KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/183 - 2024/627
- Dosya no
- 2023/183
- Karar no
- 2024/627
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 18/10/2022
- Numarası
- 2021/291 Esas 2022/784 Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat
- Yazılma tarihi
- 09/05/2024
Karar Metni
1.566 kelime·8 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davalı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde; 30/09/2019 tarihinde davalı ...'ın sürücü, diğer davalının ZMMS sigortacısı olduğu aracın karıştığı tek taraflı kaza nedeni ile murisin vefat ettiğini, müvekkillerinin destekten yoksun kaldığını, davalı yanın olayda tam kusurlu olduğunu belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik murisin eşi ... lehine 5.000,00 TL maddi, 200.000,00 TL manevi, murisin oğlu ... ... lehine 5.000,00 TL maddi, 150.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 21/06/2022 tarihli ıslah dilekçesi ile, davacı ... için 337.264,49 TL, davacı ... ... için 16.920,28 TL maddi tazminatın davalı ...'dan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacılar vekili 05/07/2022 tarihli kısmi feragat dilekçesi ile, davalı sigortanın sorumluluk miktarını ödemesi nedeni ile sigorta yönünden davadan feragat ettiklerini bildirmiştir.
Davalı ... Sigorta Anonim Şirketi vekili cevap dilekçesinde; başvuru dava şartının usulünce yerine getirilmediğini, sigorta şirketi olarak sorumluluğunun sigortalı araç sürücüsünün kusur oranı ve poliçe limiti ile sınırlı olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte kusur raporu alınması gerektiğini, müvekkilinin manevi tazminat talepleri ile alakalı herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, murisin müterafik kusurunun bulunduğunu, faiz talebinin yerinde olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ..., davaya yazılı cevap vermemiş, katıldığı 22.02.2022 tarihli duruşmada davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kusur oranının tespiti için ceza dosyasında alınan raporun, ceza dosyasının kesinleşmiş olması da gözetilerek hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek taraflara tebliği ile hükme esas alındığı, Ankara Adli Tıp Kurumu'nun 02/01/2020 tarihli raporunda, tarafların kusurları ile kusur oranlarının değerlendirildiği, davalı sürücünün tam kusurlu olduğuna ilişkin kanaat bildirildiği, raporun oluşa uygun ve hüküm kurmaya elverişli olduğu değerlendirilerek mahkemece itibar edildiği, sigortalı araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğunun değerlendirildiği,
aktüerya bilirkişisinin 13/04/2022 tarihli raporunda, davacıların maddi zararı hesaplanarak, davacı ...'un 342.940,81 TL davalı sigortadan, bakiye 337.267,49 TL diğer davalıdan, davacı ...'ın 17.204,91 TL davalı sigortadan, bakiye 16.920,28 TL diğer davalıdan talep edebileceğinin bildirildiği, davacıların davalı sigortadan yaptığı ödeme neticesinde alacakları kalmadığını beyanla kısmi feragat dilekçesi sunduğu,
bu hali ile davalı sigorta yönünden davanın feragat nedeni ile reddine karar verilmesi gerektiği, diğer davalıdan bakiye tazminatın tahsili talebinin devam ettiği anlaşılmakla, davalı ... aleyhine açılan maddi tazminata ilişkin davanın kabulüne karar vermek gerektiği, manevi tazminat koşullarının oluştuğu, her ne kadar kısa kararda kaza tarihi 17/11/2022 olarak belirtilmiş ise de bu hususun maddi hata niteliğinde olup düzeltilmesinin kısa ve gerekçeli karar arasında çelişki oluşturmayacağı değerlendirilerek, gerekçeli kararda düzeltildiği gerekçesiyle.
"Davanın kısmen kabulü ile, 1-Maddi tazminata ilişkin davanın kısmen kabulü ile, a)Davalı sigorta aleyhine açılan davanın feragat nedeni ile reddine, b)Diğer davalı aleyhine açılan davanın kısmen kabulü ile, davacı ... için 337.264,49 TL, davacı ... ... için 16.920,28 TL destekten yoksun kalma tazminatının 30/09/2019 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine, 2-Manevi tazminata ilişkin davanın kabulü ile,
davacı ... yararına 50.000,00 TL, davacı ... ... yararına 30.000,00 TL manevi tazminatın 30/09/2019 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan tahsili ile davacılara verilmesine," karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... vekili istinaf dilekçesinde; davacıların manevi tazminat taleplerinin haksız fiil tarihi itibariyle oldukça yüksek olduğunu, hükmedilen manevi tazminat miktarı yönünden kararın kaldırılması gerektiğini, maddi tazminat yönünden kararın hukuka aykırı olduğunu, müvekkili davalı ...’ın meydana gelen kaza sebebiyle kusuru bulunmadığını, kusur raporu dahi alınmadan aktüerya hesaplaması yapıldığını, öncelikle kusura ilişkin tespit ile beraber aktüerya hesaplaması yapılması gerektiğini, kusur bilirkişisi olmadan hesaplama yapılmasının hukuka aykırı olduğunu, aktüerya hesabının TRH 2010 yaşam tablosu esas alınarak yapıldığını,
progresif rant yöntemi kullanılmış olup, bilirkişi tarafından 1,65 teknik faize göre hesaplama yapılması gerektiğini, faiz olarak her ne kadar olay tarihi başlangıç olarak esas alınmışsa da söz konusu başlangıç tarihi olarak dava tarihinin esas alınması gerektiğini, maddi - manevi tazminat yönünden davacılar lehine iki ayrı vekalet ücretine hükmedildiğini, tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen karardaki kamu düzenine aykırılıklar gözetilerek, istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, HMK'nın 355. maddesi gereğince yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle, destekten yoksun kalma nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemidir.
Davalı vekili hesaplama yöntemine itiraz etmişse de, 04.12.2021 Tarih, 31679 sayılı Resmi Gazetede yürürlüğe giren Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarında Değişiklik Yapılmasına Dair Genel Şartlar’ın, "Sakatlık Tazminatları Hesaplaması" başlıklı Ek 2. kısmının 4. maddesi; “Hesaplamalarda, esas alınacak iskonto oranı %1,65’tir.” şeklinde düzenleme içermekte olup, aynı Genel Şartlar'ın 18. maddesi uyarınca, bu Genel Şartların yayımı tarihinde yürürlüğe gireceği düzenlemesine yer verilmiştir.
Kaza tarihinde yeni genel şartlar yürürlüğe girmediği gibi, ayrıca davalı tarafın uygulanmasını talep ettiği KTK 90/1-c maddesinde belirtilen "...Sürekli sakatlık tazminatı, ulusal doğum ve ölüm istatistikleri kullanılarak hazırlanan hayat tablosu, zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartlarında yüzde 2’yi geçmemek üzere belirlenen iskonto oranı ve sürekli sakatlık oranı esas alınarak hayat anüiteleri ile genel kabul görmüş aktüerya kurallarına uygun olarak hesaplanır..." şeklindeki maddenin 09.06.2021 tarihinde kanuna eklendiği,
ancak 14/02/2023 Tarih 32104 sayılı Resmi Gazetede yayınlanan Anayasa Mahkemesi’nin 29/12/2022 Tarih 2021/82 Esas, 2022/167 Karar sayılı iptal kararı ile iptaline karar verildiği anlaşılmakla TRH 2010 tablosu ve progressif rant yöntemi kullanılarak yapılan hesaplamanın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşılmaktadır.
Somut olayda, eldeki dava dosyasında her ne kadar kusur raporu alınmamışsa da, ceza dosyası içeriğinden davacılar murisinin durakta beklemekte olduğu ve ceza dosyasında kesinleşen maddi vakıa, ceza dosyasında alınan rapor, kamera kayıtları ve tüm dosya kapsamından davacılar murisine atfı kabil bir kusur bulunmadığının sabit olduğu, ceza dosyasında alınan kusur raporunun taraflara tebliğ edildiği ve savunma hakkını kısıtlayan bir durumun da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Vekalet ücretine gelince, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin “Manevi tazminat davalarında ücret” başlıklı 10.maddesinde; “Madde 10-(1) Manevi tazminat davalarında avukatlık ücreti, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu Tarifenin üçüncü kısmına göre belirlenir.
(2) Davanın kısmen reddi durumunda, karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücret, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemez.
(3) Bu davaların tamamının reddi durumunda avukatlık ücreti, bu Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümüne göre hükmolunur.
(4) Manevi tazminat davasının, maddi tazminat veya parayla değerlendirilmesi mümkün diğer taleplerle birlikte açılması durumunda; manevi tazminat açısından avukatlık ücreti ayrı bir kalem olarak hükmedilir.” denilmekte olup, manevi tazminat talebine ilişkin ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmamaktadır.
Hükmolunan manevi tazminat miktarına ilişkin olarak, TBK'nın 56. maddesinde. “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verebilir.”, aynı Yasa'nın 51. maddesinde ise. “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükümlerine yer verilmiştir.
Buna göre, hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde, bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.
Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir.
Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir.
Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır.
(HGK 23/06/2004, 13/291-370) Zira TMK'nın 4. maddesi Kanun'un takdir yetkisi tanıdığı veya durumun gereklerini ya da haklı sebepleri göz önünde tutmayı emrettiği konularda hâkimin, hukuka ve hakkaniyete göre karar vereceğini öngörmektedir.
Belirtilen bu hususlar ve özellikle somut olayda kaza tarihi, olayın gerçekleşme biçimi, tarafların kusur oranı, tarafların sosyal ve ekonomik durumu, davacı tarafın yaşadığı üzüntü, elem ve ıstırabın ağırlığı, manevi tazminatın davacı taraf için zenginleştirici, davalı taraf yönünden fakirleştirici olmaması gerektiği ilkesi, paranın satın alma gücü, ülkenin ekonomik koşulları, hakkaniyet ilkesi ve tüm dosya kapsamı birlikte gözetildiğinde, hükmolunan manevi tazminat hakkaniyete uygun bulunmuştur.
Açıklanan nedenlerle usul ve yasaya uygun ilk derece mahkemesi kararına karşı davalı ... vekilinin istinaf başvurularının HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/183, K. 2024/627, 8 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama