KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi Davacı
- Karar tarihi
- 30 Ocak 2025
- Esas no
- 2023/1295
- Karar no
- 2025/91
- Başkan
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Üye
- ... (...
- Katip
- ... (...
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/06/2023
- Numarası
- 2022/1059 Esas 2023/647 Karar
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 24/02/2025
Karar Metni
1.160 kelime·6 dk okuma·4 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
25.04.2021 günü, davalı ...'ın sevk ve idaresindeki, davalı ... tarafından ZMMS ile sigortalı araç ile davacı ...'nin sevk ve idaresindeki motosikletin çarpışması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını ve maluliyetinin meydana geldiğini, kazanın meydana gelmesinde davalı araç sürücüsünün kusurlu olduğunu, zararlarından davalıların sorumlu olduğunu, davalı ... tarafından 16.05.2022 tarihinde 25.570,80 TL ödeme yapıldığını, ancak ödemenin yetersiz olduğunu belirterek,
fazlaya dair hak ve alacakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili davacının sürekli iş göremezlik ve geçici iş göremezlik tazminatı karşılığı şimdilik 500,00 'er TL’nin davalı ... yönünden kaza tarihinden, davalı ...Ş. yönünden ise temerrüt tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsili ile davacıya verilmesine, yine müvekkilinin beden bütünlüğünü kaybetmesi sebebiyle 100.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili, 14/03/2023 tarihli duruşmada davalı ... ile maddi tazminat yönünden anlaştıklarını, taleplerinin sigorta şirketi yönünden bulunmadığını, vekalet ücreti taleplerinin de olmadığını beyan etmiştir.
Davalı ...Ş. vekili, cevap dilekçesinde; sorumluluklarının sigorta limiti, zarar ve kusur ile sınırlı olduğunu, davacıya yapılan ödeme ile sorumluluklarının sona erdiğini bildirerek, davanın reddini istemiştir.
Davalı ...Ş. vekili, 03/03/2023 tarihli dilekçesi ile, davacı vekili ile 02/03/2023 tarihli "Sulh Protokolü, İbraname, Feragatname ve Makbuz" başlıklı protokol kapsamında sulh olunduğunu, bu protokol ile müvekkilinin ibra edildiğini, sulh protokolü kapsamında davadan feragat edilmesi halinde mahkemece hükmedilecek arabuluculuk ücretinin davalı ...Ş. üzerine bırakılmasını talep ettiğini, taraflarınca hiçbir vekalet ücreti ve yargılama gideri talebinde bulunulmayacağını, sulh sebebiyle davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davacının kusurlu olduğunu, davacının motosikleti ile müvekkiline ait aracın sağ ön kapısına çarptığını, kaza tespit tutanağına müvekkili tarafından yapılan itiraz üzerine Emniyet Müdürlüğü Trafik Şube Müdürlüğü tarafından önceki tutanak üzerinde kaşe ve imza atılmak suretiyle sonradan düzeltme yapıldığını, ancak savcılık soruşturmasında ve ceza yargılamasında yargılama sürecinin kaza tespit tutanağının ilk haliyle devam ettiğini, ceza davasının halen derdest olup kesinleşmediğini, sigorta şirketi tarafından davacıya yapılan 25.570,80 TL ödemenin,
kazanın oluşunda müvekkiline kusur izafe edecek bir delil olarak değerlendirilmesini de kabul etmediklerini, ayrıca talep edilen manevi tazminatın da fahiş olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, davanın trafik kazasından kaynaklı geçici iş göremezlik, sürekli iş göremezlik ve manevi tazminat istemine ilişkin olduğu, kusur raporunda; kavşak içerisinde meydana gelen trafik kazasında, davalı sürücünün, davacının ilk geçiş hakkını vermemesi nedeniyle asli %75 oranında, davacının ise kavşaklara girerken yeterli dikkati göstermemesi nedeniyle tali %25 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği,
Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Dahili Tıp Bilimleri Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 10/04/2023 tarihli raporunda, davacı ...'nin 25.04.2022 tarihli yaralanması neticesinde, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre engel oranının %0 (yüzde sıfır) olduğu, 2 (iki) ay süre ile iş göremezlik halinde kaldığının bildirildiği, raporun karar vermeye elverişli olduğu, maddi tazminat talebi yönünden, tüm dosya kapsamı ve davacı ile davalı ... arasında imzalanan İbraname ve Sulh Anlaşması birlikte değerlendirildiğinde, dava konusuna ilişkin ödemenin davalı ... tarafından yapıldığı,
dava konusu taleplerin tümünün karşılandığı anlaşıldığından, tüm davalılar yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar vermek gerektiği,davacının manevi tazminat talebi yönünden; davacının yaralanması nedeniyle üzüntü ve acı çektiği dikkate alınarak, manevi tazminat talebine hak kazandığı, tarafların kusur oranları, dosya kapsamında yapılan ekonomik-sosyal durum araştırmaları, paranın günümüz şartlarında alım gücü nazara alınarak 6.000,00 TL manevi tazminatın hakkaniyete uygun olduğu gerekçeyle.
"1- Maddi tazminat talebi yönünden dava konusuz kaldığından esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına,
2- Manevi tazminat talebinin kısmen kabul kısmen reddine, 6.000,00 TL'nin kaza tarihi olan 25/04/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...’dan tahsili ile davacıya verilmesine, 3- Fazlaya dair istemin reddine," karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; kazanın meydana gelmesinde davalının %75 oranında kusurlu olduğunu, 20 yaşında olan müvekkilinin ekleminde çıkık oluşacak şekilde yaralandığını, bu nedenle takdir edilen vekalet ücreti de nazara alındığında manevi tazminatın hakkaniyete uygun olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını ve manevi tazminat talebinin kabulüne karar verilmesini istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir. Mahkemece, yargılama sırasında davacının maddi zararının karşılandığı, maddi tazminat taleplerinin konusuz kaldığından bahisle maddi tazminat talepleri konusunda, esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına, manevi tazminata ilişkin olarak ise, talebin kısmen kabulüne karar verilmiş hüküm davacı vekili tarafından manevi tazminatın yetersiz olduğundan bahisle istinaf edilmiştir.
25/04/2021 tarihinde, davacının sevk ve idaresindeki motosiklet ile davalının sevk ve idaresindeki aracın kavşak içerisinde çarpışması neticesinde, yaralamalı trafik kazasının meydan geldiği, Kaza Tespit Tutanağı, ilk derece mahkemesi tarafından alınan kusur raporu, davacının maluliyet raporu ve dosya kapsamından anlaşmıştır.
Kazanın meydana gelmesinde, davacının %25 oranında, davalının ise %75 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş, tedavi evraklarında kaza nedeniyle omuzu çıktığı tespit edilen davacının, Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmelik çerçevesinde yapılan değerlendirmede, kazaya bağlı sürekli maluliyetinin/engelinin olmadığı tespit edilerek 2 ay süre ile iş göremez kaldığının belirlendiği görülmüş, raporların karar vermeye elverişli olduğu anlaşılmıştır.
İlk derece mahkemesi tarafından kusur durumu yanı sıra, tarafların sosyal ekonomik durumu ve davacının sürekli maluliyetinin meydana gelmediği gözetilerek manevi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı vekili, manevi tazminat miktarına yönelik kararı istinaf etmiş ise de, dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, TBK'nın 56/1 maddesi kapsamında kaza tarihindeki paranın satın alma gücü gözetilerek takdir edilen manevi tazminat miktarının, eylemin taksirli eylem olması,
kusurun ağırlığı yanı sıra, davacının sürekli maluliyetinin meydana gelmemiş olması nazara alındığında, manevi tazminatın amacı da gözetildiğinde TMK'nın 4. maddesi gereğince hak ve nesafet ilkelerine uygun takdir edilmiş olmasına göre, davacı vekilinin tüm istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş, aşağıdaki hüküm tesis edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/1295, K. 2025/91, 30 Ocak 2025 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama