KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Karar tarihi
- 11 Eylül 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/400 - 2024/989
- Dosya no
- 2023/400
- Karar no
- 2024/989
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 01/02/2023
- Numarası
- 2022/218 Esas - 2023/66 Karar
- Davacılar
- —
- Vekili
- —
- Davalı
- —
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 11/09/2024
Karar Metni
1.135 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacılar vekili dava dilekçesinde. 09/10/2021 tarihinde dava dışı ...'ın kullandığı davalı Sigorta Şirketine Genişletilmiş Kasko poliçesiyle sigortalı olan ... plaka sayılı kamyonet ile yaya olan davacılar murisi ...'ye çarpması sonucu davacılar murisinin vefat ettiğini, davacıların duymuş oldukları elem ve ızdırap nedeniyle ... için 40.000,00-TL, ... için 40.000,00-TL, ... için 40.000,00-TL, ... için 40.000,00-TL,
... için 40.000,00-TL ve ... için 40.000,00-TL olmak üzere toplam 240.000,00-TL manevi tazminat bedelinin diğer kusurlu kişilerin kusurlarına düşen sorumluluk dahil olmak üzere (müteveffanın kusuruna düşen kısım talep edilmemiştir) limit sınırları içerisinde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 61. ve 163. maddeleri ile 2918 sayılı KTK’nın 88/1. maddeleri gereği temerrüt tarihi olan 15.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt (avans) faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen davalıdan tahsilini istemişlerdir.
Davalı Sigorta Şirketi vekili cevap dilekçesinde, poliçe limitleri kapsamında sorumlu tutulabileceklerini belirterek davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, olay tarihi olan 09.10.2021 günü saat 19.20 sıralarında sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüsü ile Kemer istikametinden Antalya istikametine seyir halinde iken kaza mahalli olan Beldibi Jandarma kavşağından yeşil ışıkta geçmekte olduğu esnada minibüsün ön kısmıyla seyir istikametine göre yolun sağ kısmından,yayalara hitaben kırmızı ışık yandığı esnada yaya geçidinden karşıdan karşıya geçmek isteyen davacılar yakını müteveffa yaya ...'ye çarpması neticesi davaya konu trafik kazasının meydana geldiği,
dosya içindeki çelişkileri giderir kusur raporları kapsamına göre davacılar yakını müteveffa yaya ... gece vakti meskun mahal dışındaki olay yerinde yayalara hitaben yeşil ışığın yanmasını beklemeden, yayalara hitaben kırmızı ışık yandığı esnada yolun karşısına geçmeye çalıştığı, mahaldeki araç trafiği gerekli ve yeterli şekilde kontrol etmediği,kavşağa yeşil ışıkta giriş yapan minibüs sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermediği kazada asli kusurlu olduğu,
davalı taraf sürücüsü ...'ın sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüsü ile gece vakti meskun mahal dışındaki ışık kontrollü kavşağa yeşil ışıkta girdiği esnada seyir istikametine göre yolun sağından karşıdan karşıya kırmızı ışıkta geçmeye çalışan yayaya çarpması ile meydana gelen kazada kural ihlali görülmediği, bu nedenle kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; kusur raporlarının çelişkili olduğunu, ceza mahkemesi kararında davalı sigorta şirketinin sigortalamış olduğu araç sürücüsünün kusurlu olduğu kanaatine varılarak buna uygun hüküm tesis edildiğini, hükme esas alınan kusur raporunun hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan ölüm nedeniyle manevi tazminat istemine ilişkindir.
Kesinleşen ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporunda, “sanığın kazanın meydana gelmesine kavşağa yaklaşırken hızını azaltmamak sureti ile maktulün ise yayaya kırmızı ışık yandığı halde karşıdan karşıya geçmeye çalışmak sureti ile neden olduklarının” tespit edildiği ve dava dışı sürücünün cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.
Dosyada Adli Tıp Kurumu'ndan ve Karayolları Fen Heyeti'nden alınan raporlarda ise; "Sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı minibüsü ile gece vakti meskun mahal dışındaki ışık kontrollü kavşağa yeşil ışıkta girdiği esnada seyir istikametine göre yolun sağından karşıdan karşıya kırmızı ışıkta geçmeye çalışan yayaya çarpması ile meydana gelen kazada atfı kabil kusuru bulunmadığı, davacılar yakını müteveffa yaya ... gece vakti meskun mahal dışındaki olay yerinde yayalara hitaben yeşil ışığın yanmasını beklemeden, yayalara hitaben kırmızı ışık yandığı esnada yolun karşısına geçmeye çalıştığı, mahaldeki araç trafiğini gerekli ve yeterli şekilde kontrol etmediği, kavşağa yeşil ışıkta giriş yapan minibüs sürücüsüne ilk geçiş hakkını vermediği kazada asli kusurlu" olduğu belirtilmiştir.
Öncelikle ceza mahkemesi kararlarının hukuk davasına etkisi başka deyişle ceza mahkemesinin hangi kararlarının hukuk mahkemelerini bağlayacağı konusu üzerinde durulmalıdır.
Ceza mahkemesi kararlarının hukuk mahkemesine (davasına) etkisi, hukukumuzda mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 53 üncü maddesinde [6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (6098 sayılı Kanun) 74 üncü maddesi] düzenlenmiş olup hukuk hâkimi, ceza mahkemesinin kesinleşmiş kararları karşısında ilke olarak bağımsız kılınmıştır.
Bu ilke, ceza kurallarının kamu yararı yönünden bir yasağın yaptırımını, aynı uyuşmazlığı kapsamına alan hukuk kurallarının ise kişi ilişkilerinin medeni hukuk alanında düzenlenmesi ve özellikle tazmin koşullarını öngörmesi esasına dayanmaktadır.
Mülga 818 sayılı Kanun’un “Ceza Hukuku İle Medeni Hukuk Arasında Münasebet” başlıklı 53 üncü maddesinde; “Hâkim, kusur olup olmadığına yahut haksız fiilin faili temyiz kudretini haiz bulunup bulunmadığına karar vermek için ceza hukukunun mesuliyete dair ahkamiyle bağlı olmadığı gibi, ceza mahkemesinde verilen beraat kararıyla da mukayyet değildir. Bundan başka ceza mahkemesi kararı, kusurun takdiri ve zararın miktarını tayin hususunda dahi hukuk hâkimini takyit etmez.” hükmü yer almakta olup 6098 sayılı Kanun'un 74 üncü maddesinde de aynı düzenleme bulunmaktadır.
Bu açık hüküm karşısında ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hâkimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır.
Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hâkiminin yukarıda açıklanan bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Gerek öğretide ve gerekse Yargıtay’ın yerleşmiş içtihatlarında ceza hâkiminin tespit ettiği maddi olaylarla ve özellikle fiilin hukuka aykırılığı konusu ile hukuk hâkiminin tamamen bağlı olacağı kabul edilmektedir. Diğer bir anlatımla maddi olayları ve yasak eylemlerin varlığını belirleyen ceza mahkemesi kararı, taraflar yönünden kesin delil niteliğini taşır.
Ceza mahkemesi tarafından verilen mahkumiyet hükmünün hukuk hâkimini bağlayacağı ve ceza mahkemesinde bir maddi olayın varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşmiş kabule rağmen aynı konunun hukuk mahkemesinde yeniden tartışılması olanaklı değildir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 15.06.2022 tarihli ve 2019/10-111 Esas - 2022/948 Karar ile 15.12.2022 tarihli ve 2021/10-292 Esas - 2022/1759 Karar sayılı kararları).
Yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında; konuya ilişkin ceza yargılamasında kusurlu bulunarak mahkum olan dava dışı ... yönünden az da olsa kusur verilmesi gerektiği hususu dikkate alınmalıdır.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile, İTÜ Heyetinden tarafların itirazları ve dosya kapsamındaki kusur raporları da incelenerek ayrıntılı ve denetime elverişli kusur raporu alınarak sonucuna göre bir karar verilmek üzere yerel mahkeme kararının kaldırılmasına ve dosyanın belirtilen gerekçeyle yerel mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/400, K. 2024/989, 11 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama