KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacı Vekili Davalılar
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Esas-Karar No
- 2023/241 - 2024/783
- Esas no
- 2023/241
- Karar no
- 2024/783
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 20/12/2022
- Numarası
- 2022/72 Esas 2022/985 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 01/07/2024
Karar Metni
2.162 kelime·11 dk okuma·5 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; 27/09/2021 tarihinde müvekkiline ait ... plakalı aracına davalıların sürücüsü, işleteni ve ZMMS sigortacısı olduğu aracın çarpması neticesinde müvekkiline ait araçta hasar meydana geldiğini, aracın tamir gördüğünü ve ticari taksi olması sebebiyle 14 gün boyuncu çalıştırılamadığını sigorta şirketine başvuru yapıldığını ancak ödeme yapılmadığını bildirerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00TL yoksun kalınan kâr, 1.200,00TL araç hasar bedeli, 500,00 TL araç değer kaybı ve tespit edilecek diğer alacakların kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, karar verilmesini istemiştir.
Davacı vekili 05.10.2022 tarihli değer artırım dilekçesi ile; 1.200,00 TL araç hasar bedeli talebini 18.936,70 TL artırarak 20.136,70 TL'ye, 500,00 TL araç değer kaybı talebini 14.500 TL artırarak 15.000,00 TL'ye, 1.000,00 TL yoksun kalınan kar talebini 4.100,00 TL artırarak 5.100 TL'ye toplam dava değerini, 37.536,70 TL daha artırarak toplam 40.236,70 TL'ye ıslah ettiklerini tüm alacak kalemlerinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile davalılar araç sürücüsü, araç sahibi ve sigorta şirketinden (davalı sigorta sirketinin poliçede belirlenen limitler kadar sorumlu olması kaydıyla) müşterek ve müteselsil olarak tazmin edilerek müvekkiline ödenmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin sorumluluğunun poliçe limiti dahilinde sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında ve gerçek zararı tazmin ile sınırlı olduğunu, poliçe limitinin araç başına 43.000,00TL olduğunu ve davacıya araç hasar bedelinin 24.11.2021 tarihinde 19.470,00 TL olarak ödendiğini, bu şekilde poliçeden kaynaklı sorumlulukların yerine getirildiğini, şirketin davacının maluliyet durumu ile kusur durumunun tespitinin gerektiğini, hasar ve değer kaybı miktarı konusunda uzman bilirkişiden rapor alınması gerektiğini, teminat dışı araç mahrumiyeti talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece; davanın trafik kazası nedeniyle araçta meydana gelen hasar bedeli, araç değer kaybı ile aracın kullanılmaması nedeniyle oluşan zararın tazmini istemiyle açılan tazminat davası niteliğinde olduğu, davacının, dava açılmadan önce davalı sigorta şirketine başvurusu üzerine davalı sigorta şirketi tarafından 24.11.2021 tarihinde 19.470,00 TL araç hasar bedeli ödemesi yapıldığının anlaşıldığı, kusur ve hasara ilişkin alınan bilirkişi raporunda, olayın meydana gelişinde davalı arac sürücüsü ...'ın % 75, davacı araç sürücüsü ...'ün %25 oranında kusurlu olduğu, ... plakalı araçta kaza nedeni ile 20.136,70 Tl hasar meydana geldiği,
kusur dikkate alındığında hasar tutarının 15.102,52TL olduğu, araçta meydana gelen değer kaybının reel piyasa koşullarına göre kusur dikkate alındığında 15.000,00TL olduğu ve davacının tamir süresi içindeki kazanç kaybının 5.100,00TL olduğu bildirildiği, ancak kazanç kaybı hesabında kusur oranının dikkate alınmamış olduğu, dosyada mevcut deliller birlikte değerlendirildiğinde, 27.09.2021 tarihinden meydana gelen kaza nedeni ile ... plakalı araç sürücüsü ... 'ın % 75, ... plakalı araç sürücüsü ...'ün %25 oranında kusurlu olduğu,
kaza nedeni ile kusur oranları dikkate alındığında ... plakalı araçta meydana gelen hasar miktarının15.102,52TL olduğu ve bu bedelin daha fazlasının dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından ödendiği, değer kaybının 15.000,00TL lik kısmından davalıların sorumlu olduğu,
kazanç kaybının 3.825TL lik kısmından da davalılar ... ve ...'in sorumlu olduğu gerekçesiyle;“1-Davanın kısmen KABÜLÜ ile 1) Araç hasar bedeli sigorta şirketi tarafından dava açılmadan önce karşılanmış olduğundan buna ilişkin davanın reddine,2) 15.000,00TL araç değer kaybı bedelinin sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihi 27.10.2021 tarihinden,
davalılar ... ve ... yönünden kaza tarihi olan 27.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine 3) 3.825,00TL araç mahrumiyet zararının kaza tarihi olan 27.09.2021 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılar ... ve ... 'den alınarak davacıya verilmesine,” karar verilmiş, karar davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; mahkemece, eksik ve hatalı bilirkişi raporuna göre davanın esası hakkında karar veriliğini, müvekkilinin tüm kurallara uyduğunu, bilirkişi tarafından bir kısım kanun maddeleri belirtilerek müvekkilinin kusurlu olduğu belirtilmiş ise de, neden ve nasıl ihlal ettiğine yönelik bir açıklamaya yer verilmediğini, farazi olarak müvekkilinin gerekli dikkat ve özeni göstermediği, frenleme imkanı varken frenleme yapmadığının belirtildiğini, bu tespitlerin delillendirilmediğini, oysa kazanın meydana gelmesinde Kaza Tespit Tutanağında müvekkilinin kusurunun bulunmadığı,
davalının kusurlu olduğunun belirtildiğini, bu nedenle raporun karar vermeye elverişli olmadığını, dosya kapsamında sunulan delillerin değerlendirilmediğini, bilirkişi raporunun denetime elverişli olmadığını ve çelişkili olduğunu bu nedenle ret gerekçesi olarak hükme esas alınamayacağını, hesaplamanın afaki olduğunu, faiz türünün avans faizi olması gerekirken mahkemece yasal faize karar verilmesinin de hatalı olduğunu, müvekkilinin aracının ticari taksi olması nedeniyle faizin avans faiz olması gerektiğini, ayrıca olayın meydana geldiği tarihte günlük ortalama kazancın 250,00 TL olduğunu,
bunun yanı sıra Ankara Umum Otomobilciler ve Şöferler odası tarafından sağlanan bilgiye göre ticari taksi sahibinin kendisinin bizzat çalışması durumda 8 saatlik gelirinin 125,00 TL olduğunun tespit edildiğini, müvekkilinin ise 14 gün boyunca aracını çalıştıramadığını, bu nedenle müvekkilinin mahrumiyet zararı yanında mahrum kalınan munzam zararına da karar verilmesi gerektiğini, bu konuda karar verilmemesinin hatalı olduğunu, müvekkilinin resmi belgeler ile aracını rayiç üzerinden tamir etmiş iken, masa başında hazırlanan raporun karar vermeye elverişli olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, dava, trafik kazasından kaynaklanan araç hasar bedeli, araç değer kaybı, araç mahrumiyeti nedeniyle maddi tazminat istemidir. Davacının bilirkişi raporunda tespit edilen miktarlar üzerinden davasını ıslahı sonrasında, mahkemece bilirkişi tarafından hesaplanan tazminat miktarlarından hasar bedelinin davadan önce ödendiği gözetilerek, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Olay tarihinde davacının sevk ve idaresindeki araç ile kontrolsüz kavşaktan geçişi sırasında, solundaki yoldan kavşağa giren davalının sevk ve idaresindeki aracın sol yan kısmından çarpması neticesinde aracın savrularak park halindeki araca çarpması ile maddi hasarlı trafik kazasının meydana geldiği, Kaza Tespit Tutanağı ve dosya kapsamından anlaşılmıştır.
Mahkemece hükme esas alınan raporda, kontrolsüz kavşak içerisinde davalı sürücünün sağındaki yoldan kavşağa giren araçlara ilk geçiş hakkını vermesi gerektiğinden asli kusurlu %75 oranında, davacının ise kavşaklara girerken hızını azaltmadığı, gerekli dikkati göstermediğinden tali %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilerek, araçtaki hasar durumları piyasa rayiçlerine göre parça değerleri, işçilik bedelleri değerlendirilerek 20.136,70 TL olduğu, davacının 11 ayrı yerden temin ettiği onarım ve işçilik bedellerinin, piyasa rayiçlerine uygun olmadığı gibi inandırıcı da olmadığı,
ayrıca davacıya ait aracın kaza tarihindeki hasarsız değerinin 220.000,00 TL, onarılmasından değerinin 200.000,00 TL olacağı araçta 20.000,00 TL değer kaybı oluşacağı, aracın onarım süresinin 15 gün olacağı tamir süresince günük 340,00 TL'den 5.100,00 TL kazanç kaybı olacağı, %25 kusur indirildiğinde davalıların sorumlu olacağı hasar bedelinin 15.102,52 TL, araç değer kaybının 15.000,00 TL olacağının mütala edildiği görülmüştür.
İlk derece mahkemesi tarafından, bilirkişi raporu yeterli görülmek suretiyle, bilirkişi raporunda mahsup edilmeyen hasar ödemesi, hesaplanan hasar bedelinden mahsup ediliğinde davacının hasar bedeline ilişkin bakiye zararı olmadığından talebin reddine, değer kaybına yönelik talebin kabulüne, araç mahrumiyet zararının ise %25 kusur indirimi uygulandığından 3.825,00 TL olacağından kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmaktadır.
1-Davacı vekili tarafından kazanın meydana gelmesinde tespit edilen kusur oranına itiraz edilmiş ise de, Kaza Tespit Tutanağındaki tespitlere göre davacının aracının kavşak içerisinde ilk geçiş hakkı var ise de, araç üzerindeki çarpışma noktaları ve kaza sonrasında davacının aracının savrulmuş olması ve olay yerindeki tespitler nazara alındığında, kazanın meydana gelmesinde davacının da tali kusurlu kabul edilmiş olması kazanın oluş şekline uygun olduğundan davalının kusur raporuna yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
2-Davacı vekili tarafından hesaplanan hasar bedeline de itiraz edilmiş ve dosyaya sunulan faturlar ile hasar bedelini kanıtladıkları ileri sürülmüş ise de, haksız fiil nedeniyle zarar sorumlusu gerçek zarardan sorumlu olup, gerçek zararın belirlenmesinde ise kaza tarihindeki piyasa rayiçleri nazara alınır. Davacı, şehir içi ve şehir dışı yerlerden temin ettiği 11 adet parça ve işçilik faturalarına istinaden aracını tamir ettirdiğini ileri sürmüştür.
Davacı, zararın artmasına neden olmuş ise bu zarara katlanması gerektiği de gözetildiğinden, davacının ancak aracın kaza tarihindeki piyasa rayiçlerine göre onarım bedelini talep edebileceğinden, bilirkişi tarafından tanzim edilen rapor sigorta eksperi tarafından tanzim edilen rapor da nazara alındığında kaza tarihi itibariyle piyasa rayiçlerine uygun bulunduğundan davacının dosyaya sunduğu faturalar çerçevesinde hesaplama yapılmasına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
3-Davacı vekili araç mahrumiyeti zararının da eksik olduğunu ileri sürmüştür. Davacı aracın onarım süresinin 14 gün olduğunu dava dilekçesinde açıklamış iken, bilirkişi tarafından bu sürenin 15 gün olacağı kabul edilmiş olması doğru olmamış ise de, davalıların buna ilişkin istinafı olmaması nedeniyle kaldırma sebebi yapılmamıştır.
Davacı vekili 250,00 TL araç mahrumiyeti zararı yanı sıra, aracı müvekkilinin kendisinin çalıştırması halinde 125 TL de, şoför geliri olacağını ileri sürerek kararı istinaf etmiştir. Davacının dava dilekçesindeki talebi yoksun kalınan kâr'a ilişkin olup, bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada bu zarar günlük 340,00 TL olarak kabul edilerek hesaplanmıştır.
Davacının ileri sürdüğü hususlar ve davacının bu yönden yapılan bilirkişi raporuna, rapor tebliği üzerine itiraz edilmemiş olması da nazara alındığında bilirkişi raporundaki araç mahrumiyet zararına yönelik istinaf sebepleri de yerinde görülmemiştir.
Buna göre; dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenler ve ileri sürülen istinaf sebepleri ve istinaf edenin sıfatı ile davacının dava dilekçesindeki talepleri, hasara ilişkin zararı bilirkişi tarafından hesaplanmış ise de davadan önce söz konusu zararın karşılanmış olması dikkate alındığında davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışındaki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
4-Davacı vekilinin faiz türüne yönelik istinaf sebeplerine gelince, meydana gelen kaza neticesinde davacının ticari taşımacılık yaptığı taksisi hasarlanmış olup, aracında meydana gelen hasar bedeli, değer kaybı ve yoksun kalınan kârını istemiştir. Talep edilen tazminat kalemleri ticari işletmesine ilişkin olup, meydana gelen haksız fiil ticari iştir.
İlk derece mahkemesi tarafından talep edilen zarar kalemleri yönünden ayrım yapılarak değer kaybı zararları açısından "yasal faiz" uygulanmış iken, araç mahrumiyeti nedeniyle zararlara yönelik olarak "avans faizi" uygulamıştır.
Davacının tüm talepleri için "avans faizi" talebi olmasına ve avans faizi ile zararını talep etme hakkı bulunmasına göre, araç değer kaybına yönelik hükmedilen tazminata da 3095 Sayılı Yasanın 2/2 maddesi gereğince değişen oranlarda avans faizi uygulanması gerekirken, değer kaybına yönelik zararlar açısından yasal faize hükmedilmiş olması doğru görülmemiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin sair istinaf sebeplerinin reddi ile 4 no'lu bentte yazılı nedenlerle istinaf talebinin kabulüne, mahkemece yapılan yargılamada eksiklik bulunmamasına, yapılan hata nedeniyle yeniden yargılamaya ihtiyaç duyulmamasına göre kararın HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kaldırılmasına, ilk derece mahkemesi tarafından hüküm altına alınan araç değer kaybına yönelik olarak uygulanan yasal faizin,"değişen oranlarda avans faizi" olarak düzeltilerek, ilk derece mahkemesi kararında kesinleşen yönler korunarak yeniden hüküm tesisine karar vermek gerekmiştir.
İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN
II-Davacı tarafça yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, lll-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 492,00 TL İstinaf Başvuru Harcı ve 184-TL tebligat ve posta giderleri olmak üzere toplam 476,00 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, lV-HMK'nun 333.maddesi gereğince kullanılmayan istinaf gider avansının karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, V-Kararın tebliği ve harç iadesi işlemlerinin ilk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK.nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 29/05/2024 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan Üye Üye Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/241, K. 2024/783, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama