KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 29 Mayıs 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/259 - 2024/763
- Dosya no
- 2023/259
- Karar no
- 2024/763
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 15/12/2022
- Numarası
- 2022/201 Esas 2022/1192 Karar
- Davacı
- —
- Vekilleri
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 29/05/2024
Karar Metni
2.140 kelime·11 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ile davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde;16.10.2021 tarihinde ...'in sevk ve idaresinde bulunan ... plakalı aracı ile seyir halinde iken ... sevk ve idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması sonucu çift taraflı, yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, meydana gelen trafik kazasında eşinin aracında yolcu konumunda bulunan müvekkili ...'in yaralandığını, tedavi gördüğünü, kaza tarihinden bu zamana kadar da işlev kaybı ve sair yaralanmalarının devam ettiğini, müvekkilinin hayatını idame ettirirken büyük zorluklar yaşadığını, bu sebeple müvekkilinin geçici ve sürekli olarak iş göremez hale geldiğini,
kabul anlamına gelmemekle birlikte söz konusu kazanın oluşumunda trafik kazası tespit tutanağında ... plakalı araç sürücüsü ...'in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre kusurlu bulunduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise kural ihlali olmadığının tespitinin yer aldığını, kaza sırasında ... plakalı araçta yolcu konumunda olan müvekkilinin ise bu kazanın oluşumunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, müvekkili ...’in içerisinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı aracın sürücüsünün eşi ... olduğunu, bir kişinin eşini taşımasında maddi,
manevi menfaati bulunmamakta olup yakın akrabalar arasında hatır taşıması söz konusu olmayacağından işbu kaza bakımından hatır taşımacılığından söz edilemeyeceğini, dava konusu olayda taşıyanın maddi-manevi menfaatinin bulunduğunun açık olduğunu, ... plakalı aracın davalı ...
Sigorta A.Ş.’ye ait Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olup, söz konusu poliçenin kaza tarihi itibariyle (16.10.2021) kişi başına sakatlık halinde 430.000,00-TL, kişi başına sağlık giderleri (tedavi) teminatı olarak da 430.000,00-TL olmak üzere toplamda 860.000,00-TL teminat sağladığını, sigorta şirketlerinin geçici iş göremezlik zarar kaleminin tazmini hususunda sorumlulukları devam etmekte olup, davalı sigorta şirketinin müvekkilinin uğramış olduğu geçici iş göremezlik zararından poliçe gereği sorumlu olduğunu belirterek,
fazlaya ilişkin hakları ve her türlü hakları saklı kalmak kaydı ile müvekkilinin uğramış olduğu geçici iş göremezlik zararına istinaden şimdilik 50,00-TL’nin davalı taraftan müştereken ve müteselsilen tahsili gerektiğini, fazlaya ilişkin talep ve ek dava açma hakları aklı kalmak kaydı ile,
müvekkilinin geçirdiği trafik kazası sonucu yaralanması sebebiyle maddi zararlarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere (HMK 107. maddesi gereği belirsiz alacak davasındaki geçici talebimizdir) şimdilik asgari 150,00-TL (müvekkilinin uğramış olduğu sürekli iş göremezlik zararı için 50,00-TL, geçici iş göremezlik zararı için 50,00-TL ve bakıcı gideri zararı için 50,00-TL olmak üzere) maddi tazminat bedelinin diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere limit sınırları içerisinde 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61,
2918 sayılı KTK’nın 88. ve Türk Borçlar Kanunu’nun 163. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca temerrüt tarihi olan 02.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte, davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili ıslah dilekçesinde; fazlaya dair her türlü hakları saklı kalmak kaydıyla, müvekkili ... için dava dilekçesi ile, sürekli iş göremezlik zararı için talep edilen 50,00-TL'nin 248.803,47-TL artırılarak 248.853,47-TL, geçici iş göremezlik zararı için talep edilen 50,00-TL'nin 11.744,08-TL artırılarak 11.794,08-TL, bakıcı gideri zararı için talep edilen 50,00-TL'nin 3.527,50-TL artırılarak 3.577,50-TL maddi tazminat bedelinin temerrüt tarihi olan 02.12.2021 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte,
diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. ve 163., 2918 sayılı KTK’nın 88/1. maddeleri gereği teselsül hükümleri uyarınca davalıdan müşterek ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile özetle.
Karayolları Trafik Kanunu gereğince başvuru şartını tam olarak yerine getirmeksizin dava açıldığından öncelikle usulden reddi gerektiğini, davacı tarafından dava konusu kazaya ilişkin müvekkili şirkete başvurulmuş olmakla birlikte eksik belge ile başvuru yapıldığını, hal böyleyken, müvekkili şirkete yapılan başvurunun geçerli kabul edilemeyeceğini, Anayasa Mahkemesi iptal kararlarının geriye yürümeyeceği de gözetilerek hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere karar tarihinden önce düzenlenen poliçeler ve meydana gelen kazalar bakımından etkisi bulunmadığının gözetilmesi gerektiğini,
kaza esnasında sigortalı araçta yolcu olan başvuranın emniyet kemerinin takılı olup olmadığının belirsiz olduğunu, öncelikle bu hususun netleştirilmesi ve müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, kesinlikle kabul anlamına gelmemek üzere yapılacak tazminat hesaplamasında bu hususların göz önünde bulundurulması gerektiğini, davacının tedavi süresince ortaya çıkan tüm giderleri tedavi teminatı kapsamında olduğundan, ilgili mevzuat kapsamında SGK tarafından karşılanması gerekli işbu giderlerden davalı müvekkilinin herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,
kabul manasında olmamak üzere müvekkilinin işbu başvuru öncesi temerrüde düşmediğinden -nitekim müvekkili şirkete yapılan usulüne uygun bir başvurudan söz etmek mümkün olmadığından- faiz başlangıç tarihinin ancak dava tarihi olabileceğini, aracın hususi araç olması nedeniyle faizin yasal faiz olması gerektiğini belirterek, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, kazanın; davacının yolcu olarak bulunduğu dava dışı sürücü ...'in idaresindeki ... plakalı araçla Ankara-Konya yolu üzerinden Konya istikametine doğru seyri esnasında, Haymana yolu kavşağına geldiği esnada aracının hızını meskun mahal içi olan 50 km/hız limitinde ve de ıslak zeminli yol durumuna göre ayarlamadığı gibi önündeki araçla da arasındaki güvenli takip mesafesini korumamakla önündeki ... idaresindeki ... plakalı araca arkadan çarpması şeklinde meydana geldiği,
davalı Sigorta Şirketine sigortalı olup davacı ...'in de içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'in idaresindeki aracını meskun mahal hız limiti olan 50 km/H'in üzerinde kullandığı gibi aracının hızını ıslak zemine göre de ayarlamayarak aracını dikkatsiz ve tedbirsiz şekilde kullanarak önündeki ... plakalı araçla da arasındaki gerekli güvenli takip mesafesini korumadığı ve dolayısıyla önündeki ... plakalı araca tek yönlü yolda arkadan çarptığı olayda, 2918 sayılı KTK.nın “Madde 52/b-Sürücüler: “Hızlarını, kullandıkları aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmak”,
“Madde 52/c-Sürücüler “Diğer bir aracı izlerken yukarıdaki fıkrada belirlenen durumları göz önünde tutarak güvenli bir mesafe bırakmak, zorundadırlar.”,“Madde 56/c: Araçlar arasındaki mesafe: Sürücüler önlerinde giden araçları yönetmelikte belirlilen güvenli ve yeterli bir mesafeden izlemek zorundadırlar.” ve “Madde 84/d - Araç sürücüleri trafik kazalarında.
“Arkadan çarpma,” hallerinde asli kusurlu sayılırlar.” maddelerindeki kural ihlallerini işlemiş olmakla %100 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde yürürlükte olan ve hükme esas alınan Hacettepe Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığının 02/06/2022 tarihli raporu ile 16/10/2021 tarihli trafik kazasına bağlı kişinin bedensel engel oranının %ll (yüzde on bir) olduğu, sürekli olduğu ve sekel halini aldığı, kaza nedeniyle kişinin tedavisine başlanmasından itibaren tedavisi süresince ortaya çıkan bakıcı ihtiyaç süresinin 1 (bir) ay olduğu, tıbbi iyileşme süresinin 4 (dört) aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği,
davacının emniyet kemeri takıp takmadığına yönelik net belirleme bulunmadığından müterafik kusur indirimi yapılmadığı, maluliyet raporu doğrultusunda alınan ve hükme esas alınan aktüerya bilirkişi raporu ile davacı ...’in trafik kazası sonucu uğradığı geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 11.794,08-TL., sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 248.853,47-TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının ise 3.577,50-TL olduğu,
bu kapsamda geçici iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 11.794,08-TL, sürekli iş göremezlik nedeni ile oluşan maddi zararının 248.853,47-TL, bakıcı gideri nedeni ile oluşan maddi zararının ise 3.577,50-TL'nin temerrüt tarihi olan 02/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle.
"1-Davanın KABULÜNE, 11.794,08 TL geçici iş göremezlik, 248.853,47 TL sürekli iş göremezlik, 3.577,50 TL bakıcı gideri tazminatının 02/12/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun poliçe limitleri dahilinde tutulmasına" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili istinaf dilekçesinde; kendilerine tebliğ edilen ve UYAP’a taranan maluliyet raporunun sayfalarının eksik olup, raporun denetlenemediğini, başvuru şartının yerine getirilmediğini, raporun Erişkinler için Engellilik Yönetmeliği hükümlerine göre düzenlenmesi gerektiğini, 1,8 teknik faizin uygulanması gerektiğini, yeni Genel şartlarda ise 1,65 teknik faiz uygulamasının getirildiğini, poliçe tanzim tarihi itibarıyla güncel mevzuata göre değerlendirme yapılması gerektiğini, davacının emniyet kemerinin takılı olup olmadığının araştırılarak müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, geçici, iş göremezlik giderinin teminat kapsamında olmadığını belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
Davacı ... vekili istinaf dilekçesinde; hükme esas teşkil eden hesap raporunun hukuka aykırı olduğunu, 2022 yılı itibariyle, 7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun'un 3. maddesi b fıkrası kapsamında 193 sayılı Gelir Vergisi Kanunu'nun 32. maddesi uyarınca, Asgari Geçim İndirimi (AGİ) yürürlükten kaldırılmış olup AGİ’nin 2008-2021 yılları arasında geçerli olduğunu, bilirkişi tarafından pasif döneme ilişkin hesaplama yapılırken 2022 yılı ve sonrası için AGİ kalkmış olduğundan temmuz ayı öncesi 4.253,00-TL, temmuz ayı ve sonrası için 5.500,35-TL esas alınarak hesaplama yapılması gerektiğini,
bilirkişi tarafından 2022 yılı ve sonrası hesabında pasif dönemde kanunen kaldırılmış olan AGİ'nin indirilmesi ile hesaplama yapılmış olmasının hesap edilen tazminatın oldukça düşük çıkmasına sebebiyet verdiğini, hükme esas teşkil eden maluliyet raporunun hukuka aykırılık teşkil ettiğini, Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkındaki Yönetmeliğe göre 31.05.2022 tarihli maluliyet raporunu düzenlendiğini, rapora göre ... hakkında; bedensel engel oranının %11 olduğu, bakıcıya ihtiyaç süresinin 1 ay olduğu,
tıbbi iyileşme süresinin 4 aya kadar uzayabileceği görüş ve kanaatine ulaşıldığını, anılan raporun öncelikle maluliyetin belirlendiği yönetmeliğin hatalı olduğunu, maluliyet oranının gerçeği yansıtmadığını, müvekkilin kaza sebebiyle sağ diz kapağı, sağ kol dirsek kısmı ve sağ omzundan yaralandığını, iki kez ameliyat geçirdiğini, geçirdiği kaza sebebiyle yaralanan müvekkilin omzuna bir buçuk yıl sonra çıkarılmak üzere plak konularak diz kapağına ve kol dirseğine vidalı oval demir takıldığını,
müvekkilin gündelik hayatındaki hareketlerini neredeyse yarı yarıya kısıtlayacak kadar kalıcı bir zedelenmenin / sakatlanmasına ilişkin Hacettepe Üniversitesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığı tarafından belirlenen bedensel özür oranının kabul edilemeyeceğini, hükme esas alınan hesap bilirkişi raporunda maddi tazminat hesaplamasına ilişkin olarak kullanılan yöntem, kusur oranları, bakiye ömür tablosu, gelire ilişkin veriler ve diğer verilerin de hatalı olup, yine hükme esas alınan maluliyet raporunda tespit edilen maluliyet oran ve süreleri ile dayanak yönetmeliklerin hatalı olduğunu,
ayrıca rapor tarihi itibariyle gelire ilişkin kullanılan veriler doğru olsa da işbu dosyada ödeme yapılacak/kararın kesinleşeceği tarihte bu verilerin değişeceğini ve hesabın hatalı hale geleceğini yeni yargılama sürecinde asgari ücret verilerinde olacak değişikliklere ilişkin tüm haklarının saklı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE İstinaf talebinde bulunan davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda; Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir. Yerel Mahkeme tarafından davanın kabulüne dair verilen karar, davacı vekili ile davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.
25.12.2021 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan.
“7349 sayılı Gelir Vergisi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun” ile Gelir Vergisi Kanunu’nun “Ücretlerde istisna” başlıklı 23. maddesine 18. bent eklenmek suretiyle, hizmet erbabının, ödemenin yapıldığı ayda geçerli olan asgari ücretin aylık brüt tutarından işçi sosyal güvenlik kurumu primi ve işsizlik sigorta primi düşüldükten sonra kalan tutarına isabet eden ücretleri gelir vergisinden istisna edilmiştir.
Aynı Kanun'la tüm ücret ve maaşların asgari ücret tutarı kısmından gelir ve damga vergisi de istisna edilmiştir. Söz konusu düzenleme, 01/01/2022 tarihinden itibaren yapılan ücret ödemelerine uygulanmak üzere yayımı tarihinde, yürürlüğe girmiştir. Dolayısıyla artık ücretlilere asgari ücret miktarından gelir vergisi ve damga vergisi kesintisi yapılmadan ödeme yapılması gerekmekte olup, asgari ücret idare tarafından açıklanan bu miktar kadardır.
Dolayısı ile açıklanan miktardan gelir vergisi ve damga vergisinin alınıp alınmayacağı idari bir tasarruf olduğundan varsayımsal olarak açıklanan asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi düşülemez.
Buna göre 01/01/2022 tarihinden itibaren artık asgari ücretten herhangi bir indirim yapılmadan iş göremezlik tazminatı hesaplanması gerekirken, mahkemece alınan raporda davacının kaza tarihinde emekli olması gözetilerek ve pasif döneme isabet eden zararı belirlenirken asgari ücretten gelir vergisi ve damga vergisi alınmaması çalışma karşılığı bir hak olduğu, pasif dönem için ise, çalışma olmaması nedeniyle asgari ücretten bu miktarların mahsubu gerektiği kabul edilerek, asgari ücretten gelir ve damga vergisi indirilerek belirlenen miktar üzerinden yapılan hesaba göre tazminata karar verilmesi doğru değildir.
Davacının da bilirkişi raporuna itirazları nazara alındığında mahkemece itirazların değerlendirildiği rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiş, davacının bu hususa yönelik istinafının kabulü gerekmiştir.
Açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, kararın uyuşmazlığın çözümünde etkili deliller toplanılmadan ve değerlendirilmeden verilmiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6. maddesi kapsamında kaldırılmasına, davanın yeniden görülerek, davacının tazminat alacaklarının, 7349 sayılı Kanun'la asgari ücretten gelir ve damga vergisi kesilemeyeceği yönündeki düzenleme nazara alınmak suretiyle belirlenerek sonucuna göre bir karar verilmesi için dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine, kaldırma sebebine göre, davacı vekilinin sair ve davalı vekilinin tüm istinaf sebeplerinin incelenmesine yer olmadığına dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/259, K. 2024/763, 29 Mayıs 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama