İçeriğe geç
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU
Uzmanlık
  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık
  • Şirket Danışmanlığı
  • Marka Hukuku
  • Telif Hukuku
  • Tahkim Hukuku
  • Gayrimenkul Hukuku
Makaleler
  • Tüm Makaleler
  • Aile Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Gayrimenkul Hukuku
  • Tazminat Hukuku
  • İdare ve Vergi Hukuku
  • Dolandırıcılık ve İBAN Mağduriyeti
  • Miras Hukuku
  • Trafik Hukuku
  • KVKK ve Veri Koruma Hukuku
  • Yapay Zeka ve Web3 Hukuku
  • Enerji ve Çevre Hukuku
  • Silah Suçları
  • Arabuluculuk
  • Ceza Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Medeni Hukuk
  • AİHM ve Anayasa Mahkemesi Başvuru
  • Delil Hukuku ve Emsal Kararlar
  • İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku
  • İcra ve İflas Hukuku
  • Sağlık Hukuku ve Malpraktis
  • Fikri Mülkiyet, Marka ve Patent Hukuku
  • Uyuşturucu Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Kripto Para Hukuku
  • Borçlar Hukuku
  • Mevzuat ve Yargıtay Kararları
  • Forex Hukuku
  • Ticaret Hukuku
  • Tüketici Hukuku
  • Sigorta Hukuku
  • Yabancılar ve Vatandaşlık Hukuku
  • Örgütlü Suçlar
Kaynaklar

NE YAPMALIYIM?

  • Ne Yapmalıyım?
  • Avukat Seçme Rehberi
  • Uzaktan Temsil
  • Arabuluculuk

MEVZUAT

  • TCK Rehberi
  • CMK Rehberi
  • HMK Rehberi
  • Mevzuat

HUKUKI SÖZLÜK

  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Dilekçeler
  • İnfaz Hesaplama
Karar Arşivi
  • Yargıtay Kararları
  • Danıştay Kararları
  • AYM Bireysel Başvuru
  • AYM Norm Denetimi
  • İstinaf (BAM) Kararları
  • İlk Derece Mahkeme Kararları
  • Karar Arama
Vaka Sonuçları
Hakkımızda
  • Büro Profili
  • Özgeçmiş
  • Medyada Biz
  • Çalışma İlkelerimiz
  • Çalışma Metodolojimiz
  • Online Danışmanlık
  • Ödeme
  • Kariyer
İletişim
  1. Anasayfa
  2. /İstinaf (BAM) Kararları
  3. /Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi

ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 35. HUKUK DAİRESİ

TÜRK MİLLETİ ADINAKARARGEREKÇELİ KARAR

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/1037 K.2024/1542

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi…

Esas2023/1037Karar2024/1542Tarih5 Aralık 2024Okuma11 dk · 2.156 kelime

KÜNYE

T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Vekili Davalı

Karar tarihi
5 Aralık 2024
T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
2023/1037 - 2024/1542
Dosya no
2023/1037
Karar no
2024/1542
İncelenen kararın mahkemesi
ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
Tarihi
28/04/2023
Numarası
2018/247 Esas - 2023/292 Karar
Davacı
—
Davanın konusu
Tazminat
Yazılma tarihi
05/12/2024
Karar metni, UYAP Emsal Karar Arama kaynağından olduğu gibi aktarılmıştır; metne müdahale edilmemiştir. Kişisel veriler maskelenmiştir. Bu karar için özgün analiz henüz yazılmamıştır.

Karar Metni

2.156 kelime·11 dk okuma·3 bölüm

Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;

TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI

Davacı vekili dava dilekçesinde.

07.09.2015 tarihinde davalı Sigorta Şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plakalı araç ile davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın çarpışması sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkilinin meydana gelen trafik kazasında herhangi bir kusuru bulunmadığını, davalı sigorta şirketi nezdinde sigortalı araç sürücüsünün asli kusurlu olduğunu, müvekkilinin meydana gelen trafik kazasında ağır şekilde yaralandığını, müvekkilinin zararından davalı sigorta şirketinin poliçe limitleri ile sorumlu olduğunu, zararın karşılanması için sigorta şirketine başvuru yapıldığını,

başvuru sonucu müvekkiline eksik ödeme yapıldığını belirterek, fazlaya ilişkin tam hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL sürekli iş göremezlik olmak üzere toplam 1.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

Davacı vekili 21/09/2020 tarihli bedel arttırım dilekçesi ile; 500,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı alacağını 59.638,21 TL artırarak toplam 60.138,21 TL'ye yükseltmiş noksan harcı tamamlamıştır. Davacı vekili 13/03/2023 tarihli ıslah dilekçesi ile de; sürekli iş göremezlik tazminatı istemini 238.602,77 TL'ye, geçici iş göremezlik tazminatı istemini 6.610,76 TL'ye yükseltmiş ve noksan harcı yatırmıştır.

Davalı vekili cevap dilekçesinde; ... plakalı aracın müvekkili şirket nezdinde 26/02/2015-2016 vadeli poliçe ile sigortalı olduğunu, davaya konu taleplerin zamanaşımına uğradığını, müvekkili şirket tarafından davacı yana 18.04.2017 tarihinde 25.605,00 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödeme nedeniyle müvekkilinin sorumluğu kalmadığını, davacı yanın maluliyetinin kaza ile illiyeti hakkında Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini,

müvekkili şirket tarafından dava açılmadan önce ödeme yapıldığını KTK'nın 111. maddesi çerçevesinde ibranamenin iptali ile gerekli olan açık şekilde eksik ödeme olgusunun vuku bulup bulmadığının tespiti açısında ödeme yapıldığı tarihteki asgari ücret ve şartları üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini bildirerek, haksız ve mesnetsiz davanın yetkisizlik nedeniyle reddine, davaya konu talebin zamanaşımına uğraması, ödemede bulunarak sorumluğu yerine getirilip, davacı yan tarafından ibra olunması nedeniyle sigortalı araç sürücüsüne atfı kabul kusuru bulunmaması nedeniyle haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece, dava konusu kazaya ilişkin kusur oranlarının belirlenmesi için bilirkişiden alınan raporda, davaya konu trafik kazasında ... plakalı araç sürücüsü ...'nun asli kusurlu olduğu ve kusur oranının %100 olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'e atfı kabil bir kusur bulunmadığı görüşünün bildirildiği,

davacının maluliyet oran ve sürelerinin tespiti için İstanbul Adli Tıp Kurumu İkinci İhtisas Dairesi'nden alınan 16/12/2020 tarihli 29/11/2021 tarih, 02/08/2022 tarihli mütalaa raporunun incelenmesinde, Kemal oğlu, 24.09.1994 doğumlu ...’in 07.09.2015 tarihinde geçirmiş olduğu trafik kazasına bağlı yaralanması sebebiyle 30.03.2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, Kas İskelet Sistemi, Alt Ekstremiteye Ait Yaralanmalarda Özürlülük, Tablo 3.33b patella kırığına bağlı özürlülük maddesine göre,

kişinin tüm vücut engellilik oranının %4 (yüzdedört) olduğu, iyileşme (iş göremezlik) süresinin olay tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği, tedavi süresince sürekli veya geçici olarak bakıcı ihtiyacı olmadığı görüşü bildirildiği, yukarıda yazılı açıklamalar ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde, 07.09.2015 tarihinde davacı sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile davalı sigorta şirketi nezdinde ZMMS poliçesi ile sigortalı ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu yaralanmalı maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği,

İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı'ndan alınan maluliyet raporu uyarınca kaza sonrasında davacının %4 oranında engelli kaldığı, tıbbi iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceğinin belirlendiği, tespit edilen kusur ve maluliyet oranı esas alınarak, aktüerya bilirkişiden alınan rapor uyarınca; davacının 6.610,76 TL geçici iş göremezlik ve 277.457,75 TL sürekli iş göremezlik zararının oluştuğunun hesaplandığı,

ancak davalı Sigorta Şirketi tarafından 18.04.2017 tarihinde yapılan 25.607,72 TL ödemenin rapor tarihi itibariyle güncellenmiş değeri olan 38.854,98 TL’nin, hesaplanan sürekli iş göremezlik tazminatından mahsubu sonrası, davacının bakiye iş göremezlik zararı 238.602,77 TL olarak bulunduğu, kaza tarihinde 290.000,00 TL olan ZMMS poliçe limitinden, yapılan 25.607,72 TL ödeme mahsup edildikten sonra poliçede 264.392,28 TL bakiye limit kaldığı, davacının oluşan zararlarının poliçe limitini aşmadığı anlaşıldığından,

davanın 13.03.2023 tarihli ıslah dilekçesinde talep edilen miktarlar üzerinden kabulüne, 6.610,76 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 238.602,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere toplam 245.213,53 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerektiği, davacının 25.10.2016 tarihinde davalı Sigorta Şirketine tazminat başvurusunda bulunduğu, davalı Sigorta Şirketinin 07.11.2016 tarihinde temerrüde düştüğü belirlenmiş olup, hüküm altına alınan tazminat tutarlarına, 07.11.2016 temerrüt tarihinden itibaren, kazaya karışan aracın hususi araç niteliği nazara alınarak, yasal faiz işletilmesine karar verildiği,

öte taraftan davalı sigorta şirket tarafından, davacının müterafik kusurlu olduğundan hüküm altına alınacak tazminattan indirim yapılması istenmiş ise de, dosya kapsamında davacının müterafik kusuru tespit edilemediğinden hükmedilen tazminat tutarından herhangi bir indirim yapılmadığı gerekçesiyle.

"Davanın kabulüne, 6.610,76 TL geçici iş göremezlik tazminatı ile 238.602,77 TL sürekli iş göremezlik tazminatı olmak üzere 245.213,53 TL 'nin poliçe teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere 07/11/2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ

Davalı ...

Sigorta Şirketi vekili istinaf dilekçesinde; sigortalı araç sürücüsüne kusur atfedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusuru bulunmadığını, ayrıca her halükarda müterafik kusurun değerlendirilmesini talep ettiklerini, hatır taşımasının araştırılması gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hukuka aykırı olduğunu, dosyada mübrez maluliyet raporları arasında açık çelişki mevcut olduğunu, hesaba esas alınan gelirin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişi raporunda açıkça belirtildiği ve SGK hizmet dökümünde yer verildiği üzere,

davacının çoğunlukla aylık çalışmalarının 30 günün altında olduğunu, bu durumda çalışılan dönem için somut gelir, çalışılmayan dönem içinse asgari ücret esas alınarak hesap yapılması gerektiğini, dolayısıyla dosyada asgari ücrete göre hesap yapılmak üzere, yeniden bilirkişi incelemesi yapılmasını talep ettiklerini, aksi halin kabulü halinde davacının SGK hizmet dökümünün celbi gerektiğini, dava konusu kazanın açıkça iş kazası niteliğinde olduğunu, SGK tarafından hak sahiplerine peşin sermaye değeri ödeneği bağlanması muhtemel olmasına rağmen işbu tutarın tazminattan indirilmediğini,

yeterli ödeme nedeniyle huzurdaki davanın reddini talep ettiklerini, 20.05.2016 tarihinde davacı yana 14.901,52 TL tazminat ödemesi ve aynı tarihte vekili Av....'a 4.967,17 TL ödeme yapıldığını, yapılan ödemeler ile müvekkil şirketin bir sorumluluğu kalmadığını, bilirkişi tarafından ödeme tarihi itibariyle, ödeme tarihinde geçerli mevzuat uyarınca 1,8 teknik faiz uygulanarak hesap yapılması halinde müvekkil şirket tarafından yapılan ödeme ile sorumluluğun yerine getirildiği, davacının başkaca bir zararının bulunmadığının açıkça anlaşılacağını, kaza Genel Şartlar ve KTK değişikliği sonrası meydana geldiğinden,

KTK'da öngörüldüğü üzere %1.8 teknik faiz kullanılarak hesaplama yapılması gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

Davacı vekili katılma yoluyla istinaf dilekçesinde; gerekçeli kararda talebin aksine, alacağa yasal faiz talep edilebileceği belirtilerek bu yönde karar verildiğini, ancak davalı tarafın tacir olduğu, işin TTK’da düzenlenmekle ticari iş olduğu ve haksız fiil söz konusu olsa da sorumluluğun sigorta hukuku kaynaklı olması nedeniyle, davalının temerrüde düştüğü tarihten itibaren alacağa ticari faiz-avans faizi- işletilmesi gerektiğini, bu nedenle yasal faizin işletilmesinin kabul edilemez olup, bu yönüyle hatalı karar verildiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.

DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE

Dava, trafik kazası neticesinde cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.

HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı kalmak kaydı ile yapılan istinaf incelemesi sonucunda;

Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybına uğranıldığı iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, haksız fiilin gerçekleştiği tarihte yürürlükte olan yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.

Mahkeme tarafından alınan maluliyet tespitine ilişkin raporun da belirlenen bu esaslara, oluşa, usul ve Yasa'ya uygun olması nedeni ile rapor doğrultusunda karar verilmiş olmasında bir usulsüzlük görülmemiştir.

Maluliyete yönelik istinaf sebeplerinin incelenmesinde; Yerleşik Yargıtay uygulamasına göre, maluliyete ilişkin alınacak raporların 11/10/2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11/10/2008 tarihi ile 01/09/2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01/09/2013 tarihi ile 01/06/2015 tarihleri arasında Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01/06/2015 tarihi ile 20/02/2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine, 20/02/2019 tarihinden sonra da Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine uygun olarak düzenlenmesi gerekir.

Somut olayda, 7/9/2015 olan kaza tarihi itibarıyla Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümleri yürürlükte olup, anılan yönetmelik hükümleri uyarınca patella kırığına bağlı özürlülük maddesine göre, 1. kişinin tüm vücut engellilik oranının %4 (yüzdedört) olduğuna ilişkin maluliyet raporunun hükme esas alınmasında bir isabetsizlik bulunmamaktadır.

Davadan önce yapılmış ödeme bulunması halinde, Yargıtay'ın yerleşik uygulamalarına göre; ödeme tarihi itibariyle davacıya yapılan ödemelerin yetersiz olup olmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Bunun için, ödeme tarihi verileri dikkate alınarak yapılacak hesaplama sonucu bulunacak tutar ile ödenen miktarın karşılaştırılması ve ödemenin yeterli olup olmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.

Ödemenin yeterli bulunması halinde ibra nedeni ile davanın reddine karar verilmeli, şayet ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.

Mahkemece alınan raporda, ödeme tarihi itibarıyla bir değerlendirme yapılmıştır.

Diğer taraftan, ödemenin yetersiz olduğu anlaşılırsa, bu kez karar tarihine en yakın veriler dikkate alınarak tazminat hesaplanmalı ve zarar ile yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacı yana yapılan ödemeye, hesaplama yapıldığı tarihe kadar geçen süre için yasal faiz uygulanarak (güncelleme), hesaplanan tutardan mahsup edilmelidir.

Somut olayda, zarar ve yararın denkleştirilmesi ilkesi gereğince, davacıya yapılan ödemenin, ödeme günü ile tazminatın hesaplandığı güne kadar geçen süredeki işlemiş yasal faizinin de ödeme tutarı ile birlikte hesaplanan tazminattan indirilmesi gerekmekte olup, yapılan ödemenin güncellenerek mahsup edildiği anlaşılmaktadır. Ayrıca, yerleşmiş Yargıtay uygulamalarında, güncellenmiş ödemenin poliçe limitinden değil toplam tazminattan indirilmesi gerektiği benimsenmiştir.

Davadan önce yapılan ödemelerin hesaplanan tazminattan güncellenerek düşülmesi esası, parayı önceden alan ve bu dönem zarfında parayı kullanan davacı tarafın sebepsiz zenginleşmesini önleme amacına yönelik olup, ödenen faizlerin poliçe limitinden mahsup edilmesi mümkün değildir.

Çünkü aksinin kabulü de; zarar görenlere eksik ödeme yapan sigorta şirketinin sebepsiz zenginleşmesine yol açacaktır (Yargıtay 17. Hukuk Dairesinin 12/04/2016 tarih ve 2014/16471 Esas, 2016/4647 Karar sayılı ilamı). Bilirkişi raporu bu yönden de usul ve yasaya uygun bulunmuştur.

Dosyadaki yazılara Kanuni gerektirici sebeplere, kusur raporunun oluşa ve dosya kapsamına ve kesinleşen ceza dosyasında belirlenen maddi vakıaya uygun olduğunun, belirlenen gelirin dosya kapsamına göre yerinde olduğunun anlaşılmasına göre bu yöndeki istinaf sebepleri de yerinde değildir.

Hesaplama yöntemine ilişkin olarak, Yargıtay 4. Hukuk Dairesi tarafından, 2918 sayılı Yasa'nın 90. maddesindeki 6704 sayılı Yasa ile yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesi tarafından kısmen iptalinden sonra içtihat değişikliğine gidilerek tazminat hesabında TRH 2010 Yaşam Tablosuna göre muhtemel yaşam süresinin belirlenmesi, bilinmeyen (işleyecek) dönem hesabının "Progresif Rant Yöntemi" uygulanmak suretiyle hesaplaması gerektiği benimsenmiş olup, hesaplama yöntemine ilişkin istinaf sebeplerine itibar edilememiştir.

Müterafik kusura gelince, müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir.

Buna göre, hatır taşıması indirimi için kural olarak hatır taşıması şartlarının varlığı yeterli iken, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almamasında kusurlu olmasını ifade etmektedir.

Somut olayda; davacının emniyet kemeri takmadığına ilişkin bir saptamanın bulunmadığı ve yaralanmanın niteliğine göre müterafik kusur indirimi yapılmamış olması isabetli görülmüştür.

Davacı vekilinin hükmedilen faiz türüne yönelik istinaf sebeplerine gelince; haksız fiil nedeniyle, sorumluluk sigortası hakkında açılan davada, sigorta şirketi zarara neden olanın sorumluluğunu üstlendiğinden, haksız fiilin "ticari iş" olması halinde Sigorta Şirketi ticari faiz ile sorumlu tutulabilir.

Bu nedenle işletilecek faiz türünün tespitinde, zarara neden olan aracın trafik kaydı ve kaza tarihindeki gerçek kullanım amacının değerlendirilmesi, bu değerlendirme neticesinde aracın kullanım amacının hususi olması durumunda yasal faize, ticari olması ve davacının avans faizi talebi bulunması halinde avans faizine hükmedilmesi gerekmektedir.

Somut olayda; davalı tarafından sigortalanan aracın hususi araç olduğu anlaşılmaktadır. Bu durumda hükmedilen tazminatın "yasal" faizi ile tahsiline karar verilmesi yerinde bulunmuş olup, davacı vekilinin faiz türüne ilişkin istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.

Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi gereğince ayrı ayrı esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.

SONUÇ / HÜKÜM

HÜKÜM

Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;

1-Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurularının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,

2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 427,60 TL istinaf karar ve ilam harcından peşin alınan 269,85 TL’nin mahsubu ile kalan 157,75 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,

3-Davalıdan alınması gereken 16.750,54 TL harçtan peşin alınan 4.187,64 TL harcın mahsubu ile bakiye 12.562,90 TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,

4-İstinaf eden taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerlerinde bırakılmasına,

5-İstinaf eden taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,

6-Kararın taraflara tebliği, kesinleştirilmesi, bakiye harç tahsili ve gider avansı iadesi işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yapılmasına,

Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05/12/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Başkan Üye Üye Katip

* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1037, K. 2024/1542, 5 Aralık 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama

Bu karar size uygun mu?

Davanızda bu kararın emsal değerini değerlendirmek için avukat desteği alın.

Görüşme Planla

BU SAYFADA

  1. Künye
  2. Karar Metni
  3. Tarafların İddia Ve Savunmaları
  4. İlk Derece Mahkemesi Kararı
  5. İleri Sürülen İstinaf Sebepleri
  6. Sonuç / Hüküm

Karar Bilgileri

Mercii
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/1037
Karar No
2024/1542
Tarih
5 Aralık 2024

İlgili Kararlar

  • Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1038 K.2024/1251
  • Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi E.2023/1040 K.2024/1134
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1041 K.2024/1804
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/1042 K.2024/1628
  • İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi E.2023/1042 K.2024/1795
  • Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi E.2023/1044 K.2024/1571

Tüm Arşiv

İstinaf (BAM) KararlarıYargıtay Kararları
ACAYCAN CEYLANAVUKATLIK BÜROSU

Siber suç ve ağır ceza odaklı butik hukuk bürosu. Bilişim, kripto ve dolandırıcılık mağduriyeti ile trafik kazası davalarında uzman avukatlık desteği.

InstagramLinkedIn

Hukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

MENÜ

  • Anasayfa
  • Uzmanlık Alanı
  • Makaleler
  • Makale Arşivi
  • Online Danışmanlık
  • Hakkımızda
  • Medyada Biz
  • Kariyer
  • Ödeme
  • İletişim

UZMANLIK

  • Ceza Hukuku
  • Bilişim Suçları
  • Bilişim Hukuku
  • İnternet Hukuku
  • Forex ve Yatırım Dolandırıcılığı Hukuku
  • Kripto Paralar Hukuku
  • Finans Hukuku
  • Hukuki Danışmanlık

HUKUKI KAYNAKLAR

  • Ne Yapmalıyım?
  • Uzaktan Temsil
  • Avukat Seçme Rehberi
  • International
  • Dilekçe şablonları
  • Hukuki Sözlük
  • Soru-Cevap
  • Yargıtay Kararları
  • İnfaz Hesaplama
  • Arabuluculuk
  • llms.txt(AI keşif)

POPÜLER ARAMALAR

  • Siber Suç Avukatı
  • Dolandırıcılık Avukatı
  • Ağır Ceza Avukatı
  • Ceza Avukatı
  • Ceza Soruşturması Avukatı
  • IBAN Mağduru
  • Uyuşturucu Suçları Avukatı
  • Cinayet Avukatı

İLETIŞIM

  • Turkiye
  • 0 (850) 308 38 83
  • 0 (850) 308 38 83
  • [email protected]
  • Pazartesi — Cuma · 09:00 – 18:00

Aycan Ceylan

Hukuki Uyarı: Bu sitedeki tüm içerik, görsel ve veriler telif hakkı ile korunmaktadır. Sayfa kaynağını görüntüleme, sağ tıklama, kopyalama, öğeyi denetleme (DevTools) ve scraping dahil tüm kullanıcı etkileşimleri 6698 sayılı KVKK ve 5651/5237 sayılı Kanunlar uyarınca IP adresi, oturum bilgisi, tarayıcı/cihaz bilgileri ile birlikte loglanmaktadır. İzinsiz veri çekilmesi, kopyalanması veya tersine mühendislik halinde yasal işlem başlatılır. © Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.
© 2025 Aycan Ceylan Avukatlık Bürosu — Tüm hakları saklıdır.KVKK Aydınlatma MetniHukuki danışmanlık · Uzmanlık odaklı yaklaşım

KVKK Bilgilendirmesi

Bu site deneyiminizi iyileştirmek için çerez kullanır. Devam ederek kabul etmiş sayılırsınız. Siteyi kullanmaya devam etmeniz halinde, kişisel verilerinizin KVKK aydınlatma metni kapsamında işlendiğini kabul etmiş sayılırsınız.

KVKK Aydınlatma Metni
1. Format
2. Tarih / Saat
3. Bilgiler

Görüşme formatını seçin

Tarih ve saat seçin

Randevu en az 30 dakika sonrası için verilebilir. Ofis saatleri: Pzt–Cum 09:00 – 18:00.

İletişim bilgileriniz

Randevunuz alınacak ve ödeme işlemi için sizi telefonunuzdan arayacağız.