar

  • İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/620 K.2026/265
  • İstanbul 4. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/620 K.2026/235
  • İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/621 K.2026/219
  • Antalya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/621 K.2026/288
  • İstanbul 8. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/621 K.2026/262
  • Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2025/621 K.2026/356

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.