KÜNYE
T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi Davacı Vekili Davalı
- Karar tarihi
- 2 Ekim 2024
- T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 35. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No
- 2023/585 - 2024/1175
- Dosya no
- 2023/585
- Karar no
- 2024/1175
- İncelenen kararın mahkemesi
- ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
- Tarihi
- 05/12/2022
- Numarası
- 2019/752 Esas 2022/787 Karar
- Davanın konusu
- Tazminat
- Yazılma tarihi
- 04/10/2024
Karar Metni
1.136 kelime·6 dk okuma·3 bölüm
Mahalli mahkemesince verilen karara karşı davacı ... vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı ... adına trafikte kayıtlı olup, davalı ...'in kullandığı ve diğer davalı sigorta şirketine sigortalı... plaka sayılı aracın 01/01/2018 tarihinde yaya olan davacıya çarparak yaralanmasına neden olduğunu belirterek, şimdilik geçici, sürekli iş göremezlik, tedavi gideri, bakıcı ve ekonomik geleceğinin sarsılmasından dolayı 100,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın gerçek kişi davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, ıslah dilekçesi ile 1.838,96 TL geçici iş göremezlik, 174.703,54 TL sürekli iş göremezlik, 5.930,09 TL bakıcı gideri ile tedavi masrafı talep etmiştir.
Davalı ... vekili; davalıya ait aracın tamir amacı ile bu işi meslek edinen iş yerine bırakıldığını, bu yerde çalışan diğer davalı ...'in aracı bilgisi ve izni olmadan alıp davacının yaralanması ile sonuçlanan kazaya neden olduğunu, 2918 sayılı yasanın 104. maddesi uyarınca kendisinden talepte bulunulmasının mümkün olmadığını bildirerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı sigorta şirketi vekili; sürekli iş göremezlik zararı dışındaki tüm taleplerin poliçe kapsamı dışında olup, kendilerinden talepte bulunulamayacağını, davadan önce yaptıkları ödeme ile sorumluluklarının sona erdiğini ileri sürerek, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ...’a, davetiye tebliğ edildiği halde davaya yanıt vermemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davalı sürücü ...’in tam kusurlu olarak neden olduğu kaza sonucunda davacının %12 malul kalacak, 4 ayda iyileşebilecek ve 45 gün bakıcı ihtiyacı olacak şekilde yaralandığı, alınan hesap raporuyla davacının maddi tazminat zararlarının belirlendiği, bu miktara yapılan ıslah kapsamında karar verilmesi gerektiği, yine davacı lehine 20.000,00 TL manevi tazminat takdiri gerektiği, bu zararlardan sürücü davalı ...’un sorumlu olduğu, zira aracın tamir ve bakım amacıyla bu davalının iş yerine bırakıldığı,
kayıt maliki davalı ...'ya ve aracın ZMMS sigortacısı olan diğer davalıya KTK'nın 104. maddesi gereğince sorumluluk düşmeyeceği anlaşıldığından yapılan ıslah da dikkate alınarak; “ 1-) Davalı ... Sigorta A.Ş. ile ... hakkındaki maddi tazminat isteklerinin REDDİNE,
2-) Davalı ... ile ilgili manevi tazminat isteminin REDDİNE,
3-) Davalı ... yönünden;
A)Maddi tazminat talebi ile ilgili olarak;
174.703,54 TL sürekli iş göremezlik alacağı,
1.838,96 TL geçici iş göremezlik alacağı,
2.404,68 TL bakıcı gideri,
3.525,41 TL SGK tarafından karşılanmayan tedavi ve yol gideri olmak üzere toplam 182.472,59 TL'nin davalı ...'dan alınıp davacıya ödenmesine,
Davacı alacağının 80,00 TL'sine 01/01/2018 kaza tarihinden itibaren, kalan 182.392,59 TL'sine 17/10/2022 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlı yasal faiz uygulanmasına,
Ekonomik geleceğin sarsılmasından kaynaklanan tazminat isteğinin REDDİNE,
B)Manevi tazminat talebi ile ilgili olarak;
Davanın kısmen kabulüne,
20.000,00 TL manevi tazminatın 01/01/2018 kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlı yasal faizi ile birlikte davalı ...'dan alınıp davacıya ödenmesine,
Fazla istemin REDDİNE,” karar verilmiş; karara karşı davacı ... vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf dilekçesinde; mahkeme gerekçesinin yeterli olmadığını, sırf bilirkişi raporuna yapılan atıf yoluyla karar verilmesinin adil yargılanma hakkının ihlali olduğunu, diğer davalıların araç maliki ve trafik sigortacısı olarak zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduklarını, zira aracın gerçekten tamire verildiğini davalı tarafın ispatlayamadığını, mahkemece de bu konuda yeterli araştırma yapılmadığını belirterek, istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın tam kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
İstinaf talebinde bulunan davacı ... vekilinin istinaf sebepleri doğrultusunda, kamu düzenine aykırılıklar resen gözetilerek, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan cismani zarar nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Yerel Mahkeme tarafından davanın kısmen kabulüne dair verilen karar, davacı ... vekili tarafından istinaf edilmiştir.
KTK'nın 104. maddesinde; “Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüslerin sahibi, gözetim, onarım, bakım, alım - satım, araçta değişiklik yapılması amacı ile veya benzeri bir amaçla kendisine bırakılan bir motorlu aracın sebep olduğu zararlardan dolayı; işleten gibi sorumlu tutulur. Aracın işleteni ve araç için zorunlu mali sorumluluk sigortası yapan sigortacısı bu zararlardan sorumlu değildir” hükmünü amirdir. Motorlu aracın, motorlu araçla ilgili mesleki faaliyette bulunana bırakılması durumunda KTK m. 104’teki şartları taşıyan farazi işleten teşebbüs sahibi de işleten gibi sorumlu olacaktır. Bu durumda, araç kendisine bırakılan işletme sahibi aracın zilyetliği kendisine geçtiği anda sorumlu olacaktır.
Motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan teşebbüs sahiplerinin işleten gibi sorumlu tutulabilmeleri için, araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçmiş olması gerekir. Bu durum, her somut olayın özelliğine göre ayrı değerlendirilmelidir. Kısa süreli basit onarımlar gibi kesinlikten uzak, duraksamalı durumlarda, hâkimiyetin geçtiği kabul edilmemelidir. Zira motorlu araçlarla ilgili mesleki faaliyette bulunan kişilerin işleten gibi sorumlu tutulmalarının nedeni, bunların motorlu araç üzerindeki fiili hâkimiyetin kesin olarak sahibi bulunmalarından kaynaklanmaktadır (Yargıtay 4 HD 2022/13660 E.- 2022/15501 K.).
Somut olayda, davalı araç maliki ...’nın savunması ve davalı sürücü ...’un davacıyı yaralamasıyla sonuçlanan davaya konu kaza ile ilgili Ankara 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2018/992 E. 2018/91 K. sayılı dosyasındaki ifadesinde; “olay tarihinde oto elektrikçide çalışıyordum, bir müşterinin arabasını tamir ettim, o araçla yemeğe gittim, yemekle birlikte alkol aldım, daha sonra müşterim arabayı getirmemi söyledi, Mamak caddesi üzerinde seyir halinde iken sağ ön tarafımda giden bir araç sola dönmek istedi, aynı anda ben de sağa döneceğim için aracı geniş almıştım, bu nedenle toparlayamadım ve direksiyon hakimiyetini kaybedip orta refüje çıktım,
refüjde bekleyen yayaya çarptım,…” şeklindeki beyanı bulunmakta ise de, mahkemece diğer davalılardan aracın tamir için bırakıldığına yönelik delilleri sorularak, kaza tarihi itibarıyla davalı ...’un çalıştığı işyerininin tespiti ile bu iş yerinin KTK’nın 104. maddesi kapsamında bir işyeri olup olmadığı, bu işyeri sahibinin gerekirse beyanı da alınarak ve sürücü davalı ...’un SGK kayıtları da incelenerek dava konusu kazaya karışan aracın gerçekten tamir için davalının çalıştığı işyerine tamir amacıyla bırakılıp bırakılmadığı,
araç üzerindeki hâkimiyetin eylemli olarak teşebbüs sahibine geçip geçmediği yönünde araştırma yapılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-a-6 maddesi gereğince kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, mahkemece yukarıdaki eksik araştırmalar tamamlanarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 35. Hukuk Dairesi, E. 2023/585, K. 2024/1175, 2 Ekim 2024 tarihli karar · Kaynak: UYAP Emsal Karar Arama