KÜNYE
- Mercii
- Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/548
- Karar No
- 2024/1055
- Karar tarihi
- 18 Eylül 2024
Karar Metni
1.200 kelime·6 dk okuma·23 bölüm
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
35. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : 2023/548
KARAR NO : 2024/1055
TÜRK MİLLETİ ADINA
KARAR
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE : DR. ... (...)
ÜYE : ... (...)
KATİP : ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA BATI ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 17/01/2023
NUMARASI
2020/695 Esas 2023/46 Karar
DAVACI
VEKİLLERİ
DAVALI
DAVANIN KONUSU : Tazminat
KARAR TARİHİ : 18/09/2024
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 18/09/2024
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde.
15.03.2018 günü müvekkilinin içinde bulunduğu ... plakalı araç ile davalı ... şirketine sigortalı, diğer davalı ... ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracın direksiyon hakimiyetini kaybetmesi nedeniyle meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin ağır yaralanarak %96 daimi maluliyetinin oluştuğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün tamamen kusurlu olduğunu, meydana gelen kazadan ötürü davalı ... şirketinin de poliçe limiti tutarında sorumlu olduğunu, müvekkilinin uğradığı zararın karşılanması talebiyle davalı ... şirketine 03.09.2020 tarihinde başvuruda bulunulduğunu,
ancak davalı ... tarafından herhangi bir ödeme yapılmadığını belirterek, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları ile birlikte manevi tazminata ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla.
5.000,00-TL. sürekli iş göremezlik tazminatı, 500,00-TL. geçici iş göremezlik tazminatı, 500,00-TL. ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan efor kaybı tazminatı, 500,00-TL. bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 6.500,00-TL. maddi tazminatın, davalı ... şirketinden temerrüt tarihi olan 18.09.2020 tarihinden, diğer davalıdan ise kaza tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kazada hiçbir kusurunun bulunmadığını, dolayısıyla, maddi ve manevi hiçbir tazminat sorumluluğunun bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili, davanın reddini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, Ankara CBS' nin 2018/158212 sayılı soruşturma dosyası kapsamında alınan 28/12/2018 tarihli rapor ile kusur oranlarının belirlenmesi amacıyla mahkemece alınan 25/10/2021 tarihli bilirkişi raporunda, ... plakalı araç sürücüsü ...'in %100 (YüzdeYüz) oranında tamamen kusurlu olduğu, ... plakalı araç sürücüsü ...'ın ise tamamen kusursuz olduğunun tespit edildiği, Ankara Batı 3. İş Mahkemesinin 2019/299 E sayılı dosyasında dava konusu trafik kazası ile ilgili sürücü ...'in davalı olarak yargılandığı ve kusur tespitine yönelik olarak alınan 02/04/2022 tarihli bilirkişi raporunda ise, davalı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı,
kazanın sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen kamyon sürücüsünün %100 kusuruyla meydana geldiği yönünde kanaat bildirildiği, İş Mahkemesi dosyası kapsamında alınan kusur raporu ile ceza dosyası kapsamında ve bu dosyadan alınan kusur raporları arasındaki çelişki nedeniyle, dosyanın Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesine gönderildiği, düzenlenen 08/09/2022 tarihli raporda, tespit edilemeyen araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği,
2659 sayılı Adli Tıp Kurumu Kanunun 15/2. maddesinde hükme bağlandığı Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinin kusur raporuyla diğer bilirkişi raporları arasında çelişki oluştuğundan ilgili kanun hükmü gereğince dosyanın bu kez Ankara ATK Genişletilmiş Uzmanlar Kuruluna gönderildiği, düzenlenen 02/11/2022 tarihli raporda, diğer raporlar da tartışılarak olay yeri ve şartları, sürücülerin ve araçların durumları irdelendiği, plakası tespit edilemeyen araç sürücüsünün %100 kusurlu olduğu, davalı sürücü ...'in kusurunun bulunmadığı yönünde kanaat bildirildiği,
davacı tarafça son alınan kusur raporuna itiraz edilmişse de, raporda yapılan tespitler ayrıntılı, gerekçeli ve olaya uygun bulunduğundan ve 2659 sayılı yasanın 15/2. maddesi gereğince alınan rapor kesin nitelik taşıdığından yeniden inceleme yapılmadığı, bu rapora göre değerlendirme yapılması gerektiği, 15/03/2018 tarihinde meydana gelen trafik kazasında yaralanan davacı ...'in, kazada kusuru bulunduğunu ileri sürdüğü,
içinde yolcu olarak bulunduğu ... plakalı araç sürücüsü ...'den ve aracın ZMMS poliçesi ile sigortalayan sigorta şirketinden tazminat talep ettiği, tazminat talebi değerlendirilirken öncelikle yukarıdaki yasal düzenleme gereği sürücü kusurunun tespitinin gerektiği, yapılan kusur incelemesi sonucunda davalı sürücü ...'in olayda kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle; " Davanın REDDİNE" karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde, ... Plakalı araç, ...
Plakalı araç ve plakası tespit edilemeyen ... marka tırın karışmış olduğu kaza nedeniyle Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı’nın başlatmış olduğu soruşturma dosyasından alınan 20.12.2018 tarihli bilirkişi raporunda “... plakalı aracın sürücüsü müşteki, ...’in 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 52/1-b maddesini ihlalden dolayı neden olduğu kazada tamamen kusurlu olduğu” tespitinin yer aldığını, ... plakalı aracın şoförü ...’in, aracı dikkatsiz ve tedbirsiz kullanması neticesinde kaza meydana geldiğini, dosya kapsamında aldırılmış olan bilirkişi raporlarıyla ATK raporu arasında çelişki bulunduğunu ve çelişkinin giderilmesi gerektiğini,
maluliyet tespitinin ve hesap raporunun hatalı olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
Mahkemece verilen kararda kamu düzenine aykırılık görülmediğinden, HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf edenin sıfatına göre ve istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi tazminat istemine ilişkindir.
Zorunlu Mali Mesuliyet sigortası, sigortalısının, poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında 3. şahısların ölümüne, yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı, 2918 sayılı KTK'ya göre sigortalıya düşen hukuki sorumluluk çerçevesinde genel şartlarda içeriği belirlenmiş tazminatlara ilişkin talepleri kaza tarihi itibariyle geçerli, zorunlu sigorta limitleri dahilinde karşılamakla yükümlüdür. Sigortanın kapsamı 3. şahısların, sigortalının KTK çerçevesindeki sorumluluk riski kapsamında, sigortalıdan talep edebilecekleri tazminat talepleri ile sınırlıdır.
6098 sayılı TBK’nun 74 üncü maddesine (818 Sayılı BK’nun 53 üncü maddesi) göre hakim, zarar verenin kusurunun olup olmadığı hakkında karar verirken, ceza hukukunun sorumlulukla ilgili hükümleriyle bağlı olmadığı gibi, ceza hakimi tarafından verilen beraat kararıyla da bağlı değildir. Buna göre, hukuk hâkimi kural olarak ceza hakiminin belirlediği kusur oranı ile bağlı değil ise de, kesinleşen maddi olgu ile bağlıdır.(H.G.K. 06.02.2002 gün 2002/19-16, 2002/47 sayılı kararı)
Bu açık hüküm karşısında; ceza mahkemesince verilen beraat kararı, kusur ve derecesi, zarar tutarı, temyiz gücü ve yükletilme yeterliği, illiyet gibi esasların hukuk hakimini bağlamayacağı konusunda duraksama bulunmamaktadır. Hemen belirtilmelidir ki, hukuk hakiminin bu bağımsızlığı sınırsız değildir. Öğreti ve uygulamada hukuk hakimi, maddi olaylara ve özellikle fiilin hukuka aykırılığına ilişkin olarak ceza hakimi tarafından yapılan tespitlerle bağlıdır. Hukuk hakiminin ceza mahkemesi kararındaki maddi olgularla bağlılığının ölçüsü; beraat kararında suçun sanık tarafından işlenip işlenmediğinin kesin olarak, delilleriyle tespit edilip edilmediğidir.
Dosyadaki yazılara, kanuni gerektirici sebeplere, yukarıda belirtilen hukuki ve fiili durumlar ışığında sigorta şirketinin sigortalının kusuru oranında sorumlu olacağının, dosyada alınan tanık ifadelerinden ve ceza dosyasında alınan müşteki beyanlarından ve kesinleşen ceza dosyası kapsamından trafik kazasının sürücüsü ve plakası tespit edilemeyen araç sürücüsü sevk ve idaresindeki araç ile tek yönlü çok şeritli Kuzey Çevre yolunu takiben seyir halinde iken olay mahalline geldiği esnada aracının ön kısımlarıyla,
aynı istikamette ön ilerisinde seyretmekte olan davalı sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı otomobilin sol arka kısımlarına çarpması akabinde çarpmanın etkisiyle ... plaka otomobilin yolun sol kısmına doğru savrularak aynı istikamette solundan geriden gelen sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plaka sayılı kamyonetin ön kısımları ile çarpışması neticesi oluştuğunun belirlendiği,
kesinleşen bu maddi olgunun hukuk hakimi açısından da bağlayıcı olduğunun ve dosyada mevcut raporlar arasındaki çelişkinin Adli Tıp Genişletilmiş Uzmanlar Kurulu raporuyla giderilmiş olduğunun anlaşılmasına göre, davacı vekilinin istinaf isteminin esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/548, K. 2024/1055, 18 Eylül 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama